MESK (Memur ve Emekli Sendikaları Konfederasyonu) Genel Başkanı Musa Kocaman emeklilikle ilgili görüşlerini açıkladı.

Açıklamasında, “Biz günü kurtaran değil, kalıcı bir çözümden bahsediyoruz” diyen Kocaman şunları söyledi:

Emeklilikte adaletsizlik, günü kurtaran fikirlerle değil, kalıcı bir reformla çözülmelidir. Bugün kamuoyu kademeli emeklilik istiyor. Ancak sistemin temeline dokunulmadıkça 5 yıl sonra yeni bir tarih sınırı, yeni bir mağduriyet ve yeni bir adalet arayışı çıkacaktır. Biz günü kurtaran değil, kalıcı bir çözümden bahsediyoruz. Emeklilik sistemi tek statüde birleşsin, maaşta adalet sağlansın istiyoruz. Bu projemiz çalışma grubumuzun yaklaşık 10 yıllık araştırmasının ürünüdür. Sadece bugünün değil, gelecek 10 yılların da çözümünü sağlamaktadır.

BU ÇÖZÜMÜN ADI: TEK STATÜ, 3 KADEMELİ MAAŞ

Kurum birleşti, ama statüler birleşmedi. SGK’yı kurarken başlanan işi tamamlayalım. Emekli tek sistemde birleşsin, maaşlar adil bir piramide otursun, hiç kimse bir gün farkla emeklinin hakkını kaybetmesin. Sadece günü değil, geleceği de kurtaralım.

Söz konusu projemizi tüm kurumlara, siyasi partilere ulaştırdık. Biz projemizin sahiplenilmesinden memnuniyet duyarız. SGK’nın köklü biçimde reformunu sağlayan bu projemizi tüm detaylarıyla paylaşmaya, anlatmaya hazırız.

Bir öğretmen, bir öğrenci, kocaman bir Cumhuriyet sevdası!
Bir öğretmen, bir öğrenci, kocaman bir Cumhuriyet sevdası!
İçeriği Görüntüle

Biz MESK olarak, bir baskı grubu olarak görevimizi yerine getiriyor, mevcut durumun yarattığı mağduriyeti eleştirmek yerine doğrudan çözüm planlamasının yol haritasını kamuoyuyla paylaşıyoruz.

ADALETSİZLİK 99’DA BAŞLADI

Emeklilikte yıllardır süren mağduriyetlerin kaynağı, çıkarılan yasaların yurttaşlar arasında yarattığı eşitsizliklerdir. 1999'da 4447 sayılı Kanun ile emeklilik sistemine yaş şartı getirildi. 2008'de 5510 sayılı Kanun ile yaş, prim günü ve aylık hesaplama yöntemleri yeniden belirlendi.

1999’da 57’inci hükümet döneminde emekli aylığı 228 liraydı. Çeyrek altın ise 7,5 liraydı. O dönemde bir emekli aylığı 30 çeyrek altın alabiliyordu. Bugün bir emekli aylığı ancak 2,5 çeyrek altın alabiliyor.

Yine aynı dönemde, etin kilosu 2 milyon liraydı. Bir emekli aylığı 114 kg et alıyordu. Bugün 23,5 kg alabilir. Aradaki kayıp 90,5 kg.

1999 yılında İstanbul’da ortalama ev kirası 94 milyon liraydı. Bir emekli aylığının yarısı ev kirasını karşılıyordu. Yüzde 45’i ev kirasına yetiyordu. Bugün 23.500 lira olan emekli aylığı ile aylık 45 bin lira olan ortalama ev kirasını karşılamak mümkün değil. Bugün emekli maaşı ev kirasının yarısına denk geliyor.

1999 yılında bir emekli aylığı ile 412 litre benzin alınırken bugün bir emekli aylığı 286 litre benzin alabiliyor.

Üstelik SGK Uzmanlarının hesaplamalarına göre; 2000 ve 2008 yıllarında hayata geçirilen emekli maaşı hesaplama yöntemi değişmeseydi, 2024’te 7.500 TL olan emekli maaşı 25 bin TL olacaktı. Bu doğrultuda 2026 yılında ise en düşük emekli maaşının yaklaşık 70 bin lira olması gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.

Mağduriyet sadece emekli olma yaş aralığında değil, alım gücüyle de gözler önüne seriliyor.

Kamuoyu bugün kademeli emeklilik talep ediyor. Bu talep haklıdır. Ancak, MESK olarak biz 2 yıldır diyoruz ki: Her yeni düzenleme, sistemin temel sorunları çözülmedikçe yeni mağduriyetler doğurur. Parçalı çözümler yerine köklü çözüm istiyoruz.

Bu kanun dönemin şartlarına göre yapıldı. Ancak bugün hak kayıpları yaratıyor. Bugün kanunun geçerliliği kalmadı. Dolayısıyla değişmesi gerekiyor.

TEK STATÜ, 3 KADEMELİ MAAŞ!

1. Tek Emekli Statüsü: 4A (SSK), 4B (Bağ-Kur) ve 4C (Emekli Sandığı) ayrımı tamamen kaldırılmalı, bütün emekliler tek çatı altında aynı hukuki ve sosyal statüde birleştirilmelidir. Yıllarca prim ödeyen ve ülkenin üretimine emek veren hiçbir yurttaşımız, hangi kapıdan emekli olduğu yüzünden farklı muamele görmemelidir.

2. Üç Kademeli Maaş: Emekli aylıkları arasındaki uçurum, dengeli bir maaş piramidiyle kapatılmalıdır:

  • Üst Kademe Emeklilik Aylığı referans alınır.
  • İkinci kademe, üst kademenin %10 altında belirlenir.
  • Üçüncü kademe, üst kademenin en fazla %20 altında belirlenir.

Önerimiz parçalı değil bütüncüldür: 4A, 4B ve 4C ayrımının kaldırılması, tek çatı altında tek statü ve emekli aylıkları arasındaki uçurumu kapatan dengeli bir maaş piramidi.

Amacımız herkesin aynı maaşı alması değil, yıllarca çalışmış ve prim ödemiş yurttaşlarımız arasında makul, hakkaniyetli ve sürdürülebilir bir denge kurmaktır.

MESK olarak talebimiz açıktır: Emeklilikte statü ayrımına son verilsin, tek statü ve üç kademeli adil maaş sistemi kurulsun, yasalardan doğan mağduriyetler ortadan kalksın. Hiçbir emekli yoksulluğa ve eşitsizliğe mahkûm edilmesin!

ADALET YALNIZCA MAAŞTA DEĞİL, YAŞAMDA DA ARANMALI

Maaş reformu emeklinin cebini korur; ancak emeklinin yaşam kalitesi de en az o kadar önemlidir. Bugün milyonlarca emekli, büyükşehirlerde yüksek kira, artan yaşam maliyeti, ulaşım ve sağlığa erişim sorunlarıyla boğuşuyor. Bu nedenle MESK, maaş reformunun yanına ikinci bir ayak daha koyuyor: Emekliler İçin Köye Dönüş ve Milli Üretim Seferberliği Projesi. Doğu Anadolu’nun pilot bölge seçildiği bu proje, emekliyi yeniden üretimin ve kalkınmanın öznesi yapmayı hedefliyor.

DOĞU ANADOLU BÖLGESİ PİLOT PROJE

Modele göre emeklilere memleketlerinde veya tercih edecekleri kırsal bölgelerde kurulacak yeni yerleşim alanlarında ücretsiz köy evleri tahsis edilecek.

Doğu Anadolu’daki 6 bin 511 köyde ilk etapta en az 100 konut yapılması, talebe göre artırılması öngörülüyor. Köy başına yaklaşık 200 kişinin yerleşmesiyle yalnızca bu bölgede yaklaşık 1,3 milyon vatandaş yeni bir yaşam kurabilecek. Bu, büyükşehirlerdeki nüfus baskısını da hafifletecek.

ÜRETİM VE AİLE EKONOMİSİ

Emeklilerin yerleşeceği köylerde kooperatif modeliyle sebzecilik, meyvecilik, hayvancılık, arıcılık, seracılık ve yöresel ürün üretimi yeniden canlandırılacak. Her emekli ailesinin evinin yanında küçük bir üretim bahçesi olacak; toprak analizi, organik gübre ve ilçe tarım müdürlüklerinin teknik desteği planın parçası.

