Oruç tutan başka, İftar yapan başka

Geldi geliyor derken, “saatler çok uzun, şöyle yaparsak oruç bozulurmu, böyle yaparsak mide ağrımız çoğalırmı” şeklindeki sorulara biz millet olarak soru sormaktan, Hemen hemen tüm Televizyon kanallarında arz-ı endam eden yorumcularda “aklına esen her cevabı” verirken bir mübarek Ramazan ayını da aşağı yukarı tamamladık.
Bu sütunlarda birkaç kez daha belirtmiştik, biz kendimizi bildik bileli oruç tutuyoruz, Ancak oruç tutmayan birisine karşı da asla ön yargılı değiliz,  Aksine 30 günlük Ramazan ayı boyunca oruç tutmayanlarının işinin oruç tutanlara göre daha zor olduğunu, artık eskilerde kaldığına inandığımız “Mahalle Baskısı” sonucu tutmayanların biraz daha sıkıntı yaşadığını biliyoruz.
Geçmiş dönemlerin aksine bu sene eskilere asla benzemeyen daha da açık bir ifade ile mütedeyyin kitlelerin “Ne oluyoruz.?” diye feryat ettikleri bir Ramazan ayı yaşıyoruz, Birkaç kez daha belirttiğimiz gibi oruç tutmayanların yemek saatlerinde biraz daha tedbirli biraz daha gizli saklı bir şekilde hareket etmelerini beklerken bunun tam tersi bir durum ile karşı karşıya kaldığımızda da işin doğrusu şaşkınlığımızı saklayamıyoruz.
Geçmiş yılların aksine bu ramazan ayında sudan bahaneler ile oruç tutmayanların sayısında çok büyük bir artış olduğunu gözlemliyoruz, Eskiden bir mahallede bir caddede en azından bir sokakta,yada komşuluk ettiğimiz 10-15 daireli apartmanlarda kimin oruç tuttuğunu kimin tutmadığını aşağı yukarı kestirebiliyorduk.
İçerisinde bulunduğumuz Ramazan ayında ise bildiğimiz bütün gerçeklerin yanlış olduğu bir noktadayız diye düşünüyoruz, Bir kere çok net bir şekilde söylememiz gerekiyor ki en azından bizim yakın çevremizde “midem ağrıyor-yüksek tansiyon çıktı” ile başlayan sebepler dolayısı ile önemli bir sayı orucu bırakmış durumda.
Bu duruma bir şey diyeceğimiz yok, Vatandaş oruç tutar tutmaz, günahı sevabı kendisine, ancak Ramazan ayında olmasına rağmen normal zamandaki yemek öğünlerinden asla taviz vermeyen ve çoğu da kamuoyunun yakından tanıdığı kişi yada kişilerin iftar sofralarının baş köşesinde yer almaları nasıl bir ruh durumu ile karşı karşıya kaldığımızın da ispatıdır.
Hepimiz biliriz ki Abdest alınmadan namaz kılınmaz, Abdestsiz namaz kılmanın günah olduğu bir noktada  belki biraz ağır bir ifade olacak ancak oruç tutmayan birinsin iftar programlarına katılması, hatta iftar programı düzenlemesi bize göre son derece hastalıklı bir ruh hali gibidir.
Yazımızın başlığı olan “Oruç tutan yüzde 20 iftar yapan yüzde 80” oranı belki biraz fazladır, bu oruç tutanlar cenahında daha da yukarılara çıkartılabilir, ancak Ramazan ayının başından itibaren, hemen yanı başımızdakilerden başlamak üzere toplumun tüm kesiminden oruç tutmama ancak kurulan iftar sofralarının baş köşesinde kurulma ısrarını görünce bu hiçte hoş olmayan sürecin bir kez daha sorgulanması gerektiğini düşünmeye başladık.
Her geçen gün biraz daha dejenere olan değerlerimizin gelip dini argümanlara dayanması bizim gibi ellili yaşları çoktan geride bırakmış bir nesli gerçekten üzüyor, Var olan on bir ay içerisinde kimin ne yaptığı, kimin nasıl bir hayat sürdüğü zaten kimsenin umurunda bile olmuyor, Ancak Oruç gibi İslam’ın beş şartından birisi olan ibadeti yerine getirenlere karşı biraz daha saygı durulması herkesin ortak beklentisi.
Gelecek yıllarda Allah ömür verirse karşılamaya çalışacağımız mübarek Ramazan aylarının bugünleri aratıp aratmayacağı ile ilgili hiçbir fikrimiz yok, Ancak şu an gördüklerimiz karşısında önümüzdeki yıllar ile ilgili müthiş bir karamsarlık içerisinde olduğumuzu da buradan belirtiyoruz.
Bir kez daha belirtiyoruz, gün içerisinde karşılaştığımız ve “Ben oruç tutmuyorum” diyen herkese saygı duyuyoruz, Ancak bize “Oruç tutmuyorum” diyen kişi yada kişileri akşam iftar sofralarında oruç tutanlar ile birlikte “İftar duası” edenlerden de işin doğrusu nefret ediyoruz.
Böylesi riyakarlıklara daha fazla şahit olmamak ve üzülmemek adına son yıllarda yapılan hiçbir iftar organizasyonuna katılmıyoruz, bu kararımızdan da dönmek gibi bir niyetimiz zaten yok.
Allah dini duyguları kendi menfaatine alet edenlere fırsat vermesin, Bu tür riyakarlıkları gören Müslüman zaten bir ramazan boyu evinden çıkmıyor, kaynattığı bir tas çorbaya kaşık sallayıp sonrada “Hamdolsun verdiğin nimetlere” diye dua ediyor.
Bizim sözünü ettiğimiz iki kesim arasında mücadele yıllar yılı zaten sürüyordu ancak son yıllarda Riyakarlık sınırlarının aşıldığını ve Dinin gerektirdiğini yerine getiren kesime karşı üstünlüklerinin çoğaldığını da söylemeden geçmek istemiyoruz.