15 Temmuz sonrası FETÖ ile başlatılan mücadelede sıranın artık bu örgüte mensup üst düzey yöneticilere gelmesi beklenirken aşağıda debelenmenin daha fazla tercih edilir olması artık işin tam anlamı ile “sulandırılmaya” doğru tam gaz gitmeye başlandığının işareti oldu.
Bundan yıllar önce “İlçelerin il olması ile ilgili” sohbet ettiğimiz bir siyasetçi “Yüksel kardeşim artık il olması gereken ilçelerin ısrarından kaçış olmadığı anlaşılınca bu işler için bir alt komisyon kurulur neticede il olacak ilçe sayısı bellidir, ancak bu ilçelerin il olmasını istemeyen partilerin Genel başkanları yakınındaki siyasetçilere “haber salın böyle bir fırsat var seçim bölgelerindeki ilçelerin il olması için teklif versinler” talimatını verince bir anda komisyona yüzlerce il olma teklifi gelir ve iş aşağıda iyiden iyiye sulandırılınca daha yukarıya gelmeden mesele kapanır gider” şeklinde muhteşem bir örnek vermişti.
15 Temmuz sonrası FETÖ ile ilgili başlatılan operasyonlar da aşağı yukarı ilçelerin il olması ile ilgili başlatılan süreç gibi akamete uğramış durumda, hemen her yerleşim merkezinde “Paralel yapı üyesi” herkes tarafından bilinen isimler kabak gibi orta yerde dururken hiç alakasız insanlarında torbaya atılması kamuoyunda tepki ile karşılanmaya başladı.
İşte böyle bir noktada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “FETÖ ile mücadelede at izi it izine karıştı” şeklindeki açıklamasının üzerinden saatler bile geçmeden hayatının nerede ise tamamını FETÖ ile mücadele ederek geçirmiş Ülkücü yazarlar ile birlikte mesele ile uzaktan yakından ilgisi olmayanları gözaltına alınmaları kafaların iyiden iyiye karışmasına vesile oldu.
15 Temmuz tarihinde uygulamaya konulan Darbe girişiminin üzerinden yaklaşık 2 ay geçti, geçen bu 2 aylık süre içerisinde muhtemelen 15 Temmuz gecesi ortaya çıkan görüntüler çok çabuk unutulmuş olmalı ki herkes şimdi futbol deyimi ile “Top benden gitsin” şeklinde davranıyor böyle olunca da FETÖ ile yapılan mücadele istenilen seviyeye çıkamıyor.
Geçen iki aylık zaman diliminin FETÖ ile mücadelede “son derece başarılı” olarak tanımlanması zor, partili partisiz herkes “FETÖ ile mücadelede Cumhurbaşkanı Erdoğan yalnız bırakılıyor, özellikle AK Partide siyaset yapan Parti yöneticileri ve milletvekilleri “ Benim seçim bölgemde yapılacak bir FETÖ operasyonu en azından benim parti yöneticiliğimi yada milletvekilliğimi tehlikeye sokar endişesi ile operasyonlar il bazında engelleniyor” şeklinde düşünüyor.
Bu kadar olumsuzluğun içerisinde hükümet kanadından bilinçli yada bilinçsiz bir şekilde “FETÖ ile mücadelede asıl operasyonlar bayram sonrası yapılacak, Bayram sonrası yapılacak operasyonlarda kesinlikle hiçbir parti hiçbir siyasetçi ayırımı yapılmayacak” fikri ön plana çıkartılıyor.
Kurban bayramı sonra FETÖ ile mücadelede nasıl bir yol izlenecek..? Operasyonların yönü nereye doğru yönelecek ..? Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bu mücadelede sırasında FETÖ ile ilgisi olan isimler en yakın dostumuz, akrabamız da olsa gözünün yaşına bakmayacağız” şeklindeki açılmasının neticesi büyük bir merak ile bekleniyor.
Bayram sonrası FETÖ ile ilgili mücadelede milletimizin gönlünü rahatlatacak sonrasında da “Helal olsun hükümet bu mücadelede kesinlikle ayırım yapmıyor” dedirtecek operasyonların başlaması ve Darbecilerin kökünün kazınması adına atılacak adımlar herkes tarafından sabırsızlıkla bekleniyor.
Ancak FETÖ ile ilgili mücadelede şu an uygulanan sistem yani “Benim partimde FETÖ’cü olmaz” düşüncesi bizi önümüzdeki günlerde daha büyük tehlikeler ile baş başa bırakabilir.
15 Temmuz gecesi ipten dönen Türkiye Cumhuriyetinin bir daha böyle tehlikeler ile karşı karşıya kalmaması adına kişi-kurum-siyasetçi ayırımı yapılmadan atılacak adımlar Türk insanının bundan sonraki hayatı ile ilgili olarak ta belirleyici olacaktır.