Kendimizi bildik bileli siyasetin içerisindeyiz.
Beraberinde birde gazetecilik var.
Elimizden geldiği ölçüde siyaseti ve gazeteciliği bir arada götürmenin mücadelesini veriyoruz.
Bizim memlekette “Siyasetin yüzde ellisi medyadır, gerisi de kişinin kendi becerisidir” şeklinde bir söylem var.
İşin içerisinde gazetecilik olunca toplumun en sağından en soluna kadar var olan tüm siyasi kurum ve kuruluşlar ile bir arada olmak gibi değişmez bir kural var.
1986 yılından itibaren aynı yerleşim merkezinde ikamet ediyoruz.
Her siyasi partiden çok sevdiğimiz dostlarımız var.
Birlikte tabutun altına girdiğimiz.
Beraber aynı safta namaza durduğumuz .
Hep birlikte bayramlaştığımız.
Düğün, sünnet cemiyetleri başta olmak üzere nerede ise hemen her gün bir araya gelmek zorunda olduğumuz etkinlikler var.
12 Eylül ihtilali sonrasında demokrasiye geçişte 1983 yılında yapılan genel seçimde kullanılan oylar sonunda iktidara gelen bir ANAP var.
O tarihte ANAP’ı iktidar yapan kitle, bir dönem sonra DYP’yi, sonra Refah Partisini, Ecevit’in DSP’sini en sonrada AK Partiyi iktidar yaptılar, iktidara gelen partilerin içerisinde yer aldılar.
Dolayısı ile o günde bu günde partilerde görev yapan insanlar aynı.
Dün babaları oy kullanmıştı.
Sonra oğullar
En sonunda da torunlar.
Söz konusu partilerde görev yapanlar uzaydan gelmedi.
Bu insanların çok büyük bir bölümü en az 40 yıldır aynı yerleşim merkezinin bir caddesinde bir sokağında hatta aynı apartmanında oturuyorlar.
Birbirlerinden tuz-şeker alıp veriyorlar.
Bayramlarda birbirlerine sarılıyorlar.
Evlerden çıkan cenazeleri birlikte kaldırıyorlar.
Ancak son dönemlerde söz konusu olan yani aynı apartmanda ikamet eden insanlar birbirleri ile en azından fotoğraf vermekten çekiniyorlar.
Özellikle AK Partide ve MHP’de siyaset yapanlar muhalefette kalan parti mensupları ile selamı sabahı kesmiş vaziyetteler.
Neden?
Çünkü genel merkezler kutuplaşmanın kendilerine siyaseten kendilerine daha fazla fayda getireceğine inanıyorlar.
Genel merkezde böyle bir düşünce hasıl olunca yerelde siyaset yapanlar da anında durumdan vazife çıkartıp kamplaşmanın daha da geniş alanlara yayılmasına bilerek yada bilmeyerek çanak tutuyorlar.
Bu durumun kimseye faydası yok.
Ancak söz konusu kamplaşmanın nerede ve nasıl sonlanacağını bilende yok.
Varsa yoksa kutuplaşma, kamplaşma.
Dostluğa arkadaşlığa bakan yok.
Bu yüzdendir siyaset gitse dostluk kalsa diye bir beklentiye girmemiz.