Yüksel Ercan

Bir 'Ara Yerel Seçim' analizi

Milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerini bir tarafa bıraktığımızda Türkiye’de istikrarlı yapılan tek seçim bilindiği gibi yerel seçimdir

Türkiye’de 30 adet büyükşehir belediyesi bulunuyor.

Dolayısı ile30 büyükşehirde belde belediyesi de yok.

Büyükşehirlerin dışında kalan şehirlerimizde ilçeler ve beldeler bulunuyor.

2004 yılında çıkartılan Büyükşehir yasası sonrasında beldelerin tamamı oluşturulan ilçelere bağlanıp adeta birer mahalle haline getirildi.

Büyükşehirlerin dışında kalan belediyelerde nüfusu iki binin altına düşen yerleşim merkezleri köy statüsüne aktarılıyor.

Nüfusu iki binin üzerine çıkan yerleşim merkezleri de çoğunlukla yeniden belde belediyeleri haline getiriliyor.

Peki köy statüsünden çıkartılıp belde haline getirilen yerleşim merkezlerinde olması gereken nedir?

Cevap: Bu yerleşim merkezlerinin beş yılda bir yapılan yerel seçim tarihine kadar bekletilmesi ve tüm Türkiye’de olduğu gibi aynı tarihte seçime götürülmesidir.

Ancak biz kendimizi bildik bileli bu durum asla hayata geçirilmez.

Bir sabah uyandığınızda “YSK tarafından sayısı 5-6 civarında belde merkezinde falanca tarihte ara yerel seçim kararı alınmıştır “şeklinde karar çıktığını duyarsınız.

Elbette söz konusu seçim kararı her ne kadar YSK tarafından alınmış olsa da bu karar asla iktidarda bulunan siyasi parti yada partilerden bağımsız olması mümkün değildir.

Seçim karar alındıktan sonra zaten en fazla iki bin seçmeni olan beldeler iktidar partileri tarafından ablukaya alınır.

Akla hayale gelmeyen vaatler bir biri ardına sıralanır.

Nerede ise her güne iki bakan ziyareti planlanır.

Vatandaşın hayatına direk olarak dokunan hizmetleri hayata geçirecek olan bakanlık ve o bakanlıkların ilgili bürokratları seçim bölgesinden ayrılmaz.

İktidar partisine mensup belediye başkanları da o beldelerde kamp kurar.

Belediyelere ait iş makinaları 7/24 durmadan çalışma yaparlar.

İşe alımlar için açılan kadrolar.

O beldede bulunan bürokratların terfileri.

Yani seçim kazanmak adına var olan tüm argümanların tek bir tanesi bile unutulmadan uygulamaya konulur.

Yani “Orantısız güç” dediğimiz hadiselerin tamamı ara yerel seçimlerde ortaya çıkar.

Böylesi bir durumda İktidar partisinin seçimi kazanması artık kaçınılmaz olur.

Seçimin ertesi gün iktidara yakın yazarlar çizerler birbiri ardına bu olağanüstü (!) başarıyı ballandıra ballandıra analiz etmeye bayılırlar.

Söz konusu ara seçimler ülke geneli için örnek teşkil eder mi?” şeklindeki sorunun bizdeki cevabı kocaman bir “hayır” olacaktır.

Normal olan yukarıda da anlatmaya çalıştığımız gibi ara yere seçim geleneğinden vaz geçip yerel seçim tarihini beklemektir.

Ancak iktidardaki hiçbir parti buna yanaşmaz.

Küçük başarılardan mutlu olmanın keyfini çıkarmaya çalışırlar.

Sonra da çıkıp “Demokrasinin zaferi” olarak yorum yaparlar.

Allah hayırlı mübarek etsin.