Rahmetli annem hayatta iken bizim evde bayram telaşı ve heyecanı aylar öncesinden başlar özelliklede Kurban bayramına en az 2 ay kala rahmetli annem “Kurban kaldı, Kurban ne zaman bahçeye gelecek, Kurban bayramdan çok önce eve gelmeli ki bayrama kadar biz bakalım” diye adeta ensemizde boza pişirirdi.
Ramazan bayramı öncesi ise bayram tatlısı dışındaki bizim Kars yöresine has hamur işlerinin şahı olan Kete-Feselli-Katmer gibi şuan annemin yokluğu dolayısı ile tadını unuttuğumuz lezzetlerin hazırlanıp bayramda gelecek misafirlere ikram edilmek üzere pişirilip bir köşeye konurdu.
Bayram günleri bayram namazından sonra Ramazan bayramı ise sabah kahvaltısını çoluk-çocuk-torun-torba hep birlikte yapar, Kurban bayramı ise kurban kesecek olanlar çoğunlukla oruç olduğundan ve orucu “Kurban tikesi” ile açmak gibi muhteşem bir gelenek olduğundan yine annemin evinde 15-20 kişi birden kurban etine hücum eder büyük bir iştah ve keyifle yer sofrasından kalkılırdı.
Annem iki yıldır hayatımızda yok, geçici bir rahatsızlık var diye götürdüğümüz hastanede vefat edince birden bir nasıl bir boşlukta kaldığımızı,bundan sonra yolumuza nasıl devam edeceğimizi bilemez bir şekilde günlerce sabahlara kadar düşündüğümüzü biliyoruz.
Geçtiğimiz Ramazan ve Kurban bayramlarında yine annem varmış gibi süreci devam ettirmeye çalıştık, ancak ev halkına “Annem yok dolayısı ile onun yokluğunda bizim kapımızı da bir Allah kulu açmayacağından Kete-Feselli-Katmer gibi geleneksel hamur işlerini de pişirmeye gerek yok zaten pişirmeye çalışsanız da annemin kararını tutturamayacağınız için boşa çaba sarf edeceksiniz, pastaneden iki kilo baklava alın yeter” dedik, zaten belirttiğimiz gibi kapımızı açan olmadığı içinde baklavanın en fazla yarım kilosunu yiyebildik, gerisi çöpe.
Kurban bayramı macerası ise ayrı bir hikaye ,Annem yok,dolayısı ile “Kurban nerede kaldı.?”diye başımızın etini de yiyen olmayınca aklımızdan “Kurban keseceğimize acaba bir hayır kuruluşuna mı yardım etsek” diye düşünürken bu sefer de abim büyük Patron Muzaffer Ercan “yakışıyormu senin gibi adama annem öldükten hemen sonra kurban kesmemek” diye çıkışınca mecburen kurban pazarının yolunu tuttuk.
Bu Ramazan bayramı ise Muğla’da faaliyet gösteren ve Türkiye’nin En büyük mermer fabrikası olan ERMAŞ Mermer’in yönetim kurulu başkanı Mustafa Ercan’ın “ Abi bu bayram misafirim ol, Muğla’nın Akyaka bölgesini bir gör hayran kalacaksın” şeklinde çağrısını alınca yapacak fazla bir şeyin kalmadığını anlayınca Ramazan ayının son iftarını evde yaptıktan sonra gece yarısı yola çıkıp Bayramı Muğla Akyaka’da karşıladık.
Muğla/Akyaka ve Fethiye/Ölüdeniz’de geçirdiğimiz güzel tatili daha sonra detayları ile yazacağız, ancak sistemin bizim gibi kendisini dindar gören birisine bile Annemizin yokluğu dolayısı ile Bayramı bir anda nasıl tatile çevirdiğinin daha net anlaşılması adına Büyüklerimizin olmadığı bir dünyada gelenek ve göreneklerimizin de bir anda hayatımızdan çıkıp gittiğine şahit oluyoruz.
Büyüklerimiz aramızdan ayrılıp bizi terk ettiklerinde sadece bedenleri ayrılmış olmuyor, kendileri ile birlikte onlar sayesinde tanıdığımız gelenekler, yemekler, konuşmalar da anında hayatımızdan çıkıyor o andan itibaren bizde sudan çıkmış balık gibi yolumuzu şaşırmış nereye gideceğimizi bilemez bir halde kala kalıyoruz.
Ramazan bayramını yukarıda yazdığımız gibi bayram tatiline çevirdik, 2 ay sonra ömrümüz olursa karşılayacağımız Kurban bayramında Kurban kesip kesmeyeceğimiz ile ilgili müthiş bir kafa karışıklığı yaşamıyor değiliz, Rahmetli Babamın sağ olduğu dönemlerde Kurban bulma-alma-kesme-kestikten sonrada hane halkına paylaştırma görevi zaten onundu, Babamın rahmetli olmasından sonra biraz korku birazda “Annem küserse perişan oluruz” endişesi ile Kurban kesim görevini mecburen bir şekilde yerine getiriyorduk, şimdi baba’da yok Anne’de yok, onların olmadığı bir dünyada kurban kesmeye ihtiyaç olup olmadığı da ayrı bir kafa karışıklığı.
Sistem acımasız, Asla boşluk bırakmıyor, Bizde sistemin acımasız rüzgarına kapıldık ve Bayramı tatile çevirmek zorunda kaldık, Annesi babası hayatta olanlara tavsiyemiz onlar hayatta iken kendilerine daha fazla zaman ayırın dizlerinden dibinden asla ayrılmayın, Zira biz babamızı da annemizi de kaybettik dolayısı ile ne yaslanacağımız bir omuz kaldı,nede üzerine uyuyacağımız bir diz.