Kadir Mısıroğlu

Kendisini pek hazzetmem.
Fesli, kürsüden ileri doğru kaykılarak konuşan arada bağıran insanları gülümseten bir adam olarak tanıdım. 
Kendisini tarihçi addediyor.
Kendi beyanı inanılır inanılmaz.
Bilgisi var tarihçi.

Gençliğimizde Lozan bir başarı mı hezimet mi? diye meşhur bir kitabını okumuştum.
Tam da bir çuval keçiboynuzundan bir kaşık pekmez sözünü gerçekleştirmiş Mısıroğlu.
Oku oku aynı şeyler.
Bu günlerde Soner Yalçın yine anlamsız, gerçekten çok uzak bir yazıya imza atmış.
Şaşkınlığım artıyor.
Yazıyı eviriyorum çeviriyorum.
Soner’in dediği anlamı çıkarmaya çalışıyorum olmuyor, olmuyor.
Peki, neden Soner doğru olmayan bir yazıya insanları inandırmaya çalışıyor?
Bunu biliyorum.
Bir cisim yaklaşıyor.
Soner’e cismin yakında olduğunu söylüyorlar.
Süpürgeci görevi tevdi etmeye çalışıyorlar.
Ama benim gibilerce de iyice inandırıcılığını yitiriyor
Soner.
Kadir Mısıroğlu bir şey anlatıyor.
Batılı, işgallerde hep numaralar yapmış.
Fransız işgalinde "Napolyon Müslüman oldu" demişler.
Halkı kandırmışlar.    
Soner ise diyor ki; Kadir Mısıroğlu diyormuş ki; Napolyon Müslüman olmuş Ali adını almış.
Yani bir tarafta batılı bizi kandırdı deniliyor. İşgalciler başımızdaki Müslüman oldu diyorlar.
Diğer tarafta Kadir Mısıroğlu, Napolyon Müslüman olmuş yalanını söylüyor deniyor.
Tamamen tezat.
Kadir Mısıroğlu; "Napolyon Müslüman oldu" demiyor.
Diyemez de, iki cihan bir araya gelse demez de.
Soner’se; Kadir Mısıroğlu ‘Napolyon Müslüman olmuş’ mealinde konuyu yazıp insanların kafasını bulandırmaya çalışıyor.
Sanırım bir cisim yaklaşıyor olgusu meselesi artık iyice olgunlaştırılmaya çalışılıyor.
Cisim çarpmadan geçerse mesele yok ama çarparsa her şey karışacak.
Amerikan filmleri her defasında cismi nazikçe son anda savuşturmayı beceren sonla bitiyor.
Bunu da göz ardı etmemekte fayda var.
Daha cisim hiç dünyamıza çarpmadı.
Bu çarpmayacak anlamına gelmez.
Şeyh Edebalı ‘korku ve tedbiri birbirine karıştırma’ der.
Kadir Mısıroğlu arada kabalığıyla güzel cevaplar verir.
Sorular da sorar.
Hakkını da yemememiz lazım.
Milliyetçilik duyguları baskındır.
Osmanlı'yı sever.
Niyetim kimseyi eleştirmek, hakaret etmek, küçük görmek değil.
Sadece hakkı teslim, etmek doğruyu söylemek hepsi bu.
Şık olan, insanlara doğruyu söylemek.
Yoksa sağcısı da, solcusu da, ülkücüsü de, İslamcısı da kandırıldığını anlayınca küsüyor.
Ses çıkarmıyor ama adam yerine de koymuyor insanı.
Ona göre.
Doğruyu yazalım.