banner51

banner34

banner38

banner16

banner33

banner37

banner55
19 Kasım 2018 Pazartesi

Dilovası'nda kaza yapan gemiden akaryakıt sızıntısı

Herkesin derdi uzaklara kaçmak!

Herkesin derdi uzaklara kaçmak!

01 Kasım 2018 Perşembe 21:34
 Herkesin derdi uzaklara kaçmak!


Herkesin kafası karışık, büyük bir çoğunluk mutsuz, Köyden kente doğru başlayan ve hiçbir şekilde durdurulamayan göç dolayısı ile geçinebilmek, çocuklarının rızkını kazanmak adına sabah erken saatlerden gece yarılarına kadar çalışmak zorunda kalan kim varsa hem yorgun hem umutsuz.

Kendisine yakın eşini-dostunu bulabilen kendisine göre dert olarak gördüğü sorunları bir başkasına dökmenin, biraz rahatlamanın hesabını yapan kim varsa sorunlarının  sonunu 'Şeytan diyorki al başını git' diye bitiriyor, ancak biz bu yaşımıza geldik, daha huzurlu bir hayat bulabilmek adına 'alıp başını giden' hiç kimseye denk gelmedik.

Artık televizyon reklamlarına konu olan "Emekli olayım, küçük bir sahil kasabasında küçük bir lokanta açacağım. Hem çalışacağım hem bundan sonra kalan ömrümü rahat bir şekilde geçireceğim" diye düşünenlerin hayal ettikleri işi kurmak adına ayırdıkları para, gideceği yerin nakliyesine bile yetmeyince başını alıp gitme fikri 'pehlivan tefrikasından' başka da hiçbir işe yaramıyor.

Yukarıda yazdıklarımızdan da anlaşılacağı üzere Uzaklar kavramı öteden beri insanlar için bir kaçış ve kurtuluş aracı olmuştur. Bunaldığı her an bulunduğu yerden olabildiğince uzaklara gitmenin kendisi için bir kurtuluş olacağına inanan herkes için Uzaklaşmanın diğer bir ismi de gitmek olarak bilinir.

Sözleri Karacaoğlan'a ait olduğu bilinen ve başta Erdal Erzincan ve Mustafa Özarslan olmak üzere çok sayıda sanatçımız tarafından seslendirilen,
 
Esti seher yeli söküldü seller
Gidiyorum kömür gözlüm ağlama 
Ağlamanın vakti geçti ne çare
Kemend atıp yollarımı bağlama 

Sana derim sana kaşı kemanım
Büküldü kametim geçti zamanım
Gidiyorum yedi benli ceranım
Yarim gitti deyi yürek dağlama
 
Karacaoğlan der gözyaşım silinir
Bir ah çeksem yüce dağlar delinir
Yüreciğim bölük bölük bölünür
Yaş döküp de arkam sıra çağlama

şeklindeki türküyü çok severiz ve bu türküyü ne zaman duysak gözlerimizden akan yaşlara bir türlü engel olamayız.

Gitmek yada daha geniş manada Gidebilmek  öteden beri Türk insanının sanki alın yazısı olmuş gibidir, Çok çalıştığı halde istediği düzeye gelemeyen, çok yakın gördüğü birine küsen, sevdiğinden karşılık göremeyen kim varsa birden bire "Alıp başımı gideceğim" diye haykırmaya başlar, işin garip tarafı "Alıp başımı gideceğim" diye dertlenen muhatabımıza "İyi de nereye gideceksin.?" diye sorduğumuzda alacağımız cevap "Nereye gideceğimi bilmiyorum ama yinede gideceğim” olacaktır.

Orhan Veli  gönlündeki gitme isteğini 'Gün olur' isimli şiirinde,

Gün olur, alır başımı giderim, 
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda. 
Şu ada senin, bu ada benim, 
Yelkovan kuşlarının peşi sıra. 
Dünyalar vardır, düşünemezsiniz;

Çiçekler gürültüyle açar;
Gürültüyle çıkar duman topraktan.
Hele martılar, hele martılar, 
Her bir tüylerinde ayrı telaş!...

Gün olur, başıma kadar mavi; 
Gün olur başıma kadar güneş; 
Gün olur, deli gibi...

diye açığa çıkarır ancak yaşadığı zaman zarfında Orhan Veli’nin de istediği yere gidip gidemediği ile ilgili net ifadeler olmadığını bilemiyoruz.

