1990’lı yılların hemen başı.

MÇP’de (Milliyetçi Çalışma Partisi) ilçe başkanı olduğum dönemler.

1991 yılında yapılan seçim sonrası yapılan Kurultay ile MÇP gitti MHP yeninden Türk siyasetine “Merhaba” dedi.

Bende MHP ilçe başkanı olarak atandım.

1992 yılında ilçe başkanlığı yaptığım yerleşim merkezinin bir beldesinde belediye başkanlığı seçimi yapılacak.

Partiler harıl harıl belediye başkan adayı arıyor.

Bizde o gün seçimi kazanabileceğini düşündüğümüz ilk okul mezunu bir ismi belediye başkan adayı yaptık.

Beldenin kalabalık bir nüfusu yok.

Yaklaşık bin oy alan aday belediye başkanı olacak.

ANAP ve DYP diğer partilere göre seçim içinde daha da iddialı.

Seçimi kazanabilmek adına tüm imkanları kullanıyor.

Belediye başkan adaylarının nerede ise tamamı ilkokul-ortaokul mezunu düzeyinde arkadaşlar.

Dönemin DYP milletvekili Almanya’da eğitim görmüş, iki üniversite bitirmiş, Türkiye’de de son derece güzel işler yapmış kariyerli bir mimarı belediye başkan adayı yapmıştı.

Böyle bir süreçte tüm DYP’liler “Diğer partilerin adaylarına baktığımızda bizim adayımız kadar kariyeri üst düzeyde bir isim yok dolayısı ile seçim şimdiden DYP’ye hayırlı olsun” şeklinde propaganda yapıyorlar.

Bizde gece gündüz koşturuyoruz.

Akşam saatlerinde sandıklar açılıyor.

İlkokul mezunu olarak bildiğimiz CHP’nin adayı belediye başkanlığını kazanıyor.

DYP’nin son derece kariyerli adayı seçimden sonuncu parti olarak çıkıyor.

DYP’li arkadaşlarımız birkaç gün “Seçmen böyle bir kariyeri olan adayımızı seçmemekle yanlış yaptı, halk bazen siyasetten anlamıyor” şeklinde konuşmalar yaptıktan sonra bir dahaki seçimde buluşmak üzere bölgeden ayrıldılar.

Bir kere şunu söylemek isteriz.

İlkokul-ortaokul mezunu olmak kötü bir şey değil.

Siyasette çok kariyerli olmak birkaç üniversite bitirmekte bir üstünlük değil.

Bu örnekten sonra gelelim yazımızın asıl konusuna.

Ahmet Davutoğlu başında bulunduğu Gelecek Partisinin fesh edildiğini açıkladı.

Açıklayınca da bir dönem sona erdi.

Ahmet Davutoğlu’nun bu aşamadan sonra ne yapacağı tamamen kendi kararı.

-AK Partiye katılabilir.

-“Artık siyaset yapmayacağım” diyerek evine çekilebilir.

-İmkan bulursa bir Üniversitede hocalık yapabilir

-Bir STK aracılığı ile fikirlerini imkan bulduğu platformlarda anlatabilir.

Bilindiği gibi Ahmet Davutoğlu’nun isminin başında Prof. ünvanı var.

Siyasete danışman olarak başladı.

Dışişleri bakanlığı yaptı.

Başbakanlık görevinde bulundu.

Sonrası malum.

AK Parti ile daha doğrusu Erdoğan ile ters düştü.

“Bir Prof. Olarak başbakanlık yapmış bir siyasetçi olarak, bir siyasi parti kurar başına geçer, AK partide başaramadıklarımı kendi partim ile başarabilirim” diye düşündü.

Arkadaşları ile birlikte 12 Aralık 2019 yılında Gelecek partisini kurdu.

Ancak siyaset sahnesinde 7 yıldan daha az bir zaman kalabildi.

Biz oldum olası bilim insanlarının, sanatçıların ve sanayicilerin siyasete girmesine karşı bir duruş sergiliyoruz.

Cem Boyner örneğinde olduğu gibi siyasetin çok para ile yapılacak bir iş olmadığını da hep beraber görmüştük.

TOBB’un bir dönem anlı şanlı başkanı Mehmet Yazar’ın siyaset serüvenine şahit olmuş bir gazeteciyiz.

AK Partinin kuruluşunda dört kişiden birisi olan ve belli bir süre bakanlık yapan Abdullatif Şener’i biliyoruz.

Bu saydığımız isimlere daha yüzlercesini ekleyebiliriz.

Siyaset yapan insanı işin başında seçmen kabul edecek.

Ona kalbini açacak.

Sonrası kolay.

Bizde artık gelenek halini aldı.

Bir siyasetçi belli bir zaman sonra siyaset yaptığı partiden ayrılıp kendi hükümranlığını kurmak istiyor.

Bundan başarılı olan var olamayan var.

Seçmen söz konusu siyasetçinin görev başında iken yaptıklarını yapmadıklarını hafızasına en ince detaylarına kadar kaydediyor.

Parti kurulduğu andan itibaren de sandığa gittiğinde gereğini yapıyor.

Bizim dünya görüşümüz hiçbir şekilde Ahmet Davutoğlu’nun fikirlerine uymaz.

Yaptığı siyaseti AK Parti'de iken de benimsemiyorduk.

Gelecek Partisi'nde iken de benimsemedik.

Davutoğlu iyi bir akademisyen iyi bir teorisyen olabilir.

Ancak siyaset başka.

Siyaset yapmak isteyenler ülkeyi ve ülkedeki seçmen profilini çok iyi analiz etmek durumundadırlar.

Aksi takdirde tarihin tozlu raflarında yerini almak gibi kaçınılmaz bir son ile karşı karşıya kalma durumu söz konusu.

Bundan sonra parti kuracakların Gelecek partisini ve Ahmet Davutoğlu’nu daha iyi bir şekilde incelemek gibi bir mecburiyeti var.

Zira siyasette hiçbir zaman iki kere iki dört etmediği gibi evdeki hesap ta çarşıya uymuyor.