SP’nin bundan sonraki yol haritası

Temeli Rahmetli Necmettin Erbakan tarafından atılan Milli Görüş hareketi bilindiği gibi Milli Selamet Partisi, Refah Partisi, Fazilet Partisi sonrası yoluna Saadet Partisi ile devam etmiş en Saadet Partisinin kırılma noktası olan Kongresinde Abdullah Gül ve Recai Kutan’ınyarışmış kongreyi kaybeden Abdullah Gül ve arkadaşları partiden ayrılınca Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki AK Parti’nin iktidarı Saadet Partisinin de artık yüzde ikilik duruma düştüğü günlere “merhaba” denilmişti.
Necmettin Erbakan’ın sağlığında bile adeta gölge genel başkan olarak duran ve elinde bulundurduğu gücü asla bırakmayan Oğuzhan Asiltürk’ün Pazar günü yapılan Kongrede genel başkanlığı kazanan Temel Karamollaoğlu’nu desteklediği ve Karamollaoğlu’nunkazanması için çok büyük gayret sarf ettiği de bütün partililer tarafından kabul ediliyor.
Recai Kutan-Necmettin Erbakan ve Mustafa Kamalak’ın genel başkanlığı döneminde beklenilen performansı bir türlü gösteremeyen aksine sanki AK Partinin oy oranı düşmesin diye bir türlü kafasını yerden kaldırmayan noktada bırakılan Saadet Partisi 03 Kasım 2002 yılından beri “Varla-yok” arasında bir görüntü çiziyor.
Pazar günü Genel başkanlığa seçilen Temel Karamollaoğlu aslında siyaseti çok iyi bilen bilgi ve birikimi olan İngiltere gibi bir ülkede son derece iyi eğitim alan Devletin çeşitli kadrolarında bürokratik deneyimi olan bir siyasetçi, Belediye başkanlığı yapmış, Uzun sayılabilecek bir süre TBMM’de milletvekilli olarak bulunmuş bir isim olarak bütün partililerin tanıdığı ve saygı duyduğu bir isim.
Ancak Türkiye’de rahmetli Bülent Ecevit sonrası kamuoyuna sunulan “Genç Genel başkan” algısı isterse ağzı ile kuş tutsun Temel Karamollaoğlu’na siyaseten asla geçit vermeyecektir, 1941 doğumlu olan ve bugün itibarı ile 76 yaşında bulunan Karamaollaoğluçokta istese Türkiye gibi siyasetin son derece zor yapıldığı bir ülkede başarılı olması adeta imkansız görünüyor.
Kim ne derse desin Türkiye bugünlerde siyaseten son derece zor bir noktada bulunuyor, Bir tarafta AK Partinin içerisinde bulunduğu sıkıntılı süreç, diğer tarafta İktidar olmayı çok isteyen ancak Türkiye’nin sosyal yapısı dolayısı ile bu imkanı yakalamaktan çok uzak bulunan CHP arasında sıkışmış bir Türkiye görüntüsü hiç kimseye umut vermiyor.
Bu günlerde herkesin umudu olan MHP’de ise durum tam anlamı ile içiler acısı, Bütün Türk milletinin iktidar yapmayı beklediği ancak yıllardır iktidarı elinin tersi ile iten Partinin gece gündüz gerçekleştirdiği ihraçlar ve hiç durmadan kapatılan teşkilatlar dolayısı ile MHP’de umut olmaktan çok AK Partiye sıkıştığı noktada yardımcı olan bir siyasi kuruluş olarak muamele görüyor.
İşte böyle bir noktada yurt genelinde teşkilatları bulunan hem genel iktidarı hem de belediyeciliği son derece iyi bilen Saadet Partisinin başına Temel Karamollaoğlu değil de daha genç yaşlarda bir genel başkan olsa yada bugün 76 yaşında bulunan Karamollaoğlu40’lı yaşlarda olsa SP gerçekten siyasette son derece başarılı çalışmalara imza atabilirdi.
SP içerisinde kendisini son derece iyi yetiştirmiş siyasetçiler var, Hepsi bir tarafa Rahmetli Erbakan’ın kendisini çok iyi yetiştirmiş oğlu Fatih Erbakan var, ancak Fatih Erbakan’ıbırakın genel başkan yapmayı partinin kapısından bile sokmayan bir güç varki galiba o güç bütün imkanları ile AK Partiye çalışıyor ve AK Partinin başarısı için elinden gelen bütün gayreti gösteriyor.
Fatih Erbakan çok iyi biliyoruz bugün AK Parti dahil CHP ve MHP’de dahil istediği takdirde her siyasi partide milletvekili olabilir, Milletvekili olduğu partide de kolayca kabinede yer alarak Bakan’da olabilir, Bizim milletimiz siyasi parti genel başkanlarının çocuklarını sever kollar ve siyaseten üst noktalarda olmasını ister, Aydın Menderes gibi Yıldırım Tuğrul Türkeş gibi.
SP bilerek yada bilmeyerek ve Genç bir ismi genel başkan yapmayarak en azından TBMM’de olma şansını kaybediyor, SP’nin başında genç-dinamik bir isim bulamayan partililerde haklı olarak “SP İktidar olmak istemiyor, partinin önemli isimleri de şu sıra AK Partinin ana omurgasını teşkil ediyor o halde bizimde oy vereceğimiz siyasi kurum AK Partidir, SP’ye vereceğimiz oy boşa gider” diye düşündüklerinden yüzlerini SP’den AK Partiye çevirmek zorunda kalıyorlar.
Recai Kutan’da, Mustafa Kamalak’ta kendilerini son derece iyi yetiştirmiş devleti son derece iyi tanıyan siyasetçilerdi, yazımızın başında da belirttiğimiz gibi Temel Karamollaoğlu’ da son derece saygın bir isim, buna hiçbir diyeceğimiz yok ancak bu milletin kurulmasından 3 ay sonra yanına aldığı Sanatçı Nadide ve her seçim mitingi öncesi dağıttığı “Döner Ekmek” sayesinde yüzde 7 oy alan Cem Uzan gibi siyasetçileri istediği de artık gün gibi ortada.
 
SP bu yapısı ile bütün Türkiye’de teşkilatı olan, bütün siyasi partilerden daha fazla çalışmalarına, gece gündüz koşuşturmalarına rağmen yüzde birlik oy etrafında dönen bir “emekliler kulübü” olmaktan ileriye gidemeyecek bir “siyasetçiler topluluğu” olarak kalır, Zira yukarıda da belirttiğimiz gibi son dönemlerde Türk milleti bilgili ve tecrübeli siyasetçi değil yüz metre koşucusu arıyor.