SAĞLIK

Soluduğumuz hava akciğer sağlığımızı doğrudan etkileyebilir

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) güncel verilerine göre dünya nüfusunun yüzde 99’u, WHO hava kalitesi kılavuzlarında önerilen seviyeleri aşan hava soluyor. Günlük yaşamda maruz kalınan hava kirliliği, başta solunum sistemi olmak üzere genel sağlığı etkileyebiliyor.

26 Eylül Dünya Çevre Sağlığı Günü kapsamında çevresel koşulların insan sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Erdem Hastanesi Çakmak Şubesi Göğüs Hastalıkları Hekimi Doç. Dr. Savaş Özsu, “Öksürük, nefes darlığı, hırıltılı solunum veya göğüste sıkışma gibi şikâyetler çevresel faktörlerle ilişkili olabileceği gibi altta yatan bir akciğer hastalığının da belirtisi olabilir. Bu nedenle tekrarlayan veya uzun süren şikâyetlerin göz ardı edilmemesi gerekir” dedi.

Hava kirliliği, günlük yaşamda farkında olmadan maruz kalınabilen önemli çevresel risklerden biri. Dış ortamla doğrudan temas halinde olan solunum sistemi ise hava kirliliğinin etkilerinin görülebildiği sistemlerin başında geliyor. Dünya Sağlık Örgütü, hava kirliliğini insan sağlığı açısından önemli çevresel risklerden biri olarak değerlendiriyor.

Hava kirliliği; kalp hastalıkları, inme, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), akciğer kanseri ve solunum yolu enfeksiyonları gibi birçok sağlık sorunuyla ilişkilendiriliyor. Erdem Hastanesi Çakmak Şubesi Göğüs Hastalıkları Hekimi Doç. Dr. Savaş Özsu, 26 Eylül Dünya Çevre Sağlığı Günü kapsamında hava kirliliğinin solunum sağlığı üzerindeki etkileri ve günlük yaşamda alınabilecek önlemler hakkında bilgi verdi.

İnce partiküller akciğerlerin derin bölgelerine ulaşabiliyor

Hava kirliliğinin solunum sistemi üzerindeki etkilerinde havada bulunan partikül maddelerin önemli rol oynadığını belirten Doç. Dr. Savaş Özsu, “Özellikle çok küçük boyuttaki partiküller solunum yoluyla en küçük hava yollarına kadar ulaşabiliyor. Hava kirliliğinin yoğun olduğu dönemlerde astım ve KOAH gibi kronik solunum hastalığı bulunan kişilerde şikâyetler artabiliyor. Ancak hava kirliliği yalnızca mevcut hastalığı olan kişiler açısından değil, uzun süre maruz kalan herkes için solunum sağlığı açısından risk oluşturabiliyor” dedi.

Hava kirliliği kronik solunum hastalıklarında şikâyetleri artırabiliyor

Hava kalitesinin kötü olduğu dönemlerde özellikle kronik solunum hastalığı bulunan kişilerin çevresel koşulları göz önünde bulundurmasının önemli olduğunu belirten Doç. Dr Savaş Özsu, “Astım ve KOAH gibi kronik solunum hastalığı bulunan kişiler hava kirliliğinin arttığı dönemlerde öksürük, nefes darlığı veya hırıltı gibi şikâyetlerinde artış yaşayabilir. Bu nedenle hava kalitesinin takip edilmesi, özellikle bu kişiler açısından günlük yaşamın planlanmasında yol gösterici olabilir” diye konuştu.

Yoğun fiziksel aktivite maruziyeti artırabiliyor

Hava kirliliğinin yüksek olduğu günlerde açık havada yapılan yoğun fiziksel aktivitenin de maruziyeti artırabileceğini belirten Doç. Dr. Savaş Özsu, “Fiziksel aktivite sırasında daha hızlı ve derin nefes alıp verdiğimiz için soluduğumuz hava miktarı da artıyor. Hava kalitesinin kötü olduğu dönemlerde özellikle astım ve KOAH gibi kronik solunum hastalığı bulunan kişilerin açık havadaki yoğun fiziksel aktivitelerini sınırlandırması önemli” dedi.

Çevresel koşulların sağlık üzerindeki etkilerinin günlük yaşamda alınabilecek önlemlerle azaltılabileceğini belirten Doç. Dr. Savaş Özsu, “Yaşadığımız çevre ile sağlığımız birbirinden bağımsız değil. Soluduğumuz havanın kalitesi akciğer sağlığımızı doğrudan etkileyebiliyor. Hava kalitesini takip etmek ve hava kirliliğinin yüksek olduğu dönemlerde maruziyeti mümkün olduğunca azaltmak önemli.

Bununla birlikte uzun süren öksürük, nefes darlığı, hırıltı veya göğüste sıkışma gibi belirtiler varsa bunları yalnızca çevresel faktörlere bağlamak yerine bir hekime başvurmak gerekir” diye konuştu.