banner55

Tedavilerinin ardından Kovid-19 ile mücadeledeki cephelerine döndüler

Beykoz Devlet Hastanesi Kovid-19 Yoğun Bakım Servisi'nde görevli hemşireler, hastalığa yakalanıp iyileşmelerinin ardından mücadeleye kaldıkları yerden devam ediyor.

Yavuz ERCAN
Yavuz ERCAN
16 Mayıs 2020 Cumartesi 22:30
Tedavilerinin ardından Kovid-19 ile mücadeledeki cephelerine döndüler

İSTANBUL (AA)- Beykoz Devlet Hastanesi Kovid-19 Yoğun Bakım Servisi'nde görevli hemşireler, hastalığa yakalanıp iyileşmelerinin ardından mücadeleye kaldıkları yerden devam ediyor.

Çin'in Vuhan kentinde ortaya çıktıktan sonra dünyayı etkisi altına alan Kovid-19'a karşı verilen savaşta en önemli rollerden birini de yoğun bakım hemşireleri üstleniyor.

Yeni tip koronavirüse karşı amansız mücadelenin hastane safhasındaki en önemli aktörlerinden olan Yoğun Bakım hemşireleri, bulaş açısından oldukça yüksek riskli grupta yer alıyor.

Aldıkları tüm tedbirlere rağmen Kovid-19'a yakalanmaktan kurtulamayan bazı hemşireler, tedavilerinin ardından görev yerlerine dönerek hayat kurtarmaya devam ediyor.

AA ekibi, Beykoz Devlet Hastanesi Kovid-19 Yoğun Bakım Servisi'nde görev yaparken koronavirüse yakalanan hemşireleri göreve döndükten sonra çalışma ortamlarında görüntüledi.

Salgın sürecinde görevlerini aralıksız sürdüren yoğun bakım hemşireleri, Kovid-19 hasta sayısındaki azalmanın mutluluğunu yaşıyor.

"İçeriye 4 saatlik periyotlarla giriyoruz"

İki yıldır yoğun bakım hemşiresi olarak çalışan Sedanur Akgül, AA muhabirine koronavirüse yakalandıktan sonra geçirdiği tedavi sürecini ve serviste yaşadıklarını anlattı.

Akgül, normalde 3. düzey yoğun bakım olarak hizmet verdiklerini fakat 15 Mart tarihinden itibaren Kovid-19 yoğun bakım olarak çalışmaya başladıklarını söyledi.

Koronavirüsün Türkiye'deki yükselme döneminde görev yaptıkları 9 yataklı yoğun bakım servisindeki bütün yatakların dolu olduğunu söyleyen Akgül, "Son zamanlarda hasta sayısına bağlı olarak azalmalar oldu. İlk zamanlarda çok yoğun çalıştık, hala da çalışıyoruz. İçeriye 4 saatlik periyotlarla giriyoruz. Dışarıya çıktığımızda dışarıdaki işleri halletmeye çalışıyoruz. İçeride neredeyse hiç oturmuyoruz. Sürekli hastalarla ilgileniyoruz. Doktorun yazdığı tedavilerin yapılmasını sağlıyoruz." dedi.

Sedanur Akgül, yoğun bakımın içerisindeyken olabildiğince kendilerini korumaya çalıştıklarını fakat buna rağmen virüse yakalandıklarını ifade etti.

"İçeri yürüyerek gelip vefat eden hastalarımız var"

Akgül, hastalığın kendisinde grip şeklinde başladığını, daha sonra baş ağrısının şiddetlendiğini ve vücut kırgınlığının aşırı derecede arttığını anlatarak, "Belirtilerime öksürük ve nefes darlığı da eklendi. Artık konuşurken yorulmaya başladım. Nefes darlığım arttı, kıyafetimi giyip çıkarırken yorulmaya başladım. Test verdim, sonucu pozitif çıktı. Benden sonra eşimde de aynı belirtiler nüksetti. O da pozitif çıktı." diye konuştu.

Koronavirüs tedavisinde kullanılan ilaca karşı alerjisinin oluşması üzerine ek ilaçlar kullanmak zorunda kaldığını anlatan Akgül, "Bu süreç benim için çok sıkıntılı geçti. İlacı kullandıktan 2 gün sonra belirtiler azalmaya başladı. 4-5 günde toparlanmış oldu. 5 gün sonra kontrol sürüntü dediğimiz örneği verdim. Negatif geldi, ikinci testim de negatif gelince tekrar çalışmaya başladım." diye konuştu.

Akgül, şu an daha rahat olduğunu dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"İkinci sefer geçirme olasılığı çok düşük ama yok değil. Buradaki hastaları görünce insan çok etkileniyor. İçeriye yürüyerek gelip ex olan hastalarımız da var, servise çıkardıklarımız da var. Onları gördükten sonra 'Biz de öyle olur muyuz?' diye düşünmeden edemiyoruz. Hastaların ilk geldiğinde yüzlerinde korku ve endişe oluyor. Diğer hastaları gördüklerinde 'Acaba ben de onlar gibi mi olacağım?' düşüncesi oluşuyor. İster istemez etkilenme oluyor. Her ne kadar arada perdeler olsa da sesler duyuluyor, vent sesleri, monitör sesleri... Bir müdahale anında koşturmacalar, kalp masajı yapılırken illa ki duyuyorlar. Nefes almaları hızlanıyor, tansiyonları çıkıyor. Doktor kararıyla solunum cihazına bağlanacaksa, hasta kendini daha da sıkıntıya sokuyor. Karbondioksit yükseldiği için bilinçleri kayıyor. İlk geldiklerinde bize 'İyileşecek miyiz?' diye soruyorlar. En can alıcı nokta burası, 'İyileşecek miyiz?' dediklerinde cevap veremiyoruz. Çünkü insanlara boş umut da veremiyoruz."

