Geçtiğimiz hafta İzmir Adliyesi'ne düzenlenen saldırıyı önceden fark eden polis memuru Fethi Sekin, can kaybının büyümesini engellemiş, aracın Adliye'ye girmesine engel olurken açtığı ateşle bir saldırganı öldürmüş ve ardından diğer saldırganın açtığı ateşle hayatını kaybederek şehitlik mertebesine ulaşmıştı.
İzmir’de yaşanılacak çok büyük bir facianın önüne geçen daha da açık bir ifade ile bile bile ölüme giden Şehit Polisimiz Fethi Sekin’in canı pahasına gösterdiği kahramanlık herkesin dilinde, Gösterdiği kahramanlık vesilesi ile bütün Türk milletini gözyaşları içerisinde bırakan rahmetli Polisimizin bu davranışı bir kez daha Devlet memurunun herhangi bir yapının değil sadece ve sadece Devletin memuru olması gerektiği gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Geçtiğimiz günlerde Ankara’da bir sergiye giden Rus büyükelçisini sırtından vuran polis memuru Mevlüt Mert Altıntaş ile sağ kalamayacağını bile bile İzmir Adliyesine girmek ve adliye içerisinde katliam yapmak isteyen teröristler ile kurşunu bitene kadar mücadele eden teröristlerden birisini öldüren ancak kurşunu bittiği için teröristler tarafından şehit edilen Fethi Sekin’in durumunu ayrı ayrı incelemekte fayda görüyoruz.
Şehit Polisimiz Fethi Sekin  1995 yılında Samsun 19 Mayıs Polis Meslek Yüksek Okulu’ndan mezun olduktan sonra  Kilis’te göreve başlamış, Yani Fethi Sekin şehit olduğu ana kadar 21 yıldır Emniyet Genel müdürlüğü bünyesinde görev yapan vatansever bir güvenlik görevlisi.
Rusya’nın Ankara Büyükelçisini bir resim sergisinde sırtından vuran Mevlüt Mert Altıntaş ise aşağı yukarı 3 yıllık bir polis memuru, FETÖ’nün okullarında eğitim gördükten sonra polis olan ama Örgütün güdümünden çıkan Altıntaş korumakla yükümlü olduğu bir büyükelçiyi sırtından vurarak hem Türkiye’nin imajına hem de Devlet memurluğu algısına çok büyük bir darbe vurmuş oldu.
Biz burada Rahmetli Fethi Sekin’inÜlkücü kimliğini” yada diğer polis Mevlüt Mert Altıntaş’ınFETÖ” ile bağlantısını ön plana çıkarmak istemiyoruz, asıl anlatmak istediğimiz mesele Devlet memurluğuna adım atan bir memurun geçen zaman içerisinde Devletine ne kadar bağlı olduğu yada, Devlet içerisinde var olan Paralel Devlet yapılanmalarından ne kadar talimat aldığı ile ilgilidir.
Bir insanın ne zaman iyilik yada kötülük yapacağı bir kere “SÜT” ile ilgilidir, Bizim memlekette yapılanlar yada yapılamayanlar kişinin “anasından emdiği sütün bozukluğu” ile tartılır, Devletine ,memleketine ve çalıştığı kuruma zarar veren kim varsa “Sütü Bozuk” olarak nitelendirilir.
Bizim memleketin insanı oldum olası kurnazdır, Özellikle bürokraside yükselmek isteyen bir memur, her hükümet değiştikçe o hükümetin siyasi görüşüne göre renk değiştirir, Görev yaptığı anda kendi bakanlığı ile ilgili hangi memur sendikası varsa orada boy gösteren bürokrat hükümet değiştiğinde üyesi bulunduğu eski sendikadan bir saat içerisinde istifa eder ve yeni hükümete “Paralel” sendikaya üye olabilmek adına büyük bir mücadele verir.
Bürokratın kendi menfaati için Sendika değiştirmesi bir noktaya kadar kabul edilebilir zira Sendikaların yapısı da 5 yılda 10 yılda bir hükümetlerin görüşüne göre şekillendiğinden sendikalarda bir anda patlama yapan üye sayılarını garipsemezler zira bilirler ki hükümet değiştiği an gelen memur yarım saat içerisinde hükümete yakın sendikanın kapısında nöbet tutmaya başlayacak.
