<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Kocaeli Öncü - ÖNCÜ HABER</title>
    <link>https://www.kocaelioncu.com</link>
    <description>Haberde Öncü Yayıncılık</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.kocaelioncu.com/rss/yuksel-ercan" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 10 Aug 2026 21:38:26 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/rss/yuksel-ercan"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Çözüm süreci  ya da kırılma anı]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/cozum-sureci-ya-da-kirilma-ani-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/cozum-sureci-ya-da-kirilma-ani-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye belli zamanlarda isteyerek ya da istemeyerek yol ayırımına gelmeye mecbur ediliyor.</p>

<p>Söz konusu yol ayırımından sonra var olan süreç baştan başa değişiyor.</p>

<p>Böylesi süreçler önce siyasi partileri sonrasında da vatandaşın oy verme tercihlerini büyük oranda yeniden belirliyor.</p>

<p>Geçtiğimiz hafta başı TBMM’de başlatılan “Çözüm Süreci” çalışmaları hafta sonu beklemeye alındı.</p>

<p>Zira 48 saat bekleme gibi bir kanuni müeyyide var.</p>

<p>Anlatmaya çalıştığımız çözüm süreci geçtiğimiz hafta başı imzaya açılmıştı.</p>

<p>AK Parti-MHP ve DEM nerede ise koşulsuz bir şekilde istenilen imzaları attılar.</p>

<p>Muhtemelen iktidar tarafının çok acelesi var ki bütün ülkeyi ilgilendiren bu konuda kamuoyuna gerekli bilgiler verilmedi.</p>

<p>TBMM’deki komisyonlarda hepimizin birebir şahit olduğu gibi çok sert tartışmalar yaşandı.</p>

<p>Tartışmalar takip ettiğimiz gibi İktidara mensup partiler ile İYİ Partili milletvekilleri arsında geçiyor.</p>

<p>CHP’den ayrılan YENİ Partinin kafa karışıklığı biz bu yazıyı kaleme aldığımız ana kadar devam ediyordu.</p>

<p>Sürece HAYIR diyen, imza atmayan ve bu işin yanlışlığını sonuna kadar anlatmaya çalışan bir tek İYİ parti var.</p>

<p>YENİ Partinin grup olarak aldığı bir karar yok.</p>

<p>Parti İçerisinden Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici ile İstanbul milletvekili Cemal Enginyurt sürece HAYIR imzası atacağını beyan etti.</p>

<p>CHP Muğla milletvekili Süreyya Öneş Derici kendisine ait sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Meclis kürsüsünde ettiğim Milletvekili yemininde; "Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma" büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içmiştim. Hayatım boyunca ödün vermediğim ve vermeyeceğim kişisel ilkelerim ve milletimizin bana verdiği temsil etme yetkisi doğrultusunda, Pazartesi günü yapılacak olan çerçeve yasa oylamasında HAYIR oyu vereceğimi tüm kamuoyunun bilgisine sunarım” şeklinde görüş belirtti.</p>

<p>YENİ Parti Milletvekili Cemal Enginyurt’ta “Barışı istemeyen yok. Kardeşlik hukuku tamam. Lakin Demokrasi yok ediliyor. Muhalefete siyaset yok, tutuklamalara devam. Teröristlere siyaset yolu açılıyor. Milletvekiline Meclis kürsüsünden yaptığı konuşma için Başsavcı soruşturma istiyor. PKK’lılara Meclis yolu görünüyor. Buna Terörsüz Türkiye denmez. Teröriste plaket verme denir. Hayırda HAYIR var.” diyerek HAYIR oyu vereceğini belirtti.</p>

<p>Çerçeve yasa için bugün (10 Ağustos pazartesi) TBMM’de ki tüm partilerin milletvekilleri EVET yada HAYIR şeklinde imza atacaklar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Oylama sonucu ne olursa olsun göreceksiniz siyaseten hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.</p>

<p>Konu ile ilgili hepimiz biliyoruz ki vatandaş bu işin dışarısında bırakıldı.</p>

<p>Çerçeve yasası ile ilgili ülke genelinde bir referandum yapılsa idi sonuç ne çıkardı?</p>

<p>Doğrusu çok merak ediyoruz.</p>

<p>Ancak referandum için vakit geçti.</p>

<p>Çerçeve sürecinin ne ölçüde kabul göreceği net bir şekilde yapılacak ilk genel seçimde belli olacak.</p>

<p>Yarından sonra hepimiz yeni bir güne yeni bir siyasi sürece uyanacağız.</p>

<p>Temennimiz, dileğimiz çıkacak olan netice Türk milletinin faydasına olması.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/cozum-sureci-ya-da-kirilma-ani-1</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 21:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/08/0aa-244.jpg" type="image/jpeg" length="24583"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kendimizi kurtarabilirsek]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/kendimizi-kurtarabilirsek-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/kendimizi-kurtarabilirsek-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yanılmamak için bir kez daha E-Devlet'e baktık 2010 yılının temmuz ayından itibaren emekliyiz.</p>

<p>Bizim medya sektöründe emekli olmak diğer sektörlere göre biraz daha zor.</p>

<p>Pazar günleri bile çalışan, mesai yapan bir gazeteci için emekliliğin ne kadar zor olduğunu anlatmaya bile gerek yok medyanın da biraz daha teknolojiye ayak uydurduğundan olsa gerek bize de biraz daha fazla zaman kalıyor.</p>

<p>Böyle bir süreçte biz daha fazla kitap okumaya köşe yazılarımızı yazmandan önce biraz daha fazla araştırmaya çaba gösteriyoruz.</p>

<p>Hal böyle olunca daha önce okuduğumuz kitapları yeniden elden geçirme ihtiyacı doğdu.</p>

<p>Masamızın üzerinde yığılı bir şekilde okunmayı bekleyen kitaplara ell attığımızda <strong>Cengiz Aytmatov'un</strong> sinemaya da uyarlanan "<strong>Selvi Boylum-Al yazmalım"</strong> isimli o güzelim eserini bulduk ve yalnız başına olduğumuz gazetedeki odamızda kitabı yüksek sesle okumaya başladık.</p>

<p><strong>"Selvi Boylum Al Yazmalım" </strong>ile birlikte <strong>Aytmatov'un "Beyaz Gemi"</strong> isimli eserini okuduğumuz anlarda telefonumuza gelen "<strong>Yüksel başkanım siz bizim yaş grubumuzun kahramanısınız, Sizin yazdığınız yazıları soluksuz okuyoruz, fikirlerinizden büyük ölçüde faydalanıyoruz, Sizin gibi kahraman olarak bildiğimiz büyüklerimizin sayıları her gün biraz daha azalıyor, fikir dünyamız kurumak üzere, lütfen yazmayı bırakmayın" </strong>mesajına anında <strong>"Benden kahraman olmaz, zaten hiç olmamıştı</strong>" karşılığını verdik.</p>

<p>Bizim jenerasyonun daha çok <strong>Kadir İnanır ve Türkan Şoray’ın</strong> birlikte oynadıkları <strong>“Selvi Boylum Al yazmalım</strong>” isimli sinema filminin yazarı olarak tanıdıkları ve<strong> Beyaz Gemi-Cemile</strong> başta olmak üzere çok sayıda eseri bulunan Şair yazar <strong>Cengiz Aytmatov </strong>“<strong>Aslında her insan bir romandır ve biraz kahramandır. Gün gelir anlar ki, harcadığı tek şey hayalleri değil zamanıdır</strong>” diyor, bu ifadeyi kullanırken de akıp giden zamanımızdan daha değerli hiçbir şey olmadığını da hemen herkese anlatmaya çalışıyor.</p>

<p>İnsan ömrünün belli biz zaman sonra aşağıdan yukarıya doğru değil de yukarıdan aşağıya doğru gitmeye yani sonlanmaya başladığı yıllarda maddi kazanımlardan çok kaybettiği yıllara acımaya başlaması da galiba bundan olsa gerek.</p>

<p>Çocukluktan gençlik yıllarımıza geçtiğimiz zamanlarda hayatın hep böyle kalacağını daha da açık bir ifade ile bütün günlerimizin yirmili yaşlarda kalarak devam edeceğini düşündüğümüzden dolayı o zamanlarda “<strong>su gibi akıp giden günlerimizin”</strong> hesabını yapmaya gerek bile duymuyoruz.</p>

<p>İşte o süreç muhtemelen <strong>Cengiz Aytmatov’un</strong> “ <strong>Her insan biraz Kahramandır”</strong> dediği zamanlara denk geliyor,</p>

<p>Dikkat edin yirmili yaşlardan başlayıp otuzlu yaşların sonuna kadar geçen zaman içerisinde insan hayatı kendisinden çok başkaları için yaşamaya, kendisinden fedakarlık yapıp o güzelim yıllarını başkaları için yaşamayı nerede ise bir “<strong>hayat tarzı”</strong> olarak kabul ediyor.</p>

<p>Bizde kelimenin tam anlamı ile yirmili yaşların ikinci yarısından sonra “<strong>Kahramanlık</strong>” olarak kabul edilen dönemlere girdik,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Daha çok siyaset yolu ile insanların hayatını kolaylaştırma gibi bir yol düşündüğümüzden zamanımızın çok büyük bir kısmını sorunları bizden önce başlayan ve dünya durdukça da bitmeyecek olan kişilerin sıkıntılarını çözmek için çırpındık durduk.</p>

<p>Otuzlu yaşlar, kırklı yaşlar hep kendimizden fedakarlık yaptığımız, hayatı başkaları için yaşadığımız zamanlar olarak geçti gitti,</p>

<p>Sabahın erken saatlerinden itibaren başlayan “<strong>Sorun çözme maratonu”</strong> gecenin geç saatlerine kadar devam etti, cumartesi-Pazar-bayram-tatil dinlemeden sürüp gitti.</p>

<p>Son zamanlarda farkına vardık ki memleketin çok büyük bir kısmı kendileri ile ilgili kendilerinden sonra gelen çocukları ve torunları ile ilgili adeta mekik dokuyor, geriye kalan ve sayıları fazla olmayan ve kendisini <strong>“Kahraman</strong>” olarak konumlandıran bir “<strong>mutsuz azınlıkta</strong>” bitip tükenmeyen bu talepleri çözmek adına ömür tüketiyor.</p>

<p>Biz ve bizim gibiler sorun çözmek adına bir taraftan diğer tarafa koştururken çok az bir süre soluklanmak üzere bir tahta sandalyenin üzerine oturduğumuzda hiç geçmeyecek diye düşündüğümüz yıllarında bir su gibi hatta sudan daha hızlı bir şekilde geçip gittiğini ancak sorunlar ile boğuşan kitlelerin bırakın azaldığını her geçen gün artarak devam ettiğine şahit oluyoruz.</p>

<p>Böylesi bir noktada “<strong>Ah vah </strong>“ ederken karşımıza birden şu sıralar gittikçe çoğalan ve taraftar bulan “<strong>Mutlu yalnızlık</strong>” kavramı çıkıyor, o andan itibaren de “<strong>dünyanın malı mülkü sizin olsun beni yalnızlığımla baş başa bırakın”</strong> diyerek kendisini olması gereken asıl yerde buluyor.</p>

<p>İnsanın kendi kendisi ile baş başa kaldığı zamanlar aslında kendisini bulduğu, sırtında var olan ve yıllar yılı taşıdığı yüklerden de kurtulduğu zamanlar olsa gerek, Gereksiz insanlar, Gereksiz gıdalar, gereksiz eşyalar diye başlayan kalabalıklardan kurtulmaya başaran insan bir anda <strong>“Mutlu yalnızlık”</strong> dediği kapıdan içeriye giriyor.</p>

<p>Yalnızlığı seçen, “<strong>Ben artık sorun çözmekten, dert dinlemekten yoruldum” </strong>diye şikayet etmeye başlanıldığı an çevre anında “bu adam çok değişti, buna bir şeyler oldu” şeklinde yakıştırmaların da geldiği zamanlardır ve herkes belli bir yaş aralığından sonra “<strong>Değişt</strong>i” denilen grup içerisine girmek zorunda kalıyor.</p>

<p>Son birkaç yıldır biz artık “<strong>Kahraman”</strong> olmaktan daha da önemlisi başkalarının sorununu çözmek için kendi hayatımızdan çalma geleneğini mecburen terk ederek “<strong>Mutlu yalnızlık</strong>” dediğimiz gruba dahil olduk,</p>

<p>Bizi yoran, sürekli sorun çıkartan günün yirmi dört saati şikayet eden kim varsa hayatımızdan tek tek çıkarmaya ve<strong> “Kendimizin Kahramanı”</strong> olma yolunda önemli mesafeler almaya başladık.</p>

<p>Dünün hesabını yapmak <strong>“şunu doğru yaptık bunu yanlış yaptık</strong>” şeklinde bir muhasebeye oturmak için çok geç kaldığımızı düşünüyoruz, Yapacağımız bu muhasebenin de ne bize nede yılardır bize sorun üretenlere bir faydasının olmayacağını da çok iyi bildiğimizden, bilgisine, birikimine , entelektüel kişiliğine güvendiğimiz birkaç kişi ile bundan sonra kalan hayatımıza devam etmek gibi son derece ciddi bir niyetimiz var.</p>

<p>Bir düşünür “<strong>Hiç kimse çıktığı yolda kendisi kalmaz, yol insanı başkalaştırır”</strong> şeklinde muhteşem bir ifade kullanıyor, işte bu ifadeden yola çıkarak bundan sonra ne kadar ömrümüz varsa sessiz, sedasız bir şekilde yürümeye bize göre doğru olduğunu düşündüğümüz şekilde devam edeceğiz.</p>

<p><strong>Sadece ve sadece kendimizin kahramanı olarak..</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/kendimizi-kurtarabilirsek-1</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 21:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/08/0aa-243.jpg" type="image/jpeg" length="92660"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Biz ne ara yenildik?]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/biz-ne-ara-yenildik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/biz-ne-ara-yenildik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir tarafın “<strong>çözüm süreci”</strong> bir tarafında “<strong>İhanet süreci”</strong> dediği ancak genel anlamda vatandaşın “<strong>Bebek katili Öcalan’a af”</strong> olarak anladığı süreç önce TBMM’nin sonrada vatandaşın birinci gündemi haline geldi.</p>

<p>Bilindiği gibi PKK ilk kalkışmayı 1983 yılında Siirt’in Eruh ilçesinde başlatmış ve o kalkışma aradan geçen 43 yıllık zaman dilimi içerisinde hiç durmadan devam etmişti.</p>

<p>Aslında 1999 yılı itibarı ile PKK bitme noktasına gelmiş ancak sonrasında yeniden alevlenmişti.</p>

<p>PKK ve onun yurt içi yurt dışı işbirlikçilerinin Türkiye Cumhuriyetine karşı olan kinleri bir türlü sona ermedi.</p>

<p>Normal şartlarda hepimiz biliriz ki terörle müzakere edilmez, mücadele edilir.</p>

