Yazarlar

20 Temmuz 1974: Kurtuluştan kuruluşa

Bazı tarihler, milletlerin hafızasına kazınır ve nesilden nesile aktarılır. 20 Temmuz 1974 de işte böyle bir tarihtir. O gün Türkiye Cumhuriyeti Devleti, uluslararası anlaşmalardan doğan garantörlük hakkını kullanarak, Kıbrıs Türk halkının can güvenliğini sağlamak için tarihi bir karar almıştır.

Bilindiği gibi Kıbrıs'ta Enosis hayali uğruna masum insanların hayatları karartılmış, köyler boşaltılmış, çocuklar yetim, analar evlatsız bırakılmıştır. Kanlı Noel'den Muratağa, Sandallar ve Atlılar'a uzanan katliam süreçlerinde Kıbrıs Türk halkı, var olma mücadelesi vermiştir. Türkiye ise 1960 Garanti Antlaşması'nın kendisine yüklediği hak ve sorumluluk bilinciyle, gerekli kararlar almış ve uygulamıştır. İşte o gün alınan cesaretli kararlar, kurtuluşun da kuruluşun ilk adımı olmuştur.

Bu tarihi kararlarda dönemin yöneticilerinin güvenilir kişiliği, siyasi cesareti ve vizyonu etkili olmuştur. Özellikle Başbakan Bülent Ecevit, harekatın ilk anından itibaren yalnızca Türkiye'yi değil, dünyayı da ikna etmek için büyük bir diplomatik mücadele vermiştir. O, yalnızca siyasi riskleri değil, ABD başta olmak üzere çeşitli ülkelerin uygulayacağı silah ambargosu dahil, ekonomik ve siyasi baskıları göze almıştır. Çünkü liderlik, popüler olanı değil; ülke için doğru olanı yapabilmektir.

Harekattan sonra uygulanan ABD ambargosu Türkiye’yi diz çöktürememiş, yıldıramamış, tam aksine ayağa kaldırmıştır. Zira yurtsever devlet adamları ve TSK’nın büyük çabaları ile o günlerde Savunma Sanayimizin atılan tohumları, bu gün gurur duyacağımız seviyelere ulaşmıştır.

Kıbrıs Barış Harekatı'nı omuzlayanlar hiç şüphesiz Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kahraman mensupları ve Türk Mukavemet Teşkilatı'nın fedakar mücahitleridir. Girne semalarından paraşütle inen Mehmetçik, Beşparmak Dağları'nı aşan komandolar, denizden gelen çıkarma birlikleri ve yıllarca vatan nöbeti tutan Kıbrıs Türk mücahitleri, vatan toprağı ile birlikte insanın yaşama hakkını, onurunu ve hürriyetini korumuşlardır. Onlar, milletimizin hürriyet aşkının yaşayan destanıdır.

1974 yılının ekonomik imkanları sınırlı Türkiye'si bu önemli başarıya imza atmıştır. Bugün ise ülkemiz, milli gücün bütün unsurları bakımından çok daha iyi durumdadır. Savunma sanayisinde elde edilen başarılar, yetişmiş insan kaynağımız ve artan teknolojik kapasitemiz, milletimizin geleceğe daha büyük bir güvenle bakmasını sağlamaktadır.

Devletler, milli menfaatlerini koruyabildikleri ölçüde güçlü; milletler ise hafızalarına sahip çıktıkları ölçüde büyük olurlar. Dün Kıbrıs'ta sergilenen devlet aklına, milli birlik ruhuna ve kararlılığa bugün de (Suriye’de devletleşen PKK Terör Örgütü, Irak ve Suriye’de görmezden gelinen Türkmen varlığı, Ege adalarında yunan işgali ve Mavi Vatan’daki hak ve menfaatlerimizi korumak) her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz açıktır.

Bu vesileyle, Kıbrıs Türk halkının güvenliği ve geleceği için tarihi sorumluluk üstlenen Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ü, Başbakan Bülent Ecevit'i, Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ı, Dışişleri Bakanı Turan Güneş'i ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar'ı minnet ve saygıyla anıyorum. Dr. Fazıl Küçük'ü, KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı, Türk Mukavemet Teşkilatı'nın kahraman mücahitlerini, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin aziz şehitlerini rahmetle, gazilerini minnet ve şükranla yad ediyorum.

Bazı tarihler geleceğe ışık tutarlar. 20 Temmuz 1974, Türk milletinin gerektiğinde bedel ödeyerek mazlumun yanında duracağının ve barışı korumak için sorumluluk almaktan kaçınmayacağının en güçlü işaretlerinden biridir.

Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü kutlu olsun!