“Şu dağlar kömürdendir
Giden gün ömürdendir
Feleğin bir kuşu var
Pençesi demirdendir”
10 Ağustos pazartesi bizim doğum günümüzdü.
Dolayısı ile bir görüşe göre ömürden bir yıl daha geçti.
Başka bir görüşe göre de bir yaş daha aldık.
Gençlik ve öğrencilik yıllarımızı hatırlıyoruz.
Olduğumuzdan bir yada birkaç yaş daha büyük görünmek adına sakal-bıyık uzatırdık.
Herkesin bizi birkaç yaş daha büyük görmesi gerektiğine inanırdık.
Birdenbire kendimizi Cahit Sıtkı’nın 35 yaş şiirindeki
“Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?”
dediği günlerde bulduk.
Asla geçmez dediğimiz günler su gibi hatta sudan daha çabuk geçti gitti.
Saçlarımız döküldü.
Kalan saçlarımız da tamamen beyazlaştı.
Gözlerimiz gençlik yıllarına göre daha az görüyor.
Dişlerimizde fazla bir tahribat yok.
Vücut yorgun.
Şairin “Gideceğimiz yer geldiğimiz yerden daha yakın” dediği noktaya doğru koşar adım gidiyoruz.
Etrafımızdaki dostlarımız yaş haddinden dolayı her gün biraz daha azalıyor.
-Babamız
-Annemiz
artık hayatta değil.
-Dayılarımız
-Halalarımız
-Amcalarımız
-Teyzelerimiz
çoktan bu dünyadan göç ettiler.
Hayata birlikte atıldığımız dostlarımızı
Okul arkadaşlarımızı
Kendimize çok yakın gördüğümüz akranlarımızı
Ancak uzun zaman aralıkları içerisinde görebiliyoruz.
Elbette bu işlerin geriye dönüşü yok.
Bizden önce bu dünyaya gelenler ne yaptılarsa bizde o görevi yaptıktan sonra dünyayı terk edeceğiz.
Son dönemlerde böylesi duygular içerisinde bulunduğumuzdan olsa gerek doğum günleri de iyiden iyiye anlamsızlaşmaya başladı.
Bütün bunlara rağmen sabahları yine erken kalkmaya çalışıyoruz.
Zira evin dışarısında bizi bekleyen muhteşem bir hayatın olduğunu biliyoruz.
Bizi çay-kahve içmek için bekleyen dostlarımızın olduğunu biliyoruz.
Bol bol anlatıyoruz.
Ancak samimiyetimizle söylüyoruz
Anlattıklarımızdan daha fazla dinliyoruz.
Başka çare yok.
Giden gitti
Geçen geçti.
Kalan ömrümüzü kimseye zarar vermeden, bilgimiz dışında da olsa yanlışlık yapmadan geçirmenin mücadelesini veriyoruz.
“Doğum gününde böylesi duygusal ifadeler kullanmanın ne anlamı var? diye soranlar olacaktır.
Bu soruyu soranlar sonuna kadar haklı olabilirler.
Ancak bizde kendimizi haklı görüyoruz.
Zira yazdıklarımız gerçekten yaşadıklarımızdır.
Bütün bu hayal kırıklığı yaratacak ifadelere rağmen doğum günümüz dolayısı ile bizleri arayan, soran, gazeteyi çiçek bahçesine çeviren, son derece ilginç hediyelerle gelen dostlarımıza sonsuz teşekkür ediyoruz.
Allah dostlarımızın eksikliğini göstermesin.