SİYASET

Bazı kanser ilaçları kalpte yüzde 20'ye varan yan etkilere yol açabiliyor

Bazı kanser tedavileri yalnızca tümörleri değil, kalp sağlığını da etkileyebiliyor. Bu nedenle kanser tedavisi sürecinde kalbin korunması ve olası risklerin erken dönemde tespit edilmesi büyük önem taşıyor.

Onkokardiyolojinin kanser hastalarının kalp sağlığını korumayı amaçlayan, onkoloji ve kardiyoloji uzmanlık alanlarını bir araya getiren bir tıp dalı olduğundan bahseden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Girişimsel Kardiyolog ve Onko-Kardiyoloji Bölümü Kurucusu Prof. Dr. Ertan Ökmen, “Bu alanın temel amacı, kalp sağlığını koruyarak hastaların kanser tedavilerini kesintisiz ve güvenli şekilde tamamlayabilmelerini sağlamak” açıklamasında bulundu.

Onkokardiyoloji kanser tedavisi sırasında ortaya çıkabilecek kalp sorunlarını önlemeyi, erken dönemde tespit etmeyi ve yönetmeyi amaçlar. Bazı kanser ilaçlarının kalpte yüzde 10 ila yüzde 20 oranında yan etkiye yol açabildiğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Girişimsel Kardiyolog ve Onko-Kardiyoloji Bölümü Kurucusu Prof. Dr. Ertan Ökmen, “Yaklaşık 8-10 yıllık bir geçmişe sahip olan bu alana duyulan ihtiyaç da giderek artıyor, kanser tedavilerinin kalp üzerindeki etkilerinin daha iyi anlaşılmasıyla birlikte önem kazanıyor. Geçmişte ihtiyaç halinde hastalar onkologlar tarafından kardiyologlara yönlendirilirken, bugün onkokardiyoloji sayesinde hastalar henüz kalp sorunları gelişmeden değerlendiriliyor. Böylece olası kalp problemleri erken dönemde ele alınarak kanser tedavilerinin kesintiye uğramadan sürdürülmesi hedefleniyor” dedi.

Riskli hastaların belirlenmesi tedavinin devamlılığı için kritik

Her kanser hastasında kalp sağlığıyla ilgili bir sorun ortaya çıkmasa da bazı hasta gruplarında tedavi sürecinde kalp problemleri gelişme riski bulunduğuna dikkat çeken Ökmen, “Bu nedenle riskli hastaların erken dönemde belirlenmesi ve düzenli takip edilmesi kıymetli. Amacımız; kalp krizi, kalp yetmezliği veya pıhtı oluşumu gibi sorunlar gelişmeden gerekli önlemleri alarak kanser tedavisinin sekteye uğramamasını sağlamak” şeklinde konuştu.

Riskli hasta grubunun başında daha önce bypass operasyonu geçirmiş, kalp yetmezliği bulunan, kalp krizi geçirmiş ya da koroner stent uygulanmış kişiler geldiğini sözlerine ekleyen Ökmen, “Ayrıca, daha önce yaşanan herhangi bir kalp hastalığı söz konusu olmasa bile alınan kemoterapi veya diğer kanser tedavileri nedeniyle kalbi etkilenebilecek hastalar da risk altında kabul ediliyor. Bu nedenle onkologların tanı ve tedavi planlama sürecinde hastanın kalp hastalığı öyküsünü, aile hikayesini ve mevcut risk faktörlerini değerlendirmesi şart” dedi.