☰
✕
SAĞLIK

Çocuklarda kilo artışı her zaman büyümenin bir parçası olmayabilir

Çocukluk döneminde kilo artışı, büyümenin doğal bir parçası olarak değerlendirilebilse de çocuğun yaşına ve boyuna göre beklenen sınırların üzerine çıkması sağlık açısından değerlendirilmesi gereken bir durum olabilir. Günlük hareketin azalması, ekran karşısında geçirilen sürenin artması ve beslenme alışkanlıklarının değişmesi, çocuklarda fazla kilo ve obezite gelişiminde rol oynayan faktörler arasında yer alıyor.

Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Fikret İşbilir, çocukluk çağı obezitesinin yalnızca çocuğun kilosu üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, büyüme ve gelişme sürecinin bir bütün olarak takip edilmesinin önemine dikkat çekiyor.

“TOMBUL ÇOCUK SAĞLIKLIDIR” DÜŞÜNCESİ YANILTICI OLABİLİR

Çocukların kilo ve boy gelişimi yaşa ve cinsiyete göre değişiklik gösterir. Bu nedenle yetişkinlerde kullanılan kilo değerlendirmelerini çocuklara doğrudan uygulamak doğru değildir. Çocuklarda boy, kilo ve yaşa göre vücut kitle indeksi gibi ölçümler büyüme eğrileri, diğer adıyla persentil eğrileri üzerinden takip edilir.

Burada yalnızca çocuğun bulunduğu persentil değil, büyüme eğrisinin zaman içerisindeki seyri de önem taşır. Daha önce kendi büyüme çizgisinde ilerleyen bir çocuğun kilo eğrisinde belirgin bir yükselme görülmesi veya kilo artışının boy uzamasından daha hızlı seyretmesi, büyüme sürecinin daha ayrıntılı değerlendirilmesini gerektirebilir.

Uzm. Dr. Fikret İşbilir, ailelerin yalnızca çocuğun dış görünümüne ya da tartıdaki rakama bakarak karar vermemesi gerektiğini belirterek şu bilgileri paylaşıyor:

“Çocukluk döneminde kilo artışını değerlendirirken tek başına tartıdaki rakama bakmıyoruz. Çocuğun yaşı, boyu, büyüme hızı ve gelişim süreci birlikte ele alınmalıdır. Önemli olan tek bir ölçümden çok, büyümenin zaman içerisindeki seyridir.”

EKRAN KARŞISINDA YEMEK YEME ALIŞKANLIĞINA DİKKAT

Çocukların günlük yaşamında ekranların kapladığı alan arttıkça hareket için ayrılan zaman da azalabiliyor. Bunun yanında televizyon, tablet veya telefon karşısında yemek yemek, çocuğun ne kadar ve ne hızda yediğini fark etmesini güçleştirebiliyor.

Yüksek enerji içeren atıştırmalıkların sık tüketilmesi, şekerli içeceklerin günlük beslenmede fazla yer alması, öğün düzeninin bozulması ve fiziksel aktivitenin azalması kilo artışını etkileyebiliyor.

İşbilir, bu noktada yalnızca çocuğun değil, evdeki genel yaşam düzeninin de önemli olduğunu vurguluyor:

Beslenme alışkanlıkları çocukluk döneminde büyük ölçüde aile ortamında şekilleniyor. Bu nedenle yalnızca çocuğa ‘bunu yeme’ ya da ‘daha az ye’ demek yerine, ailenin birlikte uygulayabileceği sürdürülebilir bir beslenme ve hareket düzeni oluşturmak daha doğru bir yaklaşım.

DEĞİŞİM YALNIZCA ÇOCUKTAN BEKLENMEMELİ

Çocuğun beslenme alışkanlıklarını değiştirmeye çalışırken evdeki diğer aile bireylerinin aynı alışkanlıkları sürdürmesi süreci zorlaştırabilir. Bu nedenle değişikliklerin yalnızca çocuğa yönelik kısıtlamalar şeklinde değil, mümkün olduğunca aile düzeninin bir parçası olarak uygulanması doğrudur.

