banner55
Hayat bildiğin hızda ilerliyor zamanla birlikte. 
Yalnızlıklarımızı da katlıyor zaman ve sanki bizimle birlikte yalnızlığımız da mı yaşlanıyor ne? Önümüzdeki hafta sonu için bir programa davet ettiler yalnızlığımı onlarla da paylaşmamı istediler. Ben de kabul ettim, ne yapayım elimden onu gidermek gelmediğine göre hiç değilse onu anlatayım istedim, kim bilir anlatınca azalır belki ya da artar. Aşkı anlatırım onlara, en iyi anlattığım şeyi... 
Aşkın yalnızlık demek olduğunu söylerim bir şekilde, kalabalıkta bile insanı en derin yalnızlıklara itebildiğini…
 
Seni düşündüğüm her anın karşılıklı olduğunu bildiğimden her an yanımdasın. 
Sessiz bir ayrılık bağışlıyor bizi. Sadece sessizliğin hatırına katlanıyorum yalnızlığıma, seni seviyorum, daima hisset beni yüreğinde, sımsıcaksın içimde ilk günkü gibi. Şiirlerim, yazılarım hala seni anlatıyor bana, ve seni en derin aşkımla öpüp kokluyorum bir tanem:

"....nemli yüzünü usulca ufka çevir/yol işte bu yol/ güneşin çizdiği sınır/zorlu yolların zarif savaşçısı/hazırsan aşka fısıltıyla diren çağlara...(denizkızı şiirimden)"
Geçen gün yine dostlarla sohbet ettik, 1 saat boyunca şiirden ve özellikle benim de temalarım olan gece, yalnızlık ve sessizlikten bahsettik, gerçi ben yazmayı konuşmaktan daha çok seviyorum, çünkü konuşurken muhakkak bir şeyleri atlıyorsunuz ve aktarmayı unuttuğunuz, eksik anlattığınızı sandığınız düşünceleriniz kalıyor ama yazı öyle mi ya, günler sonra dönüp tekrar ekleyebilirsin bazı şeyleri, neyse yine de elimden geldiğince anlatmaya çalıştım şiiri ve şairi...
Güzel bir tespit daha yaptık dostlarla. 
Hayatın anlamının kapıları ona bir anlam yüklememekle açılıyormuş meğer, bir ömür boyu her boyutta ona çeşitli anlamlar yükleyerek hayatımızı yaşanmaz hale getirenler de bizleriz. 
Ve ilk iş bir sünger çekmek her şeye, sinsice yerleşmiş tüm önyargıların kökünü kurutmak, bu nasıl olacak dersen bu bile özgürce yapılıyor, ister kireç dök kurutmak için bu kökü sağlam ağaca, istersen bir baltayla kes, ya da en garantili yol kökünden çıkarıp boş bir meydanda tutuşturmak ve karşısına geçip yanışını/yanışımızı seyretmek köz köz, küllerini de yüksek bir tepeden savurmak ufka akşam rüzgârında. 
Ve dönüp bütün anlamların yaşanırken yüklenmesini izlemek ya da aynı anda yaşayıp tüketmek bütün anlamlarını. 
Hiç kimseye izin vermemeli hayatımıza müdahale etmesine, anlamlandırmasını daha en başından önlemek. Belki karışan bir söylem gitgide ama inan karıştıkça da basitleşen bir hayat vaat ediyor insana. 
Basit basit basit, ne kadar güzel bir kelime bu, ne kadar içten ne kadar samimi, ne kadar da derin...

Sonsöz: Seni sevmek, uzaklarda bir ülkenin sınırlarını vizesiz ihlal etmeye zorluyor beni. Kaçak girdiğim bu ülkede yine de korkmadan özgürce dolaşıyorum bir başıma...
Bu hafta 14 Şubat Sevgililer Günü’nü de içinde barındıran bir hafta. Lütfen eşinizi, eşiniz yoksa sevgilinizi ihmal etmeyin, bir demet çiçekle bile olsa ona hala onu çok sevdiğinizi hissettirin, yetmez dillendirin. Hepimizin sürekli sevgi sözcükleri duymaya ihtiyacı var bu keşmekeş içinde. İyi bir hafta geçirmenizi diliyorum…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner51

banner34

banner38

banner57

banner33

banner37