Sedanur Akgül, evinde tedavi gördüğü süreçte sürekli görevine dönmek için beklediğini dile getirerek, "Buradaki arkadaşlarımla birlikte çok zorlu süreçlerden geçtik. Benimle birlikte hemşire arkadaşlarımdan birçok kişi kovid oldu. Ayrılan arkadaşlarımızın yerine gelen takviyelerle daha da zorlandık. Bütün arkadaşlarım yardımcı olmaya çalışıyorlar tabii ki ama bir yoğun bakım hemşiresi kadar olmaz. Ruhsal ve psikososyal her yönden hastayı değerlendiriyoruz. Ben evde sıkıntı yaşıyorum ama kafam sürekli buradaydı. Bir çelişki içerisindeydim. Sonrasında bir an önce dönmeyi istedim. Ekip olarak bu süreci çok iyi değerlendirdiğimizi ve yönettiğimizi düşünüyorum." diye konuştu.

"Testlerde negatife döndü ama bizde iz bıraktı"

Beykoz Devlet Hastanesi Kovid-19 Yoğun Bakım servisinde görev yapan diğer hemşire Özlem Uğurlu da bir yıldır yoğun bakımda çalıştığını belirterek, süreç başlamadan önce büyük korkular yaşadıklarını söyledi.

Uğurlu, "İlk hastaları aldıktan sonra içeriye girdik, her gün çalıştığımız yerden daha farklıydı. Daha çok korkular yaşadık ve her gün yaptığınız işleri korkarak tedirgin yaklaşarak yapıyorduk. En kötü profili biz gördük. Yoğun bakım kadar kötüleşmiş hastalara biz bakmaya başlamıştık." dedi.

Yoğun bakımda hastanede görevli bir hemşirenin eşinin tedavi gördüğünü söyleyen Uğurlu, "İçeride bir hemşire arkadaşımızın eşi yatıyordu. Yürüyerek geldi, konuşuyordu. Tanıdık biri olunca daha fazla empati kuruyorsunuz. O zamanlarda hastaların iyileşme olasılığı çok düşüktü. Yanına gidip biz sadece 'İyileşeceksiniz.' diyerek telkinde bulunmaya çalışıyorduk. Yan tarafında ölen bir hastayı duyuyor. Onlar içinde çok zor bir süreç oluyordu." diye konuştu.

Uğurlu, bazı zamanlar hastalara ağlayarak müdahale ettiklerini dile getirerek, "Hastayı telkin edip arka tarafta ağladığımızı biliyorum. Kalpleri durduğunda hastalara müdahale etmemiz gerekiyor. Ağlayarak müdahale ettiğimizi hatırlıyorum. Hepimiz oturduk ağladık, 'Biz bu durumdan nasıl kurtulacağız?' diye. Her ölen hastanın arkasından bir umudumuz daha kırılıyordu." ifadelerini kullandı.

Bütün koruyucu ekipmanları giyerek tedbirleri aldıklarını fakat yine de virüse yakalandıklarını söyleyen Uğurlu, şunları kaydetti:

"Çok zorlu bir süreçti, tedaviye başladık. Yoğun bakımda kullandığımız ilaçları biz de kullandık. Baş ve kas ağrısı, solunum yetmezliği, öksürük, mide bulantısı. Bunların hepsini yaşadık. Tedavi süreci benim için çok ağır geçti. Özellikle solunum yetmezliği çok fazla vardı, evde geçirdim ve eşim de hasta oldu. BT çektirdim, buzlu cam görüntüsü vardı. Bu yüzden solunum yetmezliği çok fazla vardı. Öksürükten gerçekten konuşamıyorsunuz. İştah kaybı, yemek bile yiyemiyorsunuz. Ateşiniz yükseldiği zaman yorgunluğu oluyor kolunuzu kaldıramıyorsunuz. Yaklaşık 10-15 gün böyle sürdü. Bunun dışında ben göğüs hastalıkları doktoruyla görüşüp burada kullandığımız ilaçların dışında başka ilaçlar da kullanmak zorunda kaldım. Süreçten sonra da ne olacağını bilmiyoruz. Hala buzlu cam görüntüsü devam ediyor. Testlerde negatife döndü ama bizde iz bıraktı. Hem meslek hem de ekip aşkı bizi buraya bağladı. İnanılmaz çok zor zamanlar geçirdik. Burada geçirdiğimiz zamanları biliyoruz. Bir an önce iyileşelim ve hemen gelelim diye çok uğraştık."

Son Güncelleme: 17.05.2020 18:31
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner51

banner34

banner38

banner57

banner33

banner37