“Köprünün altından çok sular geçti” söylemi bilindiği gibi daha çok “Artık hiçbir şey eskisi gibi değil” ile başlayan ve yüzlercesi ile devam eden geçmiş zaman hadiselerini anlatır.
Zamanın su gibi hatta sudan bile çabuk geçtiği bir zaman dilimi içerisindeyiz.
Gelişen teknoloji ve iletişim araçları sayesinde dünyanın en uzak noktasında meydana gelen bir hadiseyi bırakın saatleri dakikalar içerisinde öğrenebiliyoruz.
Böyle bir noktada yazımıza başlık olan “Köprünün altından çok sular geçti” söylemi de şu sıralarda daha fazla bir önem kazanıyor.
Köprünün altından geçen sular bir anlamada hayatımızın da kısa bir özeti gibi.
Hayatımızın her alanında meydana gelen değişiklikler o kadar hızlı bir şekilde gelişiyor ki “dün “ibaresi bile geçmişi anlatabilmek adına yetersiz kalıyor.
Söz konusu bu durumu daha çok yakın çevremizde de gün be gün görebiliyoruz.
Geçtiğimiz hafta nerede ise on yıldır göremediğimiz ve geçmişte Ülkücülüğünden bildiğimiz bir arkadaşımız ile karşılaştık.
Aradan on yıl geçmiş.
Arkadaşımızda geçen on yıl içerisinde meydana gelen fiziki değişim son derece net bir şekilde belli oluyor.
İlk anda gördüklerimiz karşısında fikrimiz“ arkadaşımızın son on yılda hayatının çok zor geçtiği” ile ilgili oldu.
Gerçekten son derece zor bir on yıl geçirmiş.
Yaklaşık 4 saat bir arada olduk.
Anlattı, anlattı, anlattı.
O anlatırken baktık ki arkadaşımız on yıl önce bıraktığımız kişi değil.
Eşinden ayrılmış
Yeni bir evlilik yapmış onda da başarılı olamamış.
İki çocuğu ile uzun yıllardır görüşmüyormuş.
Ticaret yapmaya çalışmış onda da başarısız olmuş.
Allah’tan 5 yıl önce emekli olabilmiş.
“Emekli maaşı az ancak hiç yoktan iyidir, İç Anadolu’nun bir ilçesinde babasından kalan bir evde ikamet ediyorum, o taraflarda fazla bir para harcama imkanı yok, bu yüzden merde namerde muhtaç olmadan hayatımı devam ettirmeye çalışıyorum” diyor.
Geçen on yıl arkadaşımın fiziki durumu ile birlikte dünya görüşünü de olabildiğince değiştirmiş.
Ülkücülük bitmiş.
“Kafamda yıllar önce bitirdim” dedi.
Bugün savunduğu fikir Ülkücülüğün tam karşısında.
“Yahu bu kadar savrulmayı ne ara nasıl başardın?” diye sordum.
“Beni en az on yıldır görmüyorsun, on yıl insan hayatında çok uzun bir zaman dilimi, geçen om yılda dünya değişti, Türkiye değişti, şehirler, köyler, adetler değişti, bu kadar değişim karşısında benim aynı noktada kalmamı nasıl bekliyorsun”?” dedi ve ekledi.
“Senin bildiğin köprünün altından çok sular geçti”
Verecek bir cevap bulamadık.
Telefonundan bir şarkı açtı
Sanatçı Ali Kınık “Bildiğin gibi değil” diyor.
Eskiden bir adım vardı
Ümidim, feryadım vardı
Şimdi ben o ben değilim
Yolumu bilmiyorum
Ölmüyor gülmüyorum
Bu hayat yordu beni
Bildiğin gibi değil
Dallarım devriliyor
Gençliğim savruluyor
Bir ayaz vurdu beni
Bildiğin gibi değil.
Arkadaşım benden müsaade isteyip uzaklaşınca bizde kanaat getirdik.
Evet…
Köprünün altından çok ama çok sular geçmiş.
Biz farkında olamamışız.





