banner55
Benjamin Franklin’in hayatını okumaya devam ediyorum. Hayatından bir çok kesit yakaladım, herkesin faydalanabileceği:Zayıflıkları için kendisine gülebiliyordu. Mükemmelliğin yalnızca imkânsız değil, sakıncalı olduğunu; diğer insanların kıskançlığını ve nefretini kazandığını; iyi bir insanın kendisinde birkaç kusura izin vermesi gerektiğini, yoksa hiçbir arkadaş bulamayacağını görmüştü.
Benjamin derdi ki: “Küçük düşman yoktur, boş çuval dik durmaz, zorunluluktan iyi bir anlaşma doğmaz.”
O ahenkli bir insan çokluğuydu.
Yine şöyle derdi: “Kendinizi geliştirin; ne var ki insanın yeteneklerini geliştirmesi, tek başına başarılacak bir iş değildir. Diğer insanlara yardım ederek kendimize yardım ederiz.” Amaç kendimiz değildir. Biz ancak başkalarına yardım ederek var oluruz. Ruhumuz huzur bulur.
Ona göre; insanlar saygınlığınızı onlardan çok az bile olsa artırabileceğini düşündükleri herhangi yararlı bir projenin teklifçisi olarak ortaya atılmanızdan hoşlanmıyorlar. Eğer onların yardımına ihtiyacınız varsa, kendinizi arka planda tutmak en iyisi. 
Projenin, sizden onu hayata geçirmek için yardım istemiş insanların fikri olduğu zannını yaratmanız gerekiyor. Böylece işler daha kolay yürüyecektir. 
Bir an için kibrinizi feda edebilirsiniz, ancak daha sonra bunun karşılığını fazlasıyla alırsınız. 
İnsanlar başarının gerçekte kime ait olduğunu önünde sonunda öğreneceklerdir.

Franklin, yalınlığın temelinde yatan ayrıntıyı buluncaya dek, bunun bulunduğu ayrıntı bataklığına nüfuz edebilen bir akla sahipti. 
Yiyip içerken ölçülü olmayı, zinde kalmak için egzersiz yapmayı tavsiye ediyordu. 
Kendine güvenli, iyimser bir doğası mevcuttu. 
Başarısızlık iradesini bozamıyordu. 
Ne rakiplerine homurdandı, ne de intikam peşinde koştu. Kendisi için üzülerek zaman kaybetmedi. Güçlü bir iradeye, çabuk karar verebilen bir akla ve diğer insanların emirlere itaat etmelerini sağlayabilmek gibi bir yeteneğe sahipti.

Başarılarının formülü; ‘çok çalışmak, tasarruf, kendine güven’ di.
Benjamin, nasıl karar vermesi gerektiğini şöyle açıklar: Lehtekiler ve aleyhtekiler adlı iki sütun hazırlayarak, bu sütunların altına bir seçimin lehinde ve aleyhinde olan nedenleri sıralıyor, daha sonraysa bunların göreli ağırlıklarını, ayrı ayrı ve karşılaştırmalı olarak tahmin ediyordu. 
Eğer her şey kâğıt üzerinde önünde bulunursa, daha iyi bir değerlendirme yapabileceğini ve böylece yanlış bir adım atma olasılığının da azalacağını düşünürdü. 
Kaç yüzyıl sonra kişisel gelişimciler hala bunu öneriyor insanlara.

Franklin “şikâyette bulunmanın suç sayıldığı bir yerde, umutlar umutsuzluğa dönüşür” diyerek çağlar öncesi adaletin yapıtaşlarını döşüyordu aslında. “İnsan bir haksızlığı kendi lehine çevirebilir, ancak bir istifadan hiçbir şey elde edemez.” diyerek de haksızlık karşısında mücadeleden kaçmak yerine o haksızlığın nasıl fırsata dönüştürülebileceğinin ipuçlarını veriyordu. 
Yalınlığın çok önemli olduğunu ve istenilen sonucu çok iyi bir şekilde sağlayacağını söylerdi.

Onu toplumdaki en hoş insan yapan kurallardan biri, hiç kimseyle ters düşmemekti. 
Eğer bir fikrini açıklaması isteniyorsa bunu, sanki bilgi edinmek içinmiş gibi sorular sorarak ya da kuşkularını ortaya koyarak yapardı. 
Ona göre, konuşmanın kıvraklığı, insanın kendisinin büyük miktarda kıvraklık göstermesinden ziyade bu kıvraklığın diğer kişilerde bulunmasına bağlıydı. 
Çoğu insan size hayran kalmak yerine sizi memnun etmeyi tercih eder ve yol gösterilip dikkatinin başka yöne çekilmesinden çok, kabul görüp alkışlanmayı ister.

Kıyafetleri çok sadeydi. 
İnsanlara davranış şekli de kibar tarzlarla açık ve dolaysızdı.

Devam edecek…
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner51

banner34

banner38

banner57

banner33

banner37