banner55
Maskelerimiz çok fazla, onları azaltmaya çalışmak yerine eskiyenleri atıp yeni maskeler bulup takıyoruz ve çok çabuk eskiyor yine maskeler ve tekrar yeni yeni maskeler, gerçek yüzümüzü unutuyoruz günden güne. 
Tek başımıza kaldığımız zamanlar azaldıkça kendimizle yüzyüze geldiğimiz zamanlar da azalıyor ve meşhur unutma hastalığımız burada da devreye giriyor, çok acıklı ama kendimizi unutuyoruz galiba. 
Ne olacak bundan sonra bilinmez ama sanıyorum ki birilerinin bizi bize anlatması gerekecek çok yakın zamanda, bunlar ya psikologlar-psikiyatristler olacak ya da çok yakın dostlarımız, bunu da zaman gösterecek.
Yalnızlaşıyoruz da bir yandan, kalabalıklaştıkça etrafımız yalnızlığımız artıyor aksine, bunun sonucu aşklar da azalıyor ve biz de kendimize aşık olarak bu sorunu aşmaya çalışıyoruz ya da aştığımızı zannediyoruz. 
Her tarafımız narsist insanlarca kuşatılmış, herkes durmadan kendini övüyor, ne kadar değerli bir insan olduğunu anlatmaya çabalıyor, kendisine inandıramadığını bize inandırmak için saatlerce dil döküyor.

Ya aşk nerede şimdi, nerede gizlendi kaldı, bizlere bir daha ne zaman gösterecek yüzünü, o tuhaf grimsi rengini ne zaman duyumsayacağız gözlerin pırıltısında, bir daha aşk ne zaman.
Geçen gün şiirlerimi gözden geçirirken –aslında bir önceki yazımda, eskimesin diye şiirlerimi tekrar tekrar okumayı bıraktım diye yazmıştım ama -“Yanlış aşklar mı yoksa kapımı çalan” dizesine rastladım, yıllar önce yazdığım. 
Şimdi farklı düşünüyorum, eğer bir daha düzenlemeye fırsat bulursam bu şiiri, yanlış aşklar ifadesini değiştireceğim. 
Yanlış aşk nedir, var mıdır böyle bir aşk acaba. 
Aşk hiç yanlış olur mu, ne zaman nerede kimi yakalayacağı belli olur mu? 
Tuhaf bir ifade olmuş. 
Şiirin kenarına bu notu da düştüm. 
Yanlış aşk, yasak aşk, vs.. vs.. aşk, bütün ifadeler yanlış, bunlar bize arabesk şarkıların armağanı ifadeler. 
Aşk sen teksin, ne önüne ne arkana hiçbir kelime yaklaşamaz.

Aşk şarkıları biriktiriyorum bu sıralar, koleksiyon alışkanlıklarımız da değişti, eskiden kelebek, yaprak, çiçek, pul biriktirirdik defterlerimizin arasında. 
“Beni yak, kendini yak, her şeyi yak” diye bağırıyor yanımda Duman, “aşk için ölmeli, aşk, o zaman aşk” diye devam ediyor şarkının nakaratına. 
Aşk için ölmeli mi gerçekten, aşk uğrunda ölen varsa aşktır desek, o meşhur vatan şiirini değiştirerek, fazla mı abartmış oluruz aşkı.

İyi bir hafta geçirmenizi diliyorum…
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner51

banner34

banner38

banner57

banner33

banner37