90’yıllarda yani ideolojik siyasetin en üst noktada yapıldığı dönemlerde İstanbul’un “Varoş” denilebilecek bir ilçesinde yapılan seçimde belediye başkanlığı koltuğuna oturan fakat belediye başkanlığından çok yaptığı genel siyaset ile bilinen, bundan dolayı da belediye başkanlığı görevinden alınan ve belli bir süre cezaevinde kalan bir belediye başkanı ile geçtiğimiz günlerde yaptığımız sohbet sırasında, eski belediye başkanının yaptığı itiraf, aslında Türkiye’de siyasetin bugün bile yerli yerine oturmadığını çok net bir şekilde gösteriyordu.
Eski Belediye başkanı bize “Yüksel Bey ben bir siyasi partiden belediye başkan adaylığı için başvuru yaptım. Partim uygun gördü beni aday yaptı. Seçimde de vatandaşlarımız tercihini partimden ve benden yana kullanınca belediye başkanlığına seçildim. Ancak seçildiğim yerleşim merkezinin var olan sorunlarının çözümü için harcayacağım enerjiyi ülke siyaseti adına kullandım. Çok geçmeden de hakkımda soruşturma açıldı, görevimden alındım. Aradan yıllar geçti bu zaman ki aklım ve tecrübem olsa daha sakin bir dönem geçirir ve sadece üzerime vazife olan işleri yapardım” itirafında bulunmuştu.
Türkiye’nin çok partili siyasi hayata geçmesinin üzerinden nerede ise 60 yıldan fazla geçmesine rağmen o çok istediğimiz “Tam demokratik sisteme” bir türlü geçemediğimizden olsa gerek bu memlekette yaşayan hiç kimse yaşadığı hayattan keyif almıyor.
Nüfusu son derece fazla olan merkezlerde bir dönem belediye başkanlığı yapan siyasetçi yerelde karılaştığı zorlukları görür görmez “Belediye başkanlığı benim işim değil en iyisi Ankara’ya gidip Mebus olmak” diyerek hemen bir adım ötesinin hesabını yaşıyor.
Ankara’ya gitmenin yolunu başkanlığını yaptığı Beldeye hizmet etmekten çok bir anda bütün Türkiye’de ses getirecek bir söylem geliştirmek isteyen belediye başkanlarının bir kısmı bundan başarılı olsa da büyük bir kısmı kullandığı söylemler yüzünden siyasetin dışında kalıyor.
Yıllar yılı yerel yönetimler ile ilgili net bir çerçeve çizilemeyince nerede ise her seçim döneminde değişen kurallar yüzünden belediye yönetimleri de şaşırmış durumda bundan sonra ne ile karşı karşıya kalacaklarının hesabını yapmaya çalışıyorlar.
Bir kısmı ihtiyaçtan bir kısmı da siyaset dolayısı ile oluşturulan Belediyeler bilindiği gibi Turgut Özal döneminde Beldelere bölünmüş, bu bölünme sayesinde de bir İl merkezinin sınırları içerisinde sayısı belli olmayan Belediye başkanları ortaya çıkmıştı.
Yanlış hatırlamıyorsak 2004 yılında alınan bir karar ile bu kez beldeler ortadan kaldırıldı, çok sayıda belde birleştirilip İlçe merkezi haline getirildi, Belli bir sayıda olan büyükşehir sayısı yine çoğaltıldı şimdilerde ise “Bütünşehir” ismi altında yeni bir yapılanmaya doğru gidiliyor.
Ankara’daki hükümet bir ara pek çok yetkisini yerel yönetimlere devredeceğini söylüyordu ancak yerel yönetimlerin bu şekilde aşırı güçleneceği düşünülmüş olmalı ki yetkilerin bir kısmı halen daha Ankara’da duruyor bu durumda büyük bir kafa karışıklığına yol açıyor.
Anlatmak istediğimiz şudur, Her alanda olduğu gibi genel ve yerel siyasette de memleketimizde taşlar halen yerine oturmuş değil. Bu yüzden Ankara’da siyasetçilerin çektiği sıkıntıyı yerel noktada da Belediye başkanları yaşıyor bir keşmekeşlik hiç durmadan devam ediyor.
Tam olarak doğrulanmamakla birlikte kamuoyunda 38 ilçenin daha il yapılacağı haberleri dolaşıyor, böyle bir durum hayata geçirildiği takdirde hem Ankara’da hem de yerel yönetimlerde yeni bir yapılanmaya doğru gidilecek demektir, Böylesi bir yapılanmanın bu memleketin insanına faydamı yoksa zarar mı vereceği de yapılanma sonrasında belli olacak.