Bu aralar çok yaygın kişisel gelişim kitapları okumak veya seminerlere katılmak. İçimizdeki beni ortaya çıkarmak için yoğun bir yardım ve destek alıyoruz. 
Milletçe kas geliştirir gibi kişilik geliştiriyoruz. 
İnsanın Maşallah diyesi geliyor.
Kendisi için bir dakika diye yola çıkanlara bir zaman sonra günün 24 saati de yetmez oluyor. 
Hayatın merkezine kendilerini koyup, doğru ile yanlış, iyilik ile kötülük arasındaki ölçüyü ona göre belirliyorlar.
Ahlakilik, benliğin emrine giriyor ve neyin doğru neyin yanlış olduğunun yegâne karar merci benliğin ta kendisi oluyor. 
Bu durum iki insan arasındaki ilişkiyi, dostluğu, yardımseverliği belirleyen bir kılavuz haline geliyor. 
Ne verirsem, ne alırım sorusunun cevabı günlerce zihinleri meşgul ediyor.
Kapitalist dünyanın gayr-i ahlakı çocuklarından biridir bu benlik duygusunun azgınlaştırılması. 
Bugün Türkiye’de kitapçı rafları bu sömürerek zengin olan zihniyetin kitaplarıyla doldu taştı. 
Bu bakış açısı toplumda yayıldıkça dünyamızda huzur, güven ve mutluluk ortadan kalktı. 
Yunusun, Mevlana’nın yüzyıllardır birer ulu ırmak gibi suladığı bu toprakların insanı benlik duygusunda kurudu, çoraklaştı.
Bu ben duygusu, eşref-i mahlûkat olan insanın içinden ahde vefayı, merhameti, paylaşmayı, kanaati söküp aldı.
Ben, daha fazla kazanma uğruna insanların birbirlerini yok edeceği bir dünya yarattı.
Güçlü ve zengin olmalıydı insanoğlu. 
Tabi herkes değil yalnızca ben. 
Hizmet edecek, çalışacak, sabahlayacak, benim için ölecek insanlarda lazımdı.
Bu ben, benimle diğerleri arasında uçurumlar yarattı. 
Ben plazalarımı diktim şehrin en gözde yerine, tepeden baktım aşağıdakilere, onlar aşağıdan benim zenginliğimi seyretti.
Onlar seyrettikçe ben bir ben daha oldum uçtum, şiştim, havalandım bulutlara kadar uzandım.
Bir ben var birde bana merdiven. 
Ben bastıkça yükseldim, yükseldikçe buldum bana merdiven olmak isteyen zavallılar çok oldu.
Bu BEN’E merhaba diyeli ne kadarda çok değiştim. 
Aklımı çalıştırıyorum. 
Her köşe başına bir AVM dikiyorum.
Bir reklamla insanların aklını başından alıyorum. 
Bana merdiven olanların cebine koyduğum üç beş kuruşu anında geri alıyorum.
Onların benim gibi olmak düşüncesiyle her gün alışveriş yapmalarını sağlıyorum. 
Yarattığım moda kavramıyla her gün onları yeniden sömürüyorum.
Ben, içimdeki beni keşfetmek için çok kitaplar okudum. 
Çok para harcadım, çok insan harcadım. 
Eşimi belirlerken işini sordum, dostumu belirlerken cebini sordum, damadımı makamdan, havamı, yatımdan katımdan aldım.
Beni ben yapan bu kapitalist zihniyettir. 
Beni suçlamayın. 
Bu zihniyet aç kurtlar gibi yemeden duramaz, karnı genişlemeden yaşayamaz.
Durduğu an ölür. 
Ölmemek için, sömürüyorum, semiriyorum, eziyorum, dara kalırsa öldürüyorum.  
Benim duygularım, benim vicdanım, benim merhametim olmaz”. İti ite kırdırmak”diye bir deyim vardır.
Bende aynen öyle yapıp yoluma devam ediyorum. 
Dün gece geç saatlerde aynaya baktım sanki biraz bende onlara benziyorum.
Ben bildiğiniz, Yüce yaratanın Eşref-i mahlûkat olarak yarattığı insan değilim.  
Merhaba yeni BEN.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner51

banner34

banner38

banner57

banner33

banner37