İbadetin gösterişlisi

Şimdilerde fazla yok, varsa da biz göremiyoruz.

Daha çok 31 Mart 2019 tarihinde yapılan yerel seçim öncesi.

Kılınacak cuma namazı öncesi daha çok kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan bürokratlar ve belediyelere iş yapan tedarikçileri hatırlıyoruz.

Ezanın okunması ile birlikte söz konusu güruh şehir merkezlerinde Vali ve büyükşehir belediye başkanlarının ilçe merkezlerinde de Kaymakam ve belediye başkanlarının hangi camide cuma namazını kılacağını büyük bir dikkat ile takip ederlerdi.

Söz konusu kitle koltuklarının altına aldıkları son derece gösterişli seccadeler ile

-Valilerin

-Kaymakamların

-Belediye başkanlarının

Peşine düşer, onlara yakın olabilmek hatta aynı safta namaz kılabilmek adına çok sayıda engeli aşabilmek için yarışırlardı.

Söz konusu yöneticilere yakın olmak adına ortaya konulan gösterişli ibadet vatandaşlardan sonra yöneticilerinde tepkisini çekmiş olmalı ki cuma günleri koltuklarının altındaki seccadeler ile üst düzey yöneticilerin peşine düşen kitle nerede ise görünmez oldu.

Bir dönem umre ziyaretlerinin de olağanüstü şekilde arttığını biliyoruz.

15-20 kişilik bürokrat grubunun bir araya gelerek kutsa topraklarda gerçekleştirdikleri umre ibadeti sonrasında aylarca devam eden “-Allah kabul etsin bize de nasip olsun” ziyaretleri bitmek tükenmez bir noktaya kadar gelmişti.

Şu sıralar bizim dikkatimizi çeken kalabalık umre gruplarına denk gelmiyoruz.

Bu durumun birinci gerekçesi ekonomik.

Geçtiğimiz gün umre için kutsal topraklara giden bir arkadaşımıza “Umre sana kaç liraya maloldu?” diye sorduk.

Arkadaşımız anında “ Bir kişi 1500 dolar ben eşimle gittim 3 bin dolar 132 bin lira verdik masrafı dolar olarak konuşmak rahat oluyor ancak doları Türk lirasına çevirdiğimizde umre ziyaretinin pahalı olduğunu söylememiz lazım” cevabını verdi.

İkincisi ise toplumun artık bu tür gösterişe dayalı ibadet ve seyahati eskisi gibi normal karşılamaması “-Ekonomik durumu iyi olan parası olan gitsin, milletin verdiği vergiler ile umre yapmanın neresi güzel?” diyen çok ciddi bir grup var.

İslam’ın beş şartı

-Kelime-i şahadet getirmek

-Zekat vermek

-Oruç tutmak

Namaz kılmak

-Hacca gitmek.

Hiç birimiz yakınımızdaki birisinin

-kelime-i şahadet getirip getirmediği ile

Zekat verip vermediği ile

Namaz kılıp kılmadığı ile

İlgili olmuyoruz.

Zira bunlar kişinin kendisini ilgilendiriyor.

Ancak

-Hacca gitmek

Özellikle de oruç tutmak

Hemen herkesin gözünün önünde gerçekleşen ibadetler.

Belki biraz konumuzun dışına çıktık ancak meramımızı bu şekilde anlatmaktan başka çare yok.

Siyaset kurumunun şu günlerde gösterişli iftar çadırları ve o çadırlarda kameramanlar, basın mensupları eşliğinde yaptıkları iftarları görüyoruz.

Parti ayırımı yapmaksızın başta belediye başkanları olmak üzere diğer kurumlar olağanüstü iftar çadırları kurmuş vaziyetteler.

Lakin bizim gördüğümüz artık ramazan ayında oluşturulan gösterişli iftar çadırlarının da sade vatandaş tarafından tepki ile karşılandığıdır.

Bugün aklında fikrinde AK Partiden başka bir şey olmayan bir arkadaşımız “-Abi ne olacak bu işin sonu bu kadar devasa iftar çadırı olur mu, hani sağ ellin verdiğini sol el görmeyecekti, Hani yardımın makbulün gizli olanıydı, bu işe bir son verilip gerçekten ihtiyacı olanlara yardım gönderilmeli” şeklindeki şikayetini hayretler içerisinde dinledik.

Muhtemelen aynı şikayetler CHP’li belediyelerin kontrolünde olan yerleşim merkezlerinde de dile getiriliyordur.

Vatandaş her geçen gün bu konulara kendi ölçüleri içerisinde tepki veriyor.

Gösterişe dayalı ibadete prim vermiyor.

Siyaset kurumu da ister istemez vatandaşın görüşüne göre kendisini dizayn ediyor.

Temennimiz gösterişe dayalı ibadetten vaz geçilmesi.

Yerel yönetimler zaten yılın 12 ayı vatandaşa yardımcı oluyor.

Talebimiz bu yardımların ramazan ayında da devam etmesi.

Şehirlerin yöneticileri gerçekten ihtiyaç sahibi olanları kılı kırk yararak araştırıp bulmalı.

Onlara yardım etmeli.

Gösterişten uzak.

Siyaset malzemesi yapılmadan.

İsraf edilmeden.

Bizim bu konuda umudumuz var.

Zira gidiş o tarafa doğru.