Burada başlıca sıkıntı Cemaatlerdir, Sendikalara giden memurlar akıllarını ve dünya görüşlerini asla kiraya vermezler, ancak Var olan Devlete sahip olmak adına 30 yıl 40 yıl hazırlık yapan bunu yaparken de “dini motifleri” kullanan cemaatlerin kapısından giren kişi aradan bir ömür geçse de o kapıdan ayrılamıyor.
Devleti yönetenler aslında 15 Temmuz gecesi bu gerçeği çok net bir şekilde gördüler, Vatandaşları tek tek dolaşıp oy almaktansa cemaatlere biraz yol verip onların sayıca güçlenmesini sağlayacak imkanları sunduktan sonra seçimde hiç yorulmadan o cemaat yada cemaatlerin oyunu almanın daha akılcı olduğunu düşünen siyaset mekanizması bu yolun hiçte akılcı olmadığını ve kendilerinin büyüttüğü cemaatin az kalsın ülkenin yönetimini ve rejimi değiştirebileceğini de verilen 245 şehit pahasına öğrenmiş oldular.
İzmir’de daha büyük bir katliamı önleyebilmek için bile bile ölüme giden Fethi Sekin’in canı pahasına bize verdiği ders şudur: Devlet memur alırken kişinin hangi cemaate mensup olduğuna bakmayacak, Yüksek vatan şuuruna bakacak, Aidiyet durumu ile ilgilenecek Türk Devletine Mensubiyet şuurunu araştıracak, Yüksek ahlak ve faziletine bakacak, o kişiyi memuriyete aldıktan sonra da yükselmesi için sadece ve sadece Liyakate ve üstün vatandaşlık şuurunu göz önüne alacak.
Bin yıllık köklü bir geleneğe sahip olan Türk Devletini yönetenler zaman zaman böylesi durumları dikkatlerinden kaçırabilirler, İşte gözden kaçan bu aksaklıklar kendisini Türk milleti için feda eden Fethi Sekin gibi vatandaşların nasıl bir yüksek şuur ile canı pahasına mücadele ettiklerinin daha net bir şekilde görülmesi açısından çok önemlidir.
Devletimiz 15 Temmuz sonrası çok büyük bir gayretle Paralel yapıya mensup unsurların kökünü kazıyıp memur kadrosunu yeniden düzenlemeye ve “Sadece Devletinden emir alan” bunun dışındaki bütün “Paralel yapılanmalara” kapısını sonsuz dek kapatan görevlilerin yer alacağı bir mekanizma kurmaya çalışıyor.
Bu yeni mekanizmayı hayata geçirme görevi kimde yada kimlerde ise 21 yıl görev yaptığı Emniyet müdürlüğünde sadece “Devletimi bilirim” diyen şuurlu Fethi Sekin ile Korumakla görevli olduğu bir yabancı büyükelçiyi sırtından vuran 3 yıllık polis memuru Mevlüt Mert Altıntaş arasındaki dünya görüşünü çok iyi analiz etmek zorundadırlar.
Cemaatlerin dünde devlete sızma gibi bir idealleri vardı, bugünde var  yarında olacak , Devleti yönetenlere düşende Osmanlı Bakiyesi Türkiye Cumhuriyetinin ideallerine var oluş gayesine sıkı sıkıya bağlı nesiller yetiştirdikten sonra Devlet yönetiminde bu şuurlu insanları görevlendirmek ve geceleri rahat uyuyabilecek rahatlığın sağlanmasıdır.
Siyaset Fethi Sekin şuurunda insanlar yetiştiremediği  takdirde ne korumasına güvenebilir, ne yemeklerini yapan ahçıya, ne kahvesini pişiren çaycıya, ne oğluna, ne kızına, nede akrabasına..
Umarız Fethi Sekin’in şahadeti herkesin daldığı derin uykudan uyanmasına vesile olur..