Son dönemlerde toplumun temel sıkıntısı ahlaki erozyon.
Dikkat edin artık hiç kimse diğerine güvenmiyor.
-Dostluk
-Arkadaşlık
-Samimiyet
-Güven duygusu
Sanki çok uzun yıllar önce bizi terk etmiş gibi.
İnsanları ayakta tutan bilindiği gibi güven duygusudur.
Ancak güven duygusu bir kere bulunduğu alanı terk ettiğinde kolay kolay geri gelmiyor.
Eğitim ve kültür sistemimizin temel görevi ahlaklı insan yetiştirmek üzerine kurulmuş durumda.
Peki bu kadar olumsuzluk neden hayatımızda yer etmiş durumda?
“İçerisinde bulunduğumuz bu olumsuzluktan kendimizi nasıl kurtaracağız?” sorusunun cevabını bilen yok.
Böyle bir noktada Rus yazar Anton Çehov’un bir hikayesini okuduk.
Birkaç kez dikkatli bir şekilde okuyunca başımızda bulunan felaketlerim bir anda kapımızı çalmadığını söz konusu olumsuzlukların adeta yavaş yavaş ve yıllar içerisinde hayatımızı sarıp sarmaladığımıza şahit olduk.
RUS YAZAR ANTON ÇEHOV’UN HİKAYESİ;
Rusya’nın ücra bir köyünde, rayların vidalarını sökerken yakalanan bir köylü sorgu odasındaydı.
Müfettiş: -"Binlerce insanın canına kastettiğinin farkında mısın? Neden söküyorsun o vidaları?"
Köylü:-"Sadece bir vida beyim... Oltama ağırlık yapması için lazım. Ben kimseye zarar vermem. Hem tüm köy böyle yapar; bir vidayı sökeriz, birini bırakırız. Fizik dersinde öğrendik, yük dağılır, tren devrilmez."
Müfettiş: -"Delilik bu! Muhtar görmüyor mu bunu?"
Köylü: -"Görmez olur mu? Karakolun ve kendi evinin kilitlerini bile bu vidalardan yaptırdı. Bedava sonuçta..."
Müfettiş: -"Peki ya maaşınızı artırsak? Vazgeçer misiniz bu hırsızlıktan?"
Köylü:-"Mesele para değil beyim, mesele alışkanlık. Adaleti ve ahlakı çocukken öğretmezseniz; büyüdüğümüzde cebimiz para görse de biz o vidaları sökmeye devam ederiz."
Müfettiş, bu cehaletten dehşete düşerek raporunu yazmak üzere başkente giden trene bindi.
Camdan dışarıyı izlerken kendi kendine mırıldandı: "Bu sefalet bir gün felakete yol açacak..."
Tam o sırada ray kenarında elinde iki tane vida tutan küçük bir çocuk gördü.
Çocuk gülümseyerek el sallıyordu.
Müfettiş dehşetle bağırdı: "Treni durdurun!"
Ama çok geçti.
Kulakları sağır eden o metal çatırtısı duyuldu.
Çocuk ne fizik biliyordu ne de "bir söküp bir bırakma" kuralını.
O sadece büyüklerinden gördüğünü yapmıştı; ama yan yana iki vidayı birden sökmüştü.
Tren devrilmişti.
Cehaletin ektiği tohum, adaletsizliğin suladığı toprakta dev bir felaket olarak sonuçlanmıştı.
Suç veya suçlu kim?
Asıl suçlu kim mi?
Cehaleti normalleştiren toplum.
Çıkarı ahlakın önüne koyan düzen.
'Bir şey olmaz' kültürü
ve yanlışa sessiz kalan herkes.
Çünkü bazı toplumlar bir anda çökmez.
Önce vidaları gevşetilir.