Yüksel Ercan

Müsavat Dervişoğlu’nun, Avrupa çıkarması

Yazımızın başında iki önemli hususu belirtmek istiyoruz.

Birincisi İYİ Parti Genel başkanı Müsavat Dervişoğlu ile ilgili.

Çok net bir şekilde söylemek isteriz ki Müsavat Dervişoğlu Ankara’da ne söylüyorsa Muş-Diyarbakır-Bitlis-Hakkari’de, Stuttgart’ta-Strazburg’ta aynı ifadeleri kullanıyor.

Yıllar yılı “Karakolda doğru söyler mahkemede şaşar” misali Ankara’da başka Diyarbakır’da başka, yurt dışında bambaşka konuşan siyasetçilerden ağzı, burnu yanan birisi olarak Dervişoğlu’nun bu tavrı bizi gerçekten mutlu ediyor.

Sağ olsun.

İkincisi yapılan son kurultayda Adana milletvekili Ayyüce Türkeş Taş’ı, Türk Dünyası ve Yurt dışı teşkilatlandırma başkanı olarak görevlendirilmesi genel başkan Müsavat Dervişoğlu için tam olarak olağanüstü bir ileri görüşlülük örneğidir.

Devam ediyoruz.

Açık kaynaklara “Avrupa ülkelerinde kaç milyon Türk yaşıyor ?” şeklinde bir soru yönelttik.

Cevap anında “Avrupa'da, Batı Avrupa ülkeleri ağırlıklı olmak üzere, yaklaşık 5,5 ila 6,5 milyon arasında Türk vatandaşı veya kökenli kişi yaşamaktadır. Bu nüfusun en yoğun olduğu ülke, yaklaşık 3 ila 4 milyon civarındaki Türk ile Almanya'dır.

Avrupa'daki Başlıca Türk Nüfusu (Tahmini):

Almanya: 3 - 4 Milyon

Fransa: 700.000

Hollanda: 400.000 - 500.000

Belçika: 200.000 - 250.000

Avusturya: 250.000 - 350.000

İngiltere: 400.000

Bu nüfusun büyük kısmı iş gücü göçü, aile birleşimi ve yeni nesil göçlerle Batı Avrupa ülkelerine yerleşmiştir.” şeklinde oldu.

Aç kaynaklara “Peki bu ülkelerde yaşayan Türklerin ne kadarı genel seçimde oy kullanıyor?” sorusunu da yönelttik.

CEVAP: 2023 Türkiye genel seçimleri ve 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimi (resmî adlarıyla 28. dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve Cumhurbaşkanı seçimi), bu seçimde yurt dışında yaşayan vatandaşlar 73 ülke, 151 temsilcilik ve 16 şehirde oy kullanmışlardır. Yurt dışındaki 73 ülkede ve 176 merkezde oy kullanma işlemi yapılmıştır.

TOPLAM KAYITLI SEÇMEN SAYISI 3 milyon 423.759

TOPLAM OY KULLANAN SEÇMEN SAYISI 1 milyon 841.846

TOPLAM GEÇERLİ OY SAYISI 1.814.406

TOPLAM GEÇERSİZ OY SAYISI 27.440

SEÇİME KATILMA ORANI: Yüzde 53,80

Yazımıza başlamadan önce küçük bir araştırma yaptık, İYİ Parti kuruluşundan sonraki ilk seçim olan 2018 seçimlerinde de yurt içinde yüzde 10,1 oy alırken yurt dışında aldığı oyun yüzde 4,1 seviyesinde kalmış olması göstermektedir ki İYİ Parti’nin yurt dışındaki seçmenle kurduğu iletişimde eksiklikler mevcut.

İYİ Parti 25 Ekim 2017 tarihinde kuruldu.

Kuruluşundan itibaren İYİ Partinin karşı karşıya kaldığı siyasi saldırı hepimizin malumu.

Bu kadar siyasi saldırıya uğrayan İYİ Partinin bir taraftan varlığını korumaya çalışırken diğer taraftan yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız ile olan ilişkilerini iyileştirme çalışmasını beklemek son derece iyimser bir beklenti olacaktı.

İşin doğrusu biz İYİ Partinin başta Avrupa olmak üzere diğer ülkeler ile olan irtibatının olup olmadığını İYİ Parti Adana milletvekili-İYİ Parti Türk dünyası ve Yurt dışı Teşkilatlanma başkanlığına Ayyüce Türkeş Taş’ın getirilmesi sonucu farkına vardık.

İYİ Parti bu konuda biraz geç kalmış sayılabilir.

Ancak bu durum ancak “Şeytan taşlamaktan tavaf etmeye vakit bulamamak “ söylemi ile izah edilebilir.

İşin doğrusu bizde İYİ Partinin yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız ile ne zaman ve hangi şartlarda buluşacağını ve o ülkelerdeki vatandaşlarımızın oylarını nasıl alabileceğini merak edip duruyorduk ki imdadımıza İYİ Parti Almanya Dış temsilciliği başkanı Ekrem Taha Başbuğ yetişti.

Ekrem Taha BaşbuğİYİ Parti Genel başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun 19 Nisan 2026 Pazar günü Almanya’nın Stuttgart kentinde vatandaşlarımız ile buluşacak” haberini alınca beklediğimiz fırsatın ayağımıza geldiğini anladık.

19 Nisan Pazar günü gerçekleşecek olan büyük buluşmaya katılmak üzere İYİ Parti Türk Dünyası ve Yurtdışı Türklerden sorumlu Genel başkan Yardımcısı, Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş, danışmanı Zinnur Çobanoğlu kardeşimiz ve çalışkan bir ekip aylar öncesinden Stuttgart’a gitmiş.

Bizde günler öncesinden kafamızda biriken sorunlara cevap bulmak açısından İYİ Parti GİK üyeleri Nusret Acur-Yunus Eray Öz, Gebze belediye başkan adayı Sadık Güvenç ve İYİ Parti Gebze belediye meclis üyesi Umut Aydoğdu ile gerekli yolculuk ve konaklama seferberliğine başladık.

18 Nisan 2026 cumartesi günü sabah erken saatlerinde İstanbul havalimanından havalanan uçağımız saat 10.30 gibi Stuttgart’a indi.

Stuttgart havaalanından bizi konaklayacağımız Hayta otelin sahibi Hayati Hayta karşıladı.

Daha önce kendisinin aracılığı ile kiraladığımı araç ile birlikte konaklayacağımız Hayta Otele ulaştık.

Otelde İYİ Parti Türk Dünyası ve Yurtdışı Türklerden sorumlu Genel başkan yardımcısı, Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş ile bir araya geldik. Başbuğumuzun emaneti Ayyüce hanımı elindeki dosyalar ile bir taraftan diğer tarafa koştururken görünce “Organizasyon eksiksiz olacak “kanaatine vardık.

