<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Kocaeli Öncü - ÖNCÜ HABER</title>
    <link>https://www.kocaelioncu.com</link>
    <description>Haberde Öncü Yayıncılık</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.kocaelioncu.com/rss/yuksel-ercan" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 22 Jun 2026 02:12:15 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/rss/yuksel-ercan"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Herkes için zor zamanlar]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/herkes-icin-zor-zamanlar-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/herkes-icin-zor-zamanlar-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ülke sınırları içerisinde yaşayanlar için vazgeçilmez tek unsur bilindiği gibi siyaset.</p>

<p>Kişinin kendisinin ve kendisinden sonra gelen yakınlarının rahat bir hayat sürmesi adına önce siyasete girmek girdikten sonra da iktidara bulunan partilerin birisinin bünyesinde bulunmak gibi bir mecburiyet var.</p>

<p>Siyasetçinin birinci önceliği seçilmek.</p>

<p>Ondan sonra bir daha seçilmek</p>

<p>Sonra bir daha</p>

<p>Ondan sonra bir kez daha.</p>

<p>-Bir kere muhtarlığı kazanan birisi ömrünün sonuna kadar sürekli seçilmenin mücadelesini veriyor.</p>

<p>-Milletvekilleri olabilecek kadar uzun bir zaman dilimi boyunca TBMM’de olmanın</p>

<p>-Belediye başkanları da “<strong>artık ben yoruldum benden bu kadar”</strong> ifadesini kullanıncaya kadar koltukta kalmanın mücadelesini veriyorlar.</p>

<p>Hoş bu yaşımıza geldik birkaç küçük istisna hariç “B<strong>en yoruldum artık bırakıyorum” diyene </strong>de denk gelmedik.</p>

<p>Türkiye 2023 yılının Mayıs ayında Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimi yaptı.</p>

<p>Sonra 31 mart 2024 tarihinde yerel seçimler.</p>

<p>Zaman su gibi hatta sudan daha hızlı bir şekilde geçiyor.</p>

<p>İktidarda bulunan siyasi partiler yapılacak olan seçimde mevcut koltuklarını bir kez daha kazanmanın yollarını arıyor.</p>

<p>Muhalefete mensup siyasi partilerde iktidar olmak istiyor.</p>

<p>Siyasi partiler arasındaki transferler her zamankinden daha fazla.</p>

<p>Özellikle İktidar partisine olan geçişler hepimizi hayretler içerisinde bırakıyor.</p>

<p>Artık özellikle muhalefete mensup belediye başkanlığı için aday olmanın olduktan sonrada seçilmenin de bir anlamı kalmadı.</p>

<p>Zira başta CHP olmak üzere diğer partilerden seçilen belediye başkanlarının büyük bir bölümü cezaevinde.</p>

<p>Cezaevinde olmak isteyen başkanlarda iktidar partisi yolunda.</p>

<p>Bir kısım belediye başkanları cezaevinde olmasa da koltukları elinden alınmış ve yerlerine “<strong>Kayyım”</strong> atanmış vaziyette.</p>

<p>Bu siyaset anlayışının daha nerelere kadar gideceği gittikten sonra da nerede duracağını bilen yok.</p>

<p>Demokrasi ile yönetilen bir ülkede göreve gelmenin de geldikten sonra görevden gitmenin de seçmenin elinde olması gerekiyor.</p>

<p>Ancak şu sıralar bu iş mahkemeler tarafından yapılıyor.</p>

<p>Seçmen ise oy verdiği belediye başkanlarının , milletvekillerinin seçildikten sonra bir başka partiye geçmesini şaşkınlık içerisinde seyrediyor.</p>

<p>Seyretmekten başka çaresi yok.</p>

<p>Temennimiz demokratik kuralların yeniden hayatımıza girmesi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Partilerin kaderinin sadece ve sadece seçmenin elinde olması.</p>

<p>Onun dışındaki tüm yollar bizi çıkmaza ve kargaşaya götürüyor.</p>

<p>Lütfen hepimiz için biraz sağduyu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/herkes-icin-zor-zamanlar-1</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 21:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/06/0aa-205.jpg" type="image/jpeg" length="56895"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ömür biter kavga bitmez]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/omur-biter-kavga-bitmez-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/omur-biter-kavga-bitmez-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milletvekilleri TBMM’de kavga ediyor</p>

<p>Meclis üyeleri, belediye başkanları il-ilçe-belde meclislerinde kavga ediyor.</p>

<p>Bürokratlar kurumlarda kavga ediyor.</p>

<p>Sürücüler trafikte kavga ediyor.</p>

<p>Öğrenciler okullarda kavga ediyor.</p>

<p>Sporcular salonlarda ve stadyumlarda kavga ediyor.</p>

<p>Çocuklar sokaklarda kavga ediyor.</p>

<p>Kısaca toplumun her kesimindeki insanların tamamı kavga ediyor.</p>

<p>Kimsenin karşısındakini dinlediği yok.</p>

<p>“Muhatabım ne diyor?” diye merak eden yok.</p>

<p>Hepimizin yumrukları sıkılı.</p>

<p>En ufak tartışma bile dakikalar içerisinde sonu gelmeyecek kavgalara dönüşüyor.</p>

<p>Herkes gergin.</p>

<p>Herkes asabi</p>

<p>Herkesin siniri tepesinde.</p>

<p>İşin kötü tarafı bu önü sonu gelmeyen kavgalara “dur” diyen yok.</p>

<p>Daha kötüsü ateşe körükle gidenlerin sayısı her geçen gün çoğalıyor.</p>

<p>Bizim memlekette nüfusun büyük bir kısmı var olan siyasi partilerden birisine üye.</p>

<p>Bizde gelenektir.</p>

<p>Bir partiye üye olan vatandaş şartlar ne olursa olsun partisini savunmaktan asla geri durmaz.</p>

<p>Hal böyle olunca vatandaş mensubu olduğu siyasi partinin yönetimindekilerin daha da önemlisi genel başkanların ne dediğine bakıyor.</p>

<p>Genel başkanların sert söylemler ifade ettiği an vatandaşta bu durumdan vazife çıkartır.</p>

<p>Ondan sonra tut tutabilirsen.</p>

<p>Sürekli anlatıyoruz.</p>

<p>Bizim memlekette yaşayan 86 milyon nüfusun tamamının hayatı siyasete endeksli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vatandaş siyaset ile nefes alıyor.</p>

<p>Siyaset ile yatıyor siyaset ile kalkıyor.</p>

<p>Kavgaların sebebi de işte bu yüzden.</p>

<p>Bu gidişle de kavgaların duracağı yok.</p>

<p>Hatta “kavgalar bundan sonra artarak devam edecek” diye görüş belirtenlerin sayısı daha fazla.</p>

<p>Peki bu öfkenin sonu nereye varacak?</p>

<p>İşin doğrusu bizde bilmiyoruz.</p>

<p>Normal şartlarda siyaset makamının söz konusu kavgaları bir günde bitireceğini hepimiz biliyoruz.</p>

<p>Ancak siyaset makamının bu kavgaları bırakın önlemeyi dozunu yükselttiği hepimizin malumu.</p>

<p>Demek ki siyasetçi bu durumdan memnun.</p>

<p>Siyasetçinin memnun olduğu bir sürecin değişmesini beklemek ne kadar doğru?</p>

<p>Bize sadece “Bu kavgalar bitsin” temennisinden başka sarf edecek bir iş kalmıyor.</p>

<p>Bizde tekrarlıyoruz.</p>

<p>Siyasetçiler lütfen kavganın bitmesi adına gereken adımları atsın.</p>

<p>Hepimiz derin bir “oh” çekelim.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/omur-biter-kavga-bitmez-1</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/06/aa-yenisi-100.jpg" type="image/jpeg" length="68937"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Saygısızlık]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/saygisizlik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/saygisizlik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şu sıralar nerede ise tüm vatandaşlarımızın ortak şikayeti : Saygısızlık</p>

<p>Hayatımızı zorlaştıran vurdumduymazları hemen herkes ikaz ediyor, “<strong>Kendini düşünmüyorsan başkalarını düşün, onların hayatını riske atma, kurallara ve kanunlara uy</strong>” şeklinde vatandaşlık görevlerini yerine getirmekten çekinmiyorlar.</p>

<p>“<strong>Vatandaşlık görevini yerine getirme</strong>” ifadesi son dönenlerde hayatımıza giren teknoloji ile birlikte tam anlamı ile kendisini hissettirmeye başladı.</p>

<p>Belli zamanlarda “<strong>kuralsızlık kural olsa da</strong>” vatandaşlarımız AB ülkelerinde var olan normlara doğru koşar adım gitmekten başka bir çaresinin olmadığının bilincinde hareket ediyor.</p>

<p>Bundan 25- 30 yıl önce insanımızda çevre bilinci, yaşam standartlarının daha üst noktalara çıkartılması anlayışı, karşısındakinin hak ve hukukuna azami oranda dikkat etmek gibi aslında insanı insan yapan değerler kabul etmek gerekir ki belki bu kadar önemli değildi.</p>

<p>Türkiye’nin dünyaya entegre olmak için çaba göstermeye başladığı son dönemlerde biraz insanımızın dünyaya daha geniş perspektiften bakması, birazda ülkenin yönetiminde söz sahibi olan siyasetçilerin milletin bu beklentilerine kayıtsız kalamamaları bizi yavaş yavaş daha yaşanabilir bir hayatın pencerelerini aralamaya doğru yöneltti.</p>

<p>Hatırlayan okuyucularımız vardır, bir yerleşim merkezinden başka bir yerleşim merkezine ulaşabilmek için ihtiyacımız olan şehirlerarası otobüslere, trenlere, gemilere yada uçaklara bindiğimizde o zamanlar sigara yasağı gibi bir anlayış söz konusu olmadığından özellikle uzun yol otobüslerinde bulunan sigara tiryakilerinin savurdukları dumandan göz gözü görmemesi bir tarafa otobüslere sağlam binen pek çok yolcu hasta olarak inmek zorunda kalırdı.</p>

<p>Kahvehanelerde, lokantalarda, hastanelerde, stadyumlarda, kapalı spor salonlarında yani kalabalık olan neresi varsa sigara yasağı olmaması nedeni ile sigara kullanmayanlar kullananlardan daha fazla eza ve sıkıntıya maruz kalır, öksürük nöbetine tutulmaktan kurtulamazlardı.</p>

<p>AB’ye katılma adına başlatılan bir dizi uygulama ilk anlarda millet olarak hepimizi bir miktar sıkmış olsa da neticede birbiri ardına hayatımıza giren bu “<strong>güzel yasaklar</strong>” vesilesi ile en azından sağlığımıza kavuşmanın keyfini çıkardığımız günlerin eşiğine gelmiştik.</p>

<p>Dikkat edin içerisinde bulunduğumuz günlerde söz konusu olumsuzluklara karşı hassasiyet gösteren insanımız yerlere çöp atan, cadde ve sokaklara tüküren, yüksek sesle konuşan, trafik lambalarının bulunduğu yerde korna çalan insanları ikaz ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Herhangi bir işlem yapabilmek adına ilgili kurum kapısında bekleyen kim varsa gelip ön sıralara geçemiyor, sırasını bekliyor, medeni bir şekilde işlemini yaptıktan sonra sessizce çıkıp gidiyorlar.</p>

<p>Bundan uzun yıllar önce teknoloji ve iletişim bu kadar fazla gelişmediğinden mesela öğrencilerin daha çok meslek liselerine gitmek istedikleri dönemlerde yüzlerce öğrenci velisi yakamızı bir türlü bırakmaz “<strong>Başkanım lütfen benim öğrencimin falanca bölüme gidebilmesi için tavassutta bulunun” </strong>şeklinde bitip tükenmez isteklerde bulunurlardı.</p>

<p>Bu tavassutta bulunma talepleri sadece okullar ile ilgili değil hayatımızın her noktasında hiçbir siyasetçinin yakasını bırakmaz talepler yıllar boyu sürer gider, siyasetçi de bu bitik tükenmek bilmeyen talepleri karşılamak adına gece gündüz demeden bürokratları arar dururdu.</p>

<p>Mesela biz yıllar yılı vatandaşın ödeme yapmadığı için kesilen telefonu, kesilen elektriği, kesilen suyunu tekrar açtırmak ve açtırırken de ilgili kurumun müdüründen belli bir zaman almak adına olağanüstü mücadele verdiğimiz zamanları biliyoruz.</p>

<p>Şimdi hangi temel ihtiyaç olursa olsun bedeli ödenmediğinde ilgili kurum hizmeti anında kesiyor, <strong>“biraz yardımcı olun”</strong> diye ricada bulunacak kişi de kalmayınca hizmet bedeli ödeninceye kadar aldığı hizmet durduruluyor.</p>

<p>Belki farkındayız, belki değiliz ancak gelişen teknolojinin bizi mecburen iyi insan yapmaya zorladığını da hissediyor bundan da keyif aldığımızı düşünüyoruz.</p>

<p><strong>Aracımızın trafik sigortasını, kaskosunu yapmadan yola çıkamıyoruz,</strong></p>

<p><strong>Aracın muayenesi olmadan kullanamıyoruz,</strong></p>

<p><strong>Vergimizi ödemediğimiz zaman E-Devlet üzerinden hesaplarımıza el konulacağını bildiğimizden elden geldiğince üzerimize düşen vazifeleri yerine getirmemin mücadelesini veriyoruz.</strong></p>

<p><strong>Herhangi bir bankadan aldığımız kredinin bir yada birkaç taksitini ödemekte geç kaldığımızda bir daha o banka dahil hiçbir bankanın bize kredi vermeyeceğini biliyoruz.</strong></p>

<p><strong>Artık hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olan kredi kartlarının ödemelerini zamanında yapmadığımız takdirde düzenimizin bir daha toplamamak üzere dağılacağını da çok net bir şekilde anlıyoruz.</strong></p>

<p><strong>Diğer insanları rahatsız etmemek adına konulan yasakları bir miktar delmek istediğimizde gelişen teknoloji sayesinde hatırı sayılır maddi cezalar ile karşı karşıya kalıyoruz.</strong></p>

