1988 yılında medya sektörüne giriş yaptıktan kısa bir süre sonra yurt içi yurt, dışı seyahatlere başladığımızı hatırlıyoruz.
İkamet ettiğimiz bölgeden önce Türkiye’nin başka kentlerine gider orada gördüklerimiz ile yaşadığımız bölgeyi mukayese ederdik.
Yurt dışına ilk seyahatimizi Almanya’ya yapmıştık.
Ancak yazımızın başında da belirttiğimiz gibi birbiri ardına ülke dışına yaptığımız seyahatlerin başlangıcı daha çok 1988 yılı sonrasıdır.
Bir zaman sonra hiç durup dinlenmeden birbiri ardı sıra yaptığımız seyahatlerin bizi yorduğunun farkına varınca biraz ara verme ihtiyacı hissettik.
Lakin içerisinde bulunduğunuz çevre sizi yalnız başına karar verme noktasından çok ama çok uzaklara gönderiyor.
Epey bir zamandır “Yeşil pasaport” sahibiyiz.
“Yeşil pasaport” sahibi olmak yurt dışı seyahatlerinizi yüzde 99 oranında kolaylaştırıyor.
Geriye kalan yüzde birlik oran ise işin teferruatı diye düşünüyoruz.
Bundan 25 yıl 30 yıl önce gidip gördüğümüz ülkeleri şu sıralar ikinci yada üçüncü kez ziyaret ediyoruz.
Bu seyahatlerde bünyesinde bizimde bulunduğumuz ROTASIZLAR seyahat grubunun ve yazdığımız kitapların baskısını yapan ANAYURT yayınları sahibi Mustafa Anayurtlu’nun payı son derece büyük.
Bizimle seyahat eden arkadaşlarımızın da kabul edeceği gibi biz dünyanın hangi ülkesine gidersek gidelim o yerleşim merkezlerine gazeteci gözü ile bakıyoruz.
Zaten seyahate başlamadan önce ziyaret edeceğimiz ülke ve ülke sınırları içerisinde bulunan kentler ile ilgili noktasına virgülüne kadar araştırma yapıyoruz.
Ancak burada en önemli detay “bundan 30 yıl önce o ülkeler neredeydi biz neredeydik?” sorusuna cevap bulabilmek.
-Seyahat ettiğimiz kentlerdeki insanlar nasıl bir hayat yaşıyor?
-Trafikte nasıl seyrediyorlar?
-Aldıkları ücret yeterli mi?
-Sosyal hayatları nasıl?
İle başlayan ve onlarcası ile devam eden sorulara cevap arıyoruz.
Söz konusu sorulara cevap bulduğumuz andan itibaren sıra geliyor aldığımız cevapları bizim yaşadığımız bölgeler ile karşılaştırmaya.
Bu noktadan sonra üzülerek söylememiz gerekiyor ki özellikle AB ülkeleri ile bizim aramızdaki uçurum her geçen gün büyüyor.
Bu konularda kuru hamaset yapmaya, “Sen cennet vatanımız varken Avrupa ülkelerini öve öve bitiremiyorsun” şeklindeki kuru sözlere vereceğimiz yok.
Keşke 86 milyon vatandaşımızın tamamının imkanı olsa da en azından batıya doğru 4-5 ülkeyi dolaşabilseler.
O zaman ne anlatmak istediğimiz daha kolay bir şekilde anlaşılacaktır.
Bu aşamada böyle bir imkan yok.
Zaten yurt dışı seyahatleri istesek te başta batı ülkeleri olmak üzere dünyanın çok büyük bir bölümü bize vize vermiyor.
Verse de burnumuzdan getiriyor.
Mukayese imkanı olmayınca kendimizi dünyanın en ileri gitmiş ülkesi olarak görüyoruz.
Ancak durum ortada.
İnşallah siyaset kurumu insanımızı daha rahat yaşatacak sonrasında da dünyanın diğer ülkelerine imrenilmeyecek adımları atmaya başlar.
Bizde her seferinde batıyı anlatmaktan oradaki yaşam koşullarını övmekten kurtulmuş oluruz.
Başka bir talebimiz yok.