Öğünlerin mümkün olduğunca ekran olmadan yenmesi, yemek sırasında telefon ve tabletlerin masadan uzak tutulması, yüksek enerjili atıştırmalıkların günlük rutinin merkezinde yer almaması ve hareketin yalnızca “spor yapma” zorunluluğu olarak görülmemesi uygulanabilecek düzenlemeler arasında yer alıyor. Birlikte yürüyüş yapmak, açık havada zaman geçirmek veya çocuğun sevdiği hareketli etkinliklere alan açmak da günlük hareketin artırılmasına katkı sağlayabilir.

Uzm. Dr. Fikret İşbilir, değişimin yalnızca çocuktan beklenmemesi gerektiğini belirterek, “Çocuğa sürekli ‘yeme’ demek yerine evdeki beslenme ortamını birlikte düzenlemek daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır. Çocuğun kendisini diğer aile bireylerinden farklı veya kısıtlanmış hissetmemesi de önemlidir” diyor.

SÜREKLİ “YE” YA DA “YEME” DEMEK ÇÖZÜM OLMAYABİLİR

Çocuğun kilosuna sık sık vurgu yapmak, yiyecekleri ödül veya ceza haline getirmek ya da sürekli porsiyon kontrolü konusunda baskı kurmak, beslenmeyle kurulan ilişkiyi olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle çocukla kilo üzerinden iletişim kurmak yerine sağlıklı beslenme, düzenli uyku ve günlük hareket gibi alışkanlıklara odaklanılması önem taşıyor. Çocuğun kilosuyla ilgili küçümseyici ifadelerden ve başka çocuklarla yapılan karşılaştırmalardan da kaçınılması gerekiyor.

FAZLA KİLO YALNIZCA GÖRÜNÜMLE İLGİLİ BİR DURUM DEĞİL

Çocukluk çağındaki obezite, vücudun farklı sistemlerini etkileyebilen bir sağlık sorunudur. Fazla kilo ile birlikte kan şekeri düzeninde değişiklikler, insülin direnci, kan yağlarında bozulma, karaciğer yağlanması, tansiyon yüksekliği ve kas-iskelet sistemiyle ilişkili sorunlar görülebilir.

Boyun ve koltuk altı gibi deri kıvrımlarında ortaya çıkan koyulaşma bazı çocuklarda insülin direnci ile ilişkili olabilen bulgulardan biri olabilir. Bununla birlikte tek bir belirti üzerinden insülin direnci tanısı konulamaz; değerlendirme çocuğun genel sağlık durumu ve gerekli görülen tetkiklerle birlikte yapılır.

AİLELER HANGİ DEĞİŞİMLERİ GÖZLEMLEMELİ?

Çocuğun kıyafet bedeninin kısa sürede belirgin şekilde değişmesi, kilo artışının boy uzamasına göre hızlanması, hareket sırasında daha çabuk yorulmaya başlaması veya büyüme eğrisindeki seyrin önceki ölçümlere göre belirgin biçimde değişmesi dikkate alınabilecek işaretler arasında yer alıyor.

Boyun ve koltuk altı gibi deri kıvrımlarında ortaya çıkan koyulaşma da bazı çocuklarda insülin direnciyle ilişkili olabilen bulgulardan biri olabilir. Ancak bu belirtilerin hiçbiri tek başına obezite, insülin direnci veya başka bir hastalığın tanısını koydurmaz.

Çocuğun büyüme sürecinde belirgin bir değişiklik fark edildiğinde değerlendirme; boy, kilo ve büyüme eğrisinin yanı sıra beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite, uyku düzeni, aile öyküsü ve genel sağlık durumunu da kapsar. Gerekli görülmesi halinde yapılacak tetkikler ise çocuğun yaşına, muayene bulgularına ve bireysel özelliklerine göre hekim tarafından belirlenir.

Uzm. Dr. Fikret İşbilir, ailelerin çocukları başka çocuklarla karşılaştırmak yerine kendi gelişim süreçlerini takip etmelerinin önemini vurgulayarak, “Her çocuğun büyüme süreci farklıdır. Burada önemli olan tek bir kilo değerinden çok, çocuğun zaman içerisindeki gelişimidir. Belirgin değişiklikler olduğunda nedenini anlamak için çocuğu bütüncül olarak değerlendirmek gerekir” ifadelerini kullanıyor.