<p>Bir sabah uyandık ki uzun yıllardır meydanlarda bölücübaşı Öcalan’ın asılması için meydanlarda ip atan MHP Genel başkanı <strong>Devlet Bahçeli</strong> “<strong>Şayet teröristbaşının tecriti kaldırılırsa, gelsin DEM Parti grup toplantısında konuşsun, terörün bittiğini, örgütün lağvedildiğini ilan etsin. Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse, umut hakkının kullanımıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın Ne Kandil, ne Edirne; adres İmralı’dan DEM’e uzansın, terör sorunu ülke gündeminden tamamen çıkarılsın. Hodri meydan, buna varız.” </strong>şeklinde konuşunca Türk siyasetinde taşlar o zamana kadar olmayan bir şekilde yerinden oynamış oldu.</p>

<p>Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi bugünlerde söz konusu konuşmaların tamamının kanunlaşması için başta AK Parti ve MHP olmak üzere var olan partilerin bir kısmı bu duruma destek için önergeye imza atmaya başladılar.</p>

<p>Sürece başından beri karşı olan tek siyasi oluşum İYİ parti.</p>

<p>Annelerin ağlamasını bizde istemiyoruz.</p>

<p>Şehit cenazelerinin gelmesine bizimde tahammülümüz yok.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyetinin terör dolayısı ile yaptığı harcamaların yatırım olarak vatandaşın hizmetine sunulması bizi de memnun eder.</p>

<p>Buraya kadar sorun yok.</p>

<p>Sorun milyarlarca dolara, bir sürü şehit cenazesine mal olmuş bir mücadelenin hesabının nasıl verileceğinde.</p>

<p>Bu durum bir tarafı memnun edebilir.</p>

<p>Peki</p>

<p>-Çocuklarını vatan savunması için gönderen ancak onları bayrağa sarılı tabut içerisinde karşılayan anne babaları.</p>

<p>-Babasız kalan körpe çocukları</p>

<p>-Eşini genç yaşta kaybeden eşleri</p>

<p>-Mücadelede vücutlarının uzuvlarını kaybeden gazileri</p>

<p>-Şehit ve gazilerin eş-dost-akraba ve yakınlarını</p>

<p>Nasıl memnun edeceğiz.?</p>

<p>Bilen varmı?</p>

<p>Anlatmaya çalıştığımız bu durum bir siyaset işi değildir.</p>

<p>Vatan savunması sırasında hayatını kaybeden şehitler</p>

<p>Vücudunun bir tarafını feda eden gazilerin gönülleri nasıl alınacak?</p>

<p>Bir anda bir oldu bitti ile “<strong>barış yapacağız”</strong> çığlıkları atılıyor.</p>

<p>Anlaşmanın çerçevesinden haberi olmayan vatandaşlar bu duruma alıştırılmaya çalışılıyor.</p>

<p>Barış yapmak için karşıda bir devlet yok.</p>

<p>Çocuklarımızın canına kast eden ve “<strong>bitti”</strong> denilen bir terör örgütü var.</p>

<p>Biz bir devletle savaş mı yaptık.?</p>

<p>Daha da acısı o savaşta yenildik mi?</p>

<p>Yenildikte bizim mi haberimiz yok.?</p>

<p>Nasıl bir sürecin içerisindeyiz hiçbir şey bilmiyoruz.</p>

<p>Yapılan iş Allah’ında hoşuna gitmez Allah yolunda canlarını veda etmekten çekinmeyerek bir gül bahçesine girercesine toprağın kara bağrına verdiğimiz şehitlerimizin de hoşuna gitmez.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Lütfen biraz sağduyu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/biz-ne-ara-yenildik-1</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 23:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/08/0aa-242.jpg" type="image/jpeg" length="11720"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Baş döndüren gidiş gelişler]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/bas-donduren-gidis-gelisler-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/bas-donduren-gidis-gelisler-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Siyasette bir partiden özellikle de muhalefet partisinden iktidar partisine doğru gidişler yeni bir hadise değil.</p>

<p>Ara sıra iktidar partisinden muhalefet partilere de gidişler oluyorsa da bunlarla ilgili kayda değer rakamlar yok.</p>

<p>12 Eylül 1980 ihtilali öncesindeki gidiş gelişleri burada anlatmaya gerek yok.</p>

<p>Zira aradan 36 yıl geçmiş.</p>

<p>O gün transfer olanlardan bugün hayatta olanların yüzde 99’lukbir bölümü hayatta değil.</p>

<p>Hayatta olanları ise artık yeni nesil hiçbir şartta tanımıyor.</p>

<p>12 Eylül sonrasında partiler arasındaki transferlerin tavan yaptığı isim <strong>Kubilay Uygun’dur</strong>.</p>

<p>"<strong>Fırıldak Kubi"</strong> lakabıyla tanınan <strong>Kubilay Uygun,</strong> 1990'lı yıllarda çok kısa sürede değiştirdiği siyasi partiler ve rekor transferleriyle Türk siyasi tarihine geçen eski bir milletvekilidir.</p>

<p>1995 genel seçimlerinde Afyonkarahisar'dan DSP milletvekili seçilmiş, ancak görev süresi boyunca sıkça parti değiştirerek bu ünvanı almıştır.</p>

<p>Siyasi Hayatı ve Parti Değişiklikleri Dönem'de (1995–1999) yaklaşık iki yıl gibi kısa bir süre içinde DSP, DYP, MHP ve DTP'nin de aralarında bulunduğu partiler arasında defalarca geçiş yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir ay içerisinde üç kez parti değiştirdiği dahi oldu; hatta bu durum uluslararası basına (<strong>Der Spiegel</strong> dergisine) bile haber oldu.</p>

<p>Bu hareketli ve ilkesiz olarak eleştirilen transfer trafiği nedeniyle kamuoyunda ve siyaset literatüründe adı "<strong>Fırıldak Kubi" </strong>lakabıyla özdeşleşti.</p>

<p>Siyasi dönemi kapandıktan sonra gözlerden uzak bir yaşam sürdü.</p>

<p>23 Temmuz 2016 tarihinde İstanbul Kemerburgaz'daki bir otelde 60 yaşındayken hayatına son verdi.</p>

<p>2021 yılında ise yaşamı ve dönemin siyasi atmosferi "<strong>Fırıldak Kubi"</strong> isimli bir belgesele konu oldu.</p>

<p>Yazımızın başında da belirttiğimiz siyasi partiler arasındaki gidiş gelişler yeni bir hadise değil.</p>

<p>Ancak son dönemlerde özellikle muhalefet partilerinden iktidar partisine gidişlerde öylesine fazla bir trafik yaşanıyor ki, herkes şaşkın.</p>

<p>Özellikle 14mayıs 2023 tarihinde yapılan milletvekili genel seçiminden ve 31 mart 2024 tarihinde yapılan belediye başkanlığı seçiminden sonra mevcut partilerinden başta iktidar partisi olmak üzere diğer partilere doğru olan gidişler dur durak tanımıyor.</p>

<p><strong>Nimet Özdemir</strong> 14 mayıs 2023 tarihinde İYİ Parti İstanbul milletvekili olarak TBMM’ye girdi.</p>

<p>İYİ Parti <strong>Nimet Özdemir’e</strong> az gelmiş olacak ki bu sefer CHP’ye transfer oldu.</p>

<p>En sonunda <strong>Nimet Özdemir’i</strong> AK Parti milletvekili olarak gördük.</p>

<p><strong>Ümit Dikbayır’ın</strong> ikinci dönem milletvekilliği.</p>

<p>TBMM’ye İYİ Parti milletvekili olarak girdi.</p>

<p>Bir zaman sonra “<strong>siyasetini çok beğeniyorum”</strong> dediği <strong>Özgür Özel’in</strong> genel başkan olduğu CHP’ye transfer oldu.</p>

<p><strong>Ümit Dikbayır</strong> bilindiği gibi geçtiğimiz günlerde CHP’den de istifa etti.</p>

<p>14 Ağustos 2026 cumartesi günü AK Partiye katılacağı söyleniyor.</p>

<p>Bu şekilde kısa zaman dilimi içerisinde 3 siyasi partide görev yapanları görünce bir partiden diğerine geçen ve orada kalan bir siyasetçiye nerede ise “<strong>teşekkür”</strong> edeceğimiz bir sürece girmiş bulunuyoruz.</p>

<p>Böylesi gidişgelişlerde bizde vatandaş olarak sürekli işin kolay tarafını seçerek parti değiştiren siyasetçileri yerden yere vuruyoruz.</p>

<p>Ancak siyasetçiyi seçildiği partiden istifa ederek bir hatta iki parti değiştiren nedenleri düşünmüyoruz araştırmıyoruz.</p>

<p>Zira bu durum zor ve masraflı bir iş.</p>

<p>12 Eylül 1980 ihtilalinin üzerinden 36 yıl geçti.</p>

<p>Demokrasiye geçişte ilk seçim 1983 yılında yapıldı.</p>

<p>Nerede ise iktidara gelmeyen siyasi düşünce kalmadı.</p>

<p>İktidara gelen siyasi partiler “<strong>Siyasi partiler kanununu”</strong> kendi faydalarına olacak şekilde sürekli değiştirdiler.</p>

<p>Tek bir madde hariç.</p>

<p>Partiler arasındaki transferler.</p>

<p>Bu sütunlarda kaç kez yazdığımızı işin doğrusu bizde unuttuk.</p>

<p>Siyasi partilerin grup başkanları bir araya gelsinler.</p>

<p>“<strong>Yapılan genel yada yerel seçimde seçilen milletvekilleri/Belediye başkanları/İl genel meclis üyeleri/Belediye meclis üyeleri dönem sonuna kadar başka partiye geçemez görevlerine bağımsız olarak devam ederler”</strong> şeklinde bir karar alsınlar.</p>

<p>Göreceksiniz Türkiye nasıl bir nefes alacak.</p>

<p>Lakin biz bu yaşa geldik.</p>

<p>Bu işe yanaşan tek bir iktidar partisi görmedik.</p>

<p>Parti değiştiren siyasetçi kanunsuz bir şey yapmıyor ki.</p>

<p>Siyasi partiler kanunun var olan açığını kullanıyor.</p>

<p><strong>İktidar partisi de “Benden öncekiler bu işi düzeltmemişler ben neden kendimi zora sokayım” şeklinde bir kolaycılığa düşüyorlar.</strong></p>

<p>Ve bu gidiş gelişler de olanca hızı ile önümüzden geçip gidiyor.</p>

<p>Hayatımız bir şekilde devam ediyor.</p>

<p>Ancak hep birlikte siyasetin yozlaşmasını üzülerek takip ediyoruz.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/bas-donduren-gidis-gelisler-1</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 07:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/08/0aa-241.jpg" type="image/jpeg" length="77274"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kiralık akıl]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/kiralik-akil-5</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/kiralik-akil-5" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de dinin siyasete alet edilmesi bilindiği gibi yeni bir hadise değil.</p>

<p>Yıllar yılı iktidara gelmenin hesabını yapanlar “<strong>Yüksel Ercan’ın karşısında saatlerce dil döküp verip vermeyeceği bile belli olmayan bir oyun peşine koşuncaya kadar yakala bir cemaat ya da tarikat liderini işi toptan hallet”</strong> anlayışını nerede ise kanun olarak kabul ediyorlar</p>

<p>Hal böyle olunca da cemaat-tarikat yada benzeri ne kadar grup varsa hepsine gün doğuyor.</p>

<p>Böylesi grupların siyasetçiler için her zaman sürülmeye hazır bir tarla halinde bulunması ister istemez ticaret yapanlarında gözlerinin bu tarafa çevrilmesine vesile oluyor.</p>

<p>Var olan ticaretlerini daha da büyütmek istifledikleri paralarının üzerine yenilerini katmak adına koca koca işadamlarının da bu grupların liderlerinin en yakınında yer aldıklarını gözlemek mümkün.</p>

<p>Mevzu ticarete gelince son derece varlıklı işadamı ne yapacağını şeyhine soruyor “<strong>şu konuda nasıl hareket edeyim ne yapayım</strong>.” diye</p>

<p>Birisi de çıkıp demiyor ki</p>

<p><strong>“Yahu kardeşim koca işletmeler fabrikalar kurmuşsun.</strong></p>

<p><strong>Paranın haddi hesabı yok.</strong></p>

<p><strong>Aklın başında ki binlerce çalışanın var.</strong></p>

<p><strong>Ticaret yapıyorsun.</strong></p>

<p><strong>Pazarlık yapıyorsun alacağın şeyi ucuza satacağın şeyi pahalıya satıyorsun.</strong></p>

<p><strong>İnşaat yapacaksan şehrin merkezine yapıyorsun.</strong></p>

<p><strong>İşyeri açacaksan en işlek noktayı seçiyorsun.</strong></p>

<p><strong>Bizim anlamadığımız şey şu:</strong></p>

<p><strong>Senin aklın yok mu ki ne yapacağını başkalarına soruyorsun.</strong></p>

<p><strong>Aklını kiraya veriyorsun.</strong></p>

<p><strong>Senin gibi etten kemikten bir adamın güdümüne giriyor ne derse körü körüne yapıyorsun.</strong></p>

<p><strong>Adamın emriyle karını boşuyorsun,</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İşini tasfiye ediyorsun,</strong></p>

<p><strong>Evini şehrinin ülkeni değiştiriyorsun.</strong></p>

<p><strong>Hiç ne yaptığını düşünüyor musun?</strong></p>

<p><strong>Okuduğun kitabı değiştiriyorsun</strong></p>

<p><strong>Giydiğin giyeceği değiştiriyorsun</strong></p>

<p><strong>Yediğin yemeği değiştiriyorsun.</strong></p>

<p>Geçenlerde bir yerde okumuştuk.</p>

<p>Adam şeyhine soruyormuş. <strong>“Fabrikamı Almanlar istiyor satayım mı?”</strong></p>

<p>El cevap “<strong>satma.”</strong></p>

<p>Be mübarek adam, “<strong>Almanlara fabrika satacak kadar paralı güçlü akıllı bir adam mısın yoksa bir geri zekâlı mısın”</strong> diye sorsak anında düşman sahibi olacağız.</p>

<p>Madem işi Almanlara fabrika satacak kadar büyüttün o zaman kimseye bir şey sormaman lazım.</p>

<p>Sen almış yürümüşsün zaten.</p>

<p>Soru sorduğun şahıs fabrika kurmuş değil,</p>

<p>İnşaat yapmış değil, ticaret yapmış değil.</p>

<p>Nesine güveneceksin hiçbir tecrübesi olmayan adamın.</p>

<p><strong>Ne o şeyhim bilir.</strong></p>

<p><strong>Ben bu kadınla evleneyim mi.</strong></p>

<p><strong>Ben bu villayı alayım mı?</strong></p>

<p><strong>Bu yolculuğa çıkayım mı?</strong></p>

<p>Uzar gider bu iş.</p>

<p>Din adamı ticaretle imalatla ihracatla uğraşmamalı.</p>

<p>Din adamı din ve ahlak öğretmeli.</p>

<p>Yıllar önce bizim caminin imamına sormuştuk "<strong>şu ofisi kiralayıp gazetecilik mesleğine daha geniş çerçevede devam edelim mi?"</strong> diye.</p>

<p>Bizim imam anında “<strong>Ooo Yüksel başkanım sadece bu camiden cuma namazından çıkan cemaat sana ilan reklam verse trilyonluk olursun”</strong> demişti.</p>

