banner55
Gezgini beş sene önce tanıdım ben, kocamın ölümünden 3 yıl sonra. Yine bir gün batımında, iyice alıştığım yalnızlık seanslarımdan birinde, evimin karşısındaki kaldırımda oturuyordu. Pırıl pırıl gözleri vardı, kır düşmüş saçları ve sakallarıyla bir bilgeyi andırıyordu. Evin balkonundan ona hayranlıkla bakarken birden başını kaldırdı ve o hayat dolu gözlerini gözlerime dikti. Hayat enerjisi veriyordu ruhuma sanki bakışlarıyla. Etkilenmedim desem yalan olur. Başka zaman olsa hemen çevirirdim gözlerimi ama bu bakışlar çok farklı bakıyordu bana. Ruhumun derinliklerinde bir gezinti yapıyordu adeta. Başıyla selamladı ve gülümsedi. Ben de selamına aynı şekilde karşılık verdim. Ve birden kapıma yöneldi, o anda kalbim duracaktı sanki. Bir karar vermeliydim hemen, nasıl davranmalıydım, bu yabancı kimin nesiydi? Vakit çok dardı bunları düşünmek için, ancak sorular geliyordu aklıma, cevapları bulmak imkansızdı bu kısacık zamanda.
Birden kendimi kapının önünde buldum. Kendimde değildim kesinlikle, birisi benim yerime yapıyordu bütün işleri. Aşağıya iniyor kapıyı açıyor ve yabancıyı eve buyuruyordu bir başka ben. Kısa bir sürede de kendini tanıtıyordu gezgin. İşte kendini bu tek kelimeyle tanımlıyordu: Gezgin. Ben bir gezginim hanımefendi, kendimi bildim bileli gezer dururum o şehir senin, bu şehir benim. Yalnız bu şehirde biraz fazla kaldım. Ben her şehirde ancak bir gün batımına tanıklık eder sonra da hemen terk ederim o şehri. Dediler ki en güzel gün batımı buradan seyredilir. Ve ben de burada izlemeye dalmışken bu nefis manzarayı, sizi gördüm balkonda. Ertesi gün de geldim, sonraki gün de, günler günleri izledi ve ben 15 gündür sizinle birlikte izliyorum gün batımlarını.
O anlatıyor, anlatıyor, sadece anlatıyordu. Ben ise oturmuş hayranlıkla onun gözlerinin parlaklığına sığınmıştım sanki, hiçbir cevap gelmiyordu aklıma, zaten soru da sormuyordu ki, sadece anlatıyordu. Her aşık erkek gibi. Aşık mıydı acaba bana? Şimdi nereden çıkardım bunları? O bir yabancı, dediği gibi bir gezgin işte. Ve buradan da geçip gidecek her gezgin gibi. Vakit ilerliyordu durmadan ama o anlatmaktan geri kalmıyordu:
Dur! dedi kadın, sesi biraz da yüksek çıktığı için yabancı hemen sustu, meraklı biraz da utangaç bir şekilde ona doğru baktı. ' Ne olur biraz susun, ben sizin gözlerinizde dinlenmek istiyorum, sizse beni kalabalık laflarınızla yordunuz, lütfen biraz susun ve sadece bana bakın, gözlerimin en derinlerine, orada neler gördüğünüzü anlatın bana. Yalnız sözcüklerle değil bakışlarınızla anlatın…’
 
Devam edecek…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner51

banner34

banner38

banner57

banner33

banner37