İYİ Parti Genel başkanı Müsavat Dervişoğlu

Genel başkan yardımcısı Ayyüce Türkeş Taş

Genel başkan yardımcısı Yasin Öztürk

Genel başkan yardımcısı Mehmet Akalın

Genel başkan yardımcısı Ahmet Yasin Erozan

GİK üyesi Burcu Akçaru Üstbaş

Fransa’nın , Strazburg kentinde Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinde bir dizi toplantı yapacaklar.

Önce Stuttgart’taki Avrupa Teşkilat buluşması

Sonra Strazburg’ta gün boyu toplantı.

Bizde hazır fırsat 2 gece Strazburg, Sofitel otelde konaklamak adına yol üstündeki Colmar kentini dolaşmak adına yola çıkıyoruz.

FRANSA/COLMAR

Bir Alsas şehrinin tüm ortaçağ ihtişamıyla nasıl görünebileceğini merak ediyorsanız, size cevabım” Colmar” olacaktır.

Colmar, Fransa’nın kuzey doğu bölgesinde Alsace Lorraine bölgesinde bulunuyor.

Colmar gezilecek yerler açısından çok zengin bir şehir.

Colmar, Fransa’nın Paris, Nice ve Saint Tropez gibi ilk akla gelen isimlerinden biri değil belki ama Alsace Lorraine (AlsasLoren) bölgesinin en renkli ve güzel şehirlerinden biri.

Fransa’nın Colmar kentinde yaklaşık dört saat kalıyoruz.

Adeta masallardan çıkmış bir yerleşim merkezi.

Ayrılmak zor ancak uzun süre sayılabilecek bir uykusuzluk ve uykusuzluğa bağlı yorgunluk var.

Strazburg’a konaklayacağımız Sofitel otele geçiyoruz.

STUTTGART

Stuttgart, Almanya’nın Baden-Württemberg eyaletinin başkenti ve en büyük şehridir. Neckar Nehri üzerinde, Stuttgarter Kessel (Stuttgart Kazanı) olarak bilinen verimli bir vadide yer alır ve Swabian Jura ve Kara Orman’a bir saat uzaklıktadır.

Stuttgart’ın 2023 yılı itibarıyla nüfusu 613.111’dir ve bu da onu Almanya’nın altıncı büyük şehri yapmaktadır.

Şehrin idari bölgesinde 2,8 milyondan fazla ve metropol alanında ise yaklaşık 5,5 milyon insan yaşamaktadır ve bu da onu Almanya’nın dördüncü büyük metropol alanı yapmaktadır.

Şehrin metropol alanı, GSYİH açısından sürekli olarak Avrupa’nın en büyük 5 metropol alanı arasında yer almaktadır.

Mercer, Stuttgart’ı 2015 yılında yaşam kalitesi açısından şehirler listesinde 21. sırada gösterdi; inovasyon ajansı 2thinknow, İnovasyon Şehirleri Endeksi’nde şehri 442 şehir arasında küresel olarak 24. sırada sıraladı; ve Küreselleşme ve Dünya Şehirleri Araştırma Ağı, 2020 anketinde şehri Beta statüsünde küresel şehir olarak sıraladı.

Stuttgart, 1974 ve 2006 FIFA Dünya Kupaları’nın resmi turnuvalarına ev sahipliği yapan şehirlerden biriydi.

Ertesi gün yani 19 Nisan Pazar günü kahvaltı sonrası kara yolu ile Strazburg’tan Stuttgart’a yani Fransa’dan Almanya’ya geçiyoruz.

Stuttgart’taki otele geliyoruz.

İYİ Parti genel başkanı Müsavat Dervişoğlu’nu İstanbul’dan getirecek uçak havaalanına inmiş.

Mehmet Fatih Kılınç her zamanki enerjisi ile sağa sola koşturup duruyor, Zira genel başkan ve ekibi geliyor.

Biraz sonra Alparslan Demir , Halil Güler ve heyet eşliğinde Genel başkan Dervişoğlu konaklayacağımız otele giriş yapıyor.

Kısa bir dinlenme sonrası hep birlikte “Büyük buluşmanın” gerçekleşeceği salona hareket ediyoruz.

Toplantının yapılacağı Dornierstrasse 14 adresindeki Kervanplast isimli salonun önüne geliyoruz.

Salonun içerisi dışarısı tıklım tıklım dolu.

Daha da önemlisi katılımcıların bitip tükenmez heyecan ve enerjileri.

Salona gireceğiz gerçekten oturacak yer yok.

Dudaklarımızdan “Helal Olsun Ayyüce vekille, tam babasının kızı” ifadeleri dökülüyor.

Genel başkan Müsavat Dervişoğlu ve beraberindeki ekibin salonun girişinde görülmesi ile heyecan ve enerji tavan yapıyor.

Salonda Avrupa’dan, ABD’den ve dünyanın pek çok ülkesinden gelen temsilciler var.

Tam bir TURAN Kurultayı gibi.

İçeriye girmek ilerlemek nerede ise imkansız gibi.

Kürsünün önünde biriken ve TURANCILAR olarak tanımlanan yüzlerce gencin attığı sloganları tarif edecek kelimler yok.

Sonra İYİ Parti Almanya Dış temsilciliği başkanı Ekrem Taha Başbuğ kürsüye çıkıyor.

Harika bir selamlama konuşması.

Gençliği ve gençliği ile birleştirdiği hitabet salonda bulunanlar tarafından alkışlar ile destekleniyor.

Sırada Ayyüce Türkeş Taş var.

Kürsüye çıkması ile “Alparslan Türkeş’in askerleriyiz” sloganları tavan yapıyor.

Müthiş bir sahiplenme.

Güzel bir duygu seli.

AYYÜCE TUĞRUL TÜRKEŞ TAŞ’IN KONUŞMASININ TAM METNİ.

“Sayın Genel Başkanım

Değerli Milletvekili arkadaşlarım

Genel Başkan Yardımcısı arkadaşlarım

GİK Üyesi arkadaşlarım

Öncelikle hepinize Avrupa Türkleri ile beraber yaptığımız bu organizasyona katıldığınız için teşekkür ediyor, Almanya’ya, Stuttgart a hoş geldiniz sefalar getirdiniz diyorum.

Ayrıca, aylardır Sayın Genel Başkanımızı ve değerli ekibini burada ağırlamak için can ile baş ile çalışan Başta Almanya Başkanımız Ekrem Taha Başbuğ olmak üzere tüm Almanya ve Avrupa’daki başkanlarımıza ve teşkilat mensuplarımıza da emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum.