<p>Sonuç: Biz ofisi açtık aradan yıllar geçti, bırakın cumadan çıkan cami cemaatini bize gaz veren imam bile bir kez olsun gazetenin kapısından içeriye girmedi.</p>

<p>Bizim cami cemaatine güvensek demek ki çoktan iflas edip gazeteyi kapamıştık.</p>

<p>Allahtan gazetecilikten başka bir iş bildiğimiz yok o yüzden evimize halen daha şükürler olsun bu sektörden ekmek götürebiliyoruz.</p>

<p>O zaman anladık ki cami imamına sorulacak soru ayetler ve hadisler üstüne olmalıydı.</p>

<p>Gazetenin bünyesindeki yayın kuruluşlarının nasıl yürüyeceğini,</p>

<p>reklam pastasından nasıl pay alacağımızı iş merkezindeki komşulara ,</p>

<p>işyeri sahiplerine daha önce burada iş yeri sahibi olanlara,</p>

<p>normal zamanlarda medya kuruluşlarına ilan-reklam gönderen işverenlere ve yıllar yılı medya sektöründe ayakkabı eskiten meslektaşlarımıza sormalıydık.</p>

<p>Bu kadar olup bitenden sonra mecburen kendi kendimize soruyoruz “<strong>Koca işadamları akıllarını kiraya verince saf halk ne yapsın.?”</strong></p>

<p>Aslında herkesin bildiği ancak ne hikmetse bir türlü hayata geçirilmeyen çözüm önerilerini denesek problemi kökten halledeceğiz.</p>

<p><strong>Dini ticarete siyasete alet etmemek lazım.</strong></p>

<p>Akılları kiradan kurtarmak lazım.</p>

<p><strong>Alparslan Türkeş’in,</strong> <strong>9 IŞIK</strong> isimli eserindeki “<strong>Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik</strong>” ilkesini çok iyi okumak bilmek lazım.</p>

<p>Din eğitiminin milli eğitim bakanlığı tarafından okullarda uygulamalı olarak verilmesini sağlamak lazım.</p>

<p>Ahlaklı vatandaş eğitimine bir an önce başlamak lazım.</p>

<p>Hatırlayınız Rahmetli <strong>Necmettin Erbakan’da</strong> “<strong>Önce Ahlak ve Fazilet</strong>” derdi.</p>

<p>Ahlaklı ve faziletli insanlar yetiştiremediğimizden İslam dini böyle hokkabazların elinde kalıyor.</p>

<p>Dini merdiven altı “<strong>Bezirganlardan”</strong> kurtarmak lazım.</p>

<p>Sonrası kolay.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/kiralik-akil-5</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 21:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/08/0aa-240.jpg" type="image/jpeg" length="24350"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Siyasete rağmen birlik]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/siyasete-ragmen-birlik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/siyasete-ragmen-birlik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Siyasi partilerin kuruluş amacı bilindiği gibi iktidara gelmek.</p>

<p>İktidara gelmek amacı ile kurulan bir siyasi parti öncelikle tüzüğünü, parti programını dolayısı ile iktidara geldiğinde nasıl bir yol izleyeceğini en ince detaylarına kadar hesaplıyor.</p>

<p>Yapılan seçim sonunda seçmene derdini iyi anlatan siyasi partiyi seçmen sandıktan çıkartıp iktidara getiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İktidar tatlı.</p>

<p>Türkiye gibi 86 milyonluk çok büyük bir ülkede iktidarın nelere kadir olduğunu bu sütunlardan bir kez daha yazmaya, anlatmaya gerek bile duymuyoruz.</p>

<p>Elbette siyasi partiler tek bir dönem için iktidar olmak istemezler.</p>

<p>Bir dönem</p>

<p>İki dönem</p>

<p>Üç dönem</p>

<p>Dört dönem</p>

<p>Olabiliyorsa beş dönem.</p>

<p>Tabi fazla sayılabilecek bir sürede iktidarda kalabilmek için belli bir seçmen kitlesini elde tutacak politikalar lazım.</p>

<p>Bu durumu çok iyi bilen siyaset makamı seçmeni konsolide edebilmek adına var olan tüm yoları denemekten asla geriye durmuyor.</p>

<p>Hal böyle olunca</p>

<p>Seçmen çok kısa bir zaman dilimi içerisinde karpuz gibi ortadan ikiye bölünüyor.</p>

<p>Bir bakıyorsunuz bu bölünme dolayısı ile on daireli bir apartmanda bile görüş ayrılıkları yaşanıyor.</p>

<p>Gecenin bir vaktinde hemen yan komşusundan ekmek isteye, tuz isteyen vatandaş siyasi görüş ayrılığı yüzünden komşusundan bile uzak durmak zorunda kalıyor.</p>

<p>Ancak dünya görüşleri birbirlerinden çok ayrı olsa bile.</p>

<p>Seçmen hep birlikte askere gidiyor.</p>

<p>Her seçmen kendisine düşen vergiyi ödüyor.</p>

<p>Başka siyasi partilere mensup olsalar bile camide aynı secdeye yöneliyor.</p>

<p>Düğünlerde beraber halay çekiyor.</p>

<p>Cenazelerde hep birlikte yas tutuyor.</p>

<p>Dışarıdan gelmesi muhtemel bir tehlikeye karşı seçmen anında birlik oluyor.</p>

<p>Başka futbol takımlarının taraftarı olsalar bile başka ülkelerin spor kulüpleri ile yapılan karşılaşmalarda taraftarlı bitiyor herkes Türk takımın taraftarı oluyor.</p>

<p>Kederde</p>

<p>Tasada</p>

<p>Sevinçte</p>

<p>Anında bir araya gelmeyi başarabilen seçmen maalesef siyaset kurumu dolayısı ile birbirine diş biliyor.</p>

<p>Halbuki siyasette sonuç almanın yolu belli.</p>

<p>Derdinizi vatandaşa iyi anlatacaksınız.</p>

<p>Vatandaşın sofrasına bri kap yemek daha faza koymanın yolarını arayacaksınız.</p>

<p>Seçmenin daha iyi şartlarda bir hayat sürmesinin çaresini bulacaksınız.</p>

<p>İşte siyaset makamı anlatmaya çalıştığımız bu problemlere çözüm bulamayınca.</p>

<p>Tek çare vatandaşı siyaseten kutuplara ayırmanın yolarını arıyor.</p>

<p>Siyaset makamı belli zamanlarda bu ayrışmayı başarıyor.</p>

<p>Ancak bu durum uzun sürmüyor.</p>

<p>Zira vatandaş bir noktadan sonra “<strong>Siyaset gidiyor dostluklar kalıyor”</strong> noktasında buluşuyor.</p>

<p>Hele son zamanlarda partiler arasındaki geçleri görünce.</p>

<p>“<strong>Yukarıda birbirlerine etmedik hakaretleri yapan siyasetçiler bir araya gelebiliyorsa ben komşularım ile neden kötü olayım?”</strong> sorusuna daha fazla cevap bulmanın yollarını arıyor.</p>

<p>Türk insanının birbiri ile bir sıkıntısı yok.</p>

<p>Siyasetçinin artık bu durumu anlaması lazım.</p>

<p>Gerekli olan gerginlik değil.</p>

<p>Vatandaşa daha iyi bir hayat sağlamanın yolarını bulmak lazım.</p>

<p>Hep arzu ettiğimiz “<strong>Birlik ruhu</strong>” zaten yapımızda var.</p>

<p>Birlik ruhunu bozmamak lazım.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/siyasete-ragmen-birlik-1</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 22:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/08/0aa-239.jpg" type="image/jpeg" length="49809"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gelecek Partisi'nden anlamamız gerekenler]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/gelecek-partisinden-anlamamiz-gerekenler-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/gelecek-partisinden-anlamamiz-gerekenler-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1990’lı yılların hemen başı.</p>

<p>MÇP’de (Milliyetçi Çalışma Partisi) ilçe başkanı olduğum dönemler.</p>

<p>1991 yılında yapılan seçim sonrası yapılan Kurultay ile MÇP gitti MHP yeninden Türk siyasetine “<strong>Merhaba”</strong> dedi.</p>

<p>Ben de MHP ilçe başkanı olarak atandım.</p>

<p>1992 yılında ilçe başkanlığı yaptığım yerleşim merkezinin bir beldesinde belediye başkanlığı seçimi yapılacak.</p>

<p>Partiler harıl harıl belediye başkan adayı arıyor.</p>

<p>Bizde o gün seçimi kazanabileceğini düşündüğümüz ilk okul mezunu bir ismi belediye başkan adayı yaptık.</p>

<p>Beldenin kalabalık bir nüfusu yok.</p>

<p>Yaklaşık bin oy alan aday belediye başkanı olacak.</p>

<p>ANAP ve DYP diğer partilere göre seçim içinde daha da iddialı.</p>

<p>Seçimi kazanabilmek adına tüm imkanları kullanıyor.</p>

<p>Belediye başkan adaylarının nerede ise tamamı ilkokul-ortaokul mezunu düzeyinde arkadaşlar.</p>

<p>Dönemin DYP milletvekili Almanya’da eğitim görmüş, iki üniversite bitirmiş, Türkiye’de de son derece güzel işler yapmış kariyerli bir mimarı belediye başkan adayı yapmıştı.</p>

<p>Böyle bir süreçte tüm DYP’liler “<strong>Diğer partilerin adaylarına baktığımızda bizim adayımız kadar kariyeri üst düzeyde bir isim yok dolayısı ile seçim şimdiden DYP’ye hayırlı olsun</strong>” şeklinde propaganda yapıyorlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bizde gece gündüz koşturuyoruz.</p>

<p>Akşam saatlerinde sandıklar açılıyor.</p>

<p>İlkokul mezunu olarak bildiğimiz CHP’nin adayı belediye başkanlığını kazanıyor.</p>

<p>DYP’nin son derece kariyerli adayı seçimden sonuncu parti olarak çıkıyor.</p>

<p>DYP’li arkadaşlarımız birkaç gün “<strong>Seçmen böyle bir kariyeri olan adayımızı seçmemekle yanlış yaptı, halk bazen siyasetten anlamıyor</strong>” şeklinde konuşmalar yaptıktan sonra bir dahaki seçimde buluşmak üzere bölgeden ayrıldılar.</p>

<p>Bir kere şunu söylemek isteriz.</p>

<p>İlkokul-ortaokul mezunu olmak kötü bir şey değil.</p>

<p>Siyasette çok kariyerli olmak birkaç üniversite bitirmekte bir üstünlük değil.</p>

<p>Bu örnekten sonra gelelim yazımızın asıl konusuna.</p>

<p><strong>Ahmet Davutoğlu</strong> başında bulunduğu Gelecek Partisinin fesh edildiğini açıkladı.</p>

<p>Açıklayınca da bir dönem sona erdi.</p>

<p><strong>Ahmet Davutoğlu’nun</strong> bu aşamadan sonra ne yapacağı tamamen kendi kararı.</p>

<p>-AK Partiye katılabilir.</p>

<p>-“<strong>Artık siyaset yapmayacağım”</strong> diyerek evine çekilebilir.</p>

<p>-İmkan bulursa bir Üniversitede hocalık yapabilir</p>

<p>-Bir STK aracılığı ile fikirlerini imkan bulduğu platformlarda anlatabilir.</p>

<p>Bilindiği gibi <strong>Ahmet Davutoğlu’nun</strong> isminin başında Prof. ünvanı var.</p>

<p>Siyasete danışman olarak başladı.</p>

<p>Dışişleri bakanlığı yaptı.</p>

<p>Başbakanlık görevinde bulundu.</p>

<p>Sonrası malum.</p>

<p>AK Parti ile daha doğrusu <strong>Erdoğan</strong> ile ters düştü.</p>

<p><strong>“Bir Prof. Olarak başbakanlık yapmış bir siyasetçi olarak, bir siyasi parti kurar başına geçer, AK partide başaramadıklarımı kendi partim ile başarabilirim</strong>” diye düşündü.</p>

<p>Arkadaşları ile birlikte 12 Aralık 2019 yılında Gelecek partisini kurdu.</p>

<p>Ancak siyaset sahnesinde 7 yıldan daha az bir zaman kalabildi.</p>

<p>Biz oldum olası bilim insanlarının, sanatçıların ve sanayicilerin siyasete girmesine karşı bir duruş sergiliyoruz.</p>

<p><strong>Cem Boyner</strong> örneğinde olduğu gibi siyasetin çok para ile yapılacak bir iş olmadığını da hep beraber görmüştük.</p>

<p>TOBB’un bir dönem anlı şanlı başkanı <strong>Mehmet Yazar’ın</strong> siyaset serüvenine şahit olmuş bir gazeteciyiz.</p>

<p>AK Partinin kuruluşunda dört kişiden birisi olan ve belli bir süre bakanlık yapan <strong>Abdullatif Şener’i</strong> biliyoruz.</p>

<p>Bu saydığımız isimlere daha yüzlercesini ekleyebiliriz.</p>

<p>Siyaset yapan insanı işin başında seçmen kabul edecek.</p>

<p>Ona kalbini açacak.</p>

<p>Sonrası kolay.</p>

<p>Bizde artık gelenek halini aldı.</p>

<p>Bir siyasetçi belli bir zaman sonra siyaset yaptığı partiden ayrılıp kendi hükümranlığını kurmak istiyor.</p>

<p>Bundan başarılı olan var olamayan var.</p>

<p>Seçmen söz konusu siyasetçinin görev başında iken yaptıklarını yapmadıklarını hafızasına en ince detaylarına kadar kaydediyor.</p>

<p>Parti kurulduğu andan itibaren de sandığa gittiğinde gereğini yapıyor.</p>

<p>Bizim dünya görüşümüz hiçbir şekilde <strong>Ahmet Davutoğlu’nun</strong> fikirlerine uymaz.</p>

<p>Yaptığı siyaseti AK Parti'de iken de benimsemiyorduk.</p>

<p>Gelecek Partisi'nde iken de benimsemedik.</p>

<p><strong>Davutoğlu</strong> iyi bir akademisyen iyi bir teorisyen olabilir.</p>

<p>Ancak siyaset başka.</p>

<p>Siyaset yapmak isteyenler ülkeyi ve ülkedeki seçmen profilini çok iyi analiz etmek durumundadırlar.</p>

<p>Aksi takdirde tarihin tozlu raflarında yerini almak gibi kaçınılmaz bir son ile karşı karşıya kalma durumu söz konusu.</p>

<p>Bundan sonra parti kuracakların Gelecek partisini ve <strong>Ahmet Davutoğlu’nu</strong> daha iyi bir şekilde incelemek gibi bir mecburiyeti var.</p>

<p>Zira siyasette hiçbir zaman iki kere iki dört etmediği gibi evdeki hesap ta çarşıya uymuyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/gelecek-partisinden-anlamamiz-gerekenler-1</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 22:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/07/0aa-238.jpg" type="image/jpeg" length="70573"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Unutulmak]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/unutulmak-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/unutulmak-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bugünlerde herkes unutulmaktan, hatırlanmamaktan, aranıp sorulmamaktan şikayetçi.</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde bir sosyal paylaşım sitesinde yaşlı bir amcanın bozulduğunu sandığı cep telefonunu bir servise götürdüğü servisten de<strong> “ Amca senin telefonun sağlam bir şeyi yok, kullanmaya devam et” </strong>cevabı karşısında telefonu yere fırlatan yaşlı amcanın<strong> “Madem telefonum sağlam o zaman çocuklarım beni neden aramıyorlar.?” </strong>şeklindeki cevabı gerçekten içimizi acıtmaya yetmişti.</p>

