banner55
Sırların saklı dehlizinde kafa karıştıran gölgelerle yüklüyüm. 
Gölgeler benim, gölgeler sakin, ama bir hırsın kurbanı olmak üzere yola çıkıyorum sanki her gün doğumunda. 
Her gündoğumunda yeminler ediyorum batmamaya dair, batmamak üzere giyiyorum çizmelerimi boyumca. 
Ne ki batıyorum ruhumun ağırlığıyla en diplere, ben bunu hep yapıyorum, hep batıyorum diyorum, sözüm geçmiyor gölgelerime, sözüm geçmiyor…

Bir sakinleşsem, elbette gelecek sakinleşeceğim günler, biliyorum ama bu bilgi yüceltmiyor beni, daha da ağır bir bunalımın kucağında buluyorum kendimi. 
Bu ben değilim diyorum, bu ben değilim, kargalar kadar aklım olsa, bilgeliği kargalardan almıştım oysa. 
Kargalar büyükbabamla yaşıt, ölmüştü dedem ninem, sıra babama, anneme gelmişti, kaçmaya çalışırken hüzün bulutlarından, kaçamadım kendimden, kaçamadım benliğimden. 
Şimdi yüreklice bir adım atmalıyım, kargalar kadar sakin, kargalar kadar bilge…

Yazmayı, okumayı, babamdan, onun seccadesinde yazan elifbasından öğrendim.  
Camilerde, mihrapların ardında saklandım, saklayamadım kendimi, bilgesiz yarınlara gebeydi ülkem, bilgesiz günler beklemekteydi beni, bu demek ölüm demekti, sırasını kim savarsa savsın ben alıyorum ölümü yanıma, ardıma gizleniyorum, ardına takıyorum gölgelerimi, sen daha iyi bilirsin baba, okumayı senden, yazmayı kimden öğrendim. 
Sen kimdin baba, sen kime karıştın kaybettiğinde dedemi, seccadeye sığdırabildin mi geniş alnını, saklayabildin mi hüznünü, söyle bana, öğret yazmayı bir daha, okumayı en baştan…

Bir rüzgar daha yeni esti ardımdan, sallandı gölgelerim, bir dehliz daha buldum sırların saklı mahzeninde, ve sen yine sen, her zamanki sen, sızdın sessizce iliklerime, işledin yüreğime nakış nakış çizgilerini. 
Beni arama, sorma kimselere, ben yokum, bir ruhum vardı, şimdi var mı bilmiyorum, derin yaralarım kabuk bağlamak üzere, salın beni, bırakın sessizce, yüreklice, kış geldiğinde hazırlıklı olmalıyım ölüme, ölüm daha yakın, ölüm bir çizgi kadar düz, basit. 
Bu yüzden kaldıramıyor ölümün ağırlığını kargaşa içindeki yüreğim. Kendimi kaldıramıyorum, kimseyi kaldıramıyorum, bir karga verin bana, kendimi saklayayım bilgeliğin usta ellerine, usta ellerine, bilgece… 

Bilge dedi ki; “Ölümden korkma, ecelin seni ölümden korur”.(1) Bir daha dedi bilge: “Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm/ Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm”.(2)
Bilgelerin sığınağında yaşamı adımlarken yüreğim konacak pervazlarına güneşin, bir iklim şafağında tekrar buluşacağız, yeni yaşamları sorgulamak adına, tekrar tekrar sığınacağız bilgelerin kanatları altına, şimdilik hoşçakalalım, yaşamak güzel…
 
(1)   İbni Arabi.
(2)   Erdem Bayazıt.
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner51

banner34

banner38

banner57

banner33

banner37