Türkiye 86 milyonluk büyük bir ülke.
81 şehir, 922 ilçe 400 civarında belde var.
Dolayısı ile her yerleşim noktası hizmet bekliyor.
2018 yılından yani Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçmediğimiz parlamenter sistem günlerinde.
Bölgelerinden seçilen milletvekilleri kendilerini bir dahaki dönem yada dönemler için bölgelerine hizmet götürmek zorunda hissederlerdi.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildikten sonra milletvekilliğinin hiçbir önemi kalmadı.
Milletvekilliği şimdilerde sadece sayı olarak değerlendiriliyor.
Hepsi o kadar.
Milletvekilleri devreden çıkınca bölgelere hizmet cumhurbaşkanı tarafından dışarıdan atanan bakanlara kaldı.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi bilindiği gibi tam olarak oturmuş değil.
Parlamenter sistemden gelen alışkanlıklar çerçevesinde vatandaşın bir kısmı milletvekilliğini çok önemli bir makam olarak görüyor, değerlendiriyor.
Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi 2018 yılından itibaren vekillik sayıdan ibaret oldu.
Bir takım siyasi angajmanların hayata geçirilebilmesi adına bazı kanun teklifleri şeklen TBMM’ye gönderiliyor.
TBMM’de parmak hesabı yapılıyor.
Aslında bununda bir önemi yok.
Bu sistemde mühim olan Cumhurbaşkanlığını kazanmak.
TBMM şeklen var.
Normal şartlarda güçleri iyiden iyiye azalan milletvekilleri de bu durumdan memnun değil.
Şu sıralar iktidarda bulunan partilerin il başkanlıkları bize göre milletvekillerinden daha güçlü bir durumdalar.
Bu yüzden olsa gerek vatandaş milletvekillerinden çok il ve ilçe başkanlarının peşinden koşuyor.
Anlatmaya çalıştığımız bu durumdan milletvekilleri de hoşnut değil.
Makam var ancak yetki yok.
Bakanlar “Bizi seçmen değil Cumhurbaşkanı bakan yaptı dolayısı ile sorumluluğumuz seçmene değil sadece ve sadece Cumhurbaşkanınadır” anlayışı ile hareket ediyorlar.
Bu durumun farkına varıldığından olsa gerek bakanların yanına teşkilatlardan gelen ve daha önce milletvekilliği görevinde bulunan “Bakan yardımcıları” oluşturuldu.
Ancak gelinen noktada bu durumunda çözüm olmadığı ortaya çıktı.
Bu noktaları şunun için anlatma gereği duyduk.
Son birkaç aydır “Yeniden güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönme” söylemi daha fazla seslendirilmeye, dillendirilmeye başlandı.
Hafta sonu Ankara’da yapılacak NATO toplantısı dolayısı ile söz konusu “Güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönme “ söylemi biraz gölgede kaldı.
Bu yüzden NATO toplantısı ve toplantı sonrası çıkacak kararlar hepimiz için çok ama çok önemli.
NATO toplantısının bundan sonraki Türkiye siyasetine nasıl bir yön vereceğini belli bir zaman sonra öğreneceğiz.
Bizim ülkemizde “Zarfa değil mazrufa bakmak” şeklinde bir söylem var.
Şu sıralar herkes NATO toplantısı öncesi uygulanan park yasaklarını, Hava alanından toplantının yapılacağı mekana kadar olan mesafenin brandalar ile nasıl kapatılacağını ve toplantıda alınacak güvenlik önlemlerini konuşuyor.
Zarfın içerisine bakan yok.
Zarfın içerisinden ne çıkacağı dolayısı ile Türkiye’nin siyaseten bundan sonra yoluna hangi sistem ile devam edeceğini kısa bir zamanda öğreneceğiz.
Az kaldı.