<p>Anadolu’daki yerleşim merkezlerinden başta Ege ve Marmara bölgesi olmak üzere var olan büyükşehirlere doğru yıllar önce başlayan ve bir türlü durdurulamayan göç beraberinde hepimizin içini acıtan, canını yakan ve bizi gözyaşları içerisinde bırakan olayların meydana gelmesine sebep oluyor.</p>

<p>Geçtiğimiz hafta sabah erken saatlerde işe gitmek için evden çıktığımızda biraz ileride yere serdiği bir serginin üzerinde oturmuş yazdan kalma bir gün denilecek şekilde kendisini biraz gösteren güneşin sıcaklığından faydalanmaya çalışan bir yaşlı teyzenin kendi kendine mırıldandığına şahit olduk.</p>

<p>Gazeteci merakı ile “<strong>Teyzeciğim günaydın, saat sabahın yedisi, bu saatte herkes uyuyor senin de uyuman lazım, sabah sabah uykunmu kaçtı da sokağın başına oturmuş kendi kendine konuşuyorsun,”</strong> diye sorduğumuzda nasıl bir toplumsal değişime uğradığımızı da teyzenin ağzından öğrenmiş olduk.</p>

<p>Teyze bize “<strong>Evladım biz Yozgatlıyız, köyümüzde 40 hane yaşıyorduk, çocuklarım bu şehire geldiler, eşim öldü, bende köyümüzde yalnız kalınca çocuklarım “anne senin burada yalnız kalmana gönlümüz razı olmuyor, gel sende bizimle yaşa” dediler çaresiz geldim, bir aydır buradayım çocuklarım bana çok iyi davranıyor ama evimiz on ikinci katta, komşuluk yok, kimse ile sohbet edemiyorum, ben köyümüzde sabah erken saatlerde uyanır işimi bitirirdim, senin erken dediğin şu saatlerde ben işimi bitirmiş köydeki komşularım ile güzel güzel sohbet etmeye başlamıştım, köyümü, komşularımı, koyunlarımı, kuzularımı çok özlüyorum, burada çok mutsuzum, keşke köyüme geri dönme imkanım olsa”</strong> dediğinde tek yaptığımız iş teyzenin yanından yavaş yavaş uzaklaşmak oldu.</p>

<p>Yaşlı teyzemizin anlattıkları içimize kurşun gibi oturmuşken aklımıza 1980’li yılların ikinci yarısında Şair <strong>Ali Akbaş’ın</strong> “<strong>Türkümü unutturdum”</strong> şeklinde başlayan şiiri geldi.</p>

<p>İlmek ilmek işlenen o şiirde Köyden kente yavaş yavaş başlayan göç ile ilgili ve göç sırasında değişeceğini düşündüğümüz toplumsal değerlerin muhakemesini yapmaya çalıştığımız zamanları hatırladık.</p>

<p>Şair’in “<strong>Türkümü unutturdun/Beni böyle eve, köye koymazlar</strong>” diye başlayan şiirinde anlatılmak istenilen sıkıntılar 1990’lı yılların başından itibaren köylerimizden kentlere doğru başlayan ve bir türlü durdurulamayan aşırı göçün yarattığı travmaların neticeleri bugün var olan bütün sosyologlar tarafından neticelendirilmeye çalışıldı ise de bundan pek başarılı olunduğu kesinlikle söylenemez.</p>

<p>Köyden kente göç denildiğinde akıllara İstanbul, İzmir, Adana, Diyarbakır ve bu dört yerleşim merkezinin kenarındaki yerleşim merkezleri geliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anadolu’daki yerleşim merkezlerin birdenbire başlayıp başta büyük şehirler olmak üzere daha çok sanayi kuruluşlarının bulunduğu yerleşim merkezlerine doğru başlayan akın Türkiye’nin demografik yapısını da bir anda değiştirmiş oldu.</p>

<p>Kendilerinden önce dört-beş neslin yaşadığı köyünden çıkıp hiç bilmediği kalabalık kentlerin kenar semtlerine yerleşmek zorunda kalan, en başlarda elektriği, suyu, tuvaleti olmayan ve daha çok <strong>“Varoş</strong>” olarak adlandırılan semtlere yerleşmek zorunda kalan insanımız çok büyük sıkıntılar ve o sıkıntılara bağlı olarak travmalar ile baş başa bırakıldı.</p>

<p>İçerisinde bulunduğumuz günlerde Türk nüfusunun çok büyük bir kısmı şehirlerde yaşıyor.</p>

<p>Her geçen gün büyük şehirlerin nüfusu olabildiğince fazla bir şekilde artarken bırakın köyleri Anadolu’daki şehirlerde büyük oranda boşalıyor şehirlerin nüfuslarındaki azalmalar herkesi hayretler içerisinde bırakıyor.</p>

<p>Başlayan ve bir türlü bitmeyen aşırı göç dolayısı ve plansız yerleşmeler neticesinde şehirlerde komşuluk bitti, kimse kimseyi tanımıyor, herkes birbirine yabancı, sevgi yok, muhabbet yok.</p>

<p>Bayramlarda bile şehirler tatil için boşaltıldığından kimsenin yan komşusunun kapısını çaldığı da maalesef yok.</p>

<p>40 yıl sonra geldiğimiz nokta Şair <strong>Ali Akbaş’</strong>ın "<strong>Türkümü unutturdun/Beni böyle eve köye koymazlar”</strong> şeklindeki mısralarında, yozlaşan ve ken­dine yabancılaşan nesle sitem ettiği nokta imiş.</p>

<p><strong>Ali Akbaş'ın</strong> bu şiiri kapalı kültür sistemi olan köyden, kente göçü, tarım toplumundan, sanayi­leşmeye geçiş hevesine ait, kültür değişmelerini işaretliyormuş ve işaret edilen o noktaların tamamını da şu an artık “<strong>Bu şehir bana acı veriyor”</strong> dizelerinde her geçen gün daha bir fazla işleniyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/unutulmak-1</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 23:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/07/0aa-237.jpg" type="image/jpeg" length="52819"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünün güneşi bugünün çamaşırı]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/dunun-gunesi-bugunun-camasiri-3</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/dunun-gunesi-bugunun-camasiri-3" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rahmetli <strong>Süleyman Demirel’in</strong> söylediği bilinen "<strong>Dünün güneşiyle bugünün çamaşırı kurumaz" </strong>ifadesi tamda insanımızın içerisinde bulunduğu süreci çok net bir şekilde anlatıyor.</p>

<p>Son dönmelerde nüfus artışımız biraz olsun azalmış gibi görünse de sadece var olan öğrenci sayımız ile Avrupa’nın pek çok ülkesinden bile büyük olarak biliniyor.</p>

<p>Dünyanın demokrasi ile yönetilen her ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de vatandaşın daha rahat daha huzurlu bir hayat sürmesini sağlayacak argüman siyasettir.</p>

<p>Türkiye’de 1950 yılından beri kurulan çok sayıda siyasi parti iktidara gelerek bir taraftan ülkeyi yönetmek diğer taraftan da ülke sınırları içerisinde yaşayan insanlara daha rahat daha güzel bir hayat sürmek için propaganda yapar durur.</p>

<p>Hepimizin de bildiği gibi seçmen kendisini iyi anlatan her siyasi partiyi iktidara getirmekten geri durmadı.</p>

<p>Peki birbirinden farklı dünya görüşleri olmasına rağmen seçmenin iktidara getirdiği siyasi partiler derde derman oldu mu?</p>

<p>Cevap, çok büyük oranda HAYIR..</p>

<p>Dikkat edin bizim siyasi partiler ülke sınırları içerisinde yaşayan insanımıza ekonomik olarak sunacakları katkıları fazlaca dile getirmezler.</p>

<p>Bunun yerine geçmişte yaşanan pek çok olumsuzlukları sürekli kamuoyunun gündeminde tutarak kendilerine oy veren seçmeni konsolide etmenin yolarını ararlar.</p>

<p>Dün olup bitenleri elbette unutmayacağız.</p>

<p>Ancak hemen her platformda temcit pilavı gibi “<strong>Siz geçmişte böyle yaptınız, şu şekilde yanlış siyaset yaptınız”</strong> diyerek var olan yaraları sürekli kaşımaktan geri durmuyorlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak hepimiz biliyoruz ki bunun hiç kimseye faydası yok.</p>

<p>Zira dünya bambaşka bir noktaya gidiyor.</p>

<p>Dünyanın pek çok ülkesindeki siyasetçiler vatandaşlarına daha rahat bir hayat sürdürmek adına politika üstüne politika geliştiriyorlar.</p>

<p>Onların yaşadığı hayatta ortada bizim yaşadığımız daha doğrusu yaşamaya çalıştığımız da ortada.</p>

<p>Bir kez daha belirtiyoruz.</p>

<p>Dünü elbette unutmayalım.</p>

<p>Ancak artık her zamankinden daha fazla ileriye bakmak durumundayız.</p>

<p>Dünyada bizden başka geçmiş yıllar üzerinden siyaset yapan bu siyaseti de anında kavgaya çeviren ülke yada ülkeler var mıdır?</p>

<p>Belki var.</p>

<p>Ancak bizim bakmamız gereken yer refah içerisinde yaşayan ülkelerdir.</p>

<p>O ülkeler “<strong>dünün güneşi ile bugünün çamaşırını kurutmaya”</strong> çalışmıyorlar.</p>

<p>“<strong>Dün ne oldu ise oldu, bu olup bitenleri konuşmanın, tartışmanın , sonrada kavga etmenin bize hiçbir faydası yok</strong>” diye düşünüyorlar.</p>

<p>Bu düşüncelerinde ne kadar haklı oldukları da ayan beyan ortada.</p>

<p>Bizim perişan hallimize ortada.</p>

<p>Dünün güneşi ile övünmeyelim.</p>

<p>Bugünün güneşinden faydalanmaya çalışalım.</p>

<p>O zaman söz konusu ülkeler ile aramızda her geçen gün açılan makası belki bir miktar olsun kapatabiliriz.</p>

<p>Yoksa çamaşırı kurutacak güneşi de bulamayacağız.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/dunun-gunesi-bugunun-camasiri-3</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 21:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/07/0aa-236.jpg" type="image/jpeg" length="55265"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’yi iki partili sisteme zorlamak]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/turkiyeyi-iki-partili-sisteme-zorlamak-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/turkiyeyi-iki-partili-sisteme-zorlamak-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hatırlayan okuyucularımız vardır.</p>

<p>03 Kasım 2002 tarihinde yapılan milletvekili genel seçiminde akşam sandılar açıldığında ortaya son derece ilginç bir siyasi tablo çıkmıştı.</p>

<p>İlerleyen saatlerde sonuçlar netleştiğinde AK Parti ve CHP’nin yüzde onluk Türkiye oy barajını aştıklarını, seçime iktidar olarak giren DSP-MHP ve DYP’nin de baraj altında kaldıkları ortaya çıkmıştı.</p>

<p>İşte o günden itibaren kimilerinin “<strong>siyaset mühendisleri</strong>” kimilerinin de <strong>“siyaset terzileri” </strong>dedikleri isimleri olan ancak kendilerinin ortada görünmedikleri bir yapı “<strong>Bu kadar fazla partiye ihtiyaç yok, Türkiye ABD’de olduğu gibi iki partili sisteme geçmeli”</strong> söylemleri daha yüksek bir ifade ile seslendirilmeye başlandı.</p>

<p>Aradan geçen 24 yıllık zaman dilimi içerisinde Türkiye “<strong>siyaset mühendislerinin</strong>” talep ettiği iki partili sisteme geçti mi? şeklindeki sorunun cevabı “<strong>tam olarak geçmedi”</strong> olacaktır.</p>

<p>Kabul etmek gerekiyor ki AK Parti artık eski gücünde değil.</p>

<p>Bu durumu AK Partide siyaset yapanlarda görüyor biliyor.</p>

<p>Böylesi bir durumda karşı taraftaki partilerin gücünü kırmak gibi bir siyasi anlayış mevcut.</p>

<p>31 Maer 2024 tarihinde yapılan yerel seçimde CHP çok uzun yıllar sonra AK partinin önünde birinci çıktı.</p>

<p>Aslında CHP açısından süreç fena gitmiyordu.</p>

<p>Ancak önce CHP’li belediye başkanların görevlerinden alınarak cezaevine gönderilmesi arkasından da yine CHP için mahkemenin Butlan kararı alması Türk siyasetini bambaşka bir noktaya götürmeye başladı.</p>

<p>Butlan kararının çıkmasından sonra <strong>Özgür Özel</strong> ve arkadaşlarının tüm çabalarına rağmen netice alınamayınca bilindiği gibi yine <strong>Özgür Özel</strong> ve 90 milletvekili Yeni Parti çatısı altında birleşti.</p>

<p>İlk birkaç gün belli noktalardan “<strong>CHP bölünüyor”</strong> söylemleri gelmeye başladı.</p>

<p>Lakin sürece biraz dikkatli bakıldığında CHP’nin bölünmesi bir tarafa CHP’nin yok edilmesi noktasına kadar bir haraketlilik gözlemleniyor.</p>

<p>Belli bir süre sonra çok net bir şekilde görülecektir.</p>

<p><strong>Özgür Özel</strong> genel başkanlığındaki Yeni Parti hem içeriden hem dışarıdan Türkiye’nin yeni kurtarıcısı olarak lanse ediliyor.</p>

<p>Şu an tarafsız biz göz ile bakıldığında Yeni Partinin 91 milletvekili var.</p>

<p>Ancak bu 91 milletvekilinin kamuoyuna yansıması sanki 290 milletvekili gibi.</p>

<p>Bu yapılanmanın Yeni Parti yanında konuşlanan kitle tarafından yapılmasında siyaseten bir beis yok.</p>

<p>Ancak Cumhur ittifakının hemen yanı başında konuşlanan yazar-çizer-düşünür, kim varsa onlarda CHP’nin ortadan kaldırılmasını ve o tarafta Yeni Partinin tek başına kalmasını gerektirecek propaganda yapıyorlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’de bugün yapılacak bir genel seçime katılma hakkı kazanan 40’tan fazla siyasi parti var.</p>

<p>Ancak bu siyasi partilere bakan yok.</p>

<p>Bir tarafta kayıtsız şartsız Cumhur ittifakını savunan bir kitle.</p>

<p>Diğer taraf ta “<strong>Yeni parti tek başına iktidara geliyor</strong>” söylemini gece gündüz 7/24 anlatan başka bir kitle.</p>

<p>31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimde başta İYİ Parti olmak üzere muhalefetteki siyasi partiler son derece kaliteli-bilgili-birikimli belediye başkan adayları çıkardılar.</p>

<p>Ancak seçmen o tarihte AK Partiden intikam almak adına CHP dışındaki hiçbir partinin adayına bakmadı, dikkate bile almadı.</p>