Sayın Genel Başkanım siz siyasi hayatınızda Avrupa’daki Türklerle hep iç içe oldunuz bu topraklardaki soydaşlarımız içinde çok emeğiniz var, inanın bu camia bugünü (size burada ağırlamayı) iple çekti.

Ayrıca, Milletin derdini dile getirmekten asla çekinmediğiniz, umutlarını büyüttüğünüz ,cesaretinizle büyük Türk Milleti’ne yol gösterdiğiniz ve hainlere karşı dik durduğunuz için size gönüllerinde ayrı bir yer açtı. Hepsi adına da kendi adıma da size burada bir kez daha teşekkür ediyorum.

Genel olarak dünya da bir “Türk diaporasından” söz edilirken; Avrupa’da 6 milyon, dünyanın farklı coğrafyalarına dağılmış halde 7 milyon Türk’ün varlığı hesap edilerek konuşuluyor ve ona göre hedefler belirleniyor.

7 milyon az bir rakam değil; öyle ki Dünyanın bir çok ülke nüfusundan fazla.. Mesela, Bulgaristan’dan, mesela İrlanda’dan yada Finlandiya’dan.. Yani dünyada ciddi bir potansiyele sahibiz demektir..

Ama fazlası var;

Biz çok daha fazlayız!

Çok daha yaygınız!

Çok daha büyük ve güçlüyüz!

Öncelikle şuna dikkat çekmek istiyorum; Yurt dışında yaşayan Türk tanımına girmek için illa vatanımızın dışında yaşayan azınlık mı olmak lazım???

Ata yurdundan uzakta ve hafızası sınırlarla bölünmemiş Türkler olarak bizler; Vaktiyle Tanrı dağlarından Anadolu içlerine göçmüş olan bizler; Doğu Türkistan’ın diasporası da sayılmazmıyız aynı zamanda?

Makedonyalı olarak yaşayan kardeşlerimiz, Kosovalı olarak yaşayan, dönün doğuya Afgan olarak yaşayan, çıkın yukarıya Abhaz olarak yaşayan, biz hepimiz birbirimizin diasporası da değilmiyiz?

Urumçi’den Ohri’ye, Tebriz’den Kerkük’e, Dedeağaç’tan Halep’e;

Biz her birimiz, bu coğrafyaların her birinin hem yerlisi hem de yabancısı değimliyiz aynı anda?

Hem aslisi, hem göçmeni?

Onun için, evet, Türkiye’den göç etmiş 7 milyona yakın Türk vatandaşından söz ediliyor,”

Türk diasporası” deyince ama,

Bundan ibaret değildir…

Ve bu manada da;

Sadece ABD’de değil, sadece Avrupa’da değil sadece İslam dünyası için de değil;

Dünyanın bir ucundan ötekine, eş zamanlı olarak, eş ses çıkarma kabiliyetine sahip tek güçtür Türkler!

Gelin görün ki, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, işte o eş ses, eş tavır geliştirebilmek için hazırlığını işaret ettiği köprülerimiz;

Dil köprümüz…

Tarih köprümüz…

Kültür köprümüz…

Biraz aşındı, biraz yaralandı; zira hayli zaman kaderiyle baş başa bırakıldı.

İşte bu köprüleri onaracak olan, çağlardan çağlara erdirecek olan bizleriz.. Yani gönlünde Türk Bayrağı, Türk Vatanı, Türk Dili, Mustafa Kemal Atatürk sevgisi olan Türk Milleti’nin aziz evlatları .. Hem Türkiye’de yaşayan hem de Türkiye dışında yaşayan soydaşlarımız..

Sayın Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu ve O’nun liderliğinde İyi kadrolar olarak bizler dünyada güçlü bir Türk Diasporasının önemi biliyor ve onun için gerekli her türlü adımı atıyoruz.

Güçlü bir diaspora;

Dünyanın dört biryanındaki Türk varlığının, bir milli faydaya dönüşmesini sağlayabilir!

Eğer dünyada güçlü bir diaspora olmayı başarırsak;

İşte o zaman atılan hiçbir iftira, yalan yapışmaz Türk’ün üzerine!

İşte o zaman Kuzey Kıbrıs’ın tanınmasından, Kerkük’te, Doğu Türkistan’da işlenen insanlık suçlarına kadar…

İşte o zaman Batı Trakya’daki Türk azınlığın yasal haklarını kullanabilmesinden, vatandaşlarımızın göçmen olarak bulundukları ülkelerde önyargısız, yaftasız bir ortama kavuşma imkanı bulabilmelerine kadar…

Bir çok derde derman olabilecek “kamuoyu algısının” doğru oluşmasını sağlayabiliriz

Tercihlerimizin, taleplerimizin, itirazlarımızın daha çok ve kolay dikkate alınmasını sağlarız.

Güçlü bir diaspora; Yaşadığınızülkelerdedoğanvedoğacaknesillerinsadecebedenendeğilruhen de Türk kalabilmelerini sağlar!

Yurt dışında yaşayan Türkler, Türk Diasporası deyince Babam Başbuğ Alparslan Türkeş’i de anmadan geçemeyeceğim. Başbuğ Türkeş, Türkiye Cumhuriyeti dışında yaşayan Türkler var biz onların varlığını ve sesini dünyaya duyurmalıyız demenin bedelini ömrünün yaklaşık 10 yılını hapishanelerde geçirerek ödedi ama yılmadı usanmadı yurt dışında yaşayan Türkleri de organize etti buralardaki en güçlü teşkilatları kurdu,

Orta Asya da bağımsızlığını ilan eden Türk Cumhuriyetlerini de gördü. Ruhu şad mekanı cennet olsun..

Burada Başbuğ Türkeş e yol ve dava arkadaşlığı yapmış herkese hem tekrar teşekkür ediyorum hem de hakkınızı helal edin diyorum.

Ve sözlerime son vermeden önce Türk Milleti’nin sürüklenmeye çalışıldığı karanlık kuyudan çıkması için ve dünyada sesimizin gür çıkması için asıl güç, büyük güç sizin varlığınızdır, birliğinizdir, dayanışmanızdır!

Dolayısıyla;

Son söz olarak, yine, Başbuğ Alparslan Türkeş’e atıfla diyorum ki;

Kendinizi küçük görmeyiniz. Sizler büyük kuvvetsiniz… Kuvvet birliktir. Davamızın geleceği birliktedir…”

Hepinize saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.

MÜSAVAT DERVİŞOĞLU İLE TAVAN YAPAN COŞKU

Sıra geldi Final konuşması için İYİ’ler hareketinin lideri Müsavat Dervişoğlu’na.

Yazımızın başında da belirtmiştik.

