Zor zamanlarda, doğruları yazmak, konuşmak kolay olmasa gerek. Doğruyu yazmak yüzünden, işkence, hapis, zulüm ve hakaretlere maruz kalmak içten bile değil.
Bütün bu yazdıklarımı göğüslemek, her babayiğidin harcıda değildir.
Birçok gazeteci, yazar, şair, zor zamanlarda yazmış, doğruyu haykırmış, hapishanelerde yıllarını çürütmüştür.
Din adamları da, bilim adamları da bu zorluklarla boğuşmuş ve birçok sıkıntı yaşamıştır.
Fikirlerini ifade eden insanlar, bu çetrefilli yollarda yürümüştür.
Galileo, 'dünya dönüyor' dediğinde, işler rayından çıkmıştı.
Ama asıl önemlisi, her şeye rağmen, doğruları konuşmak, doğruları yazmaktır, doğruları söylemektir.
O zaman kahraman olur, halk arasında ki deyimle ‘babalar gibi’Mamak’tan Bursa’ya, Sinop’tan Ulucanlar’a, Paşa Kapısı’ndan, Bayrampaşa gibi hapishanelerde, oradan oraya sürülüp durursunuz.
Mehmet Akif gibi Beyrut’a, Namık Kemal gibi Magosa’ya sürgüne yollanırsınız.
Herkes kendi doğrusundan çok, genel geçer doğruları yazar.
Fakat ülkemde bilmediğinden, tanımadığından, tanışmadığından, karşısındakinden korkan yurdum insanı, hemen yaftasını yapıştırır.
Karşısındakini ötekileştirir, uzaklaştırır, cepheleştirir.
Zaten sadece kendi doğrularını yazan, dikte eden, zorla kabul ettirmeye çalışan zihniyetin adı bellidir.
Bu hususlarda, yakın geçmişte Nazım Hikmet’ler, Necip Fazıl’lar, Said Nursi’ler velhasıl solcu, sağcı birçok yazar-çizer bu cendereden geçip, nasibini almıştır.
Bu zihniyetin adı da bellidir.
Bizi de eleştiren olacak. Beğenmeyen olacak. Ama tanımadan, bilmeden, empati kurmadan cephe almak ve karşı durmak örümcek kafalılıktan, gericilikten, yobazlıktan başka bir şey olamaz.
Yıllardır inançlı kesime yapıştırdığımız yafta, ne yazık ki onların değil, bizim davranışlarımızın yüze çıkan gerçeğidir.
Kendimize bakmadan, cephe alıp, inançlı kesimlere yakıştırdığımız, örümcek kafalı, yobaz, gerici tanımlamaları, ne yazık ki bizim kendimize söyleyemediğimiz gerçeğimizden başka bir şey değil.
Gerici, yobaz ve örümcek kafalı olan biziz. Karşımızda ki bireylerin hiç birisine bir şey öğretmeden, konuşmadan, empati kurmadan, önyargı ile saldırdığımız onlar, aslında güzel insan olmaktan öte bir şey değiller.
Onları anlasak, tanısak, onların düşman değil sade, yalın ve güzel insanlar olduğunu anlayacağız.
Doğruları, kolay zamanlarda değil, zor zamanlarda söyleyen ve yazanların yaptıkları, cesaretli duruşlarındandır.
Ölüme, hapis hayatına, zulümlere karşı duruşlarıyla meydan okurlar.
Şimdi yazmak kolay…
Önemli olan o geçen zor zamanlarda yazmaktı.