<p>Böyle olunca da andıktan büyük oranda CHP’li adaylar kazanmış bir şekilde çıktılar.</p>

<p>Türkiye son bir haftadır AK Parti ile Yeni Parti arasına sıkıştırılmaya çalışılıyor.</p>

<p>“<strong>Siyaset mühendisleri”</strong> tüm kuvvetleri ile Türkiye’de iki partili sistemi hakim kılmaya çalışıyorlar.</p>

<p>Bundan ne kadar başarılı olup olamayacaklarını belli bir zaman sonra göreceğiz.</p>

<p>Elbette son kararı seçmen verecek.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/turkiyeyi-iki-partili-sisteme-zorlamak-1</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 21:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/07/0aa-235.jpg" type="image/jpeg" length="72650"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İtibar suikasti]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/itibar-suikasti-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/itibar-suikasti-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemlerde ismine “<strong>İtibar suikastı”</strong> denilen kötüleme ya da gözden düşürme şeklinde bir süreç yaşanıyor.</p>

<p>Normal vatandaşı ilgilendiren bir durum yok.</p>

<p>Daha çok siyasette ve bürokraside kullanılan bir araç.</p>

<p>Siyasetçi var yakında yapılacak bir seçimde milletvekili, belediye başkan adayı yada başka bir siyasi makam için hazırlık yapıyor.</p>

<p>Ancak söz konusu alanda rekabet olağanüstü fazla.</p>

<p>İşte burada karşı taraftan akla hayalle gelmeyen söylemler geliştiriliyor.</p>

<p>Daha çok elektronik ortamda yapılan bu karalama kampanyası sırasında muhatap doğduğuna doğacağına pişman ediliyor.</p>

<p>Bu tür karalamalar karşısında <strong>“tayin edicilerinde”</strong> kafası karışıyor.</p>

<p>İşin muhatabı kendisini ifade edinceye kadar talep ettiği makam elden gidiyor.</p>

<p>Bir süre sonra ithamların söz konusu insan ile uzaktan yakından alakası olmadığı gerçeği ortaya çıkıyor.</p>

<p>“<strong>Kusura bakma sana karşı yanlış yapıldı”</strong> deniliyor.</p>

<p>Ancak belirttiğimiz gibi iş işten geçmiş oluyor.</p>

<p>Bürokraside ise daha acımasız bir durum söz konusu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tam olarak atama ve tayin dönemlerinde ortaya çıkan bu karalama kampanyası ile hakkı olan istediği makama gelemezken liyakati olmayan çok sayıda bürokrat söz konusu makamlara gelip yerleşiyor.</p>

<p>Sonrasında belirttiğimiz gibi gerçekler ortaya çıkıyor ancak bunun hiç kimseye bir faydası yok.</p>

<p>Yeni bir marka</p>

<p>Yeni bir ürün</p>

<p>Yeni bir işyeri</p>

<p>Kamuoyu ile buluşacak.</p>

<p>Ancak yine söz konusu “<strong>itibar suikastçıları” </strong>öylesine büyük bir kara propaganda yapıyorlar ki.</p>

<p>İşyerleri daha açılmadan kapanıyor</p>

<p>Marka ölü doğuyor.</p>

<p>Söz konusu durum herhangi bir siyasi parti kuruluşunda da kendisini gösteriyor.</p>

<p>Akıl almaz yakıştırmalar.</p>

<p>İpe sapa gelmez ithamlar.</p>

<p>Ama arkası yok.</p>

<p>Dağılan aileler</p>

<p>Yıkılan yuvalar</p>

<p>Biten hayatlar</p>

<p>Hep bu iflah olmaz “<strong>itibar suikastçileri”</strong> üzerinden gerçekleşiyor.</p>

<p>Bizde “<strong>Geciken adalet adalet değildir</strong>” söylemi var.</p>

<p>Çok doğru.</p>

<p>Ancak yalan yanlış iftiralar ile bir sürü felaketin ortasına atılmış insanların hayatları karardıktan sonra iş düzelse gerçekler ortaya çıksa ne olacak.</p>

<p>“<strong>Ben öldükten sonra harap olsun Basra şehri</strong>” söylemi ile aynı noktada olan bu olumsuz durumun nasıl sona ereceğini işin doğrusu bizde bilmiyoruz.</p>

<p>Yazımızı da “<strong>Adalet herkese lazım”</strong> ifadesi ile bitiriyoruz.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/itibar-suikasti-1</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 22:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/07/0aa-234.jpg" type="image/jpeg" length="45066"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Burası dünya, burada tüm işler yarım kalır]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/burasi-dunya-burada-tum-isler-yarim-kalir-3</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/burasi-dunya-burada-tum-isler-yarim-kalir-3" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye 86 milyon nüfuslu kocaman bir ülke.</p>

<p>Türkiye’nin büyüklüğüne Edirne’den Kars’a kadar olan sınırlar içerisinde seyahat yada seyahatler yaptığınızda çok net bir şekilde şahit oluyorsunuz.</p>

<p>29 Ekim 1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti bugün 103 yaşında.</p>

<p>Normal şartlarda sınırlarımız içerisinde yaşayan 86 milyon insanımızın bir elinin yağda bir elinin balda olması lazım.</p>

<p>Ancak hepimizin gördüğü ve kabul edeceği gibi bu mümkün olmuyor, olamıyor.</p>

<p>Sürekli kavga hali var.</p>

<p>Elbette kavganın kaynaklandığı alan siyaset kurumu</p>

<p>Siyasetçi kavga etiğinde söz konusu siyasetçilerin bulunduğu partilere gönül veren vatandaşlarda aşağıda kavga ediyor.</p>

<p>Yaşamaya çalıştığımız bölge zor bir coğrafya.</p>

<p>Bu coğrafyada bulunmanın avantajları var dezavantajları var.</p>

<p>Ancak terazinin kefesine koyduğumuzda avantaj kısmının dezavantajdan daha fazla olduğunu söyleyebiliriz.</p>

<p>Lakin belirttiğimiz gibi siyaset kurunu sürekli kavga halinde.</p>

<p>Normal şartlarda seçimlerin nasıl yapılacağı seçilen yöneticilerin hangi şartlarda ve hangi süre içerisinde iktidarda kalacağı belli.</p>

<p>Lakin herkes Anayasa’nın bir tarafından çekiştirdiği için bir türlü huzuru bulamıyoruz.</p>

<p>Bir tarihçi “<strong>Türkiye kadar insanını bu kadar fazla yoran başka bir ülke yoktur</strong>” şeklinde bir görüş belirtmişti.</p>

<p>Bize göre de son derece doğru bir söylem.</p>

<p>Dikkat edin iktidar bir kere eline geçirdikten sonra bırakmamak için tüm yolları denemekten çekinmeyen sadece siyaset kurumu değil.</p>

<p>En ufak bir köy derneğinden</p>

<p>Sendikalara</p>

<p>Odalara</p>

<p>STK’lara kadar</p>

<p>Hiç kimse bir şekilde oturduğu koltuğu elinden bırakmak istemiyor.</p>

<p>Sadece siyasete odaklandığımızdan söz konusu STK’ları gözden kaçırıyoruz.</p>

<p>25 yıl 30 yıl STK başkanlığı yapanlar var.</p>

<p>30 yıl Belediye başkanlığı yapan siyasetçileri tanıyoruz.</p>

<p>Hal böyle olunca geriden gelenler asla mesafe alamıyor.</p>

<p>Koltuğa bir kere oturan “<strong>Ben bırakırsam kurumun bir anda yerle yeksan olur” </strong>diye düşünüyor.</p>

<p>Geçtiğimiz aylarda bir siyasi partinin il başkanı ile sohbet ettik.</p>

<p>10 yıldan fazladır il başkanlığı yapıyormuş.</p>

<p><strong>“Bu işi benden daha iyi yapacak birisi çıksa hemen bırakacağım ama kimse yok”</strong> diyor.</p>

<p>İl başkanlığı yaptığı partinin il genelindeki üye sayısı bir elin parmakları kadar kalmış.</p>

<p>Ancak “<strong>Ben bırakırsam partim bu şehirde batar”</strong> diye düşünüyor.</p>

<p>Allah akıl fikir versin.</p>

<p>Bildiğimiz fıkradır.</p>

<p>Adam uzunca bir süredir bir köyde hem muhtarlık hemde imamlık yapıyormuş.</p>

<p>Bir gün fena halde rahatsızlanmış.</p>

<p>Köy halkını toplamış.</p>

<p>“<strong>Ben ölürsem kim imam olacak, kim muhtar olacak?”</strong> diye ağlamaya başlayınca köy sakinleri “<strong>Hele sen bir öl bu köye muhtar da bulunur imam da bulunur”</strong> cevabını vermişler.</p>

<p>Hepimiz biliriz, Mezarlıklar vazgeçilmez insanlar ile dolu.</p>

<p>Hayat bir şekilde devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Var olan görevleri bizden daha iyi yada en az bizim kadar iyi yapacak milyonlarca insan olduğunu unutmayalım.</p>

<p>Bir gerçeği de unutmayalım..</p>

<p>Burası dünya burada tüm işler yarım kalır.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/burasi-dunya-burada-tum-isler-yarim-kalir-3</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 23:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/07/0aa-233.jpg" type="image/jpeg" length="90125"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pazar kahvaltısı]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/pazar-kahvaltisi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/pazar-kahvaltisi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bundan ortalama 40 yıl önce 50 yıl önce tüm aile bireyleri ile birlikte yapılan o muhteşem sabah kahvaltıları ile ilgili bu sütunlarda dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışmıştık.</p>

<p>Türkiye’nin çoğunlukla köyden kente doğru göç etmediği yılları hatırlatıyorduk.</p>

<p>Hayat şartlarının bu kadar ağır olmadığı zamanları anlatmaya çalışıyorduk.</p>

<p>Bir memur yada işçi maaşı ile 7-8 kişilik ailelerin mutlu bir şekilde geçinip gittiğini hatırlatıyorduk.</p>

<p>Hepimizin gözlemlediği gibi o günler artık çok ama çok gerilerde kaldı.</p>

<p>Köyden kente doğru başlayan ve bir türlü önlenemeyen göçler vesilesi ile köyler boşaldı kentlerde adım atacak yer kalmadı.</p>

<p>Kırsalda evinin kümesinde tavuk, ahırında inek, koyun besleyen kitle birer bire kentlere akmaya başlayınca işler iyiden iyiye karışmaya başladı.</p>

<p>Artık kalabalık aile nüfusu yok.</p>

<p>Ülkeyi yönetenler her ne kadar nikah törenlerinde eline geçirdikleri mikrofonlardan “<strong>en az 3 çocuk yapın”</strong> şeklinde anons yapsalar da dinleyen yok.</p>

<p>Bir çocuk</p>

<p>Arkasından ikinci çocuk yapan nerede ise kahraman ilan edilecek.</p>

<p>Zira dünya değişti.</p>

<p>Hayat pahalı.</p>

<p>Aileler bölündü.</p>

<p>“<strong>Çekirdek aile</strong>” kavramının yerinde yeller esiyor.</p>

<p>Böyle bir noktada o çok ama çok özlediğimiz pazar kahvaltılarından da eser kalmadı.</p>

<p>Çünkü kalabalık aile yok.</p>

<p>Çocukları henüz ilkokul çağına gelen aileler için sabah kahvaltıları hayal bile değil.</p>

<p>Zira Pazar sabahı erken saatlerden itibaren çocukların katılacağı kurslar var, oyun grupları var.</p>

<p>Çocukları üniversite çağına gelenler içinde artık evde kimseyi bulmak mümkün değil.</p>

<p>Böyle bir ortamda pazar kahvaltısını kiminle yapacaksınız?</p>

<p>Bunun yerine eğer denk getirilebilirse çok yakın akraba yada arkadaş grupları ile birlikte pazar günleri sabah kahvaltısı yada brunch (<strong>geç kahvaltı)</strong> şeklinde bir alışkanlık oluştu.</p>

<p>Allah için bu işi güzel yapan işyerleri de yok değil.</p>

<p>Kimi “<strong>serpme kahvaltı</strong>” diyor.</p>

<p>Kimi “<strong>açık büfe”</strong> kahvaltı diyor.</p>

<p>Birbiri ardına masaya gelen çeşit çeşit kahvaltılar.</p>

<p>Çoğu zaman ismini bile bilmediğimiz ve ilk kez gördüğümüz gıdalar.</p>

<p>Bu kahvaltıların amacı çoğu zaman yukarıda da belirttiğimiz gibi dostlar ile arkadaşlar ile akrabalar ile bir arada olmak.</p>

<p>Ancak burada da bir tehlike söz konusu.</p>

<p>Kahvaltıda hiç kimsenin yanındaki ile karşısındaki ile tek kelime sohbet etme imkanı yok.</p>

<p>Zira cep telefonu diye bir hadise var.</p>

<p>Tam sohbet açılacak.</p>

<p>Telefonlar çalmaya başlıyor.</p>

<p>Arada mesajlaşmalar</p>

<p>Elektronik mesajlar</p>

<p>Derken tek bir kelime edilemeden kahvaltının sonuna geliniyor.</p>

<p>Şu sıralar söz konusu pazar kahvaltıları da tarihe karışmak üzere.</p>

<p>Birincisi anlatmaya çalıştığımız gibi kahvaltıya çağıracak çağırdıktan sonra da masanın etrafında sohbet etme imkanı yok.</p>

<p>İkincisi ise kahvaltı sonrasında masadakilerin aklını başından alan uçuk kaçık hesaplar.</p>

<p>“<strong>Zor oyunu bozar</strong>” şeklinde bir söylem var.</p>

<p>Pahalılık var olan 50 yıllık değerlerimizi de birer birer ortadan kaldırıyor.</p>

<p>Evde Pazar günü kahvaltı yapacak kimse yok.</p>

<p>Dışarıda belirttiğimiz sebepler dolayısı ile pazar kahvaltısı etrafındaki çember gittikçe daralıyor.</p>

<p>04 Kasım 2015 tarihinde kaybettiğimiz şair yazar <strong>Gülten Akın “İLK YAZ”</strong> isimli şiirinde bizim de taşıdığımız endişeleri tam olarak anlatıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Ah, kimselerin vakti yok</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Durup ince şeyleri anlamaya</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar</strong></p>

<p><strong>Evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya</strong></p>

<p><strong>Yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı</strong></p>

<p><strong>Bakıp kapatıyorlar</strong></p>

<p><strong>Geceye giriyor türküler ve ince şeyler</strong></p>

<p></p>

<p><strong>"Memelerinde biraz irin, biraz balık ve biraz gözyaşı</strong></p>

<p><strong>Bir dev oluyorsun deniz deniz deniz</strong></p>

<p><strong>sisin dere ağızlarından sokulup akşamları</strong></p>

<p><strong>Fındıklarımızı basıyor</strong></p>

<p><strong>Neyleriz kararan tomurcukları</strong></p>

<p><strong>Çocuklarımıza yalvarıyoruz: Aç durun biraz</strong></p>

<p><strong>Tecimenlere yalvarıyoruz:</strong></p>

<p><strong>Bir "Hotel" bir gizli evlenme az çiziniz</strong></p>

<p><strong>Bir banka az çiziniz bir yalvarma</strong></p>

<p><strong>Bizden size ve sizden dışardakilere</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Karılarımızı yolluyoruz tırnaklarını kesmeye ve demeye</strong></p>