<p>Yükleniyor...</p>

<p>Dikkat edilirse artık trafik polisleri araçlarımızı durdurup ceza kesmiyorlar, bir yerleşim merkezinden başka bir noktaya doğru giderken eğer belirli hız limitinin üzerine çıkmışsak EDS denilen sistem zaten canımızı acıtacak miktarlarda cezayı yazıp ev yada iş adresimize gönderiyor.</p>

<p>İlk anlarda bizi biraz zora sokan ancak diğer insanların hayatını kolaylaştıran bu yaptırımlara karşı biraz direnmeye çalıştıysak ta zaman içerisinde bu yaptırımların bizim hayatımızı olumlu yönde etkilediğini hissedince işi zora koşmaktan vazgeçtiğimizi de artık çok net bir şekilde görüyoruz.</p>

<p>Gelişen ve geliştikçe de bizi sarıp sarmalayan teknoloji beraberinde adam kayırmayı, suistimali ve üçüncü kişilerin hak ve hukuklarını gasp edecek nahoş hadiseleri de bir bir ortadan kaldırdığını görüyor ve iyi insan –iyi vatandaş-iyi bir fert olmak adına aslında bu yaptırımların son derece geciktiğini de anlayabiliyoruz.</p>

<p><strong>Teknolojiden korkmamak lazım.</strong></p>

<p>Bilmemiz gerekiyor ki teknoloji hepimizin hak ve hukukunun korunmasında, kişinin diğer insanlar ile eşit koşullarda bir yaşam sürmesi adına son derece tarafsız bir şekilde davranan şaşmaz bir terazidir.</p>

<p>İnsanlık geçmiş dönemlerde yüz yıl içerinde geçirdiği değişimi belli bir süredir yıllar hatta aylar içerisinde yaşıyor,</p>

<p>Teknolojinin getirdiği kolaylıklar sayesinde bir taraftan hayatı kolaylaşıyor,</p>

<p>Bilgiye daha çabuk ulaşabiliyor ancak teknolojinin kendisine sağladığı bu kolaylıkların da ancak iyi insan- iyi vatandaş olunabildiği noktada gerçekleşeceğini düşünüyor.</p>

<p>İnsanın bu noktada vereceği karar kendisini bir ömür mutlu edeceği gibi uygulamada zaafiyet gösterdiği andan itibaren de sistem dışına itileceğini çok net bir şekilde biliyor.</p>

<p>Çare iyi insan-iyi vatandaş olmakta.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/saygisizlik-1</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 08:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/06/0aa-204.jpg" type="image/jpeg" length="41330"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Geçmişin izinde]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/gecmisin-izinde-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/gecmisin-izinde-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>William Faulkner'in</strong> “<strong>Geçmiş asla sona ermez, hatta geçmez bile”</strong> ve <strong>Gordon Allport'un</strong> “<strong>Yaşamımızın büyük bir bölümü, diğer insanları daha iyi anlamakla ve onların bizi daha iyi anlamasını dilemekle geçer.”</strong> şeklindeki ifadelerini uzun yıllar önce duymuştuk.</p>

<p>Ancak yaşımızın genç olması bizim için var olan belli zorlukları da daha sonraki dönemlere bırakma isteği geçmiş denilen gerçeği o zamanlarda fazla ciddiye almamıza imkan tanımlamıştı.</p>

<p>Yaş geçtikçe geçmişe daha çok bakmaya, geçen zamanlarda hatırlarımız zorlayan ancak çok net olmayan anıların iyilerini daha çok öne çıkarmaya, bizi yoran hayatımızı zorlaştıran anıları ise olabildiğince unutmaya çalışıyoruz.</p>

<p>Türkiye’de yıllar önce birden bire başlayan ve o gün bu gündür önlenmesi mümkün olmayan göç beraberinde pek çok sorunu da beraber şehirlere taşımış özellikle de varoş denilen alanların meydana çıkmasına ve bambaşka bir hayat tarzının oluşmasına da zemin hazırlamıştı.</p>

<p>Şehirlerin kenarlarında oluşan bu kalabalık,</p>

<p>Yeni bir dil, yeni bir kültür ortaya çıkarmış kenar mahallelerde yaşayan vatandaşlar tarafından şehir hayatına sunulan başta lahmacun olmak üzere, çok sayıda kebap milletimiz tarafından büyük bir keyifle tüketilmeye başlanmıştı.</p>

<p>Göç sadece kebap ve lahmacun ile sınırlı kalmamış varoşlarda yaşayanlar yeni bir müzik kültürü ile karşı karşıya kalmış son derece ilkel şartlarda ortaya çıkan ve içerisinde acıklı eserlerin bulunduğu kasetler tıka basa dolu olan minibüslerde yolculuk yapan vatandaşlarımız tarafından büyük bir dikkatle dinlenmeye başlanmıştı.</p>

<p>İşte böylesi bir noktada 1970’lli yılların sonu, 80’li yılların ortaları bizde herkes gibi daha çok İspanyol denilen bol paçalı pantolonları giydiğimiz, saçlarımızı da rahmetli babamızın tıraş makinasından kurtarabildiğimiz kadar uzatabildiğimiz günler.</p>

<p>İngilizlerin ortalığı kasıp kavuran <strong>The Beatles </strong>grubunu dinlemenin <strong>Elvis Presley</strong> gibi gitar çalmaya özenmenin <strong>Jonh Travolta</strong> gibi dans etmeye çalışmanın, siyah beyaz sinema filmlerinden çıkıp gelen <strong>Frank Sinatra’nın My Way (Benim yolum)</strong> şarkısını dinlemeye ve anlamaya çalıştığımız zamanlar.</p>

<p>Hayatın daha anlamlı, dostluğun daha sağlam, arkadaşlıklarında ölümüne olduğu böyle zamanlarda bir taraftan yukarıda belirttiğimiz isimleri dinlemeye çalışırken diğer taraftan da Ülkü Ocaklarında aldığımız “<strong>Milliyetçilik”</strong> dolu bilgiler ile <strong>Ozan Arif’in</strong> “<strong>Yeryüzünde tek Ülkücü kaldıkça/Ölmez bu hareket ölmez bu dava”</strong> diye başlayan ve bizim kendimizden geçmemize vesile olan marş gibi eserleri dinlemeye doyamadığımız günler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’nin de dünya gerçeklerinden uzak kalmak gibi bir serbestiyetinin olmadığı o günlerde 45’lik plak çıkartan <strong>Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur</strong> gibi sanatçıların şarkıları da bir anda dilden dile dolaşmaya başlamış, bütün memleketi sarıp sarmalayan bu eserlerin isimlerini taşıyan sinema filmlerinin sergilendiği salonların önlerinde de uzun kuyruklar oluşmaya başlamıştı.</p>

<p>Bir arkadaşımız “<strong>Yüksel yarın akşam için iki tane sinema bileti aldım, bir yere kaçma sinemaya gideceğiz”</strong> dediğinde muhtemelen <strong>Orhan Gencebay’ın “Batsın bu dünya” yada Ferdi Tayfur’un “Çeşme”</strong> isimli sinema filmlerine gidebileceğimizi düşünürken arkadaşımız “ y<strong>ok yok her ikisi de değil Müslüm Gürses’in “Bağrıyanık” isimli filmi gelmiş, filmin oynandığı salonlarda gözyaşları sel oluyor”</strong> dedi.</p>

<p>Sinema salonuna işin doğrusu birazda istemeye istemeye girdik,</p>

<p>Nerede ise nefes alınamayacak dolulukta olan salonun ışıklarının kapatılması ile kavruk yüzlü ,sakallı, Başrol oyuncusu olabilme adına hiçte yakışıklı olmayan aslında halk arasında “<strong>tipsiz”</strong> olarak nitelendirilecek <strong>Müslüm Gürses’in</strong> film boyunca başta “<strong>Bağrıyanık</strong>” olmak üzere seslendirdiği eserler sonrası bizim <strong>Müslüm Gürses</strong> ile yani halk arasında <strong>Müslüm Baba</strong> olarak bilenen sanatçı ile bitip tükenmez dostluğumuzda o sinema salonunun beyaz perdesi aracılığı ile başlamış oldu.</p>

<p><strong>Müslüm Gürses</strong> 03 Mart 2013 yılında yani bundan 13 yıl önce aramızdan ayrıldı.</p>

<p>Hayata veda edinceye kadar geçen yıllar içerisinde kendisi tarafından üretilen bütün eserleri dinlemiş ve kadar Plak-Kaset-CD varsa tamamını bir şekilde bulmuş birisi olarak ölümü ile gerçekten yıkılmıştık.</p>

<p>Aslında Türkiye’de köyden kente olan ve daha çok varoşlarda yaşamaya mahkum edilmiş kocaman bir neslin çektiği sıkıntıları şarkılarında anlatan, oynadığı sinema filmlerinde hep ezilen-horlanan-aşağılanan kesimleri anlatan <strong>Müslüm Gürses’in</strong> hayatı Türkiye’nin geçirdiği değişim ile de aynı paralelde yürümüştür.</p>

<p><strong>Müslüm Baba</strong> şimdi yok.</p>

<p>Ancak arkasında bırakın Türkiye’yi dünyada bile kolay kolay hiçbir sanatçıya nasip olmayacak kadar kendisini seven büyük bir hayran kitlesi olan sanatçıya bir kez daha Allahtan rahmet diliyoruz,</p>

<p>Mekanı cennet olsun temennilerinde bulunuyoruz.</p>

<p><strong>“Şu dağlarda kar olsaydım olsaydım</strong></p>

<p><strong>Bir asi rüzgâr olsaydım olsaydım</strong></p>

<p><strong>Arar bulur muydun beni beni</strong></p>

<p><strong>Sahipsiz mezar olsaydım olsaydım”</strong></p>

<p>dizelerini bizim dilimize pelesenk eden bir sanatçıyı zaten sevmemek gibi bir şansımız olmazdı ki.!</p>

<p>Hepimizin bir taraftan diğer tarafa savrulduğu bir noktada yıllar içerisinde neleri terk ettiğimiz noktasında hemen hepimizin kafası olabildiğince karışık.</p>

<p>Herkesin haklı olduğu bir dünyanın tam orta yerinde kaldık vesselam.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/gecmisin-izinde-1</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 09:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/06/0aa-203.jpg" type="image/jpeg" length="19833"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Masum değiliz hiç birimiz]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/masum-degiliz-hic-birimiz-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/masum-degiliz-hic-birimiz-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye siyaseten zor zamanlar geçiriyor.</p>

<p>31 Mart 2024 tarihinde yapılan ve CHP’nin yıllar sonra ilk kez sandıktan birinci çıkmasından ve meydana gelen hadiselerden sonra Türkiye’de hiçbir şey eskisi gibi olmadı.</p>

<p>Türkiye’nin en eski partisi olan CHP ile ilgili bir mahkemenin verdiği “<strong>Mutlak butlan</strong>” kararı sonrası var olan ezberlerimizin tamamı bozuldu.</p>

<p>Artık “<strong>bu da olmaz”</strong> diyebileceğimiz hiçbir şey kalmadı.</p>

<p>Geçmiş yıllarda MHP’nin yaptırılmayan kurultayı ve Gemerek’te bir mahkemenin verdiği kararın aslında bugünlerin habercisi olduğunu o zamanlar hiç birimiz kavrayamadık.</p>

<p>Şimdi ortalık toz duman.</p>

<p>CHP içerisinde meydana gelenler nerede ise bir canlı yayın gibi televizyonlardan dakika dakika veriliyor.</p>

<p>Bizde olup biteni canlı bir spor karşılaşması gibi seyrediyoruz.</p>

<p>31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimi kazanarak çıkan çok sayıda CHP’li belediye başkanı şuan tutuklu olarak cezaevinde bulunuyor.</p>

<p>Önümüzdeki günlerde hangi belediye başkanının cezaevine hangi suçlama ile gireceğini bilmiyoruz.</p>

<p>Tam bir bilinmezlik hakim.</p>

<p>Demokrasi ile yönetilen ülkelerde seçilmişler ile ilgili kararı sadece halk veriyor.</p>

<p>Seçilen belediye başkanları yada milletvekilleri başarılı oldukları takdirde seçmen tarafından ödüllendiriliyor.</p>

<p>Başarısızlık durumunda ise seçmen söz konusu belediye başkanlarını yada milletvekillerini değiştirmekten bir dakika olsun geri durmuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak bu günlerde durum farklı.</p>

<p>Türkiye’nin çevresindeki ülkelere göre iyi kötü bir demokrasi anlayışı vardı.</p>

<p>Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi 31 Mart 2024 tarihinden sonra işler bir anda değişti.</p>

<p>Bundan sonrası içinde bir fikrimiz yada öngörümüz yok.</p>

<p>Temennimiz demokrasi kurallarının tam olarak işleyeceği günleri görmek.</p>

<p>Siyasetçinin kaderini mahkemelere değil seçmene teslim edildiği zamanları yaşamak.</p>

<p>Demokratik kuralların işlediği bir süreçte daha rahat bir hayat süreceğimizi hemen herkes kabul ediyor.</p>

<p>Siyasetçinin bugünü değil yarınları da düşünmesi gerekiyor.</p>

<p>Mahkeme kadıya mülk değil.</p>

<p>Hadise bizim başımıza gelince karşımızdakinden demokrasi beklemek kolay.</p>

<p>Demokrasi herkese lazım.</p>

<p>Bu konuda hiç birimiz masum değiliz.</p>

<p>Ancak kabullenmek işimize gelmiyor.</p>

<p>Bu ülke hepimizin.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/masum-degiliz-hic-birimiz-1</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 22:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/06/0aa-202.jpg" type="image/jpeg" length="46231"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ya başımızın üstü ya ayağımızın altı]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/ya-basimizin-ustu-ya-ayagimizin-alti-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/ya-basimizin-ustu-ya-ayagimizin-alti-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>24 yıl sonra zor bela katılabildiğimiz dünya kupasında bilindiği gibi fazla güçlü olmayan Avusturalya takımına ilk maçta 2-0 yenilmekten kurtulamadık.</p>

