banner55
Uzun uzun anlattı ona gezgin, kadının gözlerindeki hayatını yine gözleriyle anlattı.
Gezdiği ülkeleri anlattı sonra, niye gezdiğini, ne aradığını...
Ve en sonunda kadına nasıl tutulduğunu söyledi. Ama kadın hemen atıldı: ' yeter ben bütün her şeyi öğrendim, git artık ve beni yeniden yalnızlığıma bırak, bu şehri de bırakmalısın, çünkü sen gezginsin, bir yerde takılıp kalmak senin tabiatına uymaz.
Nasıl ki gezmek senin marifetinse, bu kadının marifeti de yalnızlık, hiçbir şey ikimizi bu güzelliklerden mahrum etmemeli. Hele aşk, o hiç bulaşmamalı hayatımıza.
Aşk yıkım demek çünkü, mutsuzluk demek.

Gezginin parlayan gözleri bu sözlerden sonra nasıl da sönmüştü? Kapıdan çıkarken son defa bakmış: ' Sen yalnızlığında, ben de şehirlerimde boğulacağız artık. Çünkü ben aşkı arıyordum gezdiğim bütün şehirlerde, gün batımlarında benim için doğacak güneşi arıyordum ve sonunda bulmuşken güneşimi, o güneş benim için doğmayı reddediyor. Ölümcül bir yalnızlığa terk ediyor kendini. Sen de yalnızlığa sığınmış aşkını büyütüyordun yüreğinde. Ama o kadar alıştın ki tembelliğe, yalnızlık arabasından inmek istemiyorsun.
Oysa araba son durağa geldi, yani aşka. İnmen gerekirken inmiyorsun, şimdi geriye dönecek bu araba ve görevini tamamladığı için son uçurumuna yolculuk yapacak, bundan sonrası yok, ne olur bunu anla ve bir an önce in bu arabadan. Ben de sen de artık ölüme yolculuk yapıyoruz.' Demişti ve hemen sokağın ilerisinde gözden kaybolmuştu.

Bunları düşünürken koltuğunda, bir yıldız kaydı uzaklarda, derken bir yıldız daha. Karanlığa alışmış gözleri buğulandı, ama ağlamadı. Şimdi hak veriyordu gezgine, ama çok geçti artık, onun uyarısını dinlememiş o arabadan inmemişti, yalnızlığıyla birlikte uçuruma yuvarlanacaktı, bulduğu aşkı geri çevirmişti.
Bu ihanetini ölüm cezasıyla ödeyecekti. Ve ölüm ne kadar da yakın geliyordu şimdi gözlerine. İntihar koltuğuna oturalı iki gece olmuştu. Yavaş yavaş canı çekiliyordu kurumuş damarlarından, hayallerle gerçekler birbirine girmeye başlamıştı bile.
Gezginin parlayan gözlerini aldı eline onlarla odasını aydınlattı bir süre, ama o ışık da çok geçmeden söndü, odada yankılanan son sözler yine gezgine aitti: 'Sen yalnızlığında, ben de şehirlerimde boğulacağız, ben de sen de artık ölüme yolculuk yapıyoruz'

Şimdi nerelerdesin gönlümün sürgün çiçeği, hala o sensizlik diyarından göçmedin mi, seni arıyorum, en çok da sözlerini. Sürgün çiçeğim benim...
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner51

banner34

banner38

banner57

banner33

banner37