<p><strong>-Evet efendim-</strong></p>

<p><strong>Çocuklarımızı yolluyoruz dilenmeye</strong></p>

<p><strong>Bizler gidiyoruz yatağımız tanrıya emanet</strong></p>

<p><strong>Yazların motorlu çingeneleri</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Ah, kimselerin vakti yok</strong></p>

<p><strong>Durup ince şeyleri anlamaya</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Baba evleri, ilk kez girilen ırmağa dönüş</strong></p>

<p><strong>Toprağa tutku, kendinden dolayı</strong></p>

<p><strong>Kulaklarımızı tıkıyoruz: Para para para</strong></p>

<p><strong>Kulaklarımızı açıyoruz: Kavga kavga kavga</strong></p>

<p><strong>Sorar belki biri: Kavga ama neden kavga</strong></p>

<p><strong>Komşumuza sonsuz balta, karımıza yumruklar içinde</strong></p>

<p><strong>-Bilmiyoruz neden kavga.</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Sonra kasabanın cezaevinde</strong></p>

<p><strong>Silgimizi göz önüne yerleştiriyoruz</strong></p>

<p><strong>Günlerimiz iterek genişletiyoruz</strong></p>

<p><strong>Yer açıyoruz karılarımızı düşünmeye</strong></p>

<p><strong>Bizsiz geçen menevşeyi düşünmeye</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Durup ince şeyleri anlatmaya</strong></p>

<p><strong>Kimselerin vakti olmasa da</strong></p>

<p><strong>Okulların kadın öğretmencikleri</strong></p>

<p><strong>Tatil günlerini çoğaltsalar da</strong></p>

<p><strong>Kutsal nemiz varsa onun adına</strong></p>

<p><strong>Gözlerimiz için bağlar dokusalar da</strong></p>

<p><strong>Birikimler ve çizgiler gitgide gitgide</strong></p>

<p><strong>Açmaya ilkyaz çiçekleri</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Bir gün birileri öte geçelerden</strong></p>

<p><strong>Islık çalar yanıt veririz</strong></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/pazar-kahvaltisi-1</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 21:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/07/0aa-232.jpg" type="image/jpeg" length="29276"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıradan alışkanlıklardan kurtulmak]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/siradan-aliskanliklardan-kurtulmak-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/siradan-aliskanliklardan-kurtulmak-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İçerisinde bulunduğumuz şartlar isteyelim yada istemeyelim hepimizi belli yerlere savuruyor,</p>

<p>Bu savrulma sırasında çoğu zaman o ana kadar durduğumuzun yerin yanlış olduğunu bu savrulma vesilesi ile gerçekten ait olduğumuz noktaya geldiğimizi anlıyoruz.</p>

<p>İşte yaşadığımız bu savrulma sonrasında aklımız başımıza bir miktar geldiğinde ister istemez değişime uğruyoruz ,</p>

<p>Hayatımıza giren bu değişim kendimizi sevindirirken o zamana kadar hal ve tavırlarımızdan memnun olan çevremizdeki insanlarda <strong>"Buna ne oldu.?</strong>" şeklinde soruların ortaya çıkmasına sebep oluyor.</p>

<p>1970'li yıllardaki siyah beyaz filmlerde pek çoğumuzun hatırlayacağı gibi değişmez bir sahne vardı,</p>

<p>O sahne geldiğinde yolda yürürken kendisine bir araç çarpan yada kafasını duvara vuran bir vatandaşımızın gözleri görüyorsa o andan itibaren görmez, görmeyen gözler an itibarı ile açılır, hatırladıkları varsa unutur yada unuttuğu ne varsa bir anda hatırlardı..</p>

<p>Yıllar yılı tanıdığımız, huyunu suyunu bildiğimiz insanların alışkanlıklarını tam tersi bir yöne doğru değiştirdiklerini görünce önce yadırgıyoruz,.<br />
Alışkanlıklarını değiştirdiğimiz dostlarımıza tam "<strong>Yahu ne yapıyorsun, ne oldu sana?"</strong> diye sormaya niyetlendiğimizde kendimize bakıyoruz ve o andan itibaren <strong>"Herkesin hayatı kendine" </strong>dedikten sonra, bizim de hangi noktada değişim geçirdiğimizi yorumlamaya başlıyoruz.</p>

<p>Yanlış hatırlamıyorsak <strong>Sezen Aksu </strong>seslendiriyordu:</p>

<p><strong>"Zaman sadece birazcık zaman</strong></p>

<p><strong>Geçici bu öfke, bu hırs, bu intikam</strong></p>

<p><strong>Acılarımız tarih kadar eski</strong></p>

<p><strong>Alışkanlıklarımız bile sıradan."</strong></p>

<p>diye başlayan ve devam eden şarkıyı.</p>

<p>Geçip giden yıllar içerisinde daha rahat bir hayat sürme adına mücadele veren insan, bu süre zarfında kendisinin de hoşuna giden bir takım alışkanlıklar kazanıyor.</p>

<p>Ancak aynı insan kazandığı bu alışkanlıkları günü geldiğinde terk edeceğini, en azından değiştirebileceğini düşünen insan bir bakıyor ki sıradan bir hale gelen alışkanlıklarının esiri olmuş.</p>

<p>Hayat zor.</p>

<p>Son derece zor olan bu hayat süresince ayakta kalabilmek önce kendisini, sonra da kendisinden sonra gelen nesilleri rahatlatacak çareler düşünmeye başlayan insanoğlu, istediklerinin çok az bir kısmına sahip olduğu an itibarı ile ömrünün büyük bir kısmının da geçip gittiğinin farkına son anda varıyor.</p>

<p>Bulunduğu noktadan daha ileri bir yere gitmesinin artık mümkün olmadığını gören insan, o andan sonra yılların kendisine kazandırdığı ve sıradan olarak gördüğü alışkanlıklarının peşine düşüyor.</p>

<p>Hemen her gün tekrarlamaktan başka çaresinin olmadığını, alışkanlıkları ile kardeş kardeş yaşamak zorunda kalıyor.</p>

<p>Biz 1980’li yılların ikinci yarısında şu an bulunduğumuz yere geldik.</p>

<p>İşimizi kuralım, evlenelim diye düşünürken, hiç beklemediğimiz ve istemediğimiz bir anda kendimizi siyasetin tam ortasında bulunca, bugün artık terk etmekte zorlandığımız alışkanlıklarımız ile de sıra sıra tanışmaya başladık.</p>

<p>Hayatımızın en verimli 30 yılını alan ve bizden çok şey götüren siyaset vesilesi ile toplum tarafından ciddi bir insan olarak bilinmeye, sözüne güvenilmek zorunda olmaya, yok demenin suç sayıldığı, gece gündüz ihtiyacı olanın yardımına sorgusuz sualsiz koşmaya yönelik alışkanlıklarımız hep o dönemlerde oluştu.</p>

<p>Yıllar içerisinde yukarıda yazdığımız alışkanlıklara daha fazlası katılınca asla kıpırdama imkanı olmayan, biraz toplumun bizi yönlendirdiği noktaya doğru gitmek zorunda kalan, biraz da alışkanlıklarımızın artık hayat nizamı olmasından dolayı var olan çemberin dışına çıkamayan bir noktada bulduk kendimizi.</p>

<p>Uzun yıllar yaşadığımız çevrenin dışında bir dünya olmadığını sandık.</p>

<p>Siyaseten edindiğimiz arkadaşlarımızdan başka bir grubun var olacağına asla inanmadık.</p>

<p>Özellikle dini bayramlarda ev halkı ile bayramlaşmak yerine mensubu bulunduğumuz siyasi parti tarafından hazırlanan ve daha bayramın birinci günü uygulamaya konulan bayramlaşma programına katılmak gibi akıla ziyan alışkanlıklar kazandık.</p>

<p></p>

<p>Özel bir hayatımız olmadı.</p>

<p>Rahmetli <strong>Abdurrahim Karakoç’un;</strong></p>

<p><strong>"Yarı aç yarı tok yaşayıverdik</strong></p>

<p><strong>Evlenmeden daha boşayıverdik</strong></p>

<p><strong>Derdi ızdırabı taşıyıverdik</strong></p>

<p><strong>Uslu nazlı bir dünyamız olmadı."</strong></p>

<p>dediği zamanlar bizim için sanki alın yazısı oldu çıktı.</p>

<p>Büyüklerimizin yanında çocuklarımızı sevemedik.</p>

<p>Siyasete ayırdığımız zamandan biraz kısıp ev halkı ile şöyle herkesi memnun edecek bir tatile gidemedik.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>En son akraba ziyaretine ne zaman gittiğimizi hatırlamıyoruz bile.</p>

<p>Akrabalarımızın bize "<strong>Yahu sen ne biçim bir insansın. Bir gün kapımızı açmıyorsun, böyle akrabalık olur mu </strong>?" şeklindeki şikayetlerini hep savuşturmak zorunda kaldık.</p>

<p>Siyaset etme alışkanlığından kurtulup mesela sinemaya gitmeyi, tiyatro seyretmeyi, çoluk çocuk güzel bir konser dinlemeyi zaman israfı saydık.</p>

<p>Kültürel alanlardaki etkinlikleri bir ömür boyu herhangi bir siyaset ya da düşünce adamını dinlemek olarak kabul ettik.</p>

<p>Yıllar yılı onlar anlattı, biz dinledik.</p>

<p>Birden baktık ki başta ev halkı olmak üzere yakın çevremizin bir tamamı bizden şikayetçi.</p>

<p>İşin kötü tarafı siyaseten peşine düştüğümüz dava büyüklerimizin yaptıkları yanlışları kendileri ile paylaştığımızda anında muhatabımızdan "<strong>Yüksel Ercan komünistlik yapıyorsun"</strong> cevabını alınca, bir şeylerin ters gittiğini ve ters giden o alışkanlıklardan süratle kurtulmamız gerektiğinin farkına vardık.</p>

<p>Bizi bir ömür boyu sarıp sarmalayan ve hiçbir faydasını görmediğimiz alışkanlıklarımızdan bir anda kurtulmak elbette kolay değil ancak hayatımızı zorlaştıran alışkanlıklardan vazgeçmeden, rahat yüzü göremeyeceğimiz de artık aşikar.</p>

<p>Mesela artık cüzdanımızı pantolonumuzun arka cebine değil ceketimizin iç cebine koyuyoruz.</p>

<p>Mesela tavlada ilk zarı attığımızda gelen 5/4 şeklindeki zarı eskiye göre daha değişik oynuyoruz.</p>

<p>Mesela önceden yemeğin sonunda yediğimiz tatlıyı artık yemek başlamadan önce yiyoruz.</p>

<p>Bizi yoran insanları artık hatır gönül demeden etrafımızdan uzaklaştırıyoruz.</p>

<p>Davet edildiğimiz yerde sırf davet edenin hatırı kalmasın diye onun istediği ama bizim istemediğimiz yemekleri asla kabul etmiyoruz yani hatır için çiğ tavuk yeme alışkanlığımızı da bitirdik.</p>

<p>Kendimize ve ev halkına daha fazla vakit ayırmaya çalışıyoruz.</p>

<p>Bundan sonra hayatımızda olmasını düşündüğümüz dostlarımızı seçerken daha dikkatli davranıyoruz.</p>

<p>Araç ile uzun bir yolculuğa çıkarken sigara kullanan birisi ile asla yolculuk yapmayacağımızı, yemek sonrasında eline geçirdiği kürdan ile karşısındakinin ne kadar zorda kaldığını hesap etmeden dişlerini karıştıran birisi ile bir kez daha karşılaşmamak için var olan bütün yolları deniyoruz.</p>

<p>Aslında hayatımızın bundan sonraki dilimini daha düzenli geçirebilmek adına kurtulmaya çalıştığımız daha pek çok alışkanlığımız var.</p>

<p>Ancak bu alışkanlıklardan belli bir zaman dilimi içerinde kurtulmanın daha sağlıklı olacağını düşündüğümüzden frene yavaş yavaş basıyoruz.</p>

<p>Zira ani bir fren aracın yoldan çıkmasına sebep olabilir kaygısını taşıyoruz.</p>

<p>Sıradan alışkanlıkları değiştirmenin ve asgari ölçüde vazgeçmenin ne yaşı var ne de zamanı.</p>

<p>Neticede yaşadığımız süreç herkesin kendi hayatı ve biz hayatımızın bundan sonraki diliminde sıradan olan alışkanlıklarımızı, bizi mutlu kılan alışkanlıklar ile değiş tokuş etmek adına büyük bir gayret sarf ediyoruz.</p>

<p>Herkese de "<strong>sıradan olan alışkanlıklarımızdan kurtulun"</strong> çağrısı yapıyoruz.</p>

<p>Zira biliyoruz ki en büyük mesafeler küçük bir adımla başlıyor.</p>

<p>Kendimizi de ancak bu şekilde bulabiliyoruz.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/siradan-aliskanliklardan-kurtulmak-1</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 22:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/07/0aa-231.jpg" type="image/jpeg" length="56427"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP'den ayrılanlar]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/chpden-ayrilanlar-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/chpden-ayrilanlar-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1950 yılında yapılan genel seçim öncesi.</p>

<p>CHP Milletvekili <strong>Adnan Menderes</strong> ve arkadaşları partiden istifa edip Demokrat Parti’yi kuruyorlar.</p>

<p>Partinin başına <strong>Adnan Menderes</strong> geçiyor.</p>

<p>14 temmuz 1950 yılında çok partili hayata geçişte yapılan seçim öncesi DP kendisine “<strong>Yeter söz milletindir”</strong> şeklinde bir slogan belirliyor.</p>

<p>14 Temmuz 1950 yılında yapılan seçimden Demokrat parti iktidar olarak çıkıyor.</p>

<p><strong>Adnan Menderes</strong> başbakan olarak 1960 yılına kadar görev yapıyor.</p>

<p>12 Eylül 1980 yılında başında <strong>Kenan Evren’in</strong> bulunduğu “<strong>Beşli cunta”</strong> ihtilal yapıyor.</p>

<p>CHP dahil tüm siyasi partiler kapatılıyor.</p>

<p><strong>Bülent Ecevit</strong> DSP isimli bir parti kuruyor.</p>

<p>Süre belki biraz uzun ancak 1999 yılında yapılan genel seçimde CHP baraj altında kalırken başında <strong>Bülent Ecevit’in</strong> bulunduğu DSP sandıktan birinci parti olarak çıkıyor.</p>

<p>DSP-MHP-ANAP arasında kurulan hükümette <strong>Bülent Ecevit</strong> başbakan olarak görev alıyor.</p>

<p>O günlerde</p>

<p>Saadet Partisinde bir güç gösterisi var.</p>

<p>Bir tarafta <strong>Necmettin Erbakan’ın</strong> başını çektiği “<strong>Gelenekçiler”</strong></p>

<p>Bir tarafta <strong>Recep Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül-Bülent Arınç ve Abdullatif Şener’in </strong>bulunduğu yenilikçiler.</p>

