Geldi geliyor derken Kurban Bayramı'nı ve bayram ile birlikte dokuz günlük tatili de uğurlamak üzereyiz. İki yıllık amansız pandemi kuralarından sonra 01 Temmuz itibarı ile önlemler biraz olsun gevşetilince büyük bir çoğunluk ekonomik durumuna göre bulduğu tatil bölgelerinde nefes almak adına büyükşehirleri boşalttı.

Bayram demek tatil demek otomatik olarak akıllara hemen tüketimi getiriyor. Tüketimin olduğu bir yerleşim merkezinde de tüketilen mamullerinin başta ambalajları olmak üzere genel anlamda çöp dediğimiz atıklarda kaçınılmaz oluyor.

Biz yoğunluk dolayısı ile bayramda tatile gidemeyen azınlık arasındayız, Kısmet olursa sözünü ettiğimiz büyük tatilci ordusunun dinlenmiş bir şekilde geri dönmesinden sonra tatile gitmeyi düşünüyoruz.

Tatile gidemeyince geriye bir tek belli saatlerde uzun mesafeli yürüyüşler yapma imkanı oluyor  bazen yalnız bazen de birkaç kişilik küçük gruplar halinde yaptığımız yürüyüşlerin sağlık açısından en azından bizim için son derece faydalı olacağını söylememiz lazım.

Yürüyüşler sırasında işin doğrusu gördüğümüz çöp dağları ,gelişi güzel mekan fark etmeden ortaya saçılan ambalaj ve atıklar işin doğrusu bizi çok büyük hayal kırıklığına uğratmış durumda.

Yürüyüş yaptığımız alanlar daha çok spor salonlarının yada stadyumların etrafı, Dolayısı ile bu tür alanlara daha çok öğrenciler, sporcular ve çoluk çocuk aile boyu daha çok yürüyüş yaparak bir taraftan nefes açmak diğer taraftan da kilo verebilmek adına yürüyüş yapanlar çoğunlukta.

Böylesi bir süreçte insanın aklına “Buraya öğrenciler geliyor, sporcular geliyor aile bireyleri geliyor, dolayısı ile tamamı çevre konusunda bilinçli insanlar  bu yüzden bu kadar insan arasında bir tanesi yer çöp atsa diğerleri tarafından ikaz edilir” diye bir fikir geliyor.

Ancak bu konuda yanıldığımızı daha birkaç adım attıktan sonra anlıyor ve üzülüyoruz.

-Kuruyemiş kabukları

-Pet su ambalajları

-Alkollü içki şişeleri

-Erkek ve bayan çorapları

-Yenilmiş gıda ambalajları

-Sigara paketleri

-Sebze meyve atıkları

İle başlayan ve yüzlerce sayısı ile ifade edeceğimiz  atıklardan oluşan çöp dağları pek çoğumuzu derin üzüntüler içerisinde bırakıyor.

Herkesin başına birer polis yada zabıta dikme imkanımız yok, Vatandaşın kendisinin bu konuda dikkatli ve duyarlı olmasını beklemek en tabii hakkımız ama bu noktada da çok büyük bir yanılgı içerisinde olduğumuzu anlıyoruz.

Milli eğitim bakanlığı bünyesindeki eğitim ordusu var olan tüm tedrisatı bir kenara bırakıp  daha ana okulundan itibaren sadece ve sadece “İyi insan olun, çevrenizi temiz tutun, tükettiğiniz tüm yiyecek ve içeceklerini caddelere-sokaklara-yollara-mesire alanlarına-sahillere değil sadece ve sadece çöp kutularına atın” şeklinde yıllara sarih bir eğitim vermeleri nerede ise kaçınılmaz olmuştur.

Artık yüreğimizi ağzımıza getiren çöp dağlarını gördükçe “-Ne ara bu kadar savruk bu kadar sorumsuz bir toplum olduk, Okullarda görev yapan eğitimciler öğrencilerine “-Evlatlarım çevreye duyarlı olun, çöpleri yere atmayın” şeklinde bir kelam etmiyorlar mı, bu çocuklar okullarda çevre duyarlılığını öğrenmeyecekler de ne öğrenecekler.?” dizlerimize vurup duruyoruz.

Memleketin tamamını çöplüğe çevirenlerin Allah’tan korktukları yok.

Bunlara hiç değilse kuldan utanın demek lazım..

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner51

banner34

banner38

banner57

banner33

banner37