<p>Yenilgi sonrası TRT muhabirinin sorularına cevap veren futbolcu <strong>Merih Demiral’ın </strong>“<strong>Ülkemizde bu işleri olduğundan fazla abartıyoruz. Galibiyet halinde olağanüstü alkış var, yeniği sonrası daha büyük oranda yergi var, futbolda her türlü sonuç mevcut, bu durumdan kurtulmalıyız”</strong> şeklinde durumumuzu net bir şekilde anlatan bir ifade kullandı.</p>

<p>Konumuz futbol değil.</p>

<p>Ancak genel manada “<strong>Futbol asla futbol değildir”</strong> söyleminden yola çıktığımızda <strong>Merih Demiral’ın</strong> söylemini hayatımızın her alanına monte etmekte bir sorun olmayacağını düşünüyoruz.</p>

<p>Türk insan taraf olduğu kurum yada kuruluşların kaybetmesini asla düşünmez.</p>

<p>Mensubu olduğu siyasi partinin her seçimden birinci parti olarak çıkmasını arzu eder.</p>

<p>Taraf olduğu belediye başkan adayının mutlaka sandıktan galibiyet ile çıkmasını bekler.</p>

<p>Mahallesinde ekmek aldığı fırından aldığı ekmekten daha lezzetli bir ekmek olduğunu savunur.</p>

<p>Taraftarı olduğu futbol takımının iç sahada dış sahada bırakın yenilmesini berabere kalmasını bize hazmedemez.</p>

<p>Bir hafta yapılan karşılaşmada galip gelen takımı öve öve bitiremez.</p>

<p>Aynı futbol takımı bir hafta sonra yaptığı karşılaşmada yenilgi aldığı zaman anıda “<strong>hain”</strong> ilan edilir.</p>

<p>-Hakaretler</p>

<p>-Küfürler</p>

<p>-Aşağılamalar</p>

<p>Asla durmaz.</p>

<p>Seçim öncesi baş tacı edilen siyasi partilerin genel başkanları seçimden başarısız çıkmaları halinde yerden yere vurulur.</p>

<p>Bu alışkanlıklar aradan yıllar geçse de bir türlü değişmez.</p>

<p>Hiç kimse ikinciliğin, üçüncülüğünde iyi bir derece olduğunu asla kabul etmez.</p>

<p>Varsa yoksa birincilik.</p>

<p>Böylesi zamanlarda vatandaşımız savunduğu kişi, kurum yada kuruluşları bir anda başının üzerinde taşır, olası bir başarısızlık anında da ayaklarının altına alır.</p>

<p>Bu anlayış değişir mi?</p>

<p>Kısa vadede değişeceğini sanmıyoruz.</p>

<p>Hatta inanmıyoruz.</p>

<p>Kendimizi için istediklerimizi karşı taraf içinde istediğimizde muhtemelen işin yarısını geçmiş olacağız.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Diğer yarısını da yıllar içerisinde kültür ve eğitim alanında alacağımız mesafe sonrasında hayatımıza uygulayacağız.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/ya-basimizin-ustu-ya-ayagimizin-alti-1</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 21:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/06/0aa-201.jpg" type="image/jpeg" length="47647"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kısır döngü]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/kisir-dongu-3</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/kisir-dongu-3" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sabah saat 09.00’dan itibaren çalmaya başlayan telefonumuzun karşısındaki tanıdıklarımızın nerede ise tamamı çocuklarına iş, yakınlarına tayin, akrabalarına ise daha yüksek bir kademede makam isteklerini sıralayıp duruyorlar.</p>

<p>Daha iyi bir hayat adına yapılan bu taleplerin elbette ki tamamını karşılamak mümkün değil,</p>

<p><strong>Zira şartlar belli.</strong></p>

<p>Sözünü etiğimiz taleplerden kurtulur kurtulmaz eğer içebilecek bir bardak çay bulabiliyorsak hemen bir köşeye çekiliyor, bizim hayatımızın da nasıl sürdüğü ile ilgili hesaplar içerisine dalınca karşımıza o hep bildik “<strong>Dünya malını hesaplamak için 2 hesap makinası, bir tane metre, birde telefon aldım oturdum masaya Ölçtüm, biçtim ,çıkardım, topladım, böldüm, parçaladım, çarptım, cosinüs, sinüs, tanjant, kotanjant ,Geriye 2 metrelik beyaz KEFEN kaldı..”</strong> ibaresi çıkıyor..</p>

<p>Sonra farkına varıyoruz ki ömür geldi, gidiyor, bizimle birlikte dünyaya gelenler özellikle de gençlik çağlarının başında “<strong>hep 18 yaşında kalacağım</strong>” diye düşünenlerin tamamı şu sıralarda “<strong>yaprak dökmüş ağaçlar”</strong> gibi ömürlerinin son dönemlerini yaşıyor ve kendisini geçmişin muhasebesini her zamankinden daha fazla yapmak zorunda hissediyor.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde dünyaya “<strong>merhaba</strong>” dedikten sonra dedesinden, babasından miras kalmayan, şans oyunlarından da büyük ikramiye kazanamayan ve zor şartlarda lise son sınıfa kadar gelme başarısını gösteren ortalama bir Türk gencinin önündeki yıllar için 3-4 tane temel beklentisi olduğunu o çağları yaşamış olan herkesi bilecektir.</p>

<p>Lise son sınıfa gelme başarısını gösteren Türk genci gelecek dönemler ile ilgili eline aldığı kalem ile önündeki karalama kağıdına “<strong>Birinci önceliğim Cumhuriyet kurulalı beri her gelen hükümetin yaz boz tahtasına çevirdiği Eğitim sisteminin ortaya çıkardığı zorluklar dolayısı ile güç bela gelebildiğim lise son sınıftan mezun olup iyi, iyi olmasa da ortalama bir üniversiteyi bitirmem lazım, Üniversiteyi bitirebildiğim takdirde, Askerlik yapmam lazım zira bu memlekette askerlik yapmayana adam demezler, kız vermezler, Askerliği sağ salim bitirebilir geriye dönebilirsem,hayatımı devam ettirebileceğim bir iş bulmam ondan sonrada helal süt emmiş bir aile kızı bulursam evlenir hayatıma devam ederim</strong>” şeklinde not aldıktan sonra kağıda yazdıklarını hayata geçirmenin yollarını aramaya başlar.</p>

<p>Lise son sınıfa gelen ve önümüzdeki yıl gireceği iki aşamalı sınavı düşünürken bir sabah TEOG ile birlikte Üniversite sınavlarında da bir değişim olduğunu, bu değişimin nasıl olacağı ile ilgili bilgilerinde sorumlular tarafından ilerleyen günlerde açıklanacağı ile ilgili haberi duyar duymaz “<strong>dakika bir gol bir”</strong> misali hayata geçirmeye çalıştığı planlarının başlamadan akamete uğradığını büyük bir şaşkınlıkla anlar.</p>

<p>Liseyi bitirmek zor, Üniversite sınavını kazanmak kazandıktan sonra da bitirebilmek ondan daha zor, bir taraftan okumaya çalışacaksınız, bir taraftan başta FETÖ ve aşırı sol örgütler olmak üzere memleketin zararına çalışan ne kadar örgüt varsa onlardan uzak kalmaya çalışacaksınız.</p>

<p>Emekli maaşı ile Üniversitede çocuk okutmaya çalışan Anne babada yeteri kadar para olmadığından üç öğün makarna yemeye talim edeceksiniz, Kredi Yurtlar kurumunda barınacak yer kalmadığından hayat zindan olacak ve bu kadar zorluk içerisinde üniversite mezunu olmaya çalışacaksınız.</p>

<p>Hadi var olan bütün olumsuzluklar aşıldı ve genç kardeşimiz Üniversiteyi bitirme başarısını gösterdi,Daha okulun kapısından çıkar çıkmaz Askerlik şubesi kollarını açarak “<strong>Hadi bakalım Devlet senden vatan hizmet bekliyor”</strong> diyerek sizi alır bu yaşınıza kadar hiç görmediğiniz yolunuzun hiç düşmediği bundan sonrada düşeceğini sanmadığımız bir dağ karakoluna sizi nöbetçi olarak gönderir.</p>

<p>Askerlik süresi boyunca başta PKK olmak üzere sayıları artık belli olmayan terör örgütleri ile çarpışmaya başlandığında terör örgütleri tarafından şehit edilme, yaralanma, vücudunun bir uzvunu kaybetme, kaçırılma gibi hadiselerin bir tamamından sıyrılıp terhis olduğunda sıra kaldığını düşündüğü son iki noktaya gelir.</p>

<p>Bunlardan birincisi aslında en zoru elindeki ne işe yaradığını bilmediği Üniversite diploması ile herhangi bir kamu kurumuma yada parası bol bir özel sektör kuruluşuna girmeye çalışmaktır, Elinde diploması ile o devlet dairesi senin bu özel kuruluş benim diye umutla koşturup duran arkadaşımız birden bire Rahmetli <strong>Mahsuni Şerif’in</strong></p>

<p><strong>Kurban gelir payın yoktur</strong></p>

<p><strong>Haftan yoktur ayın yoktur</strong></p>

<p><strong>Ankara'da dayın yoktur</strong></p>

<p><strong>Mamudo kurban niye doğdun ?</strong></p>

<p>türküsünü duyar “<strong>Arkanda herhangi bir siyasi güç yoksa bırak devlet dairesine girmeyi, herhangi bir okulda hizmetli bile olmazsın”</strong> gerçeği ile karşı karşıya kalır ve geriye iş bulamayan her Türk gencinin modası asla geçmeyecek olan “<strong>Okeye dördüncü”</strong> mesleğine ister istemez “<strong>Merhaba”</strong> demek zorunda kalır.</p>

<p>Askerlik yapan ancak elinde hiçbir işe yaramayan üniversite diploması ile dolaşıp duran genç kardeşimiz “<strong>nasıl olsa iş yok hiç değilse evleneyim” </strong>diye düşünür, bu düşüncesinin aile fertleri tarafından da onaylanması ile “<strong>Helal süt emmiş</strong>” bir hanım bulduktan sonra “<strong>Erik Dalı Gevrektir/Amanın Basmaya Gelmez/El Gızı Naziktir/ Amanın Küsmeye Gelmez”</strong> türküsü eşliğinde oynadığını sanan ancak ne yaptıkları bugün bile anlaşılmayan kalabalık bir misafir kitlesi eşliğinde dünya evine girer.</p>

<p>Sonrası malum, “<strong>iyi bir</strong> <strong>iş buldun bulmadın,Herkes tatile gidiyor biz gidemedik, yan komşumuzun hanımının son model arabası var sen bana neden araba almıyorsun</strong>” serzenişleri içerisinde hayat sürer gider.</p>

<p>Bizim mizahi bir üslup ile anlatmaya çalıştığımız ve okuyucuların da tebessüm etiğini, düşündüğümüz bu yazıda olup bitenler aslında kendimizi bildik bileli, bizden önce yaşayıp bu dünyadan ayrılan nesillerinde karşı karşıya kaldıkları acımasız hayat şartlarının bir özeti olsa gerek.</p>

<p>Hayata hazırlanmak adına hangi okula gideceğimiz,nasıl mezun olacağımız belli değil, Üniversitede okumak istediğimiz bölüm ile ilgili karar kesinlikle bize bırakılmıyor, Askerlik yapmayan için “<strong>sen daha adam bile sayılmazsın</strong>” yaftası hazır.</p>

<p>Askerlik bitse iş yok, işi bulsan bir sabah kurumun kapısından girmek için kullandığın giriş kartı “<strong>Kırmızı”</strong> yanıyor, güvenlik görevlisi size içerisinde bir çek olan zarfı verip <strong>“Kurum ekonomik sıkıntılar nedeni ile küçülme kararı aldı, İş akdiniz feshedilmiştir”</strong> diyor,Mosmor olmuş bir yüz ifadesi ile” <strong>Borçlarımı, kredilerimi nasıl ödeyeceğim, evime nasıl ekmek götüreceğim</strong>” şeklindeki soruya da çoğu zaman “<strong>git derdini Marko Paşaya anlat” </strong>cevabı gelir.</p>

<p>Bu işler ne zaman düzelecek?</p>

<p>Hangisi siyasi yapı çektiğimiz bu eziyete son verecek?</p>

<p>“<strong>Bu ülkenin gerçek gündemi sadece ve sadece Ekonomidir, Ekonomiye bağlı olarak İşsizliktir,bunların dışında ne varsa tamamı yapay gündemdir” </strong>diyecek ve 80 milyon Türk vatandaşını Norveç gibi İsveç gibi tam olarak İskandinav Ülkerleri gibi bir standarda çıkartacak.?</p>

<p>sorularına cevap verdiğimiz gün bizi yoran pek çok karmaşadan da kurtulmuş olacağız.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öbür türlü daha uzun yıllar mutsuz şehirlerde bir kesim “<strong>Hayatımız tesadüflere bağlıydı</strong>” diye hayıflanırken bir başka grupta “<strong>tesadüf diye bir şey yoktur tevafuk vardır”</strong> iddiasını asla terk etmeyenlerin kavga ettiği bir dünyada bizde arada kalmış mutsuz hayatlar süren insanlarla ilgili hiçbir işe yaramayan yorumları yapmaya devam edeceğiz.</p>

<p><strong>Allah sonumuzu hayır eylesin.</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/kisir-dongu-3</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 22:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/06/0aa-200.jpg" type="image/jpeg" length="40608"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Haddini bilmek]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/haddini-bilmek-3</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/haddini-bilmek-3" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk insanının saatler süren ve sonuçsuz olduğu bilinen tartışmaları çok sevdiği öteden beri bilinir, “<strong>Meleklerin dişi ya da erkek olup olmadığı”</strong> ile ilgili “<strong>Tavuğun mu yumurtadan, yumurtanın mı tavuktan çıktığı ile</strong>” ilgili tartışmalar başta olmak üzere fındık kabuğunu doldurmayan hemen her konuda tartışmak bizim insanımız için artık bir hayat nizamı olmuş durumda.</p>