Müsavat Dervişoğlu, şu anda Ankara’da ne konuşuyorsa Türkiye’nin her bölgesinde dünyanın her ülkesinde aynı konuşmayı yapabilen tek lider olarak Türk milletinin gönlünde taht kurmuş tek LİDER

Dervişoğlu izdihamdan dolayı uzun sayılabilecek bir süre kürsüye çıkamadı.

Kürsüye çıktığı andan itibaren de hiç durmayan sloganlar dolayısı ile konuşmasına hemen başlayamadı.

Coşkunun tam olarak tavan yaptığı anlar.

İYİ PARTİ GENEL BAŞKANI MÜSAVAT DERVİŞOĞLU’NUN KONUŞMASININ TAM METNİ.

Dervişoğlu: “Türk milleti olarak kimliksizleştirmeye asla müsaade etmeyiz”

“Bugün Avrupa Türkleri sadece uyum tartışmasının nesnesi değildir; aynı zamanda güvenlik kaygısının, kimlik baskısının, dışlanma riskinin muhatabıdır, Ayrıca tehdit yalnızca kaba ırkçılık değildir. Bir de kimliği yumuşatarak silme çabası vardır. Ortak Türk kimliğinin parçalanması konusunda bazı odakların çabalarını dikkatle izliyoruz.

Bugün Türkiye’de yaşanan suni parçalayıcı süreçlerin yollarını döşeyen habis çabalardan bahsediyorum. Etnik ve mezhepsel ayrışmalara asla yol vermeyeceğiz. Biz, Türk milleti olarak ortak hayata evet deriz ama kimliksizleştirmeye ve ayrıştırmaya asla müsaade etmeyiz,.

Abdullah Öcalan’ın, İmralı’nın statüsünü konuşuyorlar. O statüyü buradan tarif ediyorum. İmralı adası üzerinde Türk bayrağı dalgalanan bir toprak parçasıdır. Abdullah Öcalan denen cani de ömür boyu ağırlaştırılmış hapse mahkum edilmiş bir vatan hainidir.

Alparslan Türkeş’in rahle-i tedrisatından geçip yaşı kemale erdikten sonra Doğu Perinçek'in kölesi olanlara buradan lanet okuyorum, ABD Büyükelçisi Tom Barrack Her halta maydanoz oluyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın yerinde olsam, onu Türkiye’de bir dakika bile tutmam.

Bugün burada konuşacağımız meseleler, ayrı birer başlık gibi görünebilir. Ama aslında hepsi tek bir büyük gerçeğe işaret etmektedir. Yurtdışındaki vatandaşını siyasi nutuklarda sahiplenen, fakat gurbette yalnız bırakan bir anlayış vardır. İşte ben bunu değiştirmek için buradayım. Söz veriyorum bu düzeni mutlaka değiştireceğim. Ne Türk devletinden beklentileriniz sebebiyle ne de Türkiye’de olan bitenlerden dolayı burada başınız öne eğdirmeyeceğim.

30 yıl önceki problemlerin halen devam ediyor Şimdi belki de ‘Yabancı bir ülkedeki toplantıda kendi ülkesini şikâyet ediyor’ diyecekler. Ben şu anda Almanların ülkesindeyim ama Türklere konuşuyorum. O yüzden yaptığım şey şikâyet etmek değil. Sorunları ortaya koymak ve o sorunların çözülebilmesi noktasında katkı sağlamaya çalışmaktır.

“Milli hava yolumuz bile fırsatçılığa tevessül ediyor”

İzin dönemlerinde artan uçak bileti fiyatlarına anormal zamlar yapılıyor, Bunu da bizim milli hava yolumuz yapıyor. Türk Hava Yollarına en çok ihtiyaç duyduğunuz dönemde, THY fiyatları artırıyor. Siz de yolculuğunuzu karayolu ile yapıyorsunuz. Üzülerek söylüyorum ki, bizim milli hava yolumuz bile böyle bir durumda fırsatçılığa tevessül ediyor.

“Yaz gelince gurbetçinin cebine pusu kurulamaz” “Memlekete kavuşmak niçin bir çileye dönüşsün?

Bayram sevinci niçin kuyrukta tüketilsin, Türkiye’ye gitmek isteyen kendi vatandaşına, yol boyunca sabır testi yaptıran bir düzeni mutlaka değiştireceğim. Biz bu meseleyi sadece duyduk, not ettik, geçtik demedik. Meclis’te defalarca gündeme getirdik. Burada bulunan milletvekilleri bu sorunlar kör ve sağır kalmadıklarını TBMM’de verdikleri önergelerle gösterdiler. Ancak bu ülkeyi yönetenler ve bu ülkenin başında zat bu sorunlara kör ve sağı kalmaya devam ediyor. Biz de onlara ‘İnsanın memleketine kavuşması bir lüks olamaz. Yaz gelince gurbetçinin cebine pusu kurulamaz.

“Gurbetçilerimizi baş tacı yapıyormuş gibi gösterip yoranlardan da hesap soracağız”

Emeklilik konusunda da sorunlar var, Yıllarca çalışmış, üretmiş, vergi vermiş, iki ülke arasında ömür tüketmiş insanlarımız; ikinci baharlarında mevzuat karmaşasıyla cebelleşiyor. Belki aklınızdan ‘Türkiye’den geldin. Bize Türkiye’yi anlatmanı bekliyorduk’ diyorsunuz. Ama ben Türkiye’den hiç kopmamış insanlara Türkiye’yi anlatmayı zul addediyorum. Onun için sizin derdiniz benim derdimdir. Bir yerde hakkı var, öbür yerde karşılığı belirsiz. Türkiye’den emekli olunca çalışma hayatı da sosyal güvenlik de başka bir sorun haline geliyor. Bir ömrü alın teri akıtarak geçirmiş insanlarımızı yormayacağız.

Gurbetçilerimizi baş tacı yapıyormuş gibi gösterip yoranlardan da hesap soracağı.

“Bir ülkenin, kendi evladının birikimini heba etmeye hakkı yoktur”

Diploma denkliği de ayrı bir yara Yurtdışında okumuş, yetişmiş, meslek edinmiş insanlarımız ülkesine döndüğünde, önüne anlamsız duvarlar çıkıyor.
Bilgisi var. Tecrübesi var. Ehliyeti var, bazıları gibi ‘Diploması yok’ diye itham de edilemezler, diploması var. Ama “dayısı”, “amcası” olmadığı için muhatap bulmakta zorlanıyorlar. Bu sadece bürokratik bir problem değil. Bu da bir niyet meselesidir. Bir ülkenin kendi evladının birikimini heba etmeye hakkı yoktur.