<p>Kongre başlıyor.</p>

<p>Yarış <strong>Recai Kutan</strong> ile <strong>Abdullah Gül</strong> arasında geçiyor.</p>

<p>Sandıklar açıldığında <strong>Recai Kutan’ın</strong> kazandığı anlaşılıyor.</p>

<p>Bunun üzerine<strong> Recep Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül-Bülent Arınç ve Abdullatif Şener, </strong>Saadet partisinden ayrılarak AK Partiyi kuruyorlar.</p>

<p>2002’nin temmuz ayında kurulan AK Parti 03 Kasım 2002 tarihinde yapılan genel seçimde tek başına iktidara geliyor.</p>

<p>AK Parti o gün bugündür iktidarda.</p>

<p>CHP ile ilgili “<strong>Butlan”</strong> kararı çıktığı günden itibaren parti içerisinde müthiş bir kavga vardı.</p>

<p>Bir tarafta partinin seçilmiş genel başkanı <strong>Özgür Özel,</strong> diğer tarafta Butlan kararı sonrası partinin başına geçen <strong>Kemal Kılıçdaroğlu.</strong></p>

<p>Butlan kararı sonrası <strong>Özgür Özel</strong> ve arkadaşları iş başına gelen yönetim “<strong>belki kurultay yapar</strong>” umudu ile var olan tüm yolları denedi.</p>

<p>Ancak bu işten bir netice çıkmayınca <strong>Özgür Özel</strong> ve arkadaşları Yeni Parti isminde buluşup CHP’den ayrıldılar.</p>

<p><strong>Özgür Özel’in</strong> istifa kararı sonrasında aynı gün içerisinde CHP’den 800 bin istifa olduğu ve yoğun istifa furyası dolayısı ile e-devlet platformunun tıkandığı haberi geldi.</p>

<p>CHP’den bundan sonra ne kadar üyenin istifa edeceği.</p>

<p>Mevcut istifa ve katılımdan sonra daha ne kadar milletvekilinin CHP’den istifa edip Yeni partiye katılacağını birkaç gün içerisinde öğrenmiş olacağız.</p>

<p>31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimde CHP adayı olarak seçime giren ve kazanan 400 civarındaki belediye başkanının vereceği karar da önemli.</p>

<p>Seçmenin kurulan yeni partilere şans verdiğini yıllar içerisinde hepimiz gördük.</p>

<p>Seçmen <strong>Özgür Özel</strong> başkanlığındaki Yeni Partiye şans verecek mi?</p>

<p>Yukarıdaki sıraladığımız örnekler gibi kurulan partiyi iktidara getirecek mi?</p>

<p>Yoksa sanılanın aksine Yeni partiye yol vermeyecek mi?</p>

<p>Gibi soruların cevabı için sanıyoruz kısa bir süre daha beklememiz gerekecek.</p>

<p>Yaz sıcağında siyasette olabildiğince sıcak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak asıl hareketlilik 45 gün sonra yani eylül ayında hissedilecek.</p>

<p>O zamana kadar bekleyip göreceğiz.</p>

<p>Ne diyordu <strong>Süleyman Demirel ?</strong></p>

<p><strong>“Siyasette 24 saat bile çok uzun bir zaman dilimidir”</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/chpden-ayrilanlar-1</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 21:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/07/0aa-230.jpg" type="image/jpeg" length="12830"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Silinmek]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/silinmek-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/silinmek-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>50’li yaşları geçeli çok oldu.</p>

<p>Zaman zaman bu sütunlarda belirtiriz.</p>

<p>30 yaşımızı hatırlıyoruz.</p>

<p>30 yaş sonrası kafamızı çevirdiğimizde birden bire bulunduğumuz 65 yaşa nasıl geldiğimizi inanın hatırlayabilmiş değiliz.</p>

<p>Ancak bu konuda yapabileceğimiz yani yaşlanmayı engelleyebileceğimiz bir yaptırımımız yok.</p>

<p>Bizden önce bu dünyaya gelenler ne yapmışlarsa bizde o süreçten geçeceğiz.</p>

<p>Elimizden gelen bu.</p>

<p>Su gibi hatta sudan daha hızlı geçen hayatımızı daha iyi getirebilmek adına elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz.</p>

<p>Bunun ismi “<strong>Kaliteli hayat”</strong></p>

<p>Ne kadar kaliteli yaşayabiliyorsak o kadar fayda.</p>

<p>“<strong>Hayatımızın en azından bundan sonrası için neler yapabiliriz</strong>?” sorusuna cevap aramak ille meşgulken sosyal medyada bir iletiye denk geldik.</p>

<p><strong>Konu: 50’li yaşlardan sonra çevremizdekilerin bize bakışı ile ilgili.</strong></p>

<p>İlk önceleri biraz tuhaf gelen bu iletiyi sakin bir kafa ve yalnız iken birkaç kez okuduğunuzda yazılanların son derece normal olduğunun farkına varıyorsunuz.</p>

<p><strong>İşte bizimde altına imza atacağımız o ileti..</strong></p>

<p><strong>50 YAŞINI GEÇTİKTEN SONRA BUNA HAZIRLIKLI OLUN</strong></p>

<p>Çünkü hayatta, herkesin er ya da geç girdiği dört aşamalı bir silinme süreci başlar.</p>

<p>Ve bil ki bu süreç, başkalarının elinde değil — tamamen senin kabullenişinle ilgilidir.</p>

<p><strong>55 yaşına geldiğinde, iş hayatı seni silmeye başlar.</strong></p>

<p>İster çalışan ol, ister patron…</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir zamanlar seni heyecanlandıran o sabahlar, artık yorgunlukla başlar.</p>

<p>Yıllarca “<strong>vazgeçilmez”</strong> sandığın koltuk, bir gün sensiz de doluverir.</p>

<p>Ve o gün anlarsın ki, hiçbir makam kalıcı değildir.</p>

<p>Ne unvanın, ne kartvizitin, ne de o çok övündüğün başarıların...</p>

<p>Hepsi unutulur gider.</p>

<p>O yüzden egonu bırak. Çünkü o seni taşımıyor, sen onu taşıyorsun.</p>

<p>Ve o yükle ömrünün son demlerine huzurla varmak çok zordur.</p>

<p><strong>65 yaşına geldiğinde, toplum seni siler.</strong></p>

<p>Yüzünü unutanlar artar, seni arayanlar azalır.</p>

<p>Bir zamanlar birlikte güldüğün insanlar, başka şehirlerde, başka hikâyelerdedir artık.</p>

<p>Yeni nesil seni tanımaz.</p>

<p><strong>“Eskiden müdürdüm, yöneticiydim, o zamanlar benim adım geçerdi</strong>” dersin belki,</p>

<p>ama kimse ilgilenmez.</p>

<p>Çünkü zamanın kendisi yenileri yüceltir, eskileri ise zarifçe unutturur.</p>

<p>Bunu kabullenmek, acı değil — olgunluğun ta kendisidir.</p>

<p><strong>75 yaşına geldiğinde, ailen seni yavaş yavaş siler.</strong></p>

<p>Çocukların büyür, kendi hayatlarının merkezine çekilir.</p>

<p>Torunların seni sever, ama kendi dünyalarında yaşarlar.</p>

<p>Artık ev sessizdir; kahkahalar yerini anılara bırakır.</p>

<p>Ziyaretler seyrekleşir,</p>

<p>ve fark edersin:</p>

<p>Bir zamanlar senin omuzlarında büyüyenler, şimdi kendi yüklerini taşımaktadır.</p>

<p>Ama alınma, darılma…</p>

<p>Bu da doğaldır.</p>

<p>Çünkü sen de bir zamanlar kendi anne ve babanı aynı şekilde geride bırakmıştın.</p>

<p>Hayat, hep bu devridaim içinde akar.</p>

<p><strong>Ve nihayet 85 yaşına geldiğinde, zamanın kendisi seni silmek ister.</strong></p>

<p>Artık takvimlerin önemi kalmaz.</p>

<p>Yüzler, isimler, hatta yıllar bile birbirine karışır.</p>

<p>Bir sabah aynaya bakarsın;</p>

<p>yılların ağırlığı gözlerinde birikmiştir.</p>

<p>Ama huzurun da oradadır.</p>

<p>Artık gürültü yoktur, hırs yoktur, beklenti yoktur.</p>

<p>Sadece kabulleniş vardır.</p>

<p>Bir ömrün toplamını düşünürsün ve anlarsın:</p>

<p>Hayat, aslında kazanmakla değil, bırakabilmekle tamamlanıyor.</p>

<p>Ve işte o an,</p>

<p>silinmek değil,</p>

<p>tam anlamıyla özgürleşmek başlıyor</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/silinmek-1</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 23:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/07/0aa-229.jpg" type="image/jpeg" length="11914"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Siyasette 'Ne olacaksa olsun' dönemi]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/siyasette-ne-olacaksa-olsun-donemi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/siyasette-ne-olacaksa-olsun-donemi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kendimizi bildik bileli siyasetin içerisindeyiz.</p>

<p>Sayısını artık hatırlamadığımız kadar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>-Cumhurbaşkanı</p>

<p>-Başbakan</p>

<p>-Bakan</p>

<p>-Milletvekili</p>

<p>-Belediye başkanı</p>

<p>gördük.</p>

<p>Özellikle 12 Eylül 1980 ihtilali sonrası kaç tane siyasi parti kuruldu, kaç siyasi parti iktidar oldu, Kaç siyasi parti tarihin tozlu raflarında yer aldı? Hatırlamıyoruz bile.</p>

<p>Ancak çok net bir şekilde söylememiz lazım.</p>

<p>Hiç bu kadar belirsizlik görmedik.</p>

<p>Özellikle 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılan milletvekili genel seçimi ve 31 mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçim sonrası siyaseten yaşadıklarımız nerede ise 50 yıllık siyasete bedel.</p>

<p>Bir siyasi partiden seçildikten sonra başta iktidarda bulunan bir başka partiye geçen milletvekilleri her zaman vardı.</p>

<p>Muhalefet partilerinden birisinden seçilen bir belediye başkanının “<strong>bölgeme daha fazla hizmet gelsin” </strong>anlayışı ile iktidar partisine katılması da zaten öteden beri bildiğimiz bir alışkanlıktı.</p>

<p>Ancak son dönemde var olan geçişler kadar başka bir zaman dilimine şahit olmadık.</p>

<p>İdeolojilerin zaten epey bir zamandır hayatımızdan çekildiğini hepimiz biliyoruz.</p>

<p>Epey bir çalışma yapmamıza rağmen var olan seçimlerde milletvekili yada belediye başkanı seçilemediğimiz için o görevlerde bulunan birisinin parti değiştirirken hangi psikolojide olduğunu da bilmiyoruz.</p>

<p>Lakin bu göreve seçilenlerin birkaç gün önce söylediklerinin tam tersini yaparak başka bir siyasi partiye yönelmelerini de anlayabilmek mümkün değil.</p>

<p>Söz konusu geçişleri alt alta üst üste koyduğumuzda bu durumun daha iyi bir hayat ve daha fazla ekonomik sebeplerden olduğunu düşünmekteyiz.</p>

<p>Ancak işin ayarının kalmadığının da farkındayız.</p>

<p>Dolaysı ile en güvendiğimiz bir siyasetçi ile ilgili “P<strong>arti değiştirir mi?”</strong> şeklindeki soruya net bir cevap verecek durumda değiliz.</p>

<p>Bu durum ister istemez ortaya tam bir belirsizlik çıkartıyor.</p>

<p>Yarın sabah kimin hangi partiye geçeceği,</p>

<p>Kimin partisindeki bir olumsuzluk yüzünden istifa edeceğini hiç birimiz bilmiyoruz.</p>

<p>Hal böyle olunca iş dönüp dolaşıyor “<strong>artık ne olacaksa olsun”</strong> noktasına kadar dayanıyor.</p>

<p>Elbette bu belirsizlik siyaseten iyi bir şey değil.</p>

<p>El yordamı ile yapılan siyasetten hiç kimseye fayda gelmez.</p>

<p>Tüm ülkeye zarardan başka bir şey olmaz.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/siyasette-ne-olacaksa-olsun-donemi-1</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 22:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/07/0aa-227.jpg" type="image/jpeg" length="75090"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bildiğin gibi değil]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/bildigin-gibi-degil-12</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/bildigin-gibi-degil-12" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son</strong> dönemlerde zaten moralimiz bozuk.</p>

<p>Yaş geçiyor.</p>

<p>Bundan 20-30 yıl önce hiç ciddiye almadığımız rahatsızlıklar bizim yaş grubumuzdaki insanlar için şu sıralar ciddi şekilde sorun yaratıyor.</p>

<p>Bu kadar olumsuzluk üzerine birden bire hayatımıza siyaseten giren olumsuzluklar da eklenince kabul edelim ya da etmeyelim hayat adeta çekilmez bir hal alıyor.</p>

<p>Böylesi bir atmosferde ne kadar hızlı hareket etmeye çalışsak, etrafımızdaki kalabalıklara '<strong>Bakmayın böyle göründüğümüze yirmilik delikanlılara taş çıkartırız' </strong>diye ufak yollu sallasak, kendimizi biraz daha genç ve zinde göstermek adına giyimimize, kuşamımıza dikkat etsek te zaman o acımasız silahını bir türlü ensemizden kaldırmadığı için olduğumuz gibi görünüyoruz.</p>

<p>İçerisinde bulunduğumuz bu şartlar ister istemez bizi daha çok duygusal yapıyor daha fazla karamsarlığa itiyor.</p>

<p>Hal böyle olunca da yaşadığımız bu hayat ister istemez yazılarımıza dolayısı ile ruh dünyamıza da olabildiğince sirayet ediyor.</p>

<p>Geçtiğimiz hafta katıldığımız bir toplantıda bize yaklaşan bir vatandaşımız “<strong>Yüksel bey siz beni tanımıyorsunuz ancak ben sizin yazılarınızı hiç aksatmadan okuyorum, siyasetin dışında kalan yazılarımız tam bir “Ağıt “ formatında , sürekli bir yakınma, sürekli bir serzeniş var, anlaşılan yaşadığınız bu hayat sizi çok yormuş olmalı, yazıları okurken inanın bizde çok büyük karamsarlığa bürünüyoruz, içimiz acıyor, bize de günah”</strong> dediğinde gülelim mi ağlayalım mı diye inanın şaşırdık kaldık.</p>

<p>Bizi bu şekilde değerlendiren okuyucumuza gel bakalım önce şuradan demli birer çay alalım dedikten ve bulduğumuz çayı yudumlarken <strong>“Alışagelmiş söylemlerin dışına çıkıp, düşünerek yaşamını önemini anlatan, insan hayatını daha da anlamlandıran "Böyle buyurdu Zerdüşt"</strong> eserinin yazarı <strong>Nietzsche</strong> "<strong>Saygılı, dayanıklı ve kuvvetli bir ruhun ağır yükleri vardır. Onun kuvveti, daima ağırı ve en ağırı ister, galiba benim sıkıntımda yıllar yılı hep en ağır yükü kaldırmaya çalışmak oldu" </strong>öğüdünü kendisine ilettikten sonra, dinle dedik ve başladık anlatmaya.</p>