<p>Bizim mesleğimiz oldum olası Gazetecilik.</p>

<p>Nerede ise 40 yıldan fazladır severek yaptığımız gazetecilik mesleğinin yanı sıra başarısız olduğumuz siyaset vesilesi ile bulunduğumuz her platform adeta tartışmanın kol gezdiği alanlardır.</p>

<p>Son dönemlerde tartışma konularının artık her iki tarafı da oldukça büyük sorunlar ile karşı karşıya bıraktığını görünce belki dört belki de beş yıl önce biz hiçbir işe yaramayan ancak karşımızdaki kadar bizde üzen tartışmalardan tamamen vazgeçtik, karşımızdakinin hararetli bir şekilde ortaya koyduğu iddialarında doğru olmadığını çok iyi bildiğimiz halde muhatabımıza “”<strong>Sonuna kadar haklısın, en doğru olan senin bildiğindir” </strong>şeklinde hakkını teslim etmeye başladık.</p>

<p>Hiç kimseye faydası olmayan, sonucunun da neye yaradığı belli olmayan içi boş tartışmalardan kendimizi kurtardığımız andan itibaren hayatın bizim için daha kolay geçtiğinin farkına vardık, bu sayede sinir sistemimizin daha sağlam ruh dünyamızın da olabildiğince sağlıklı bir hale geldiğini de zaman içerisinde anlammış olduk.</p>

<p>Bizim memlekette seçim zamanı yaklaştığında daha doğrusu seçim takvimi açıklanır açıklanmaz birden bire ortaya pıtırak gibi “<strong>tartışma uzmanlarının”</strong> çıktığına şahit oluruz, bu sözünü ettiğimiz her şeyi bilen “<strong>Tartışma uzmanlarını”</strong> bazen bir televizyon kanalında, bazen bir mahalle bakkalında, bazen İftar sofrasında, bazen semt kahvesinde kendisine göre doğru olduğunu düşündüğü bir fikri tartışmaya açtığını açar açmazda haklılığını ispat edebilmek adına avaz avaz haykırdığına şahit olursunuz.</p>

<p>Siyasi partilerin iktidara gelme geldikten sonra da orada kalma mücadelesini hepimiz görüyoruz, Partileri kendilerine yakın gören “<strong>Tartışma uzmanları da”</strong> anında sahne almaktan bir an olsun geri durmuyorlar,</p>

<p>Şöyle bir kafamızı çevirdiğimizde savunduğu fikirleri her hal ve şart altında saatlerce savunan bu tartışmacıları hayatımızın her alanında görmek gibi bir şanssızlık ile de karşı karşıya kalmaktan asla kurtulamıyoruz.</p>

<p>Bildiği yada bilmediği her meseleyi tartışma yolu ile karşısındaki kitlelere empoze etmek isteyen bu tartışmacıların karşısında aksi bir görüş mensubu olmayınca problem fazla uzamıyor,</p>

<p>Ancak tartışmacı sayısının ikiye çıktığı ve her ikisinin de bir metre bile geri adım atmadığı anlarda asıl facia başlamış oluyor.</p>

<p>İşin garip tarafı vatandaşların özelliklede seçmenin bu kadar kamplaştığı ve böylesine kararlı olduğu bir seçim arefesinde kim ne derse desin, hangi tartışmacı ne konuşursa konuşsun kolay kolay kimsenin ikna olmayacağı gibi bir durum söz konusu, siyasi partilerin sözcülerinin yıllar yılı sürdürdükleri siyaset dolayısı ile tamamen ayrı kamplara açılan seçmenler için yapılan bu tartışmaların hiçbir getirisi olmadığı da muhakkak.</p>

<p>Akşam saatlerinde televizyon kanallarını dolaşan, kendi dünya görüşüne hitap eden televizyon kanallarındaki yorumcuların anlattıklarını araştırıp, soruşturmadan doğru kabul eden vatandaş, birkaç kanal daha dolaştıktan sonra aklında kalanları doğru kabul edince sıra geliyor, dün gece duyduklarını gün içerisinde dikte edeceği kili yada kişileri bulmaya.</p>

<p>Bizim karşımıza bu şekilde televizyon kanallarında yorum yapanlardan aldıklarını satmaya çalışan tartışmacılardan çok denk geliyor, ancak yazımızın başında da belirttiğimiz gibi biz tartışmayı 4-5 yıl önce bıraktığımız ve bu boş tartışmaların hayatımıza hiçbir şey katmadığının farkına vardığımız için <strong>“Yüksel bey bir dakika”</strong> diye bize akıl vermeye çalışanlara “<strong>Çay içeceksen söyleyeyim, açlığın varsa yemek ısmarlayayım ama lütfen siyasi bir konuda konuşmayalım</strong>” dedikten sonra vatandaşı uğurluyoruz.</p>

<p>Alman fizikçi ve bilim insanı <strong>Albert Einstein</strong> “<strong>İnsanların ön yargısını yıkmak, atomu parçalamaktan daha zordur</strong>” diyor, dolayısı ile insanların bu kadar ön yargılı, bu kadar peşin hükümlü olduğu bir dünyada fındık kabuğunu doldurmayacak meseleler için tartışmak, tartışmanın yetmediği anlarda kavgaya tutuşmak, kalp kırmak bize son derece saçma geliyor.</p>

<p>-Kitap okuma oranının her geçen gün biraz daha azaldığı,</p>

<p>-Araştıran soruşturan kitlelerin geçen her gün hayatımızdan daha hızlı bir şekilde kaybolduğu,</p>

<p>-Nüfusun nerede ise tamamının sosyal medya mecrasında gördüğü okuduğu</p>

<p>-Her şeyin gerçek olduğunu düşündüğü bir noktada yaşadığımız bu sorunları da aşmanın yolunun tartışmadan geçtiğine asla inanmıyoruz.</p>

<p>-Bilime saygının kalmadığı,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>-Bilim adamının o noktaya gelmek adına sarf ettiği yılların “<strong>angarya”</strong> olarak takdim edildiği,</p>

<p>-Kısa yoldan hayata atılmanın son derece büyük bir meziyet sayıldığı</p>

<p>bir dünyada tartışmanın da boşuna olduğu zira tartışmanın eşit bilgide iki yada ikiden fazla kişi tarafından yapıldığı anda bir anlam ifade edeceği bunun dışındaki tün konuşmalarında zaman kaybından başka hiçbir işe yaramadığı artık çok net bir şekilde ortaya çıkmış durumda.</p>

<p>Bizim ise ne kaybedecek bir dakika boş zamanımız var, nede yolda bizi çevirip “<strong>Yüksel bey ben gazeteci değilim ancak “ </strong>diye başlayan altı boş, temelsiz, kaynağı olmayan “<strong>Pehlivan tefrikalarını”</strong> dinleyecek sabrımız.</p>

<p>Herkesin doğrusu kendisine.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/haddini-bilmek-3</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 22:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/06/0aa-199.jpg" type="image/jpeg" length="25826"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Seçilmişlikten atanmışlığa]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/secilmislikten-atanmisliga-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/secilmislikten-atanmisliga-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez kurumları.</p>

<p>Ankara’da kurulan siyasi partilerin memleketin dört bir tarafında il-illçe-beldelerde teşkilatlanması lazım.</p>

<p>Genel ve yerel seçime katılabilmek için yurt genelindeki teşkilatlarının yarısından bir fazlasında kurumsallaşması lazım.</p>

<p>Bunun içinde beldelerden ilçelerden başlayarak ,il merkezlerine oradan da Genel merkeze kadar uzanan bir seçim süreci var.</p>

<p>En sonunda il kongrelerinde kurultay delegesi olmaya hak kazanan ve seçilen isimler Büyük kurultayda genel başkan ile birlikte partinin genel merkez yöneticilerini seçiyorlar.</p>

<p>Bizim uzun yıllardır bildiğimiz ve “<strong>tabandan tavana”</strong> olarak tanımladığımız kongre süreci böyleydi.</p>

<p>Son dönemlerde söz konusu kongreler her ne kadar yapılsa da parti genel merkezleri doğrudan atama yapma usulünü daha çok kullanmaya başladılar.</p>

<p>Parti genel merkezleri süreci legal hale getirmek adına ilçe ve il kongrelerini gerçekleştiriyorlar.</p>

<p>Ancak seçimin üzerinden çok fazla bir zaman geçmeden il-ilçe ve belde teşkilatlarına atamalar yapılmaya başlanıyor.</p>

<p>Normal şartlarda kongrelerin 3 yılda bir yapılma zorunluluğu var.</p>

<p>Bu süre bazen 2 yıla kadar düşebiliyor.</p>

<p>Ancak son dönemde çok sık görüldüğü gibi atama üstüne atama yapılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Siyasi partiler seçimlerin yapılacağı kongreleri artık bir külfet olarak görüyorlar.</p>

<p>Atama hem daha kolay hem daha sorunsuz.</p>

<p>Atamaları istediğin zaman yap istediğin zaman iki satır yazı ile görevden al.</p>

<p>Hatta geçtiğimiz ay bir siyasi partinin il başkanının telefon talimatı ile görevden alındığını öğrendik.</p>

<p>Bu durum ister istemez akıllara seçilmişlikten atanmışlığa doğru hızlı bir geçiş olduğu söylemini güçlendiriyor.</p>

<p>Söz konusu atamalar siyasetçiler tarafından normal karşılanıyor olabilir.</p>

<p>Ancak böylesi bir süreç partilerin sokaktan çekilmesinde de vesile oluyor.</p>

<p>Sonrası..</p>

<p>Seçimsiz meclis</p>

<p>Seçimsiz TBMM</p>

<p>En sonunda da Allah korusun.</p>

<p>Seçimsiz Türkiye.</p>

<p>Düşüncesi bile korkunç.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/secilmislikten-atanmisliga-1</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 22:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/06/0aa-198.jpg" type="image/jpeg" length="60600"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz mevsiminde siyaset ateşi]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/yaz-mevsiminde-siyaset-atesi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/yaz-mevsiminde-siyaset-atesi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk siyasetinde gelenektir, daha doğrusu gelenekti.</p>

<p>Yaz mevsiminin başlaması özellikle de okulların kapanmasından sonra herkes tatil planı yapmaya başlar.</p>

<p>Ne zamana kadar?</p>

<p>Eylül ayı gelinceye kadar.</p>

<p>İmkanı olan kendisini güney sahillerine atar.</p>

<p>Tatillerini ülke dışında geçirmek gibi bir alışkanlıkları olan yurt dışı seyahati planlar.</p>

<p>Her iki seçeneğe uymayanlar ise daha çok Anadolu şehirlerindeki eş-dost ve akrabalarını ziyaret eder.</p>

<p>Böyle bir yoğun trafik akışı içerisinde TBMM’ de çoğunlukla temmuz ayından eylül ayına kadar tatile çıkar.</p>

<p>Milletvekilleri daha çok seçim bölgelerinde saha çalışması yaparlar.</p>

<p>Dolayısı ile Haziran-Eylül ayı içerisindeki zaman dilimi siyasetinde tatile çıktığı aylar olarak kabul görürdü.</p>

<p>Ancak içerisinde bulunduğumuz 2026 yılında Türk siyasetinin tatil ezberi bozuldu.</p>

<p><strong>“Yaz mevsiminde herkes bir tarafta o yüzden bu aylar sakin geçer</strong>” anlayışı tam anlamı ile değişmiş oldu.</p>

<p>Bunun birinci ve başlıca sebebi geçtiğimiz ay CHP ile ilgili bir mahkemenin “<strong>Mutlak butlan”</strong> kararı alması oldu.</p>

<p>O gün bugündür Türk siyasetinde taşlar tamamen yerinden oynadı.</p>

<p>Böyle bir süreçte yaz mevsimi olmasına rağmen siyaset ateşi olabildiğince yükselmeye başladı.</p>

<p>Zira söz konusu 31 mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimden birinci çıkmış olan CHP’dir.</p>

<p>İktidara mensup Cumhur ittifakı partileri fitil ateşlendikten sonra “<strong>bu CHP’nin iç işidir”</strong> deyip kenarda durma yolunu seçtiler.</p>

<p>Ancak bu kargaşanın CHP’nin iç işi olmadığı hemen herkes tarafından kabul ediliyor.</p>

<p><strong>Özgür Özel</strong> bilindiği gibi bu süreçte olabildiğince kuvvetlenmiş ve seçmen tarafından kabul edilmiş bir lider olarak ortaya çıktı.</p>

<p>İşin dışından bakanlar “<strong>CHP ikiye ayrıldı</strong>” diye yorum yapıyorlar.</p>

<p>Biz kesinlikle aynı kanaatte değiliz.</p>

<p>Zira CHP tabanın yüzde 98’lik bir bölümü <strong>Özgür Özel ile</strong> birlikte.</p>

<p>Geriye kalan yüzde 2’lik bir bölüm ise <strong>Kılıçdaroğlu</strong> ile hareket ediyor.</p>

<p>Bu durumun nereye gideceği daha da önemlisi nerede duracağı belli değil.</p>

<p>Yada biz hesap edemiyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak yazımızın başında da belirttiğimiz gibi siyasetin tansiyonu içerisinde bulunduğumuz yaz mevsimde asla düşmeyecek.</p>

<p>Hatta daha üst seviyelere tırmanacak.</p>

<p>Bakalım yaz mevsiminin siyaset ateşi kimi ne kadar yakacak?</p>

<p>Hep birlikte göreceğiz.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/yaz-mevsiminde-siyaset-atesi-1</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/06/0aa-197.jpg" type="image/jpeg" length="17791"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bir 'Ara Yerel Seçim' analizi]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/bir-ara-yerel-secim-analizi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/bir-ara-yerel-secim-analizi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerini bir tarafa bıraktığımızda Türkiye’de istikrarlı yapılan tek seçim bilindiği gibi yerel seçimdir</p>