“Türk Dışişleri’nin buradan sesimi duymasını istiyorum”


Büyükelçilik ve konsolosluklarda da sorunlar yaşanıyor, Dediğimiz yer, sadece işlem yapılan bina değildir. Orası devletin vatandaşına değdiği ilk yerdir. İnsan oraya girdiğinde “ben kendi devletimin kapısındayım” diyebilmelidir. Kendi devletinin kapısına giden insanın, kendini yabancı hissetmesi, o ülkeyi zafiyet içinde gösterir ve kabul edilemez.

Yüksek harçlar, bitmeyen prosedürler, soğuk ve üstenci muameleler…Türk Dışişleri’nin buradan sesimi duymasını istiyorum. Bu böyle gitmez. Devlet böyle yönetilmez. Devlet vatandaşına böyle hizmet etmez. Konsolosluk hizmetleri hızlansın. Danışmanlık kapasitesi artsın. Yani sadece temsilcilik sayıları değil, onun kapasitesi arttırılsın.

“Sana sesleniyorum Sayın Erdoğan…”

“Kesin dönüş yapmak isteyen vatandaşlarımız için araç düzenlemeleri de ayrı bir zulümdür, Vergi yükü, süre kısıtı ve bir dolu belirsizlik…Sana sesleniyorum Sayın Erdoğan: Gelen misafir değil, gelen turist değil; geldiği yer vatan, gelen de vatandaş, hem de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. Bu vatandaş Suriyelilere tanınan avantajların kendisinden esirgenmesinden ziyadesiyle muzdarip.

“Çanakkale’yi, Anıtkabir’i bilmeliler”

Dövizle askerlik meselesinde de daha gerçekçi, daha hakkaniyetli bir yaklaşım gerekir. Yurtdışındaki gençlerimizin Türkiye ile bağını kuvvetlendirmemiz gerekirken, onları yeni mali yüklerle ve yeni yabancılaşma duygularıyla karşı karşıya bırakamayız.
Türkiye onlar için yalnızca büyüklerinden dinledikleri bir hikâye olmamalıdır. Çanakkale’yi bilmeli, Anıtkabir’i bilmeli, Kurtuluş Harbi’nin karargahı yüce Meclis’in neyi temsil ettiğini bilmeli. Türkiye’yi bir anı değil, yaşayan bir vatan olarak hissetmeli, diliyle bütünleşebilmelidir.

“Türkçeye sahip çıkmak milli sorumluluğuzdur”

Avrupa Türklüğünün yeni kuşakları çok önemli, Türkçe gerilerse yalnız kelimeler eksilmez. Hafıza eksilir. Aile içindeki bağ eksilir. Geçmişle gelecek arasındaki köprü zayıflar. Kendi tarihi, aile albümüne iliştirilmiş eski bir resme dönüşür. Millet olmanın görünmez bağları gevşer. Bu yüzden Türkçe eğitimi herhangi bir yan başlık değildir.
Bu, kimliğin, kültürün devamı meselesidir. Bir milletin geçmişine attığı çapayla, kendini geleceğe taşıma meselesidir. Biz istiyoruz ki, Türkçe eğitimi güçlensin. Öğretmenlerin niceliği de niteliği de artsın. Gençlerimize özel, eğitim ve değişim programları kurulsun. Yurtdışında okuyan gençlerimiz, barınmadan rehberliğe kadar yalnız bırakılmasın. Türkiye ile bağları, sadece yaz tatiline sıkışmasın. Kurumsal hale gelsin. Canlı hale gelsin. Güçlü hale gelsin. Geçmiş ve gelecek arasındaki çelik halatın adıdır Türkçe. Türkçeye sahip çıkmak milli sorumluluğuzdur.

“Ortak Türk kimliğinin parçalanması konusundaki çabaları dikkatle izliyoruz”

Avrupa’daki siyasi iklim dolayısı ile aşırı sağ yükseliyor. Yabancı düşmanlığı normalleştiriliyor. Türk toplumu bazen açık saldırıların, bazen örtülü dışlamanın hedefi haline getiriliyor. Bugün Avrupa Türkleri sadece “uyum” tartışmasının nesnesi değildir; aynı zamanda güvenlik kaygısının, kimlik baskısının, dışlanma riskinin muhatabıdır. Bu sebeple, alınması gereken tedbirlerin ertelenmesinin kimseye faydası yoktur. Ayrıca tehdit yalnızca kaba ırkçılık değildir. Bir de kimliği yumuşatarak silme çabası vardır. Ortak Türk kimliğinin parçalanması konusunda da bazı odakların eskiden beri çabalarını dikkatle izliyoruz. Bugün Türkiye’de de yaşanan suni parçalayıcı süreçlerin yollarını döşeyen habis çabalardan bahsediyorum. Etnik ve mezhepsel ayrışmalara asla yol vermeyeceğiz. Biz, Türk milleti olarak ortak hayata evet deriz. ama kimliksizleştirmeye ve ayrıştırmaya asla müsaade etmeyiz.

“Alparslan Türkeş’in rahle-i tedrisatından geçip yaşı kemale erdikten sonra Doğu Perinçek'in kölesi olanlara buradan lanet okuyorum”

Terörüz Türkiye adıyla yürütülen süreçte Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine taşınan, bir caninin devlete yol gösterici vasfıyla tanımlanmasıyla bir terör örgütünün önünü açan, terör örgütünü normal vatandaşın önüne çıkaran, Müsavat Dervişoğlu’nu birilerine göre hain Abdullah Öcalan’ı da kurucu önder yapan süreci anlatacağım. Hepimizin geldiği yer belli. Hepimizi siyasi müktesebatı belli. Hepimizin bu ülke için sergileyeceği çaba belli, yapabileceği işler belli. Ama takdir edersiniz ki uzunca bir zamandan beri yapılanlar Türkiye’yi dar bir çerçeveye yerleştiriyor. Türk siyasetinde her gün yeni paradigmalar icat edenler var. Herhangi bir siyasi partiye, o siyasi partinin genel başkanına tarizde bulunmuyorum. Burada bulunan insanların büyük bir çoğunluğunu tanıyorum. Hangi rahle-i tedrisatından geldiklerini de biliyorum. Kim tarafından yetiştirildiğini, kimin ülküleriyle yetiştirildiğini, yetiştiğini de çok iyi biliyorum. İşte onun için isim vermeden parti adını zikretmeden; Alparslan Türkeş’in rahle-i tedrisatından geçip yaşı kemale erdikten sonra Doğu Perinçek'in kölesi olanlara buradan lanet okuyorum.

“Allah aşkına, ABD’nin verdiği silahı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne kim teslim eder?”

TBMM’de sürece karşı çıkan tek parti biziz, Üzerimize düşen sorumluluğu gerçekleştirdik. ‘Buradan bir netice çıkarabilmeniz asla mümkün değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki meclis aritmetiğine bakarak ‘buradan arzuladığımız sonucu çıkarırız’ hevesine kapıldıysanız sizi uyarıyoruz; Bunu siz isteseniz bile büyük Türk milleti düşünceden eyleme asla dönüştürmez.

