İYİ Parti'nin kuruluş günlerini ve kurulduktan sonra karşı karşıya kaldığı zorlukları siyaset ile uğraşan hemen herkes biliyor.
Özellikle 2019 yılında yapılan yerel seçimde o zamana kadar AK Partili belediyeler tarafından yönetilen başta İstanbul ve Ankara olmak üzere çok sayıda belediyenin CHP’li belediye başkan adayları tarafından kazanılmasında İYİ Partinin katkısını da hiç kimse tartışmıyor.
31 Mart 2024 tarihinde yapılan ve nerede ise 40 yıl sonra CHP’nin seçimden birinci parti olarak çıkmasını sağlayan sürecin taşlarının aslında 31 Mart 2019 tarihinde İYİ Parti tarafından döşendiğini de hepimiz az çok biliyoruz.
14 Mayıs tarihinde yapılan milletvekili genel seçimine bilindiği gibi İYİ Parti tek başına katıldı.
Bizde o tarihte İYİ Parti'nin Kocaeli milletvekili olarak sabah saatlerinden gece yarılarına kadar sahada olduk.
O seçim sürecinde ne PKK’lılığımız kaldı.
Ne Vatan hainliğimiz.
Bir sürü yalana, dolana, iftiraya ve söylemek gerekiyor belli seçim bölgelerinde yapılan yanlış sıralamalara rağmen İYİ Parti TBMM’de 43 sandalye kazandı.
Normal şartlarda İYİ Partinin bugün çok daha fazla sayıda milletvekili ile temsil edilmesi lazımdı.
Ancak MHP’den “Bu işler böyle gitmez” itirazı ile istifa ederek İYİ Partiyi kuran, Kurucular kurulu üyesi olan 2108 yılından itibaren milletvekili seçilen çok sayıda milletvekili ve siyasetçi birbirinin peşi sıra İYİ Partiden istifa etmeye başladılar.
Bu istifacılar arasında “kendisinde liderlik kumaşı gören” kim varsa tamamı bir siyasi parti kurdu ve başına geçti.
Parti kurma cesareti olmayanların bir kısmı CHP’ye büyük bir çoğunluğu da AK Partiye katılınca 14 Mayıs 2023 tarihinde seçimden 43 sayı ile çıkan İYİ Parti bugün 27 milletvekili ile TBMM’de temsil ediliyor.
Yukarıda “Kendisinde liderlik kumaşı gören kim varsa bir parti kurup başına geçti” demiştik.
İYİ Partiden kopup parti kuranların bir kısmı halen daha sosyal medya üzerinden particilik yapıyor.
Türkiye’nin pek çok yerinde teşkilatı yok.
Genel merkez düzeyinde siyaset yapmak adına günü geçiriyorlar.
Diğer bir kısmının ise isminden başka bir şeyi yok.
Yapılan kamuoyu anketlerinde “Diğerlerinin “içerisinde bile yer bulamıyorlar.
Bir diğeri de “Bizim acelemiz yok kendimizi AK Parti sonrasına hazırlıyoruz” diyerek Türkiye’nin bu kadar ciddi meseleleri varken futbol tabiri ile “topu taç çizgisi kenarında” dolaştırıp duruyorlar.
“İttifak yapmak istiyoruz” diyen ve kendilerini muhafazakar kitle içerisinde tanımlayan partileri de zaten bu işin dışında tutuyoruz.
Kendilerini “Milliyetçi Çizgide” tanımlayan siyasi partiler in durumu ortada.
“Çerçeve Yasa” sonrası MHP’nin oy oranının olabildiğince azaldığı çok net bir şekilde görülüyor.
İYİ Partiden kopan siyasi partilerin oy oranları yukarıda da belirttiğimiz gibi çoğunlukla “Diğerleri” içerisinde bile yok.
Şöyle bir dikkatli şekilde bakın.
“İYİ Partide gelsin ittifak yapalım” diyen ve kendilerini “Milliyetçi Çizgi” içerisinde gören partilerin tamamının il-ilçe-belde başkanlarının çok büyük bir çoğunluğu İYİ Partiden ayrılanlar tarafından oluşturulmuş.
Normal şartlarda İYİ Parti genel başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun bu duruma olağanüstü bir tepki verdiği de yok.
“Pazarlıksız gelin” diyor .
Burada anlaşılmayan ne var?
Söz konusu partilerin ileri gelenlerinin ayrılırken İYİ Parti ile ilgili kullandıkları ifadeler de ortada.
Hal böyle olunca.
İşin en kolayı “Biz istiyoruz ancak İYİ Parti ittifaka yanaşmıyor, Milliyetçiler baraj altında kalırsa bunun sorumlusu İYİ Partidir” şeklinde ipe sapa gelmez bir söylem geliştiriyorlar.
Kime ne faydası olacaksa.
Sorumluluk sahibi bir vatansever olarak bize düşen sadece “Vurun İYİ Parti'ye belki kurutulur gemi” şeklinde olacak.
Anlayana.
Anlayanlara..