<p>Türkiye’de 30 adet büyükşehir belediyesi bulunuyor.</p>

<p>Dolayısı ile30 büyükşehirde belde belediyesi de yok.</p>

<p>Büyükşehirlerin dışında kalan şehirlerimizde ilçeler ve beldeler bulunuyor.</p>

<p>2004 yılında çıkartılan Büyükşehir yasası sonrasında beldelerin tamamı oluşturulan ilçelere bağlanıp adeta birer mahalle haline getirildi.</p>

<p>Büyükşehirlerin dışında kalan belediyelerde nüfusu iki binin altına düşen yerleşim merkezleri köy statüsüne aktarılıyor.</p>

<p>Nüfusu iki binin üzerine çıkan yerleşim merkezleri de çoğunlukla yeniden belde belediyeleri haline getiriliyor.</p>

<p>Peki köy statüsünden çıkartılıp belde haline getirilen yerleşim merkezlerinde olması gereken nedir?</p>

<p><strong>Cevap: Bu yerleşim merkezlerinin beş yılda bir yapılan yerel seçim tarihine kadar bekletilmesi ve tüm Türkiye’de olduğu gibi aynı tarihte seçime götürülmesidir.</strong></p>

<p>Ancak biz kendimizi bildik bileli bu durum asla hayata geçirilmez.</p>

<p>Bir sabah uyandığınızda “<strong>YSK tarafından sayısı 5-6 civarında belde merkezinde falanca tarihte ara yerel seçim kararı alınmıştır “</strong>şeklinde karar çıktığını duyarsınız.</p>

<p>Elbette söz konusu seçim kararı her ne kadar YSK tarafından alınmış olsa da bu karar asla iktidarda bulunan siyasi parti yada partilerden bağımsız olması mümkün değildir.</p>

<p>Seçim karar alındıktan sonra zaten en fazla iki bin seçmeni olan beldeler iktidar partileri tarafından ablukaya alınır.</p>

<p>Akla hayale gelmeyen vaatler bir biri ardına sıralanır.</p>

<p>Nerede ise her güne iki bakan ziyareti planlanır.</p>

<p>Vatandaşın hayatına direk olarak dokunan hizmetleri hayata geçirecek olan bakanlık ve o bakanlıkların ilgili bürokratları seçim bölgesinden ayrılmaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İktidar partisine mensup belediye başkanları da o beldelerde kamp kurar.</p>

<p>Belediyelere ait iş makinaları 7/24 durmadan çalışma yaparlar.</p>

<p>İşe alımlar için açılan kadrolar.</p>

<p>O beldede bulunan bürokratların terfileri.</p>

<p>Yani seçim kazanmak adına var olan tüm argümanların tek bir tanesi bile unutulmadan uygulamaya konulur.</p>

<p>Yani “<strong>Orantısız güç</strong>” dediğimiz hadiselerin tamamı ara yerel seçimlerde ortaya çıkar.</p>

<p>Böylesi bir durumda İktidar partisinin seçimi kazanması artık kaçınılmaz olur.</p>

<p>Seçimin ertesi gün iktidara yakın yazarlar çizerler birbiri ardına bu olağanüstü (!) başarıyı ballandıra ballandıra analiz etmeye bayılırlar.</p>

<p>“<strong>Söz konusu ara seçimler ülke geneli için örnek teşkil eder mi?”</strong> şeklindeki sorunun bizdeki cevabı kocaman bir “<strong>hayır</strong>” olacaktır.</p>

<p>Normal olan yukarıda da anlatmaya çalıştığımız gibi ara yere seçim geleneğinden vaz geçip yerel seçim tarihini beklemektir.</p>

<p>Ancak iktidardaki hiçbir parti buna yanaşmaz.</p>

<p>Küçük başarılardan mutlu olmanın keyfini çıkarmaya çalışırlar.</p>

<p>Sonra da çıkıp “<strong>Demokrasinin zaferi”</strong> olarak yorum yaparlar.</p>

<p>Allah hayırlı mübarek etsin.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/bir-ara-yerel-secim-analizi-1</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 20:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/06/0aa-196.jpg" type="image/jpeg" length="82292"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tuzlukçuluk]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/tuzlukculuk-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/tuzlukculuk-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemlerde biraz sosyal yaşantıdan, biraz da siyaseten seyahatlerimizde artış oldu.</p>

<p>Yurt işinde yurt dışında bize keyif veren seyahatler yapıyor, bilgileniyoruz.</p>

<p>Normal şartlarda bu tür seyahatler insanın kafa dinlemesi, kendisine vakit ayırması için tam bir fırsat.</p>

<p>Ancak bizim gibi cep telefonunu medya mensubu olmaktan kaynaklanan daha çok mecburiyetten elinden bırakamayanlar için bir yerde sabit kalmak ile uzaklarda olmanın hiç bir farkı yoktur.</p>

<p>Normal şartlarda biz seyahatlerimizi daha ilk andan itibaren kendimize ait sosyal medya hesaplarından bizi tanıyanlara ilan ederiz,</p>

<p>Buna rağmen bulunduğumuz bölgeden ayrılır ayrılmaz hiç durmadan çalan telefonun diğer ucundaki insanlar "<strong>-Yüksel abi biliyorum yoğunsun ama sana bir işim düştü</strong>" diye başlayan ve bitip tükenmek bilmeyen taleplerde bulunmaktan asla geri durmuyorlar.</p>

<p>Böylesi anlarda farkına varıyoruz ki Türkiye'de bir vesile ile siyasete soyunmuş ve soyunduğu siyaset arenasında belli bir yol almış kim varsa o andan itibaren kendi hayatını, ailesinin hayatını mecburen bir kenara iter ve kalan ömrünü başkalarının mutluluğu ve rahatı için harcamak zorunda kalır,</p>

<p><strong>-"Ali'nin tayini ,</strong></p>

<p><strong>-Velinin kredisi,</strong></p>

<p><strong>-Hasanın terfisi,</strong></p>

<p><strong>-Hüseyin'in çocuğuna uygun fiyata özel okul bulunması</strong></p>

<p><strong>-Süleyman'ın ailesine yaz tatili geldiğinde bir devlet misafirhanesinde yer ayrılması,"</strong></p>

<p>derken bakar ki kendi ömrü nerede ise sona ermek üzere.</p>

<p>Bizim memlekette bu tür ara işler "<strong>Tuzlukçuluk</strong>" olarak tanımlanır,</p>

<p>Demokrasinin tam anlamı ile yerleşmediği,</p>

<p>Görevlendirmelerin liyakatten çok "<strong>Senin adamın benim partilim"</strong> görüşünün nerede ise hayat nizamı olduğu memlekette "<strong>Tuzlukçulu</strong>k" nerede ise nüfusun büyük bir çoğunluğunun ikinci mesleğidir,</p>

<p>İşin kötüsü bu tuzlukçuluk mesleği bir kere insanın üzerine yapıştığında bir daha çıkmaz, bir ömür geçer ancak “<strong>Tuzlukçu aşağı-tuzlukçu yukarı”</strong> durumunu artık manuel aracın vites kolunu çevirir gibi bir alışkanlık olduğundan kolay kolay bırakılmaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sözünü ettiğimiz “<strong>Tuzlukçuluk”</strong> mesleğini yirmili yaşların ikinci yarısından itibaren belki isteyerek belki de istemeyerek kendisine meslek yapanlardan birisi de bu satırların sahibi <strong>Yüksel Ercan’dır,</strong></p>

<p>Yirmili yaşların ortalarında tercih ettiğimiz ve aradan geçen 50 yıllık zaman dilimi içerisinde “<strong>Tuzlukçuluk mesleği"</strong> üzerimize yapışıp kaldığını etrafımızda bulunan hemen herkes bildiğinden mesleğin hakkını verdiğimizde söyleyebiliriz.</p>

<p>Ömrümüzün 25 ile 65 yaş arasındaki 40 yıllık zaman dilimi tamamen</p>

<p><strong>-“Yüksel Başkanım kardeşim karakolda kaldı yardım et-</strong></p>

<p><strong>-Yüksel abi annem hastanede ameliyat olacak, gün alamıyoruz bir çözüm bul-</strong></p>

<p><strong>-Yüksel Ercan, kardeşim Ehliyet sınavına girecek tanıdık bir hoca varmı-</strong></p>

<p><strong>-Yüksel başkanım Amcaoğlu Sanat okulunda marangozluk bölümünü kazanmış, Elektrik-Elektronik bölümünü istiyoruz Milli Eğitim müdürü ile görüşürmüsün..”</strong></p>

<p>diye başlayan ve önü sonu gelmeyen taleplerin peşine koşmakla geçti.</p>

<p>Daha çok 1990 ila 2015 yılları arasında ortaya çıkan bu duruma kayıtsız kalmak elbette ki mümkün olmazdı,</p>

<p>Bir taraftan başarısızda olsa bir siyasetçi diğer taraftan yazdıkları okunan bir gazeteci olarak gelen bu taleplere “<strong>inanın tanıdığımız kimse de yok elimizden gelen bir şeyde yok</strong>” şeklinde cevap vermek gibi bir lüksümüzde olmadığından “<strong>Elimizde TUZLU</strong>K” koşturduk durduk.</p>

<p>Kabul etmek gerekir ki insanın kendisini bulduğu,</p>

<p>kendisi için bir şeyler yapacağı,</p>

<p>Evlendiği çocuklarına baba hanımına iyi bir eş anne babasına iyi bir evlat olma yaşı 30 ile 55 yaşları arasındadır,</p>

<p>Kime sorsanız herkes “<strong>Eğer para kazanacaksan servet yapacaksan bunu 30 yaşından 55 yaşına kadar yapacaksın sonrada keyfine bakacaksın” </strong>diyecektir.</p>

<p>Biz tam tersine bir <strong>“Hilal-i Ahmer</strong>” çerçevesinde 30 yaşımızdan itibaren en verimli olacağımız Anadolu tabiri ile <strong>“kendimize gün ağlayacağımız</strong>” zamanı inanımızın bir türlü bitip tükenmeyen sorunlarına çözüm bulabilmek adına heba edip durduk.</p>

<p>Sözünü ettiğimiz tarihler arasında biz şahıs olarak iktidar yüzü görmedik,</p>

<p>Daha doğrusu iktidarda bulunan bir siyasi partinin mensubu hiç olamadık,</p>

<p>Dolayısı ile vatandaşlardan gelen yardım talepleri üzerine hemen telefonu kaldırıp derde deva olacak bürokratlara “<strong>Şu işimizi çözün</strong>” ricasında bulunacak pozisyonumuz hiç olmadı.</p>

<p>2026 yılındayız yani yaş artık 65.</p>

<p>Vücudumuzun artık 7/24 koşturacak durumda olmadığını, olsa da eski heyecanımızın yerinde yeller estiğini geçte olsa fark etmenin çaresizliğini yaşamaya başladık.</p>

<p>Birkaç kez daha belirttiğimiz gibi hayatımızın son 10 yılında ayağımızı gazdan çekip frene biraz daha basmaya başladık,</p>

<p>O zaman zarfında zaten dünya değişti,</p>

<p>Türkiye değişti,</p>

<p>İnsanlar ve insan davranışları değişti,</p>

<p>bu kadar değişim içerisinde bizimde aynı kalmamız zaten beklenemezdi.</p>

<p>Biz kendi hayatımız hiç değilse bundan sonrası için biraz rahat geçsin diye frene bastık ancak geçen bunca yıla rağmen</p>

<p><strong>-“Yüksel başkanım kardeşim karakolda kaldı yardım et.</strong></p>

<p><strong>-Yüksel abi annem hastanede ameliyat olacak, gün alamıyoruz bir çözüm bul.</strong></p>

<p><strong>-Yüksel Ercan, kardeşim ehliyet sınavına girecek tanıdık bir hoca var mı?</strong></p>

<p><strong>-Yüksel başkanım amcaoğlu sanat okulunda marangozluk bölümünü kazanmış, elektrik-elektronik bölümünü istiyoruz, milli eğitim müdürü ile görüşür müsün?</strong></p>

<p>Şeklindeki taleplerin başka başka isimler başka başka kurumlar üzerinden sürüp gittiğine de bir kez daha şahit olduk.</p>

<p>Geçen bunca zamana rağmen ihtiyaçların aynı kalması, Türkiye’nin 40 yıl sonra 50 yıl sonra yeniden o zaman var olan sorunları için çözüm aramak zorunda kalması da gerçekten başlı başına bir sosyolojik olay ancak meselenin bu tarafından kimse bakmadığı için sorunlarda hiç değişmeden devam ediyor.</p>

<p><strong>Yunus Emre</strong></p>

<p><strong>“Keşke demek için bile geçtir vakit</strong></p>

<p><strong>Geçti ömrüm bir ah ile</strong></p>

<p><strong>İçi dolu eyvah ile. “</strong></p>

<p>diyor,</p>

<p>Zamanında <strong>Yunus Emre’nin</strong> de ondan sonra gelenlerinde ömürlerinin <strong>AH ile VAH ile</strong> geçtiği gibi , bizde bizden sonraki nesillerde muhtemelen aynı şekilde davranmak zorunda kalacak.</p>

<p>Bizim aklımız başımıza biraz geç geldi,</p>

<p>Yaşadığımız sıkıntıları, boşu boşuna kaybettiğimiz zamanı geri getirecek yada zamanı geri çevirecek bir cihazımız yok,</p>

<p>Dolayısı ile artık ne kadar kaldığını bilmediğimiz ömrümüzün bundan sonrasını <strong>AH ile VAH ile</strong> geçirmemek adına daha dikkatli hareket ediyoruz.</p>

<p>Ömrümüz bitti, herkes çalıştığı işinden emekli oldu lakin biz Tuzlukçuluk mesleğinden emekli olamadık, bu gidişle bizimki “<strong>Mezarda emeklilik</strong>” gibi olacak.</p>

