Hepimizin bildiği gibi siyasi partiler Türkiye’de var olan siyasi partiler kanununa göre kurulur, kurulduktan sonra da vatandaştan alacakları yada alamayacakları tercih ile yollarına devam ederler yada edemezler.
Demokrasi ile yönetilen ülkelerde tek tip siyaset tek tip dünya görüşü elbette olmaz.
Aynı fikirleri savunan partilerin oluşturduğu bir parlamentodan zaten fayda gelmez.
Dolayısı ile karşıtlık üzerinden yapılan siyaset sonrasında doğruların ortaya çıkması ile daha iyi bir ülke yönetimine sahip olunabilir.
Türkiye’de yazımızın başında da belirttiğimiz gibi partiler Anayasa’nın güvencesi altında kuruluyor.
Yapılan seçime girme hakkını kazanan siyasi parti mevcudiyetini devam ettiriyor başarılı olamayanlarda pek çok kez yazdığımız gibi tarihin tozlu raflarında yerini almak zorunda kalıyor.
Türkiye’de partiler arasında demokrasi kuralları içerisinde bir ahenk olduğunu söylemek çok zor.
Zira bizim ülkemizde siyaset olağanüstü karşıtlık üzerinden yürüyor.
Özellikle 2018 yılında “merhaba” dediğimiz Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi sonrasında önce birbirlerine yakın olan partiler mecburen bir araya geldiler.
İşte o andan sonra var olan siyasi karşıtlık kendisini en üst perdeden göstermeye başladı.
Normal şartlarda siyasi partiler birbirlerinin rakibidir.
Ancak bu rekabet bizim memlekette nerede ise düşmanlık haline gelmiş durumda.
Söz konusu siyasi partiler kendi seçmen kitlelerini konsolide etmek adına var olan tüm argümanları kullanmaktan geri durmuyorlar.
Son bir haftadır TBMM’de görüşmeleri yapılan “Çerçeve Yasa” ile saflar bir kez daha değişmiş oldu.
Bu zamana kadar birbirleri ile asla bir araya gelemezler, kesinlikle bir noktaya bakamazlar diyen partilerin bir şekilde tek vücut olarak bir araya geldiklerine şahit olduk.
Muhtemeldir ki anlatmaya çalıştığımız karşıtlık siyaseti bundan sonrada daha sert bir şekilde yapılmaya devam edilecek.
Peki bu karşıtlık siyasetinin kime ne faydası var?
Hiç kimseye yok.
İşin garibi dün birbirlerine etmedik hakaretleri bırakmayan partilerin bugün bir arada olmaları.
Dolayısı ile bugün var olan karşıtlıklar yarın dostluklara var olan dostluklar ise karşıtlığa dönüşebilir.
Bu yüzden var olan karşıtlık siyasetini biraz yumuşatmakta fayda görüyoruz.
Zira var olan partilerin tamamının ortak talebi memlekete hizmet.
Hizmet edilecek yollar ayrı olabilir.
Bunun içinde karşıdaki siyaset akımlarını zararlı olarak görmemek lazım.
Bu durumun en iyi kararını verecek olan seçmendir.
TBMM’de yapılan görüşmelerin ve çıkartılan kanunların ülkeye hangi noktada fayda yada zarar sağladığının terazisi yapılan ilk genel seçimde belli olacaktır.
Siyasette bilindiği gibi dün yoktur.
Dün beraber olan partiler bugün karşı cephelerde olabilirler.
Dün karşı cephede olanlarında bugün aynı noktada olduklarını birebir yaşayıp görüyoruz.
Düşmanlığın, amansız rekabetin hiç birimize faydası yok.
Vatandaşı kamplaştırmanın da faydası yok.
Bu ülke hepimizin.





