Karşılaştırmalı araştırmalar yapıldığında dünyada 2 milyar civarında müslümanın yaşadığı rakamı ortaya çıkıyor.

Ramazan ayının başlaması ile birlikte söz konusu 2 milyar müslüman için bir aylık uhrevi hayat başlıyor.

Sağlık durumu iyi olan daha doğrusu vücudu oruç tutmaya müsait olan Müslüman ramazan ayının gelmesi ile birlikte niyetlenip bir ay boyunca islam’ın beş şartından birisi olan oruç ibadetini yerine getirmeye çalışıyorlar.

2 milyar insanın vakti geldiğine okunan ezan ile birlikte iftar yapması olağanüstü bir o kadarda muhteşem bir hadise.

Ramazan ayının gelmesi ile birlikte sokaklarda-caddelerde var olan keşmekeşlik, karışıklık olabildiğince ortadan kalkar.

İnsanlar bildiğimiz tabir ile vitesi biraz küçültür, boşa alırlar.

Dikkat edin ramazan ayında kavgalar ve çatışmalarda alabildiğine azalır.

Mesai saatleri ramazan ayına göre ayarlanır.

Esnaf normal zamanlara göre ramazan ayında işyerine biraz daha geç gider.

İşyerlerindeki sohbetler ramazan ayına göre şekillenir.

Siyasi Partiler Kanunu değişmedikten sonra
Siyasi Partiler Kanunu değişmedikten sonra
İçeriği Görüntüle

Televizyon-radyo programları da bu şekillenmeden nasibini alır.

İftar saatine kadar devam eden bu rahatlık vakit yaklaştıkça bir miktar telaşa dönüşür.

Ancak bu bildiğimiz bir telaş değil.

Sıcacık iftar pidesi ve tatlı telaşı.

Özellikle ramazanın ilk günlerinde fırınların önünde kilometreler ile ifade edilen kuyruklar oluşur.

Herkes iftarı sıcacık pide ile yapmanın keyfini çıkarmak ister.

Burada bütün bu güzellikleri arka plana atan bir kitlede yok değil.

Daha çok sigara kullananlardan kaynaklanan bir olumsuzluk hemen her ramazan ayında ortaya çıkar.

Söz konusu insanlara en ufak bir soru sormaya kalksanız anında alacağınız cevap “Ben oruçluyum bana dokunmayım” şeklinde olur.

Her ilde,ilçede, köyde, mahallede, caddede, sokakta hatta evde bu şekilde olumsuzluk yaratan insan muhtemelen vardır.

Bu insanlar ile en ufak bir temasta o zamana kadar görmediğiniz olumsuzluklar ile karşı karşıya kalırsınız.

Kullandıkları yegane ifade “ben oruçluyum, bana ilişmeyin, kalbinizi kırarım” söylemidir.

Biz yıllar önce bu şekilde hareket eden geçimsizlere yaptıklarının son derece yanlış olduğunu, ibadet yaparken karşısındaki insanın kalbini kırmanın bir anlamı olmadığı anlattık durduk.

Ancak bir zaman sonra farkına vardık ki söylediklerimiz ile kalmışız.

O andan sonra işin peşini bıraktık.

Lakin söz konusu bu geçimsiz insanlar azalmadı, çoğaldı.

Sanki bunları oruç tutmaya zorlayan var.

Oruç tutup tutmamak kendi iradesinde.

Hem oruç tut hem de sana merhaba diyene “Ben oruçluyum bana ilişme uzak dur” diye kalp kır.

Ne anladık bu işten.

Bu dünyada insan azarlamaktan kalp kırmaktan daha kötü ne olabilir ki ?