<p>Üstelik bunca yıl kendi derdimize derman olamamış birisi olarak.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/tuzlukculuk-1</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 23:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/06/0aa-195.jpg" type="image/jpeg" length="49984"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hiç değişmeyenler]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/hic-degismeyenler-3</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/hic-degismeyenler-3" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzun yıllardır sabah erken uyanmaya, uyandıktan sonra da erken saatlerden 09.00’a kader özel işlerimizi yapmaya, ev halkı tarafından bir gün öncesinden yapılan talepleri karşılamaya, gazete için yazı ya da yazıları tamamlamaya çalışıyoruz.</p>

<p>Zira sabah 09.00’dan itibaren çalmaya başlayan telefonlar ve daha önceden programlanmış randevular dolayısı ile bir dakika bile boş kalma şansımız olmuyor.</p>

<p>En azından öğle saatlerinde yemek yiyebilmek için kısa mesafedeki lokantalara ulaşabilmek adına yolda yürüyoruz.</p>

<p>Cadde kalabalık, bizi tanıyanlar <strong>“Yüksel bey buyurun bir çayımızı için, yazılarınızı sürekli okuyoruz ancak sizinle yüz yüze konuşmak, sohbet etmek, bilgi ve deneyimlerinizden faydalanmak isteriz” </strong>diyen dostlarımıza “<strong>Peki”</strong> cevabını verdiğimiz andan itibaren belki saatler süren sohbetin ana konusu yıllar yılı hiç değişemeyen “<strong>Ekonomi ve Güvenlik”</strong> oluyor.</p>

<p>Hükümetler değişiyor,</p>

<p>Başbakanlar, (artık yok)</p>

<p>Bakanlar,</p>

<p>Cumhurbaşkanları,</p>

<p>Milletvekilleri,</p>

<p>Belediye başkanları değişiyor,</p>

<p>bu kadar değişim içerisinde 50-60 yıldır bizim için değişmeyen iki sorun var bunlardan birisi Ekonomi, diğeri de Güvenlik endişesi.</p>

<p>Türkiye ile ilgili derdi olan bir aydın olarak belli zaman dilimleri arasında Türkiye’nin değişik bölgelerini ziyaret ediyor, bir taraftan dinlenmeye çalışırken diğer taraftan da Türkiye’nin coğrafi yapısını inceleyerek memleketimizi ve değerlerimizi anlamaya çalışıyoruz.</p>

<p>Şartlar gereği büyük bir yoğunluk Marmara bölgesinde konuşlandığı için millet olarak değerlendirmeyi de Marmara bölgesi üzerinden yapıyor ve Türkiye’nin coğrafi olarak belli bir sıkışmışlık noktasına doğru hızla gittiğini düşünüyoruz.</p>

<p>İstanbul-Kocaeli-Sakarya-Bursa havzasına bakıldığında haklı olarak “<strong>buradan başka bir dünya yok, dolayısı ile bu kadar sıkışıklığın olduğu bir alanda hava yok-su yok-ekmek yok-yürünecek yol yok</strong>” gibi olumsuzluklar yüzünden büyük bir karamsarlık yaşayabiliyoruz.</p>

<p>Aracınıza binip Ankara’dan öte tarafa gittiğinizde bir anda Türkiye’nin ne kadar geniş bir alana yayıldığını kolaylıkla anlayabiliyorsunuz,</p>

<p>Trabzon-Rize-Artvin tarafına yöneldiğinizde “<strong>yağmur ormanları”</strong> gibi bir güzellikle karşı karşıya kalıyor, Ege bölgesine doğru baktığınızda da “<strong>Allah bu bölgeyi överek yaramış</strong>” demekten kendinizi alamıyorsunuz.</p>

<p>Belki Diyarbakır’ı, Mardin’i, Ağrı’yı biz fazla önemsemiyoruz.</p>

<p>Ancak bizim hemen sınırlarımız dışındaki devletlerin başta bu saydığımız yerleşim merkezleri dışındaki alanlara sahip olabilmek adına yıllar yılı nasıl bir mücadele verdiklerine de hepimiz şahit oluyoruz.</p>

<p>Bu yapısı ile yani Türkiye’nin 780 bin 576 kilometrekarelik yüz ölçümünü kişi başına böldüğümüzde aslında bu memlekette daha ne kadar fazla nüfusun yaşayabileceği gerçeğini de öğrenebiliriz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buraya kadar hiçbir sorun yok, asıl mesele en gelişmiş yerleşim merkezi ile gelişmemiş il merkezleri arasında iyiden iyiye açılan makasın ucunun nasıl kapatılacağıdır.</p>

<p>Dünya ile birlikte Türkiye’de de şartlar bu kadar değişmese ve köylerden kentlere göç, bu kadar fazla bir şekilde yaşanmasa hem Marmara bölgesine de bu kadar fazla yığılma olmayacak, Vatandaşta doğduğu yerde doyacağı için nüfus yoğunluğu da her bölgede aynı olacaktır.</p>

<p>Galiba Türkiye’yi yönetenlerinde dikkat etmesi gereken en önemli husus budur.</p>

<p>Türkiye kimine göre 250 milyonu kimine göre 500 milyon nüfusa bakacak kadar sınırları geniş bir ülkedir.</p>

<p>Bu konuda birbirinden çok fazla görüş ortaya atılmaktadır ancak burada önemli olan nüfusun ne kadar olacağından ziyade vatandaşın yaşadığı her bölgede evine ekmek götürecek işi nasıl bulacağıdır.</p>

<p>Çok partili sisteme geçildi geçileli Türkiye’de iktidara gelmeyen siyasi fikir nerede ise kalmadı.</p>

<p>En sağdan en sola kadar iktidarların iş başına geldiği zaman zaman koalisyonlar ile belli sürelerde tek başına iktidarların hüküm sürdüğü bu ülkede maalesef kalkınma tam anlamı ile başarılamadı.</p>

<p>Her gelen iktidar kendi ölçüsünde bu memlekete hizmet etmeye, vatandaşın hayatını kolaylaştıracak adımları atmaya çalıştı.</p>

<p>Beklentilerin karşılanması çerçevesinde herkes belli bir çaba gösterdi ancak bu çalışmaların fazla bir işe yaramadığı da ortada.</p>

<p>Hatırlatmakta fayda var.</p>

<p>Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekten son derece zor bir gün yaşadı.</p>

<p>Gerçekleştirilmeye çalışılan darbenin püskürtülmesi ile başlayan süreçte vatandaşlarımız artık bir taraftan daha fazla güvenlik talep ederken bir taraftan da “<strong>daha rahat yaşanabilir bir hayat”</strong> beklentisi içerisine girmiş durumda.</p>

<p>Bize göre siyasetçiler bu aşamadan sonra bölgeler arasındaki yaşam farkının ortadan kaldırılması en azından aradaki uçurumun kapatılması ve yatırımların bütün vatan sathına yayılması adına daha fazla çaba göstermek zorundadırlar.</p>

<p>Devlet elbette ki yıllardır bu konuda belli başlı çalışmalar yapılıyor ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi bu çabaların yetersiz kaldığı artık çok net bir şekilde görülüyor.</p>

<p><strong>-Vatandaş daha rahat bir hayat yaşamak istiyor,</strong></p>

<p><strong>-Çocuklarının daha kaliteli eğitim almasını istiyor,</strong></p>

<p><strong>-Daha kaliteli sağlık hizmeti istiyor,</strong></p>

<p><strong>-Emekliler ömürlerinin kalan zamanlarını daha rahat bir şekilde geçirmek istiyor,</strong></p>

<p>Bütün bu beklentilerin hayata geçirilmesi adına da bölgeler arasındaki oransızlığın ortadan kaldırılmasını ve köyden kente göçün durdurulmasını bekliyor.</p>

<p>Siyasetçi yol haritasını bu şekilde belirlediği an vatandaşlarımızda büyük kentlere olan hücumu durduracak ve her tarafı “<strong>Cennet gibi</strong>” olan ülkemizde yaşamanın keyfini çıkartacaktır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/hic-degismeyenler-3</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 22:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/06/0aa-193.jpg" type="image/jpeg" length="89961"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnanılır olmak]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/inanilir-olmak-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/inanilir-olmak-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birkaç gün önce erken saatlerde bir ziyarete gitmek için yola çıkıyoruz.</p>

<p>Gideceğimiz bölgeye yakın bir yerde trafik polisleri uygulama yapıyor, Eskiden olduğu gibi aracınızı durduran Polis artık “<strong>Lütfen ehliyet ve ruhsat</strong>” demiyor, bunun yerine “<strong>Kimlik belgenizi verebilir misiniz?”</strong> ricasında bulunuyor.</p>

<p>Trafikte öngörülen hız limitinde ilerlerken trafik polisinin “<strong>Sağa yanaşın</strong> “şeklindeki el işaretini görünce “<strong>tamam”</strong> dedik, aracı park ettik, aşağı indik, görevli arkadaşın “<strong>Lütfen kimlik belgenizi verin”</strong> ricasına bir anda “<strong>Kimlik belgesini vermeyeyim bunun yerine Türkiye Cumhuriyeti Kimlik numaramı söyleyeyim</strong>” teklifinde bulunduk.</p>

<p>Bizim “<strong>Türkiye Cumhuriyeti Kimlik numaramı söyleyeyim</strong>” teklifimiz karşısında görevli arkadaşın “<strong>Beyan ile olmaz, lütfen Kimlik belgenizi ibraz edin</strong>” ısrarına biraz daha “<strong>olmaz, beyanımı kabul edin</strong>” şeklinde talebimiz kabul görmeyip üstüne üstlük görevlinin gözünde yavaş yavaş “<strong>kanun kaçağı”</strong> durumuna da düşmemizin yakın olduğunu anlayınca çaresiz kimlik belgemizi çıkarıp verdik.</p>

<p>Görevli polis memuru bilgilerimize bilemediniz yarım dakika içerisinde bakıp “<strong>Beyefendi herhangi bir olumsuzluğunuz yok, Kimliğinizi ısrarla neden vermek istemediğinizi işin doğrusu anlayamadık, sebep ne.?” </strong>diye sorduğunda muhatabımıza “<strong>Avrupa Ülkelerinde görevliler yada yöneticiler vatandaşın beyanını esas kabul ediyor, Sizlerin de artık vatandaşın beyanını doğru kabul edip çalışmalarınızı buna göre yapmanız gerekir</strong>” dediğimizde görevli zihnimizi allak bullak eden cevabı anında yapıştırdı” <strong>İyi de Avrupalı dürüst, onlar yalan söylemiyor ki..!!!”</strong></p>

<p>Aldığımız cevap karşısında şaşırmadığımızı rahatlıkla söyleyebiliriz,</p>

<p>Zira gençlik dönemlerinin belli bir kısmında yurt dışında yaşamış ve mesleğimiz gereği fazla sayılabilecek bir Avrupa ülkesini görme imkanını bulmuş bir medya mensubu için görevli arkadaşın söylediği “<strong>İyi de Avrupalı dürüst, onlar yalan söylemiyor ki”</strong> ifadesinin ne kadar doğru olduğunu da çok iyi biliyoruz.</p>

<p>Son dönemlerde içerisine düştüğümüz “<strong>toplumsal çürüme</strong>” yada “<strong>yozlaşma”</strong> artık hayatımızın her alanında bizi büyük şaşkınlıklar içerisine düşürüyor ve işin kötüsü düştüğümüz bu şaşkınlık çukurundan bir türlü çıkamıyoruz.</p>

<p>Mesleğimiz icabı ortalama bir Türk vatandaşına göre kendimizi daha fazla okumak, daha fazla araştırmak, bir noktadan duyduğumuz haberi birkaç noktadan daha teyit etmek mecburiyetinde hissediyoruz,</p>

<p>Sabah erken saatlerden gece yarılarına kadar gelen haberleri tek tek okuduğumuzda içerisine düştüğümüz “<strong>Toplumsal çürümenin</strong>” boyutlarını daha çıplak bir göz ile görebiliyoruz.</p>

<p>Belki gelecek endişesinden, belki acımasız hayat şartlarından belki de kısa yoldan hiç hak etmediğimiz zenginliğe ulaşma ihtirasından olsa gerek bütün değerlerin ayak altına alındığı, amaca ulaşabilme adına her türlü yolun mübah sayıldığı bir kötülüğe doğru koşar adım gitmekte hiçbir engel tanımıyoruz.</p>

<p>Böylesi bir süreçte ister istemez dürüst insanları hayretler içerisinde gösteren <strong>“Evrak sahteciliği” </strong>bütün memleketi “<strong>Habis bir ur</strong>” gibi sarıp sarmalamış durumda,</p>

<p>Bir bakıyorsunuz 10 yıl 15 yıl sahte diploma ile bir kurumda görev yapan vasıfsız birisi yakalanıyor,</p>

<p>Arkasından sahte belgeler ile bankanın kapısına dayanıp kredi kullanmak isteyenler oluyor,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hatırlayanlar vardır Çiftlik Bank hadisesinde olduğu gibi bir hayvanı yüzlerce kişiye kiralayan ve o kiralamadan<strong> “kar payı vereceğim” </strong>diyen sahtekarlar ortaya çıkıyor.</p>

<p>Araçların şasesini, plakasını, boyasını değiştirip satandan,</p>

<p>Akşam başkasına sattığı aracı daha önceden yaptırdığı anahtar ile açıp çalanlara,</p>

<p>Bir arsayı onlarca kişiye satan simsarlara kadar hayatımızın her anında büyük sahtekarlıklar ile karşı karşıya kaldığımız zamanlarda yaşıyoruz.</p>

<p>Bu kadar hengame içerisinde görevlilerde mecburen vatandaşın beyanı kabul etmiyor,</p>

<p>Zira kendisi ile ilgili bilgileri doğru bir şekilde veren on vatandaş varsa , yalan söylemeyi, sahtekarlık yapmayı artık hayat felsefesi haline getirmiş yüz binlerce insan olduğu gerçeği de asla unutulmuyor.</p>

<p>Burada konu ile ilgili binlerce örnek verilebilir, ancak hepimiz biliyoruz ki bu tür sahtekarlıkları önlemenin yolunun ceza vermekle, yanlış yapanı hapse atmakla olmadığı bütün dünya tarafından keşfedilmiş durumda,</p>

