Ramazan ayının bitimine doğru yaklaştığımız günlerde herkesin camilere akın etmesi gereken Cuma namazında beli yeteri kadar cami cemaati olmaması sonucu bir hayli hayal kırıklığına uğradığını düşündüğümüz 30’lu yaşlardaki imam” Ey Müslümanlar İslamiyet bir tek imamlara mı geldi ki kimse caminin kapısından içeriye girmiyor.?” diye içimizi yakan soruyu cemaate yönelttiyse de beklediği cevabı bir türlü alamadı.
Son dönemlerde dini duygularda meydana gelen aşınma artık Türkiye’de yaşayan ve muhafazakar kimlikleri ile bilinen herkes tarafından kabul ediliyor, İslam dinini ne kadar bilmeyen yada yanlış bilen sözde din alimi tayfalarının her birinin ağzından başka bir kelam çıkmaya başlayınca kafası karışan sade vatandaş ta yavaş yavaş camileri terk etmeye başladı.
Namaz sonrasında son derece üzüntülü gördüğümüz Cami imamına “Biz namaz başlamadan önce sizden camide bulunanlara “Ey Cemaat namaza başlamadan önce lütfen safları sıklaştırın ancak bundan da önemlisi cep telefonlarınızın ya sesini kısın yada tümüyle kapatın “şeklinde bir anons yapmanızı rica edecektik ancak duruma göre camilerde cep telefonlarından daha önemli problemler varmış” dedik.
Bunun üzerine Cami İmamı “Yüksel Bey derdimiz büyük Ramazan ayına girmeden cami cemaatine “Ey cemaat Ramazan ayı başlıyor bu uhrevi ayda biz 4 hoca ramazan ayı boyunca Kuran-ı Kerim öğreteceğiz, talebe göre hoca sayısını daha da yukarılara çekebiliriz “diye üzerine basa basa duyurduk, biz camide yer kalmayacağını düşünürken ramazanın başladığı gün sadece 2 kişinin geldiğini görünce şaşkınlığa uğradık, aradan üç gün geçince iki kişiden birisi de gelmedi,yüz binlerce nüfusu bulunan bir yerleşim merkezinde Kuran-ı Kerim öğrenmek isteyen bir kişinin olması bizi gerçekten üzdü ve hayal kırıklığına uğrattı” cevabını verdi.
Ardından da “Allahtan çocuklarımız var, Büyüklerimizin önem vermediği Kuran-ı Kerim öğrenme derslerine çocuklarımız çok büyük alaka gösteriyorlar,Çocuklar olmasa durumumuz çok kötü olacak maneviyat diye bir şey kalmayacak, Yüz binlerce nüfusu olan bir yerlerim merkezinde nüfusun tamamının Kuran-I Kerim bilemesi mümkün olmadığına göre vatandaşın bu ilgisizliği bizi gerçekten büyük bir karamsarlığa ve umutsuzluğa düşürüyor, ne yapacağımızı gerçekten şaşırmış durumdayız” diyerek nasıl büyük bir sorun ile karşı karşıya kaldığımızı da gözler önüne serdi.
Kimsenin kimseyi zorla camiye götüreceği yok, Ancak Türkiye gibi nüfusunun yüzde doksan dokuzunun Müslüman olduğu ve bu durumunda her ortamda övünerek anlatıldığı bir ortamda din işlerinin bu kadar yozlaşmasının nasıl izah edileceği de gerçekten merak konusu.
Din eğitiminin yeteri kadar verilmediği bir noktada toplumda kanaat önderi olarak bilinen insanlarında birbirlerinden çok farklı tarifler yapmaları yukarıda da belirttiğimiz gibi tam bir kafa karışıklığı yaşanmasına vesile oluyor.
Son dönemlerde birbiri ardına açılan imam Hatip liselerine de yeterli ilginin olduğuna inanmıyoruz, anne baba çocuklarının ama daha çokta Dede ve nineler ise torunlarının İmam hatip liselerine gitmeleri bu vesile ile de “dinini ve diyanetini” öğrenmeleri konusunda gerekli çalışmaları yapıyorlar, ancak çocukların aynı duygular içerisinde olmadıklarını bu yüzdende İmam Hatip liselerine eskisi kadar rağbet olmadığını hemen herkes biliyor.
Bu kadar olumsuzluğun yaşanmasında köyden kente doğru başlayan ve bir türlü durdurulamayan göçün etkisi çok fazla, 70-80 haneli köylerden büyükşehirlere gelen ailelerinin hayat standardının değişmesi ile birlikte arada bocalayan pek çok ailenin ve o ailenin çocuklarının da “araya gitme” gibi bir kaybı oluyor.
Diyanet işleri Başkanlığının bünyesinde var olan Din İşleri Yüksek kurulunun ortaya çıkan bu kadar olumsuzluk sonrası yeniden bir yapılanmaya girmesi, din eğitiminin uygulamalı ve herkesin okuduğunu anlayacak bir noktaya gelebilmesi için en küçük detayları bile düşünülmüş yeni bir anlayış getirmesi gerekiyor.
Eğer başta Milli Eğitim bakanlığı ve Diyanet işleri başkanlığı en kısa zamanda gerekli adımları atmadığı takdirde Camide “ Müslümanlık bir tek İmamlara mı geldi, cemaatin olmadığı bir Camide imam ne yapabilir ki.? “sorusunu soran din adamlarının feryadı da rüzgarda savrulup gidecektir.