Türk milletinin bölünmesine, Cumhuriyet’in yıkılmasına, vatan topraklarının ayrıştırılmasına, insanların birbirlerine hasım hale getirilmesine Türk milleti asla ve kata müsaade etmez’ dedik.

Onlar da ‘Hele bir silahlarını bıraksınlar görelim’ dediler. ‘Terör örgütüne silahları biz verdik’ diyen süper güçler var. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, bölgede bazı etnik unsurlara silah verdiklerini ve Kürtlerin bu silahları arzu ettikleri bir biçimde kullanmadıklarını söylüyor ve şikâyette bulunuyor.

Ayrıca bu ülkenin Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Amerika Birleşik Devletleri’nin güneyimizdeki birtakım bölücü unsurlara 40 bin TIR’lık askeri yardımda bulunduğunu ifade etti. Şimdi ben size soruyorum. Siz Almanya’da yetişmiş Türk milletinin kıymetli ve aydın evlatlarısınız. Allah aşkına, Amerika Birleşik Devletleri’nin verdiği silahı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne kim teslim eder?.

“İmralı’daki cani başını kendinize mihmandar ederek hangi kötülüğü yapmak istiyorsunuz?”

Şimdi de ‘Silah bırakma eylemi beklediğimiz gibi sürmüyor’ diyorlar. Bunun için Amerika Birleşik Devletleri’ni yeniden keşfetmeye gerek yok ki. Almanya’ya gel ve Avrupa’daki Türklerin temsilcilerini karşına alıp, ‘Avrupa'daki PKK terör örgütü faaliyetleri sizce devam ediyor mu, etmiyor mu?’ diye sor. (Salondan aynen geliyor sesleri üzerine) İşte milletin bu sesine kulak ver. PKK dediğin örgüt sıradan bir örgüt değil, bir narko terör örgütü. Bu örgütün bir çatı yapısı var. O çatı KCK. Onun altında Türkiye’de PKK, Irak'ta PCDK İran’da PJAK, Suriye’de de YPG-PYD var. Dünya büyük bir belayla uğraşmak mecburiyetinde iken, siz kimin aklına uydunuzda böyle bir yol haritası tanzim ederek, İmralı’daki cani başını da kendinize mihmandar ederek, bu millete hangi kötülüğü yapmak istiyorsunuz? Bu sorunun cevabını sizden beklemek, Türk milletinin adlı değil midir?.

“Abdullah Öcalan denen cani, ömür boyu ağırlaştırılmış hapse mahkum edilmiş bir vatan hainidir”

Bir tek şeye sebep olarak, Türk milletinin tartışılmazlarının tartışılmasını sağlarsınız ve bu büyük milleti önümüzdeki 50 yıl boyunca büyük belaların içine istersiniz’ dedim. Neticede komisyon toplandı. Hiçbir şey konuşmadılar. Sadece Abdullah Öcalan taleplerini konuştular. Şimdi de Abdullah Öcalan’ın, İmralı’nın statüsünü konuşuyorlar. O statüyü buradan tarif ediyorum. İmralı adası üzerinde Türk bayrağı dalgalanan bir toprak parçasıdır. Abdullah Öcalan denen cani de ömür boyu ağırlaştırılmış hapse mahkum edilmiş bir vatan hainidir.

“Türk milletini birleştirmeliyiz”

İYİ Parti’ye ‘birleşin’ çağrıları yapılıyor, Biz bu milleti birleştirmeliyiz. Sağcıyı, solcusuyla birleştirmeliyiz. Kürt’ü Türkmen'le birleştirmeliyiz. Alevi’yi Sünni’yle birleştirmeliyiz. Türk milletini birleştirmeliyiz.

ABD Büyükelçisi Barrack’a tepki: “Her halta maydanoz oluyor”

Amerika Birleşik Devletleri’nin bölge valisi sıfatlı bir büyükelçisi var. Her halta maydanoz oluyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın yerinde olsam onu Türkiye’de bir dakika bile tutmam. İşte onun için Erdoğan gitmeli, Dervişoğlu’lar gelmeli.

“Taviz yoktur, teslimiyet yoktur, tahammülümüzse hiç yoktur!”

Teröristle pazarlık masasına oturanlarla, Cumhuriyet mevziisinden ayrılanlarla, 103 yılımızı aklınca “reklam arası ve parantez” görenlerle bu ülke yönetilemez. Devletin bekasını müzakere konusu edenlere karşı bizim duruşumuz, dün neyse bugün de odur: Taviz yoktur, teslimiyet yoktur, tahammülümüzse hiç yoktur.

“Çeyrek asırlık köhnemişliğin sonuçları bunlar”

23 Nisan, Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesinde okullarda yaşanan silahlı saldırılarda büyük bir acı yaşadık. Sokaklardaki şiddet ve cinayet, okullarımıza kadar girdi, çocuklarımızı dahi esir aldı. Bu acıların bir daha asla yaşanmamasını temenni etmek, ölenlere, yaralananlara ve ailelerine sabır ve geçmiş olsun dilemekse yetmez. Münferit gibi görünen hadiselerin, toplumda biriken hukuksuzluk, adaletsizlik, yoksulluk, yolsuzluk gibi iç içe geçmiş sorunların bir sonucu olduğunu anlamaya mecburuz. Çeyrek asırlık köhnemişliğin sonuçları bunlar. Çeyrek asırlık bir iktidarın yaptıkları kadar yapmadıklarının, icraatlarının ve hatalarının trajik neticelerini tecrübe ediyoruz.

“Kapısının önünde Andımızı okutturmazsam namerdim”

Son 25 yıllık dönem içerisinde eğitim sistemine vurulan darbenin telafi edilebilmesi kolay olmayacaktır. Eğitim hizmetlerinden eşit vatandaşlar olarak istifade etmemiz beklenirken, bugün Milli Eğitim Bakanlığı’ndan oturan zat; öğrencilerin özel okullara erişimlerinin kolaylaştırıldığından bahsediyor. Bir siyah önlüğümüz bir de beyaz yakalığımız vardı. Ama pazartesi günleri okula geldiğimizde ‘Türk’üm, doğruyum’ diye başlayan adımız ‘Varlığım, Türk varlığına armağan olsun’ diye bitiyordu. Eğitim sistemi de tertemiz evlatlar yetiştiriyordu. Bu konuda yerine getirilmeyen bir söz var. ‘Allah nasip edecek göreceksiniz. Öğrencileri toplayacağım ve Erdoğan’ın evinin önünde Andımızı okutturacağım’ demişti. Verilen birçok söz gibi, o söz de boşlukta kaldı. Benim sözüm biliyorsunuz boşta kalmaz. Şimdi buradan söylüyorum. Allah bize bu ülkeyi yönetmeyi nasip ederse, talebeleri kapısının önüne götürüp Andımızı okutturmazsam namerdim.