<p>Bu olumsuzlukları işin başından itibaren önlemenin yolu daha çocukluk yılarından itibaren çocuk ana kucağında iken başlanılacak eğitime Ana okulunda İlk okulda devam edilmesi ile olacağı unutulmamalıdır.</p>

<p>Adını ister “<strong>Milli Terbiye</strong>” koyun ister “<strong>Dindar nesil</strong>” koyun yada yeni bir sosyolojik tabir geliştirin ana kucağından itibaren çocuklarımızı kurallara uyan “<strong>Ahlaklı bir insan</strong>” olmaya yöneltmediğimiz takdirde kısa bir süre sonra yaşadığımız bu olumsuzlukları da arayacağımız günlere geleceğiz.</p>

<p>Yalansız, riyasız bir dünyada, İnsanımızın kendisi ile ilgili beyanın doğru kabul edildiği ancak insanımızın da yalan söylemeyecek bir ortamda olması bizim en büyük dileğimiz,</p>

<p>Zira bundan başka bir kurtuluşumuz yoktur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/inanilir-olmak-1</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 12:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/06/aa-yenisi-14.jpg" type="image/jpeg" length="33930"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[7 Haziran'da beldeler küçük vaatler büyük]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/7-haziranda-beldeler-kucuk-vaatler-buyuk-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/7-haziranda-beldeler-kucuk-vaatler-buyuk-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye 07 Haziran 2026 Pazar günü mini bir yerel seçim heyecanı yaşayacak.</p>

<p>6 beldede ara seçim için sandıklar kurulacak, akşam mesai bitiminde de sandıktan kimlerin çıkacağı, sandıkta kimlerin kalacağı belli olacak.</p>

<p>Belde statüsü kazanan Tokat'ın 4, Gümüşhane ve Nevşehir'in birer yerleşim yerinde belediye başkanı ve belediye meclis üyelerinin, 362 mahallede ise muhtar ve ihtiyar heyetlerinin belirlenmesi için 07 Haziran Pazar günü ara seçim yapılacak. Oy verme başlangıç saati 08.00, sandıkların kapanma saati ise 17.00 olarak uygulanacak.</p>

<p>Tokat'ın Reşadiye ilçesine bağlı Yolüstü ve Çevrecik, Almus ilçesine bağlı Bağtaşı, Yeşilyurt ilçesine bağlı Kuşçu, Gümüşhane'ye bağlı Tekke ve Nevşehir'in Ürgüp ilçesine bağlı Mustafapaşa beldeleri ile yurdun çeşitli bölgelerinden 362 mahallede, 7 Haziran Pazar günü sandık başına gidilecek.</p>

<p>Seçimlerin sonucunda, 6 beldenin belediye başkanı ve belediye meclis üyeleri, ölüm, istifa ve çeşitli sebeplerle seçim yapılmasına karar verilen mahallelerde ise muhtar ile ihtiyar heyetleri belirlenecek.</p>

<p>Seçimlerde oy verme başlangıç saati 08.00, sandıkların kapanış saati ise 17.00 olarak uygulanacak.</p>

<p>Beldelerde yapılacak ara seçimlere 27 siyasi parti katılacak.</p>

<p><strong>Birleşik oy pusulasında siyasi partiler şu şekilde sıralanacak:</strong></p>

<p>Adalet Birlik Partisi,</p>

<p>DEVA Partisi,</p>

<p>Vatan Partisi,</p>

<p>AKP</p>

<p>Doğru Yol Partisi,</p>

<p>Büyük Birlik Partisi,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Saadet Partisi,</p>

<p>Yeni Türkiye Partisi,</p>

<p>Türkiye Komünist Hareketi,</p>

<p>CHP,</p>

<p>Yerli ve Milli Parti,</p>

<p>Anavatan Partisi,</p>

<p>Demokratik Sol Parti,</p>

<p>Gelecek Partisi,</p>

<p>Teknoloji Kalkınma Partisi,</p>

<p>İYİ Parti,</p>

<p>Anahtar Parti,</p>

<p>Yeniden Refah Partisi,</p>

<p>Demokrat Parti,</p>

<p>Adalet Partisi,</p>

<p>Anadolu Birliği Partisi,</p>

<p>Türkiye Komünist Partisi,</p>

<p>MHP,</p>

<p>Zafer Partisi,</p>

<p>Bağımsız Türkiye Partisi,</p>

<p>Halkın Kurtuluş Partisi,</p>

<p>Merkez Sağ Parti.</p>

<p>Yüksek Seçim Kurulunca (YSK), belde statüsü kazanan 6 yerleşim biriminde 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun uyarınca ara seçim yapılmasına karar verilmiş, seçime katılacak partilerin birleşik oy pusulasındaki yerleri de 21 Nisan'daki kura ile belirlenmişti.</p>

<p>Yukarıda isimlerini yazdığımız yerleşim merkezlerinin nüfusu son derece az.</p>

<p>En büyük yerleşim merkezindeki seçmen sayısı bile 2 bini bulamayabilir.</p>

<p>Ancak siyasi partiler bu yerleşim merkezlerini kendilerine göre bir test alanı olarak görüyorlar.</p>

<p>Özellikle İktidar partileri her dönem böylesi ara seçimleri bir ölüm kalım mücadelesi olarak görüyor ve ona göre hareket ediyorlar.</p>

<p>Şu sıralar söz konusu yerleşim merkezleri adeta siyasi partilerin gece gündüz uymadan propaganda yaptıkları alanlar haline gelmiş durumda.</p>

<p>-Bakanlar</p>

<p>-Milletvekilleri</p>

<p>-Belediye başkanları</p>

<p>-Siyasi partilerin genel başkanları</p>

<p>Yükleniyor...</p>

<p>-Siyasi Partilerin il-ilçe-belde başkanları</p>

<p>Bir saat bile boşluk vermeden seçmenin gönlünü kazanmak adına koşturup duruyorlar.</p>

<p>Böylesi nüfusu son drece az yerleşim merkezlerinde sandıklar açıldıktan sonra kazanan kazanıyor kaybeden yine kendi asli işine dönüyor.</p>

<p>Ondan sonra araki 7/24 o yerleşim merkezlerinde nöbet tutan siyasetçileri bulabilesin.</p>

<p>Yine de demokratik yarış iyidir.</p>

<p>Böylesi rekabetten her zaman o yerleşim merkezinde yaşayan vatandaşlara fayda olur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/7-haziranda-beldeler-kucuk-vaatler-buyuk-1</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 22:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/06/0aa-192.jpg" type="image/jpeg" length="96373"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Suyun akışına gitmek]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/suyun-akisina-gitmek-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/suyun-akisina-gitmek-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye gibi siyasi gündemin nerede ise saat başı değiştiği bir ülkede yarın sabah ne olacağını tahmin etmek elbette ki kolay değil.</p>

<p>Ancak siyaseti takip etmek zorunda kalan ve gördüklerinden bir analiz çıkarmak gibi görevi olanlar için detaylara bakıldığında olup bitenler ile ilgili fikir söylenebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kurban bayramı öncesi CHP ile ilgili verilen butlan kararı sonrası zaten karışık olan siyaset arenasının var olandan daha fazla hareketlendiğini görmemek için kör olmak gerekiyor.</p>

<p>Butlan kararı sonrası bilindiği gibi CHP içerisinde iki karşı grup oluştu.</p>

<p>Birkaç gündür yazıyoruz.</p>

<p>Normal şartlar altında kayyım olarak atanan <strong>Kemal Kılıçdaroğlu’nun “amasız fakatsız-lakinsiz</strong>” bir şekilde partiyi olabilecek en kısa zamanda kurultaya götürmesi gerektiği gerekiyordu.</p>

<p>Ancak bu olmadı.</p>

<p>Bırakın kurultay yapmayı partinin yapacağı bildirilen çalışmaların bile engellenmesi adına <strong>Kılıçdaroğlu</strong>’nun elinden geleni ardına koymayacak bir yaklaşım içerisinde olduğu çok net bir şekilde ortaya çıktı.</p>

<p>Bir tarafta mahkeme tarafından atanan <strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong> var.</p>

<p>Diğer tarafta ise çok uzun yıllar sonra 31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimde CHP’yi ilk defa AK Partinin önünde birinci parti yapan <strong>Özgür Özel var</strong>.</p>

<p>Kurban bayramında bilindiği gibi her iki isimde aynı saatte aynı dakikada toplantı yaptı.</p>

<p>Toplantıların galibinin <strong>Özgür Özel</strong> olduğunu taraflı tarafsız hemen herkes kabul ediyor.</p>

<p>İşte bizim yazımıza başlık olan “<strong>Suyun akışına gitmek”</strong> ifadesi de burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Kısa vadede <strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong> cephesinden bir takım çalışmalar gelebilir.</p>

<p>Ancak uzun vade de bu işten lider olarak çıkacak ismin <strong>Özgür Özel</strong> olacağı herkes tarafından kabul ediliyor.</p>

<p>Mevcut vekillerin çok büyük bir kısmı <strong>Özgür Özel</strong> ile birlikte.</p>

<p><strong>“Biraz kenarda duruyor</strong>” diye eleştirilen <strong>Mansur Yavaş, Özgür Özel</strong> ile birlikte.</p>

<p>Belediye başkanları <strong>Özgür Özel</strong> ile birlikte.</p>

<p>Daha da önemlisi CHP’nin seçmeni <strong>Özgür Özel</strong> ile birlikte.</p>

<p>Böyle bir süreçte suyun hangi tarafa akışı da aşağı yukarı netleşmiş vaziyette.</p>

<p>Ancak burası Türkiye.</p>

<p>Akşam buda mı olur..diye uyuyoruz.</p>

<p>Sabah buda oldu diye uyanıyoruz.</p>

<p>Bizim gözlemlerimiz demokrasinin normal olarak işlediği ülkelerde olan işler.</p>

<p>Ancak son dönemlerde nelerin nasıl yaşandığını hep birlikte takip ediyoruz.</p>

<p>Temennimiz suyun akışının demokratik yollardan olması.</p>

<p>Aksi takdirde işimiz kötü.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/suyun-akisina-gitmek-1</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 21:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/06/0aa-191.jpg" type="image/jpeg" length="69670"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Toz duman arasında]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/toz-duman-arasinda-7</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/toz-duman-arasinda-7" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bizim memlekette doğduğumuz günden son nefesimizi vereceğimiz ana kadar hayatımızı tanzim eden yegane kurum bilindiği gibi siyasettir.</p>

<p>Peki “<strong>hayatımızı tanzim eden siyaset bize mutluluk veriyormu?”</strong> şeklindeki sorunun cevabı çok büyük bir oranda “<strong>hayır”</strong> olacaktır.</p>

<p>Siyasetin birinci ve başlıca görevi insana hizmet etmektir.</p>

<p>İktidara gelen siyasi partilerinde temel görevi alacakları harika kararlar ile ülke sınırları içerisinde bulunan vatandaşlarına keyifli bir ömür sağlamak olmalıdır.</p>

<p>Ancak bizim memlekette hiç böyle olmaz.</p>

<p>Pek çok kez yine bu sütunlarda belirtmiştik.</p>

<p>Çok partili hayata geçtiğimiz 1950 yılından itibaren en sağından en soluna kadar nerede ise iktidara gelmeyen siyasi görüş kalmadı.</p>

<p>Derdini vatandaşa anlatan liderler ve liderlerin partileri vatandaş tarafından iktidara getirildi.</p>

<p>Bizim siyasetin olmazsa olmazı kayırmacılıktır.</p>

<p>İktidara gelen siyasi partilerin yönetim kadroları daha göreve başlar başlamaz önce kendi akrabalarını sonra da partililerini devlet kadrolarında bir yere getirmek adına olağanüstü bir mücadele verirler.</p>

<p>İktidarda bulunan partiler muhalefet partilerine ve o muhalefet partilerinin mensuplarına asla gün yüzü göstermezler.</p>

<p>Öyle-böyle derken çok partili hayata geçeli 75 yıldan fazla oldu.</p>

<p>Bundan 50 yıl öncede vatandaşın en önemli derdi pahalılık ve işsizlikti.</p>

<p>Bugünde yine en önemli iki sorun pahalılık ve işsizlik.</p>

<p>Dolayısı ile Türkiye’de var olan siyasi partilerin vatandaşın derdine derman olacak politikalar geliştirdiğini söylemek yanlış bir ifade olacaktır.</p>

<p>Şu sıra başta İran olmak üzere dünyada savaşmadık ülke bırakmayan ABD’de yıllık enflasyon yüzde 3 civarında.</p>

<p>Biz uzun yılardır dünyada var olan savaşların dışarısındayız.</p>

<p>Ancak ülkede var olan enflasyon oranlarını artık hesap etmek bile mümkün değil.</p>

<p>Faizlerin hangi noktada olduğu hepimizin gerçeği.</p>

<p>Faizlerin bu kadar yüksek olduğu bir ülkede ekonominin düzgün gitmesini nasıl bekleyeceğiz ki?</p>

<p>Ülkede bu kadar ekonomik kriz var iken.</p>

<p>Siyaseten hemen her gün başka bir hadise ile karşılaşıyoruz.</p>

<p>Artık gündemi takip edebilmek imkansız bir hale geldi.</p>

<p>“<strong>Siyaseten yüzümüz bir türlü gülmedi”</strong> desek yanlış bir ifade kullanmış olmayız.</p>

<p>İktidara gelmek geldikten sonra da iktidarda kalmak her siyasi partinin temel isteği.</p>

<p>Bunda bir sıkıntı yok.</p>

<p>Peki ya vatandaşın sorunu..</p>

<p>Aradan geçen bunca yıla rağmen vatandaşın yüzünü güldüremeyen siyaset bundan sonra ne yapacak?</p>

<p>İnanın biz de bilmiyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilen varsa gelsin bize de anlatsın.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/toz-duman-arasinda-7</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 23:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/06/0aa-190.jpg" type="image/jpeg" length="67859"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Siyasette bitmek bilmeyen yol ayırımı]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/siyasette-bitmek-bilmeyen-yol-ayirimi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/siyasette-bitmek-bilmeyen-yol-ayirimi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bize “<strong>Dostlukların ya da rekabetin en fazla yaşandığı kurum hangisidir</strong>?” sorusu yöneltilse cevabımız kesinlikle “s<strong>iyaset</strong>” olacaktır.</p>