Bahçe üretiminin aile bütçesine katkısı küçümsenemez. Türkiye’de kişi başına yıllık yaklaşık 110 kg domates tüketiliyor; dört kişilik bir ailenin ihtiyacı 440-450 kg. Fide başına ortalama 8 kg verimle yaklaşık 55 fide bu ihtiyacın büyük bölümünü karşılayabilir; salça, konserve ve domates suyuyla ürün yıl boyunca değerlendirilebilir. Soğan gibi temel sebzeler de aynı şekilde aile üretimine dahil edilecek.

Patates, baklagiller ve meyve ağaçları (elma, kayısı, ceviz, badem ve bölgeye uygun diğerleri) kooperatifler aracılığıyla hem ek gelir hem kalıcı bir üretim altyapısı yaratacak. Kooperatifler üzerinden üretilen ürünlerin satışını devlet kontrol ve garantisine alınarak hem iç piyasanın ihtiyacı karşılanabilir hem de ihracat ile ülkemize büyük fayda sağlayabilir.

SAĞLIK, ÇEVRE VE BÖLGE EKONOMİSİ

Yeni yerleşimlerde aile sağlığı merkezleri, mobil sağlık ekipleri ve evde sağlık hizmetleri yaygınlaştırılacak; huzurevi kapasite sorununa çözüm için bölgesel huzurevleri kurulacak. Milyonlarca yeni meyve ağacı, atıl arazilerin yeniden kazanımı ve yerel üretimle azalan taşıma kaynaklı karbon salımı, projeye iklim krizine karşı çevreci bir boyut kazandırıyor.

Nüfus kaybeden il ve ilçelerde esnafın müşteri potansiyeli artacak, iç turizm canlanacak. Öğretmenden sağlık personeline, veteriner hekimden ziraat mühendisine kadar yeni istihdam alanları doğacak; gıda işleme tesisleri, soğuk hava depoları ve küçük sanayi alanları kurulacak.

İKLİM KRİZİNE KARŞI YERELDEN ÇÖZÜM

Doğu Anadolu pilot bölge projesi, yalnızca sosyal ve ekonomik bir model değil, aynı zamanda iklim krizine karşı yerelden başlayan somut bir adımdır. Plansız kentleşme ve betonlaşma, doğal alanları her geçen yıl daha da daraltmaktadır. Emeklilerin yerleşeceği köylerde yeniden başlayacak üretim faaliyetleriyle birlikte milyonlarca yeni meyve ağacı dikilecek, atıl durumdaki tarım arazileri yeniden kazanılacak ve yeşil alanlar artırılacaktır.

Artan bitki örtüsü karbon emilimini destekleyecek, toprak erozyonunun önlenmesine katkı sağlayacaktır. Organik gübre kullanımının teşvik edilmesi toprağın sağlığını korurken, yerel üretimin güçlenmesi gıdanın uzun mesafeler taşınmasından kaynaklanan karbon salımını azaltacaktır. Büyükşehirlerdeki nüfus yoğunluğunun hafiflemesi de trafik ve hava kirliliği üzerindeki baskıyı düşürecektir. Böylece proje, emeklilerin yaşam kalitesini yükseltirken gelecek nesillere daha yaşanabilir bir doğa bırakan, çevreci bir kalkınma modeli niteliği taşımaktadır.

BU PROJE TÜRKİYE’NİN KALKINMA PROJESİDİR

Bu proje yalnızca emeklilere ev yapmak değildir. Bu proje Türkiye’nin üretim modelini yeniden ayağa kaldıracak milli bir kalkınma hamlesidir. Büyükşehirlerimiz aşırı yoğunluk altında eziliyor, köylerimiz boşalıyor, tarım alanlarımız işlenmeden kalıyor.

Biz bu tabloyu tersine çevirmek istiyoruz. Atatürk’ün ‘Köylü milletin efendisidir’ sözünü yeniden hayata geçirmek istiyoruz. Emeklilerimiz yıllarca bu ülkeye hizmet etti; şimdi onların bilgi ve tecrübelerini yeniden üretime kazandırmanın zamanı gelmiştir. Her meslekten emekli kendi alanında üretim yapacak, kendi ihtiyacını karşılayacak, fazlasını kooperatifler aracılığıyla satacak. Biz buna Milli Üretim Seferberliği diyoruz.