“Böylesine sarsıcı bir hadisenin tek sorumlusu olarak da makam ve mevkilerde oturanları işaret etmiyorum. Çünkü yurttaş olmak, sorumlu olmak demektir. Ben o sorumluluk bilinciyle düşünüyor ve konuşuyorum. İktidarın yaptıkları ne olursa olsun; evlatlarımızı büyütürken, okuturken, onlara bir gelecek düşlerken sadece bir takım kariyer hedeflerinin, hırslarının odağıyla bakan, toplumun bir dayanışma ve paylaşma mecrası olduğu bilincini göz ardı eden genel anlayışı da sorgulamak mecburiyetindeyiz.

Aksi takdirde bireyden aileye, aileden millete uzanan birliktelik zinciri kırılır. Kırıldığında da masumun değil, suçlunun; iyinin değil, kötünün; cesurun değil, korkağın devri başlar. Eğitim sisteminin 9 kez değişmesi aslında cesurun değil, korkağın devrini başlatmak için yapıldı. İşte bugün, 23 Nisan’ın arifesinde, bu acının gölgesinde, büyük Türk milleti için, milli egemenliğimiz için, Cumhuriyetimiz için, birinci vazifemizi hatırlamak ve gereğini yapmak mecburiyetindeyiz.

İYİ Parti Genel başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun konuşması sona erdi.

Ancak kürsüden inebilmek ne mümkün.

Dünyanın dört bir tarafından gelen partililerin hediyeleşmeleri, teşekkür belgeleri, birbirleri ile kucaklaşmaları, fotoğraf çekimleri yaklaşık 2 saat sürdü.

Stuttgart toplantısı sona erdi.

Bir gün sonra Strazburg’ta gün boyu yani sabahtan akşama kadar toplantı var.

İYİ Parti heyeti o gün için Stutgart’a veda ediyor.

Katılımcılar böylesi harika ve eksiksiz bir organizasyon için Genel başkan yardımcısı Ayyüce Türkeş Taş’ın şahsında emeği geçen tüm ekibe teşekkür ederek bir gün sonra geri gelmek üzere Fransa’nın Strazburg kentine doğru yola çıkılıyor.

Fransa’nın Strazburg kenti Almanya’nın Stuttgart şehrine yaklaşık 160 kilometre.

Biz bir gece öncesi de Strazburg’ta konakladığımız için sahayı biraz daha iyi biliyoruz, yola çıkıyoruz.

STRAZBURG

Strazburg (Fransızca telaffuz: [stʁazbuʁ], Almanca: Straßburg, Fransızca: Strasbourg, Almanca telaffuz: [ˈʃtʁaːsbʊɐ̯k]), Fransa’nın doğusundaki Grand Est bölgesinin en büyük şehri ve idari merkezidir; tarihi Alsas bölgesinde yer alır.

Bas-Rhin departmanının idari merkezi ve Avrupa Parlamentosu’nun resmi merkezidir.

Şehrin yaklaşık üç yüz bin nüfusu vardır ve Büyük Strazburg ile Strazburg arrondissement’ı birlikte beş yüz binden fazla nüfusa sahiptir.

Strazburg metropol alanının nüfusu 2020 yılında 860.744’tür ve bu da onu Fransa’nın sekizinci en büyük metropol alanı ve Grand Est bölgesinin nüfusunun %14’üne ev sahipliği yapan bir yer yapmaktadır. Uluslararası Eurodistrict Strazburg-Ortenau’nun nüfusu 2022 yılında yaklaşık 1.000.000’dur.

Strazburg, Avrupa Birliği’nin fiili dört ana başkentinden biridir (Brüksel, Lüksemburg ve Frankfurt ile birlikte), çünkü Avrupa Parlamentosu, Eurocorps ve Avrupa Birliği Ombudsmanı gibi çeşitli Avrupa kurumlarının merkezidir. Avrupa Birliği’nden ayrı bir kuruluş olan Avrupa Konseyi (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İlaç Kalitesi Direktörlüğü (Fransızcada en yaygın olarak “Pharmacopée Européenne” olarak bilinir) ve Avrupa Görsel-İşitsel Gözlemevi ile birlikte) de şehirde bulunmaktadır.

Ekonomik olarak Strazburg, imalat ve mühendisliğin yanı sıra karayolu, demiryolu ve nehir taşımacılığının da önemli bir merkezidir.

Strazburg limanı, Almanya’daki Duisburg’dan sonra Ren Nehri üzerindeki ikinci büyük liman ve Paris’ten sonra Fransa’daki ikinci büyük nehir limanıdır.

Akşam saatlerinde Strazburg’a konaklayacağımız Sofitel otele ulaşıyoruz.

Bizim eşyalarımız zaten orada.

Ertesi gün zorlu bir görüşme trafiği var.

Buna rağmen dostlarımızla akşam yemeğinde bir et lokantasında bir araya geliyoruz.

Gün boyu Almanya’nın Stuttgart kentindeki koşuşturmaca dolayısı ile herkes bir miktar yorgun.

Ertesi sabahta belirttiğimiz gibi yoğun bir görüşme trafiği var.

Erken kalkmak lazım.

Uyku vakti.

Ertesi sabah yani 20 Nisan pazartesi erken saatlerde uyanıyoruz.

Güzel bir kahvaltı yapıyoruz.

Heyetteki dostlarımıza baskıdan henüz çıkan dördüncü kitabımız ”VİCDAN TUTANAKLARI” nı hediye ediyoruz.

Kahvaltı sonrası Genel başkan Müsavat Dervişoğlu başkanlığındaki heyeti “Allah yardımcınız olsun” duaları ile toplantıya uğurluyoruz.

Bizde Genel başkan yardımcımız Ayyüce Türkeş Taş’ınKenti bol bol dolaşın, eğer kaçırmadıysanız tekne gezisine katılın ama bize de bol bol fotoğraf gönderin” talimatını yerine getirmek adına nehire doğru çıkacakken yine kendisinden “Geç kaldınız tekne kaçtı” uyarsısını alınca “Nasipsiz ve her şeye geç kalmış ülkücüler” olarak kentin turistik yerlerini dolaşmaya başlıyoruz.