<p>Birbirleri ille son derece samimi olan ya da öyle olduğuna inanan 4-5 kişinin kurduğu siyasi partilerin pek çoğunda yol ayırımı nerede ise imkansızdır.</p>

<p>Hatırlayınız.</p>

<p>Saadet Partisinin büyük kurultayında <strong>Abdullah Gül</strong> ile <strong>Recai Kutan</strong> yarışmış, Kurultayı <strong>Recai Kutan</strong> kazanınca <strong>Tayyip Erdoğan-Abdullah-Gül-Bülent Arınç ve Abdullatif Şener’in </strong>başını çektiği grup AK Partiyi kurmuşlardı.</p>

<p>MHP’nin bir türlü yaptırılmayan kurultayını hepimiz çok net bir şekilde hatırlıyoruz.</p>

<p>Yeterli imza toplanıldığı halde kurultay yapılamayınca <strong>Meral Akşener-Koray Aydın-Musavat Dervişoğlu-Ümit Özdağ- Yusuf Halaçoğlu </strong>gibi isimler MHP’de siyaset yapma imkanı bulamayınca İYİ Parti kurulmuştu.</p>

<p><strong>Ali Babacan’ın</strong> DEVA partisi</p>

<p><strong>Ahmet Davutoğlu’nun</strong> Gelecek partisi</p>

<p>Sonrasında</p>

<p><strong>Ümit Özdağ’ın</strong> Zafer Partisi</p>

<p><strong>Yavuz Ağıralioğlu</strong>’nun Anahtar partisi</p>

<p>Kendilerini lider gören siyasetçiler tarafından kuruldu.</p>

<p>Geçtiğimiz kurban bayramı öncesi bir yerel mahkeme CHP ile ilgili BUTLAN kararı verdi.</p>

<p>Partinin başında an itibarı ile <strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong> var.</p>

<p>Genel başkan <strong>Özgür Özel</strong> ise bir an önce Kurultay yapılması adına bastırıyor.</p>

<p>Ancak görünen o ki <strong>Kemal Kılıçdaroğlu’nun</strong> kolay kolay kurultay yapmak gibi bir niyeti yok.</p>

<p>Bayram sonrası siyaset sürecinin nasıl yürüyeceğini hep birlikte takip edeceğini izleyeceğiz.</p>

<p>Bir gerçeği buradan belirmemiz lazım.</p>

<p>Eğer en kısa sürede CHP’de kurultay kararı alınmaz ise.</p>

<p><strong>Özgür Özel</strong> ve arkadaşlarının bu partide siyaset yapma imkanı kalmayacak.</p>

<p>CHP’nin içerisinden yeni bir siyasi parti çıkması bir noktada mecburiyet halline gelmiş durumda.</p>

<p>07 Haziran tarihinde birkaç yerleşim merkezinde belediye başkanlığı ve muhtarlık seçimi yapılacak.</p>

<p>YSK geçtiğimiz aylarda 07 haziran tarihide seçime katılma yeterliliği bulunan partileri ilan etti.</p>

<p>Yaklaşık 40 parti seçime kazanma şartlarını yerine getirmiş durumda.</p>

<p>Bu partilerden birisi de <strong>Türkiye İttifakı Partisi</strong></p>

<p>Son birkaç gündür <strong>Türkiye İttifakı Partisi’nin</strong> ismini daha çok duyuyoruz.</p>

<p>CHP’de siyaset yapma imkanı bulamayan <strong>Özgür Özel</strong> ve arkadaşlarının bu parti çatısı altında siyasete devam etmeleri hiç kimse için sürpriz sayılmaz.</p>

<p>En azından bizim için.</p>

<p>Siyasette şartlar herkesi eninde sonunda bir yol ayırımına getiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu durum artık CHP için kaçınılmaz gibi.</p>

<p>İçerisinde bulunduğumuz hafta CHP’deki siyasetin nasıl şekilleneceğini de büyük oranda ortaya çıkartacak gibi.</p>

<p>Kazanan Türk demokrasisi olsun.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/siyasette-bitmek-bilmeyen-yol-ayirimi-1</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 22:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/05/0aa-189.jpg" type="image/jpeg" length="83863"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ne yaşadık, ne gördük?]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/ne-yasadik-ne-gorduk-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/ne-yasadik-ne-gorduk-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yarın yani 27 Mayıs Çarşamba günü kurban bayramına “<strong>merhaba”</strong> diyeceğiz.</p>

<p>Ancak pek çok vatandaşımızın bayram ile ilgili olduğunu pek sanmıyoruz.</p>

<p>Zira Türkiye’nin hemen her yerinde vatandaşın birinci derecedeki gündemi geçtiğimiz Pazar günü CHP genel merkezinde yaşanılan ve kendisini “<strong>Demokrat” </strong>diye tanımlayan hiç kimsenin kabul etmeyeceği o acı görüntülerdir.</p>

<p>Türkiye içerisinde bulunduğumuz coğrafyada iyi kötü demokrasinin kurallarını işleten bir ülke.</p>

<p>Her beş yılda bir yerel seçim yapılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1950 yıllında bazen zamanında bazen erken milletvekili genel seçimi yapılıyor.</p>

<p>Demokrasimiz zaman zaman askeri darbeler yada darbe girişimleri ile askıya alınıyor.</p>

<p>Bütün bunlara rağmen seçmen erken yada geç yapılan zamanlarda sandık başına gidiyor.</p>

<p>Hizmetinden memnun olduğu siyasi partiyi birden fazla dönem iktidarda tutuyor.</p>

<p>Beğenmediği siyasi partiyi de ilk fırsatta alaşağı edip iktidarına son veriyor.</p>

<p>Sürekli belirtiriz.</p>

<p>Önce iktidara gelmek geldikten sonrada iktidarda kalmak her siyasi partinin en büyük isteği.</p>

<p>Ancak kimin iktidarda ne kadar kalacağına karar veren tek merci bilindiği gibi seçmendir.</p>

<p>Şu sıralar siyaseten seçmenin iradesine ters gelen bir sürü uygulama yapılıyor.</p>

<p>Hatırlayanlarımız çoğunluktadır.</p>

<p>MHP’de kongre yapılması için imza çoğunluğu bulunmasına rağmen Kurultay yapılmadı.</p>

<p>Yapılamayan kurultay sonrasında MHP’de siyaset yapamayacaklarını anlayan siyasetçiler İYİ Partiyi kurdular.</p>

<p>Sonra Zafer Partisi</p>

<p>Sonra Anahtar parti.</p>

<p>Ancak bu sefer durum biraz farklı.</p>

<p>CHP Genel merkezinde meydana gelen üzücü hadiseleri televizyonlarımızın karşısında naklen yayınlanan bir futbol karşılaşmasını izler gibi seyrettik.</p>

<p>Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi Türkiye dokuz günlük Kurban bayramı tatiline girdi.</p>

<p>CHP Genel merkezinden genel başkan <strong>Özgür Özel</strong> ve diğer partililer polis zoru ile dışarıya çıkartıldılar.</p>

<p>Mahkemeden kayım olarak ataması yapılan <strong>Kemal Kılıçdaroğlu’nun</strong> partiye ne zaman ve hangi şartlarda geleceğini işin doğrusu bizde bilmiyoruz.</p>

<p>Normal şartlarda bir siyasi partinin iç işleyişi olan süreç mahkemeler tarafından belirleniyor.</p>

<p>Bizde işin doğrusu bu süreçte ne yaşadığımızı ne gördüğümüzü şaşırmış vaziyetteyiz.</p>

<p>Gündem o kadar hızlı gidiyor ki tutabilene aşk olsun.</p>

<p>Sabah uyandığımızda “<strong>İnşallah gördüğümüz bir rüyadır</strong>” diye dua ediyoruz.</p>

<p>Ancak karşımızda acı gerçek var.</p>

<p>Yarın “<strong>merhaba</strong>” diyeceğimiz kurban bayramını da işin doğrusu sevinçli bir şekilde geçireceğimizden şüpheliyiz.</p>

<p>Bu kadar kamplaşmanın, bu kadar kavganın olduğu bir ülkede durup durup “<strong>Bayram gelmiş neyime”</strong> demekten başka bir çaremiz yok.</p>

<p>Bayram gelmiş neyime?</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/ne-yasadik-ne-gorduk-1</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/05/0aa-188.jpg" type="image/jpeg" length="40655"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Partisiz siyaset günleri]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/partisiz-siyaset-gunleri-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/partisiz-siyaset-gunleri-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz yıl yine bize ayrılan bu köşede “<strong>Partisiz siyaset”</strong> başlıklı bir köşe yazısı kaleme almıştık.</p>

<p>Söz konusu yazı o günlerde çok büyük bir ilgi gördü.</p>

<p>Hatta Türkiye’nin büyük medya kuruluşlarında yazı yazan pek çok köşe yazarı bizim o yazımızı kaynak gösterip kendilerine göre yorum yapmışlardı.</p>

<p>CHP Türkiye’nin en eski partisi.</p>

<p>Geçen yıllar içerisinde ne kadar başarılı olup olmadığı hep tartışıldı.</p>

<p>Ancak Türkiye’nin “<strong>siyasi parti mezarlığı”</strong> olduğu noktasında belki tüm ülke aynı noktada birleşecektir.</p>

<p>Bütün bu aşınmalara rağmen CHP’nin varlığını devam ettirmesi meramını iyi kötü seçmene anlattığını gösteriyor.</p>

<p>Türkiye’de siyaset yapanlar sağ oyların yüzde 60-70 civarında olduğunu sol oylarında yüzde 30-40 civarında olduğunu söyler dururlar.</p>

<p>12 Eylül 1980 tarihinde yapılan ihtilal sonrasında 1983 yılında demokrasiye geçişte var olan siyasi partilerin milletvekillerine bakıldığında artık sağ-sol kavramlarının da yeniden ele alınması gerektiği noktasında hemen herkes hemfikir.</p>

<p>31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçime kadar CHP kendisinden beklenilen başarıyı gösterememişti.</p>

<p>31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimde tarihinde ilk kez AK Parti karşısında üstünlüğü ele geçirmişti.</p>

<p>İşte ne olduysa ondan sonra oldu.</p>

<p>Tutuklanan belediye başkanları.</p>

<p>Tutuklanmaktan korktukları için iktidar partisine geçen belediye başkanları.</p>

<p>Yerlerine kayyım atanan belediye başkanları hep bu dönemde görüldü.</p>

<p>Dünyanın en büyük şehirlerinden birisi olan İstanbul belediye başkanlığını ikinci kez kazanan belediye başkanının önce diploması iptal edildi sonrada tutuklanarak ceza evine gönderildi.</p>

<p>Şu an sayısını hatırlayamayacağımız kadar fazla belediye başkanı cezaevine .</p>

<p>Söz konusu yaptırımların seçmen nazarında fazla bir etkisi olmadığı gerçeği muhataplarına aktarılmış olmalı ki bu sefer “<strong>asla olmaz</strong>” denilen eylem gerçekleşti.</p>

<p>CHP için “<strong>Mutlak Butlan</strong>” kararı çıktı.</p>

<p>Pazar günü sabah saatlerinden itibaren bizde milyonlarca vatandaş gibi televizyon ekranlarından olup biteni büyük bir üzüntü ile seyretmek zorunda kaldık.</p>

<p>Türkiye’nin en eski partisine polis zoruyla girildi.</p>

<p>Emniyet güçleri plastik mermi ve biber gazı kullanıldı.</p>

<p>Başta Genel başkan <strong>Özgür Özel</strong> olmak üzere partide kim var kim yok dışarıya çıkartıldı.</p>

<p>Parti boşaltıldı.</p>

<p>Sonrasında CHP genel başkanı <strong>Özgür Özel </strong>ve beraberindekiler CHP genel merkezi ile TBMM arasındaki 7 kilometrelik mesafeyi yoğu bir şekilde yağan dolu ve yağmur eşliğinde yürüyerek final yaptılar.</p>

<p>Yarın ne olacağı ile ilgili hiç kimsenin en ufak bir bilgisi yok.</p>

<p>Siyasi partilerin genel kurulları bir noktada kendi iç işleri.</p>

<p>Partilerin ne yapıp ne yapamayacağı bilindiği gibi YSK’nın uhdesinde.</p>

<p>Ancak görüldüğü gibi YSK bu seferde devre dışı.</p>

<p>Türkiye süratli bir şekilde partisiz siyasete doğru yönlendiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Seçmen in tercihi bir noktada hiçe sayılıyor.</p>

<p>İktidara gelmek geldikten sonrada iktidarda kalmak her partinin en büyük arzusu.</p>

<p>Ancak bunun için müracaat edilecek makam sadece ve sadece seçmendir.</p>

<p>Seçmenin istemediği bir yapılanma belki kısa vadede prim yaptırabilir.</p>

<p>Ancak uzun vadede seçmen kendisine göre haksız gördüğü her noktada muhataplarına siyaseten ceza kesiyor.</p>

<p>Türkiye’nin çok ama çok önemli sorunları var.</p>

<p>En büyük ihtiyaç ise “<strong>Adalet”</strong> vurgusu.</p>

<p>Siyasi partiler ülkenin olmazsa olmazları.</p>

<p>Dolayısı ile partilerin kaderini sadece ve sadece seçmene teslim etmek gerekiyor.</p>

<p>Bunun dışında yapılan ne varsa boşunadır.</p>

<p>Partisiz Türkiye’nin,</p>

<p>Partisiz siyasetin hiç kimseye faydası yok.</p>

<p>Demokrasiye en önemlisi de seçmene inanmak lazım.</p>

<p>Siyasetin olmazsa olmazı partileri mahkeme kapılarından kurtarmak lazım.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/partisiz-siyaset-gunleri-1</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 21:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/05/0aa-187.jpg" type="image/jpeg" length="47218"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
