İnme, dünya genelinde ölüm ve kalıcı engelliliğin en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Ancak inmenin etkileri yalnızca hareket kaybıyla sınırlı değil.
İnme sonrasında birçok kişinin dil, konuşma ve iletişim becerilerinde çeşitli güçlüklerle karşılaşabildiğini açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Dil ve Konuşma Terapisti Ayşegül Yılmaz, “İnme sonrasında dili anlama veya konuşma güçlüğü, konuşmanın peltekleşmesi ya da sözcükleri doğru şekilde söyleyememe gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Bu sorunlar yalnızca iletişimi değil, kişinin bağımsızlığını ve yaşam kalitesini de olumsuz etkiliyor” açıklamasında bulundu.
İnme sonrasında görülen iletişim, ses ve yutma sorunlarının kişiden kişiye değişebildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Dil ve Konuşma Terapisti Ayşegül Yılmaz, “Yutma bozuklukları özellikle inmenin hemen ardından daha sık görülebilir. Belirtiler birçok hastada birkaç hafta içinde azalırken bazı kişilerde daha uzun süre devam edebilir.
Ses bozuklukları ise konuşma ve yutma sorunlarına göre daha nadir görülür. Sorunların türü ve şiddeti; inmenin etkilediği beyin bölgesine, hasarın boyutuna ve kişinin genel sağlık durumuna bağlı olarak değişir. Erken dönemde başlanan, kişiye özel dil ve konuşma terapileri iyileşme sürecini destekler” dedi.
Sorunun kaynağına göre belirtiler değişiyor
İnme sonrası en sık karşılaşılan rahatsızlıkları sıralayan Yılmaz, “Afazi, beyindeki dilden sorumlu alanların hasarlanmasından kaynaklanan edinilmiş bir dil bozukluğudur. Bu duruma sahip bireylerde konuşma, konuşulanı anlama, tekrarlama, kelime bulma, okuma ve yazma becerileri etkilenebilir.
Dizartri, konuşmada görev alan kasların güçsüzlüğü veya koordinasyon bozukluğuna bağlı olarak konuşmanın yavaşlamasına ve anlaşılmasının güçleşmesine neden olabilir. Konuşma apraksisinde ise kişi ne söylemek istediğini bilmesine rağmen konuşma için gerekli hareketleri planlamakta ve kelimeleri doğru şekilde üretmekte zorlanabilir. Bunun yanı sıra ses telleri, gırtlak ve solunum kaslarının etkilenmesine bağlı olarak ses ve yutma bozuklukları da görülebilir” dedi.
Konuşmadaki değişiklikler göz ardı edilmemeli
Dil, konuşma, ses ve yutma bozukluklarının nasıl ortaya çıkabileceğine değinen Yılmaz, “Kelimeleri bulmakta zorlanma, uygun olmayan veya anlamsız kelimeler kullanma, konuşulanları anlamada güçlük, yavaş ya da zorlanarak konuşma, sesin kısık veya nefesli çıkması gibi sorunlar görülebilir.
Yutma bozukluklarında ise yemek yerken, su içerken ya da ilaç yutarken öksürme, tıkanma, boğulma hissi ve yemek yeme süresinin uzaması yaşanabilir. İnme geçirmiş bir kişide yutma sırasında öksürme, konuşmada yeni bir bozulma veya mevcut sorunda belirgin bir artış görülmesi halinde vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesine başvurulmalı” bilgilerini verdi.
Tanı için kapsamlı değerlendirme şart
İnme teşhisinin hekim tarafından konmasının ardından dil, konuşma ve yutma becerilerinin dil ve konuşma terapisti tarafından incelenmesi gerektiğinin altını çizen Yılmaz, “Dil bozukluklarında detaylı öykü ve gözlemin yanı sıra spontan konuşma, konuşulanı anlama, kelime adlandırma, tekrarlama, okuma ve yazma becerilerini ölçen bazı testlerden yararlanılır. Konuşma bozukluklarında ise ilgili kasların yapısı, hareket açıklığı, gücü ve koordinasyonu ile konuşma seslerinin üretimi ele alınır.
Yutma güçlüğünün belirlenmesinde yatak başı klinik incelemeler, çeşitli ölçek ve testler ile gerektiğinde yutmayı görüntüleyen aletsel yöntemler kullanılabilir. Elde edilen sonuçlara göre hastanın dil, konuşma, ses, yutma ve iletişim becerilerine yönelik uygun destek planlanır” dedi.
Terapi günlük yaşama katılımı destekliyor
Hastanın ihtiyaç duyduğu besin ve sıvıyı güvenli şekilde alabilmesinin öncelikli hedef olduğunu belirten Yılmaz, “Değerlendirme sonuçlarına göre ilgili branşlarla iş birliği yapılarak en uygun beslenme yöntemi belirlenir. Gerektiğinde besinlerin kıvamı düzenlenir, uygun duruş pozisyonu sağlanır ve çeşitli rehabilitasyon tekniklerinden yararlanılır.
Dil, konuşma ve ses terapilerinde ise anlama, kelime bulma, anlaşılır konuşma ve ses kullanımı gibi etkilenen beceriler desteklenir. Aile bireylerinin de sürece dahil edilmesiyle iletişim güçlüklerinin ve sosyal izolasyonun azaltılması, kişinin günlük yaşama daha aktif katılması hedeflenir” dedi.
Vakit kaybetmeden terapiye başlanmalı
İnme sonrasında ortaya çıkan bu bozukluklarda terapiye ne kadar erken başlanırsa kaybedilen becerilerin geri kazanılma olasılığının da o kadar arttığını belirten Yılmaz, “Erken dönemde beynin yeni bağlantılar kurma kapasitesi daha yüksektir. Bazı hastalarda birkaç hafta boyunca belirtilerin kendiliğinden azaldığı bir iyileşme süreci görülebilse de bu süreci şansa bırakmamak ve hastanın tıbbi durumu uygun olur olmaz terapiye başlamak büyük önem taşır” dedi.