GENEL BAŞKAN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU’NUN 20 NİSAN PAZARTESİ FRANSA-STRAZBURG PROGRAMI

09.30 Avrupa Konseyi Daimî Temsilcisi Büyükelçi Nurdan Bayraktar Golder ile görüşme

10.40 Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi ALDE Grup Temsilcileri ile görüşme

12.30 Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi ALDE Grup Başkanı Lulian Bulai ile görüşme

13.05 Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Heyeti Başkanı Yıldırım Tuğrul Türkeş ile görüşme

13.30 Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Heyeti ile görüşme

14.30 Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Alain Berset ile görüşme

15.15 Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Muhafazakâr Grup Temsilcileri ile görüşme

16.00 Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Sosyal Demokrat Grup Temsilcileri ile görüşme

17.00 Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı Petra Bayr ile görüşme

18.00 Basın ile bir araya gelinmesi

İSTİKAMET YENİDEN STUTTGART

Strazburg kentinde yaklaşık 4 saat kalıyoruz.

Öğlenden sonra GİK üyemiz Nusret Acur aracın yönünü yeniden Stuttgart’a çeviriyor.

Akşam saatlerinde Stuttgart’ta konakladığımız Hayta Hotel’e ulaşıyoruz.

Otel sahibi Hayati Hayta bize akşam yemeği yiyecek harika bir mekan öneriyor.

Saat 19.00 gibi sağ olsun bizi alıp Tunceli’li bir vatandaşımızın işlettiği güzel bir kebapçıya götürüyor.

İşletme güzel.

Mekan harika.

Yemeklerin tadına bakarken Strazburg’taki heyetin toplantıları tamamlayıp Stuttgart’a doğru yola çıktığı haberini alıyoruz.

Bizde konaklayacağımız otele intikal ediyoruz.

Hava karardığında İYİ Parti heyeti de Satutgart’a geliyor.

Akşam o bölgedeki kanaat önderleri ve partililer ile çay kahve eşliğinde yaklaşık 3 saat süren bir sohbet yapıyor.

Rahmetli Başbuğ ile ilgili harika anılar dinliyor Başbuğ’a dualar gönderiyoruz.

Herkes çok yorgun.

Sabah Türkiye’ye dönüş vakti.

TÜRKİYE’YE DÖNÜŞ

21 Nisan Salı Türkiye’ye dönüş zamanı.

Sabah kalkıp kahvaltı yapıyoruz.

Herkes Almanya ve Fransa’da yapılan toplantılardan memnun.

Görüşmeler son derece faydalı olmuş.

Yurt dışındaki vatandaşlarımızın sorunlarının birebir dinlenmesi ve var olan sorunların aşılması adına düzenlenecek dosyaların ilgililere yöneltilmesi ile pek çok sıkıntının aşılacağı konusunda herkes hemfikir.

Kahvaltı sonrası hep birlikte Stuttgart hava limanına ulaşıyoruz.

İşlemleri bitirip uçağa geçiyoruz.

Genel başkan Müsavat Dervişoğlu başkanlığındaki heyetinde uçağa gelmesi sonucu uçak havalanıyor.

2,5 saat süren güzel ve neşeli bir uçuş sonrası İstanbul hava alanına iniş yapıyoruz.

Avrupa seyahatine katılanlar ile olabilecek yeni bir seyahate kadar vedalaşıp Gebze’nin yolunu tutuyoruz.

TEŞEKKÜR.

Böylesi organizasyonları eksiksiz tamamlamak son derece zordur.

Haftalar-günler-saatler süren zorlu bir çalışmayı gerektirir.

Doksan dokuz tane güzel iş yaparsınız unuttuğunuz bir hizmet tüm etkinliği yerle bir eder.

Bu tür etkinliklerin sütre önündekileri herkes görür, bilir, alkışlar.

Böylesi organizasyonların birde sütre gerisindeki görünmeyen kahramanları olur.

Sandalye taşıyandan,

Su tedarik edene,

Elektrik kablolarını çekenden,

Dünyanın dört bir tarafından misafirleri çağırana.

Konaklanacak otelden, transferi sağlayanlara kadar

Yüzlerce isimsiz kahraman sabah erken saatlerden gece yarılarına kadar uykusuz aç susuz kalınır.

Gençlik yıllarımızda bizde sütre gerisinde hep aç-susuz-uykusuz kaldığımız için bu süreci iyi biliriz.

Bu nedenle Organizasyonun kusursuz bir şekilde geçmesi için aylarca çaba gösteren

-Dr.Ayyüce Türkeş Taş’a

-Zinnur Çobanoğlu’na

-Ekrem Taha Başbuğ’a

-Raziye Güney’e

-Serap Yılmaz’a

-Kürşat Uzun’a

-Arif Çakıroğlu’na

-Orhan Kurt’a

-Uğur Şahin’e

-Hasan Ardın’a

-Celal Ekiz’e

-Mehmet Alagül’e

-Emrah Gürbüz’e

Ahmet Cevaş’a

-Uğur Özbağcı’ya

-Şenay Şemsi’ye

-Recep Çalışkan’a

-Hasan Başbuğ’a

Verdikleri destek den dolayı

-ABD başkanı Ahmet Avaş’

-Avusturya başkanı Feyzullah Andak’a

-Belçika başkanı Muammer Açıkel’e

-İngiltere başkanı Özlem Konaklı’ya

-İsveç başkanı Sibel Kocagözoğlu’na

-Hollanda başkanı İhsan Dadaş’a

-Fransa başkanı Selim Tongur’a

Hareketin lideri Müsavat Dervişoğlu’nu vatandaşlar ile buluşturabilmek adına 7/24 çaba gösteren

-Alparslan Demir

-Halil Güler

Mehmet Fatih Kılınç

Ve ekipteki diğer kardeşlerime emekleri dolayısı ile kucak dolusu selam ve saygılarımı iletiyorum.

Allah eksikliklerini göstermesin.

Bunlarla birlikte bizim için her zaman olduğu gibi bu Avrupa ziyaretinde de tüm konaklama-ulaşım-yeme içme organizasyonu eksiksiz bir şekilde gerçekleştiren

-GİK üyemiz Nusret Acur’a

-GİK Üyemiz Yunus Eray Öz’e

Seyahat boyunca taleplerimiz bizi gölgemiz gibi takip ederek anında yerine getiren

İYİ Parti Gebze belediye meclis üyemiz Umut Aydoğdu’ya

Özellikle de seyahat boyunca aralıksız devam ettiğim tüm sözlü hücum ve sataşmalarımı başarılı ve sabırlı bir şekilde savuşturan

Gebze belediye başkan adayımız Sadık Güvenç’e

Tüm bu güzellikleri görmemize vesile olan İYİ Parti Genel başkanımız Kıymetli Müsavat Dervişoğlu’na

Sonsuz teşekkürlerimizi iletiyoruz.

Eğer kabul edilirsek yeni bir seyahatte buluşabilmek adına tüm katılımcılara ve bu satırları okuyanlara da müteşekkiriz.