Devlet başka bir şey.
Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal örgütlü bir ulusun ya da uluslar topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık adını verdiğimiz bir kurum.
Bireylerin hayatını düzenleyen çevre ilişkilerini düzenleyen, hakkı hukuku belirleyen adaleti tesis eden dış saldırıları engelleyen bir kurum.
'Ya kuzgun leşe ya devlet başa' diye bir saray sözü de var.
Devleti zayıflayan, devletini bir süre ya da süresiz kaybeden ülkeler ve insanlarının düştüğü hali çoğu zaman yanı başımızda görüyoruz.
Devletsizlik ne kadar kötü bir şey. Bir azınlık psikoloji kaplıyor bu insanların içini.
Aidiyetleri kayboluyor. Havada kalıyorlar hep. Bir gün dönecekleri bir yurt hayaliyle yaşayıp gidiyorlar.
Lübnan’da Beyrut’un arka caddelerinden birinde sohbet ettiğim bir karı koca tam yüzyıl sonra, aradan yüzyıl geçmiş bir gün evimize döneceğiz diyorlardı.
Onlara dönemeyeceksiniz diyemedim, diyemezdim de.
Devletin ne kadar önemli olduğunu iyice anladım o sohbette.
Devlet yeterince tekâmül etmemişse, kurumlarını iyice oluşturmamışsa, ya da
Adaletini, hukukunu, eğitimini tamamlayamamış veya sekteye uğramasına izin vermişse sallanır durur sistem.
İki de bir akamete uğrar sarsılır bocalar karışır.
Batı devletleri hukuku, anayasayı, adaleti, yargıyı iyice geliştirmiş ve bu sayede
birçok şeyi de kontrol altına almayı becerebilmiştir.
Bireylerin güvenliğini, sağlığını, eğitimini, hukukunu güvence altına almış böyle olunca da her sarsıntı ya da bocalamada bir boşlukla karşı karşıya kalmamıştır.
Koca bir imparatorluğun devamı olan Cumhuriyet bin yıldan fazla geçmişine rağmen hala bocalamakta sarsılmakta tökezlemektedir.
Sağlam örgütlenme kuramayan yargı bağımsızlığını sağlayamayan vatandaşına güven veremeyen bir yapı her on yılda bir akamete uğrayan rejimiyle sarsılıp durmakta.
Geçmişte yapılmış ve bugünde tekrarlanmaya devam edilen hatalara eğer bir son verilmezse kabile devleti olarak sahnede yer almaya devam edeceğiz görüntüsü var.
İnsanları baskı korku kaygı ile zorla yönetmeye çalışmanın sonu hep isyanlara karşı duruşlara yol açıyor.
İnsanların dini duygularına karşılık getirmediğiniz zaman, adalet düşüncelerine şüphe düşürdüğünüz zaman hemen gizli açık bir örgütlenme psikolojisi oluşuyor.
Zamanla büyüyen bu eksik duygu psikolojisi birden ortaya çıkıp bizi şaşırtacak durumlara kadar varabiliyor.
Devletin kurumları dini meselelere çözüm getirmeyince birileri bu boşlukları görüp dolduruyor.
Darbelerle yapılan anayasalar sürekli eleştiriliyor kavgalara neden oluyor.
Kutsallaştırılan birçok değere doğruluğuna bakılmaksızın kapılıp kalan insan toplulukları kutsadıkları şeylere dokunmaya çalıştığınızda karşınıza duvar gibi dikiliyor.
Devlet daha sağlam kurumlar oluşturmalı daha güven sağlamalı daha adaletli olmalı hukuka saygılı olmalı.
Yoksa daha büyük anarşilerle karşı karşıya kalmamamız elde bile değil.