banner55
Uzaklar, özlem duyan sürgün yüreklerin sığınakları uzaklar. Uzak düşlere bir demir attın mı hüzün meyvelerini toplamaya başlarsın hemen. Uzaklar, hüzün getirirler sürgün yüreklere. Her yaşadığın şehri sürgün şehre döndürmek istersen eğer, uzakların şarabıyla bir gece sarhoş olmak yeterli. Artık o şehrin sürgünleri listesine kaydın yapılır.
"Yazgın seninle gelir her gittiğin yere, bilmelisin" derdi her zaman, kendini denize adamış bilge balıkçı: "Her yol seni ona biraz daha yaklaştırır. Uzaklaştığını sandığın her an, onun biraz daha yakınında bulursun kendini."
Böyle derdi de bilge balıkçı, bu kıyı onun kaçıncı durağı olmuştu kimbilir? Sormazdım, o da söylemezdi zaten, sık sık uzaklara dalar giderdi, yanında oturduğumu bile unuturdu. Konuşup bozmak istemezdim özlemle yıkandığı bu özel anlarını. Sonra -sanki sözünün nerede kaldığını unutmadığını belli etmek istercesine- kaldığı yerden devam ederdi öğütlerine. Ben öğüt derdim onun sözlerine, yanından ayrıldığım anda da defterime yazardım aklımda kalan öğütlerini bir bir. Tabii o günün tarihini de sayfanın altına ekleyerek...
En çok yazgıdan bahsederdi yaptığımız sohbetlerde. -bu konuya gösterdiğim ilgiden dolayı belki de- Bizim kader ya da felek dediğimiz şeye o yazgı demekten sanki büyük bir zevk alırdı. Ben de sevmiştim bu ifadeyi ve bu kelimeyi kullanıyordum -daha çok- ona sorduğum sorularda...
Kaçımız yazgısının peşinden gitmiştir acaba? Hep yazgının bizimle beraber olduğuna inanırız ya, belki de bu yüzden kimse aramaya çıkmaz yazgısını. Her başımıza gelen belada onu lanetleriz ama sevinçlerimize ortak etmeyiz bir türlü onu. Sevinçlerimiz, mutluluklarımız bizim eserimizdir, hüzünler ise onun payına düşer bu ortaklıkta. Kahpe miydi kader bu kadar gerçekten ya da kelek mi çıkar hep felek?
Kaderin kahpe, feleğinse kelek olarak anılmasından olsa gerek, yazgı demeyi daha güzel bulmuş olmalı balıkçı. Yazgısını seviyordu besbelli, benim de sevmemi isterdi her buluşmamızda: "Yazgını sevsen de sevmesen de hep yanında taşımak zorundasın. O halde ne diye sevmediğin bir şeyle arkadaşlık edesin? Onu sevmeye çalış en azından, belki o zaman yazgın örtülerini kaldırır bir bir sana", derdi.
Derdi demesine de bu örtülerin neler olduğunu söylemezdi tüm ısrarlarıma rağmen. Sadece bir cümle ile cevap verirdi ayrıntı istediğim her soruma: "Onu da sen bulacaksın evlat!". Bulacağım elbette ama nasıl? Bir bulsam...
 
Devam edecek…
  

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner51

banner34

banner38

banner57

banner33

banner37