15 Temmuz akşamı uygulamaya konulan ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlı tutumu ile püskürtülen Darbe girişimi sonrası FETÖ’ya karşı başlatılan Operasyonlar aralıksız devam ederken yapılan operasyonların alt seviyedeki memur ve bürokratlardan üst noktadaki siyasetçilere doğru yaklaşmaya başladığında “kızılca kıyamet” kopmaya başladı.
Türkiye’de yaşayan 79 milyon vatandaştan biraz siyaset ile ilgilenen kim varsa hangi vatandaşa “Paralel yapının yuvalandığı kurum ve kuruluşları sıralayın” şeklinde bir soru yöneltilse hiç tartışmasız listenin başında kesinlikle “Belediyeler” olacaktır.
Kamuoyunun haklı bir şekilde “Darbeye sadece alt birimlerde görev yapan memur ve amir kısmımı karıştı da görevden onlar alınıyor, Bu alt birimlerdeki memur takımını iş akti fesh ediliyor” şeklindeki baskıları sonucu dikkat edin belli belirsiz de olsa Belediye başkanları ile ilgili operasyonlara başlandı.
Soruşturmalar ve operasyonlar Belediye başkanlarının etrafında şekillenmeye başlayınca Sanki FETÖ ile hiçbir bağlantısı yokmuş gibi davranan Belediye başkanları tek görevi kamuoyunu bilgilendirmek olan Medya mensuplarını suçlamaya ve sanki Medya mensupları olmayan hadiseleri kamuoyuna aktarıyorlar gibi bir hava estirmeye başladılar.
Dikkat edin son günlerde bütün Türkiye FETÖ ile ilgili soruşturma ve Operasyonların artık siyasetçileri de kapsamasını bu yapılmadığı takdirde FETÖ soruşturmasından asla netice alınamayacağını bağıra bağıra ifade etmeye başladılar.
Kendilerinin hedef haline getirildiğini söyleyen belediye başkanları 15 Temmuz gecesi başlatılan “Darbe girişimi gerçekleşse idi durum ne olacaktı..?” sorusuna cevap aramak yerine “aman bu soruşturma benden uzak dursun” şeklinde bir yola girmiş durumdalar.
FETÖ ile ilgili soruşturmada zorda kalan ve büyük çoğunluğu AK Partili olan belediye başkanlarının unuttuğu çok önemli bir hadise var, bu soruşturmaları CHP’nin MHP’nin ya da başka bir siyasi partinin değil şu an oturdukları koltukları borçlu oldukları Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açtığıdır.
Bu gerçek orta yerde dura dura daha 15 Temmuz öncesine kadar Paralel Yapı ile ilişkilerini dondurmayan, o yapıya mensup kişi, kurum ve kuruluşlar ile iç içe olan çok sayıda siyasetçi şimdi olanca hızları ile soruşturmalardan uzağa kaçmaya çalışıyorlar.
FETÖ ile ilgisi bulunan ve o yapıdan beslenen medya mensupları ile ilgili gerekenler zaten yapılıyor bundan sonra hiç ara verilmeden bu operasyonların sürdürülmesi gerektiğine inanıyoruz, yukarıda da belirttiğimiz gibi görevi sadece yapılan bu operasyonları yazmak olan Medya mensupları da şu sıralar siyasetçilerin hedefi durumuna gelmiş durumda.
Yıllar yılı Paralel yapı ile beraber olan Meclis üyelerini ve Belediye bünyesindeki bürokratları Cemaatin istediği şekilde atayan belediye başkanları muhtemelen o anlarda “Ev içerisinde ev olmaz” gerçeğini bir an olsun düşünmediler ama şu an bu acı gerçek ile karşı karşıya kalınca “Eyvah-Eyvah” demeye başladılar.
Bir kez daha belirtiyoruz , FETÖ ile başlatılan mücadeleyi Türkiye Cumhuriyeti Devleti yönetmektedir, Dolayısı ile bundan önceki soruşturmalarda hangi yol takip edilmiş ve neticeler ile ilgili nasıl yorum yapılmışsa FETÖ ile ilgili soruşturmalara da saygı gösterilmeli ve neticelerine katlanılmalıdır.
15 Temmuz’da Darbeciler Türkiye’nin yapısını değiştirmek istediler, böylesi bir noktada Darbe girişimine katılanlara müsamaha göstermek, onlara duygusallıkla yaklaşmak Türk milletine karşı çok büyük bir haksızlık olacaktır ve hiç kimsenin de böyle bir haksızlık yapmaya asla ve asla yetkisi de yoktur, haddi de değildir.