Korku

Bize Allahtan nasıl korkulması gerekiyorsa öyle korkun diye öğretilmişti.
O kadar çok Allahtan korkma metodu öğrendik ki sayısını hatırlamıyorum.
Zulüm yapmamayı zulme karşı durmayı öğretmişlerdi bize.
İşkenceye, aşağılamaya, eziyete, onur kırıcılığa, şiddete, baskıya, haksızlığa, dayatmaya karşı durmayı öğretmişlerdi bize.
Riyakârlığa, ikiyüzlülüğe münafıklığa, suret-i haktan gözüküp her türlü haksızlığa sebebiyet verenlere karşı durulma öğretilmişti bize.
Ömer’in ulaşılmaz adaletine, ayetlere, hadislere, rıza göstermek öğretilmişti bize.
Birde sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır vardır durumunu öğretmişlerdi bize.
Müslüman mümin kardeşine şefkatli merhametli davranmayı öğretmişlerdi.
İftira atmamayı, ihbarcılık yapmamayı, şikâyetçi olmamayı, taş atana gül atmayı öğretmişlerdi bize.
Yerde canı alacak adam yüzüne tükürünce nefsine yenik düşmemek adına adamı öldürmemeyi öğretmişlerdi bize.
Öyleyse;
Bu kadar cani, bu kadar katil, bu kadar zulmeden insanlar nereden çıktı. Bize bu kadar öğretilenlerden sonra. Sahi nereden çıktı bu kadar kan, gözyaşı, zulüm, işkence, baskı, dayatma.
Ne eksiğimiz vardı, nerede eğitimsizlik oldu, nasıl bu kadar kin ve nefret oluştu.
Bu nasıl bir dindi kardeş kardeşe düşman oldu, oğul babaya anne evlada bu nasıl imandı?
Yoksa ayetteki insanoğlu çok nankördür mü tecelli etti.
"Şüphesiz insan pek zalimdir, pek nankördür"
O zaman yapacak bir şey yok.
Ayete karşı gelecek halimiz yok.
Çok kısa sürede ülkemiz nereden nereye geldi. Paramparça edildik. Darmadağın olduk. Bin yetmiş iki fırkaya bölündük.                                                                                                                                     
Güya Müslümandık.
Güya mümindik.
Güya inanandık.
Güya merhametliydik.
Güya şefkatliydik.
Adaletten şaşmayandık.
Hazreti Ömer, hak, hukuk, adalet, kardeşlik vesaire.