Eski Sinema filmlerinin pek çoğunda görmüşüzdür, birbirlerine kavuşamayacaklarını anlayan aşıklar son çare olarak "Alıp başımızı buralardan kaçıp gidelim, belki gideceğimiz yerde mutlu oluruz” ifadesini kullanırlardı, Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi onlarda gönüllerindeki gitme isteğini bir türlü hayata geçirmeyen film kahramanları olarak yıllardır beyazperde de duruyorlar. 

Yazımızın başında da belirtmiştik.Emeklilik günleri yaklaşan hemen her iş kolundaki vatandaşlarımıza "Emekli olunca ne yapacaksın,nereye yerleşeceksin.?" sorusu geldiğinde artık kalıplaşmış bir hale gelen, "Hele bir emekli olayım, bu kalabalık şehirden koşar adım uzaklaşacağım, şirin bir Ege kasabasına gideceğim, orada hayatımın kalan kısmını huzur içerisinde geçireceğim" cevabı gelir, Ancak bu hayalleri kuran vatandaşımız emekli maaşını eline aldığında o ikramiye ile bırakın herhangi bir Ege kasabasında küçük bir işyeri açmayı bulunduğu yerden oraya göçü bile taşımaya yetmeyeceğini anlayınca başlar dizlerini dövmeye.

Aşık Veysel ise bu durumu, 

Yeşil ördek gibi, daldım göllere
Sen düşürdün beni dilden dillere 
Başım alıp gidem, gurbet ellere 
Ne sen beni unut, ne de ben seni

dizeleri ifade eder ancak onunda yaşadığı zaman zarfında gitmek istediği yere ulaşamadığını dolayısı kalbindeki bu engelleri de ruh dünyamızı okşayan türküler yazarak aşmaya çalıştığını biliyoruz.

Yaşadığımız dünyada belki çağın gereği olarak insanoğlu bir taraftan her gün biraz daha yalnızlaşırken, bir taraftan da yalnızlıktan kurtulma adına müthiş bir gitme hastalığına yakalanıyor. 
Gideceği yeri bilmeden, aradaki mesafeyi bilmeden, gittiği yerde mutlu olup olamayacağını bilmeden, bir anda bavulunu toplayıp bulunduğu yerden en uzağa gitmenin hesabını yapıyor.

Gitme konusu gençlik yıllarımızda bizimde aklımızı karıştırmıyor değildi. Hayatın daha kolay olduğu yıllarda işin doğrusu biz de yeni bir hayat kurma, yeni yerler keşfetme ya da herkesin özlemi olan üzerinde küçük bir evi olan şirin bir mekan açıp, öğlen saatlerine kadar uyuduktan sonra küçük ve şık mekanımızda hazırlanan kahvaltı sonrası, gece geç saatlere kadar iş yapmak iş yaparken de, para kazanma derdi olmayan bir süreç düşünüyorduk.

Aradan yıllar geçti. Şartlar bize var olduğumuz bölgeden ayrılma imkanı vermedi. İşin garip tarafı yıllar içerisinde bizde yaşadığımız bölgeye ve bölgenin şartlarına alışmaya o bölgenin ayrılmaz bir parçası olma yolunda çok hızlı adımlar attığımıza şahit olduk.

Şimdilerde gitmek denildiğinde tek amacımız evin salonundaki büyük ekran televizyonun karşısındaki koltuğa ulaşabilmek. Geçen yılların bize verdiği olağanüstü yorgunluk ve yılgınlık ister istemez Gitmek ile olan düşünceleri de değişirmiş oldu.

İnsanoğlunun doğduğu günden ölümüne kadar geçen süre içerisinde gitmek ya da gidebilmek ile ilgili yerlere nasıl ulaşacağını bilmeden "Alıp başımı gideceğim" demesi ve hayaller kurması bugüne ait bir eylem biçimi değil, bundan sonra da son bulacak gibi görünmüyor, gidenlerde var gitmek isteyipte bulunduğu yerden yüz metre ayrılamayan da.

Mesele giderken var olan bagajları geride bırakmak, aksi takdirde nereye giderseniz gidin, kendinizi kandırmaktan başka hiçbir şey yapmayacaksınız. 

    Yorum yazmak için sitenin üst kısımdan giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen olun!
banner9
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
YÜKSEL ERCAN'I GEBZE Belediye Başkanı olarak Görmek istermisiniz.?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
e-gazete
KARİKATÜR
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV