Öğrencilik yıllarında yani bundan çok uzun yıllar önce yaşı bizden büyük olan eğitimci kadrolarımız “Bizim çok dikkatli olmamız gerekecek, Bulunduğumuz coğrafya çok önemli, emperyalist güçler bu coğrafyada emellerini gerçekleştirebilmek için önce Irak’ı sonra Suriye’yi, daha sonra İran’ı en sonrada Türkiye’yi parçalamak ve bölmek için büyük bir siyaset geliştiriyorlar aman dikkat” şeklindeki söylemi sürekli dillendirip durdular.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “-Yurtta sulh cihanda sulh” söyleminde kendisini bulan ifade aslında hemen yanı başımızdaki ülkelerin toprak bütünlüğünün korunması aslında bizim toprak bütünlüğümüzün de korunması amacını taşıyordu.
Bütün bu konuşmalar ve tartışmalar arasında bir baktı ki BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) uygulamaya konulmuş.
Söz konusu projenin ortaya konuşması ile birlikte önce Libya ve Fas ile başlayan pek çok ülke ile devam eden yönetim değişiklikleri bir anda Irak’a kadar geldi dayandı.
Irak’ın lideri Saddam’ın önce yönetimden uzaklaştırması sonrasında da idam edilmesi ile başlayan süreç nihayete erdiğinde Irak tanınmayacak bir şekle gelmiş ve paramparça edilmişti.
Aradan belli bir zaman geçti.
Bir gün uykudan uyandık ki Suriye lideri Başer Esat ülkesinin topraklarını yakınları ile terk ederek Moskova’ya sığınmış, Kendisinin ayrılmasından sonra emperyalist güçler tarafından yerine başka bir lider getirilmişti.
O günden sonra Suriye’de cereyan eden hadiseler hepimizin gözleri önüne cereyan ediyor.
Suriye kaç parçaya bölündü?
Ülkenin hangi bölümü hangi devletin idaresinde?
Emperyalist güçler Suriye’de nasıl bir yönetim arzu ediyorlar?
şeklindeki sorular şu aşamada hiç kimse tatmin edici bir cevap veremiyor.
Hafta sonu yani cumartesi günü ABD-İsrail birlikteliği ile İran’a saldırdı.
İçin acı tarafı İran’ın üst düzey yönetimindeki pek çok lider ve siyasetçi yapılan saldırılarda hayatını kaybetti.
Saldırı sonrası İran “intikam alacağız” diyerek başta Suudi Arabistan olmak üzere diğer devletlere saldırdı.
Buradan da anlaşılacağı gibi İran’ın mücadele etmesi gereken devletler sadece ABD ve İsrail değil.
Artık her birisi ABD başta olmak üzere diğer emperyalist güçlerin üssü ve silah deposu haline gelmiş olan Ortadoğu ülkeleri.
İran’ın Irak’a yada Suriye’ye benzemediğini hepimiz biliyoruz.
Söz konusu kuşatmadan nasıl çıkacağı ille ilgili de net bir söylem yok.
Ancak BOP’u hayaat geçirmek isteyenlerin bu sefer topları ile tüfekleri ile topyekün saldırıya geçtikleri bir gerçek.
Daha fazla vakit kaybetmek istemiyorlar.
Bizi ilgilendiren asıl durum İran’dan sonra namluların bize doğru çevrilecek olması.
Bu yüzden İran’ın bölünmesini daha doğrusu yenilmesini istemek bir noktada kendi ayağımıza kurşun sıkmak anlamını taşıyacak.
Aman dikkat.
Zira artık işin telafisi yok.