<p>1980’li yılların başında siyasete ilgi duyan ancak herkesi perişan eden toz duman yıllar dolayısı ile hayatı tehlikeye giren genç bir ülkücü olarak yurt dışına gitmek zorunda kaldığımız dönemlerde “<strong>İdealizmin”</strong> en üst noktada olduğu günleri yaşıyorduk.</p>

<p>Sağcı-Solcu-Ülkücü-İslamcı-Muhafazakar yada kendisini herhangi bir dünya görüşüne mensup gören, biraz da ön saflarda yer almış herkesin “mecburi İstikamet” olarak gördüğü Avrupa yolu o günlerde bizim için de olmazsa olmaz bir noktaya gelmişti.</p>

<p>Daha 19 yaşında bıyıkları yeni terlemiş bir Ülkücü olarak bir öğlen vakti cebimize rahmetli <strong>Ayvaz Gökdemir’in</strong> koyduğu 10 dolar ve Pasaport ile birlikte daha önce hiç görmediğimiz Atatürk o zamanki ismi (Yeşilköy) Havalimanından bindiğimiz uçak dünyanın en büyük havalimanlarından birisi olan Frankfurt havalimanına indiğimizde üzerimize çöken “<strong>Garipliğin</strong>” bugün bile saniyesi saniyesine hatırlıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>O yaşta ve hayatta hiçbir düşmanı olmayan Ülkücü bir gencin “<strong>memleket davası için”</strong> hiç görmediği Almanya’nın Frankfurt şehrine inmesi oradan da Köln-Dortmund başta olmak üzere çok sayıda şehirde “<strong>Sürgün”</strong> hayatı yaşamasını bugünlerde çevremize anlatmaya kalksak “<strong>Yüksel Ercan bırak bu hikayeleri”</strong> diyecek çok insan biliyoruz.</p>

<p>O <strong>“Sürgün”</strong> dönemlerinin üzerinden bugün aşağı yukarı 46 yıl geçti.</p>

<p>Geçen bu 46 yıl içerisinde dünyanın ve Türkiye’nin geçirdiği değişimle birlikte bizimde fiziki olarak geçirdiğimiz olumsuz süreç bir yana siyaseten “<strong>acaba bugün yaşananlar o günlerde yaşadığımız zorluklara değdimi.?” </strong>sorusunu daha çok gündeme getirmeye başladı.</p>

<p>O toz duman günlerde her türlü siyasi dünya görüşüne mensup insanları hiçbir ayırıp yapmadan bilmedikleri ülkelere sürgüne gönderen sistem 12 Eylül 1980 tarihinde” <strong>5 Cuntacı General tarafından”</strong> yapılan “<strong>İhtilal”</strong> sonrası bambaşka bir noktaya kadar gelmiş oldu.</p>

<p>12 Eylül 1980 tarihine kadar hemen her gün yüzlerce vatan evladının hayatını kaybettiği sabah solcuyu vuran silahın öğlenden sonra Ülkücüyü vurduğu günlerde var olan anarşinin 13 Eylül 1980 günü yani ihtilalden bir gün sonra “<strong>bıçak gibi kesilmesi</strong>” maalesef hiç kimse tarafından sorgulanmadı.</p>

<p>Biz o günlerde Yurt dışında Türkiye’de yapılan ihtilal sonrasında olup bitenleri gözyaşları içerisinde ancak “<strong>çaresiz</strong>” bir şekilde takip ederken bir taraftan da “<strong>Türkiye neden böyle.?”</strong> sorusuna cevap arayıp duruyorduk.</p>

<p>1983 yılında yapılan seçim ile “<strong>Sözde Demokrasiye geçiş”</strong> nutuklarının atıldığı günlerde sergilenen “orta oyununu” gören/anlayan ancak hiçbir şekilde müdahale edememenin çaresizliğini yaşamanın hüznü ile sürecin nereye gideceğini de düşünmeye başlamıştık.</p>

<p>O günlerden bu zamana kadar belirttiğimiz gibi aradan 46 yıl geçti.</p>

<p>Dünya değişti,</p>

<p>Siyaset anlayışı bambaşka noktalara geldi,</p>

<p>Doğru bildiğimiz pek çok şeyin yanlış, yanlış bildiğimiz pek çok şeyinde doğru olduğunu ancak geçen bu 46 yıl sonrasında öğrenmiş olduk.</p>

<p>Bugün idealizmin yerlerde süründüğü, Kapitalizmin Türkiye dahil nerede ise dünyanın bütün ülkelerini esir aldığı bir süreci yaşıyoruz, böylesi bir noktada kime kızacağımızı ,kime gönül koyacağımızı daha da önemlisi kaybettiğimiz kocaman yılların hesabını kime soracağımızı bir türlü bilemiyoruz.</p>

<p>Bütün bu kadar bilinmezlik içerisinde düşünürken çay içtiğimiz bir mekanda Sanatçı <strong>Sezen Aksu’nun</strong> “<strong>Şimdi Bana kaybolan yıllarımı verseler”</strong> diye başlayan şarkısını dinleyince hesabı kişi yada kurumlardan çok kendimize sormamız gerektiğini ve çektiğimiz bunca sıkıntının tek sebebinin kendi tercihlerimiz olduğunun farkına acı da olsa varmış olduk.</p>

<p>Bu aşamadan sonra kendi açımızdan artık uğraşacak/mücadele edecek fazlaca bir amacın kalmadığını anlamış olduğumuzdan artık başkaları için koşacağımıza “<strong>Eğer bize ihtiyaç varsa buradayız</strong>” şeklinde bir felsefe ile yola devam edeceğimizi en azından yakın çevremize iletmenin rahatlığı ile hareket ediyoruz.</p>

<p>Sonra da <strong>Ozan Arif’in</strong></p>

<p><strong>Eremeden muradıma ahdıma</strong></p>

<p><strong>Veda Etmek üzre Gemi rıhtıma</strong></p>

<p><strong>Ele değil ele kara bahtıma</strong></p>

<p><strong>Darıla darıla geçti bu ömrüm.</strong></p>

<p>mısralarının şu anda içerisinde bulunduğumuz durumu en iyi anlatacak ifade olduğunu da söyleyip geçiyoruz.</p>

<p>Sanatçı<strong> Ali Kınık </strong>milyonlarca insan gibi bizimde yaşadığımız hayal kırıklığını;</p>

<p><strong>Eskiden bir adım vardı</strong><br />
<strong><strong>Ümidim feryadım vardı</strong><br />
<strong>Şimdi ben o ben değilim</strong><br />
<strong>Yolumu bilmiyorum</strong><br />
<strong>Ölmüyor gülmüyorum</strong><br />
<strong>Bu hayat yordu beni</strong><br />
<strong>Bildiğin gibi değil</strong></strong></p>

<p><strong>Güllerim devriliyor</strong><br />
<strong><strong>Gençliğim savruluyor</strong><br />
<strong>Bir ayaz vurdu beni</strong><br />
<strong>Bildiğin gibi değil</strong></strong></p>

<p><strong>Eskiden mevsim seçerdin</strong><br />
<strong><strong>Solardın Çiçek açardın</strong><br />
<strong>Şimdi ben o ben değilim</strong><br />
<strong>Bir nefes bir ahım var</strong><br />
<strong>Bilmem ne günahım var</strong><br />
<strong>Vedalar sardı beni</strong><br />
<strong>Bildiğin gibi değil"</strong></strong></p>

<p>diyerek anlatmaya çalışıyor...</p>

<p>Evet<strong> "</strong><strong>Bildiğin gibi değil"</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/bildigin-gibi-degil-12</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 07:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/07/0aa-226.jpg" type="image/jpeg" length="79739"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kötülükte yarışmak]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/kotulukte-yarismak-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/kotulukte-yarismak-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de gündemin çok sık bir şekilde değiştiğinden şikayet edenlerden birisi de biziz.</p>

<p>Ancak söz konusu suni gündemleri değiştirmek ile ilgili herhangi bir çalışmanın içerisinde de değiliz.</p>

<p>Zira öyle bir gücümüzde yok.</p>

<p>Son günlerin gündemi hepimizin gündemi AHBAP ve <strong>Haluk levent.</strong></p>

<p>Her kafadan bir ses çıkıyor.</p>

<p>Dikkat edin Afet ve olağanüstü hallerde yardım toplamak ve toplanılan yardımı yerine ulaştırmak adına kurulan AHBAP ile ilgili olup bitenler Butlan davası ile bölünen CHP’deki sürecin bile önüne geçti.</p>

<p>Gün içerisinde yüzlerce insan ile konuşuyoruz.</p>

<p>Esnafın pek çoğu zaten siftah yapamadan işyerlerini kapatıyor.</p>

<p>Hal böyle olunca işyerlerinin hemen önünde güneşin sıcaklığından uzak gölge bir alan bulmayı başaran esnaf saatler süren sohbetler ile günü geçiniyor.</p>

<p>Tartışmanın olması için bilindiği gibi karşılıklı iki grup olması lazım.</p>

<p>Bizim milletimizde oldum olası tartışmayı sever.</p>

<p>Saatler süren tartışmalarda doğru yada yanlış konuşmaktan geri durmaz.</p>

<p>Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi şu sıra tek gündem yardım kuruluşları.</p>

<p>Sohbetler bir anda bundan çok uzun yıllar önce yardım kuruluşlarının yaptığı yanlışlıklara dayanıyor.</p>

<p>Taraflar “<strong>yanlış nereden gelirse gelsin mutlaka önlenmeli</strong>” şeklinde söz söyleyen yok.</p>

<p><strong>“Bugün bizim taraftaki yanlış yapmıştı ama dünde sizin taraftaki yanlış yaptı ne çabuk unuttunuz”</strong> ile başlayan ve saatler süren içi boş konuşmalar.</p>

<p>Bu durum hastalıklı bir ruh halinden başka bir şey değildir.</p>

<p>-Hırsızın iyisi kötüsü olur mu.?</p>

<p>-Hırsızın sizinki bizim ki olur mu?</p>

<p>-Yanlış yapanın karşılığı bir başka yanlış yapanmıdır?</p>

<p>şeklindeki soruların cevabı maalesef yok.</p>

<p>Bizim bu hastalıklı ruh halinden süratle çıkmamız gerekiyor.</p>

<p>Yanlışı yapan kim olursa olsun adalet karşısında hesap vermesi gerekiyor.</p>

<p>Bu yapılmadığı takdirde samimiyetimiz ile söylüyoruz çok ısa bir zaman sonra bu kötü günleri de arayacağız.</p>

<p>Kötünün daha kötüsü olurmu?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaşadıklarımızdan sonra “<strong>olmaz</strong>” deme gibi bir lüksümüz kalmadı zira.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/kotulukte-yarismak-1</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 22:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/07/0aa-225.jpg" type="image/jpeg" length="81476"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yardımlaşma duygusunu da kaybedersek]]></title>
      <link>https://www.kocaelioncu.com/yardimlasma-duygusunu-da-kaybedersek-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelioncu.com/yardimlasma-duygusunu-da-kaybedersek-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kabul etmek lazım ki Türkiye’de artık gündeme yetişmek mümkün değil.</p>

<p>Sabah uyandığımızda hangi gündem ile karşılaşacağımıza karşılaştıktan sonra da gün içerisinde “<strong>son</strong> <strong>dakika”</strong> ile belirtilen yeni bir hadise karşısında nasıl bir tavır alacağımızı bilmek artık imkansız.</p>

<p>Aylardır hazırlıkları yapılan NATO toplantısı ile ilgili uzun sayılacak bir zaman dilimi sürecinde tartışacağımızı düşünüyorduk.</p>

<p>Yanılmışız.</p>

<p>NATO toplantısından hemen sonra Ankara’nın CHP’li Çankaya belediyesine yapılan sabah baskını ile uyandık.</p>

<p>Daha “<strong>ne oluyor”</strong> sorusuna cevap bulamadan bu sefer de başında sanatçı <strong>Haluk Levent’in</strong> bulunduğu AHBAP yardım kuruluşu ile ilgili operasyona şahit olduk.</p>

<p>Dünde konu ile ilgili görüşlerimizi kısmen belirtmiştik.</p>

<p>Yazımızı beklediğimizin üzerinde yorum geldi.</p>

<p>Sosyal medya hesapları üzerinden yorum yazanlar.</p>

<p>Telefon ile görüşlerini bildirenler.</p>

<p>Vs. vs. vs.</p>

<p>Bize söylenenlerden anladığımız çok net.</p>

<p>Maalesef herkes “<strong>benim hırsızım iyidir, senin hırsızın kötüdür, benim tarafındaki yanlış yaptı ancak senin tarafındakinin yaptığı ondan daha beter”</strong> şeklinde iyilikte değil de, kötülükte yarışır bir noktaya kadar taşınmış durumda.</p>

<p>Yanlışlığın az kötüsü çok kötüsü olurmu?</p>

<p>Elbette ki olmaz.</p>

<p>Böylesi bütün bir kitleyi zan altında bırakan fenalıkları yapan kurumlar başındaki kişi yada yöneticilerin inisiyatifine bırakılmaz ki.</p>

<p>Söz konusu kurum ve kuruluşlar İçişleri bakanlığı bünyesindeki dernekler masasına bağlı.</p>

<p>Yardım toplamanın da şartları belli.</p>

<p>Bir yönetim kurulu olacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Paranın nerede ve nasıl kullanılacağı ile ilgili çift imzalı iki görevli olacak.</p>

<p>Yardımların toplanması ile ilgili makbuz olacak.</p>

<p>Bütün bu işlerden sonra Dernekler masası düzenli olarak toplanılan yardımların nereden geldiği geldikten sonra da nereye gideceği ile ilgili denetimlerini aralıksız yerine getirecek.</p>

<p>Bu konuda yani denetim konusunda bir boşluk olduğu ortada.</p>

<p>Maalesef söz konusu suistimaller de bu boşluklar dolayısı ile meydana geliyor.</p>

<p>Zaman zaman yaranın patladığı cerahatın dışarıya çıktığı anlar olur.</p>

<p>Bu konuda dünde yazdığımız gibi hepimizin bildiği yine hepimizi hayretler içerisinde bırakan büyük yardım kuruluşların ortaya çıkan olumsuzlukların üzerine tam olarak gidilemedi.</p>

<p>Şimdi bir fırsat var.</p>

<p>AHBAP suçludur, suçsuzdur.</p>

<p>Bu yapılacak soruşturma sonunda belli olacak.</p>

<p>Ancak <strong>“fırsat ganimettir</strong>” diyerek bu zamana kadar meydana gelen yolsuzlukların tüm maliyetini de buraya yükledikten sonra kenara çekilmek bizim var olan yardımlaşma duygumuzu da siler süpürür.</p>

<p>Devlet söz konusu yardım kuruluşları ile ilgili denetlemeleri en ince detaylarına kadar gözden geçirmeli.</p>

<p>En ufak bir suistimale bile geçit vermemeli.</p>

<p>Vatandaşın güven duygusu yerle yeksan edilmemeli.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yüksel Ercan</category>
      <guid>https://www.kocaelioncu.com/yardimlasma-duygusunu-da-kaybedersek-1</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 23:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelioncucom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelioncu-com/uploads/2026/07/0aa-224.jpg" type="image/jpeg" length="92641"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
