banner55

Giden gidene..

Sözleri Karacaoğlan’a ait olduğu bilinen  başta  Erdal Erzincan ve Mustafa Özarslan olmak üzere çok sayıda sanatçımız tarafından seslendirilen

Yavuz ERCAN
Yavuz ERCAN
25 Ocak 2021 Pazartesi 21:22
Giden gidene..

Sözleri Karacaoğlan’a ait olduğu bilinen başta  Erdal Erzincan ve Mustafa Özarslan olmak üzere çok sayıda sanatçımız tarafından seslendirilen,

Esti seher yeli söküldü seller

Gidiyorum kömür gözlüm ağlama

Ağlamanın vakti geçti ne çare

Kemend atıp yollarımı bağlama 

Sana derim sana kaşı kemanım

Büküldü kametim geçti zamanım

Gidiyorum yedi benli ceranım

Yarim gitti deyi yürek dağlama 

Karacaoğlan der gözyaşım silinir

Bir ah çeksem yüce dağlar delinir

Yüreciğim bölük bölük bölünür

Yaş döküp de arkam sıra çağlama 

şeklindeki türküyü çok severiz ve bu türküyü ne zaman duysak gözlerimizden akan yaşlara bir türlü engel olamayız.
***
Gitmek yada daha geniş manada gidebilmek  öteden beri Türk insanının sanki alın yazısı olmuş gibidir,

Çok çalıştığı halde istediği düzeye gelemeyen, çok yakın gördüğü birine küsen, sevdiğinden karşılık göremeyen kim varsa birden bire alıp başımı gideceğim diye haykırmaya başlar. İşin garip tarafı “Alıp başımı gideceğim” diye dertlenen muhatabımıza “İyi de nereye gideceksin?” diye sorduğumuzda alacağımız cevap “Nereye gideceğimi bilmiyorum ama yine de gideceğim” olacaktır.
***
Orhan Veli gönlündeki gitme isteğini 'Gün Olur' isimli şiirinde

Gün olur, alır başımı giderim, 

Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda. 

Şu ada senin, bu ada benim, 

Yelkovan kuşlarının peşi sıra. 

Dünyalar vardır, düşünemezsiniz; 

Çiçekler gürültüyle açar; 

Gürültüyle çıkar duman topraktan. 

Hele martılar, hele martılar, 

Her bir tüylerinde ayrı telaş! 

Gün olur, başıma kadar mavi; 

Gün olur başıma kadar güneş; 

Gün olur, deli gibi..." 

diye açığa çıkarır ancak yaşadığı zaman zarfında Orhan Veli’nin de istediği yere gidip gidemediği ile ilgili net ifadeler olmadığını bilemiyoruz.
***
Eski Sinema filmlerinin pek çoğunda görmüşüzdür, birbirlerine kavuşamayacaklarını anlayan aşıklar son çare olarak “Alıp başımızı buralardan kaçıp gidelim, belki gideceğimiz yerde mutlu oluruz” ifadesini kullanırlardı,

Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi onlarda gönüllerindeki gitme isteğini bir türlü hayata geçirmeyen film kahramanları olarak yıllardır beyazperde de duruyorlar.
***
Emeklilik günleri yaklaşan hemen her iş kolundaki vatandaşlarımıza “Emekli olunca ne yapacaksın,nereye yerleşeceksin?” sorusu geldiğinde artık kalıplaşmış bir hale gelen “ Hele bir emekli olayım, bu kalabalık şehirden koşar adım uzaklaşacağım, şirin bir Ege kasabasına gideceğim, orada hayatımın kalan kısmını huzur içerisinde geçireceğim” cevabı gelir,

Lakin bu hayalleri kuran vatandaşımız emekli maaşını eline aldığında o ikramiye ile bırakın herhangi bir Ege kasabasında küçük bir işyeri açmayı bulunduğu yerden oraya göçü bile taşımaya yetmeyeceğini anlayınca başlar dizlerini dövmeye.
***
Aşık Veysel  ise bu durumu

Yeşil ördek gibi, daldım göllere

Sen düşürdün beni dilden dillere 

Başım alıp gidem, gurbet ellere 

Ne sen beni unut, ne de ben seni.

dizeleri ifade eder ancak onunda yaşadığı zaman zarfında gitmek istediği yere ulaşamadığını dolayısı kalbindeki bu engelleri de ruh dünyamızı okşayan türküler yazarak aşmaya çalıştığını biliyoruz.
***
Yaşadığımız dünyada belki çağın gereği olarak insanoğlu bir taraftan her gün biraz daha yalnızlaşırken bir taraftan da yalnızlıktan kurtulma adına müthiş bir gitme hastalığına yakalanıyor, gideceği yeri bilmeden, aradaki mesafeyi bilmeden, gittiği yerde mutlu olup olamayacağını bilmeden, bir anda bavulunu toplayıp bulunduğu yerden en uzağa gitmenin hesabını yapıyor.
***
Gitme konusu gençlik yıllarımızda bizimde aklımızı karıştırmıyor değildi, Hayatın daha kolay olduğu yıllarda işin doğrusu bizde yeni bir hayat kurma, yeni yerler keşfetme ya da herkesin özlemi olan üzerinde küçük bir evi olan şirin bir mekan açıp öğlen saatlerine kadar uyuduktan sonra küçük ve şık mekanımızda hazırlanan kahvaltı sonrası gece geç saatlere kadar iş yapmak iş yaparken de para kazanma derdi olmayan bir süreç düşünüyorduk.
***
Aradan yıllar geçti, Şartlar bize var olduğumuz bölgeden ayrılma imkanı vermedi, işin garip tarafı yıllar içerisinde bizde yaşadığımız bölgeye ve bölgenin şartlarına alışmaya o bölgenin ayrılmaz bir parçası olma yolunda çok hızlı adımlar attığımıza şahit olduk.
***
Şimdilerde gitmek denildiğinde tek amacımız evin salonundaki büyük ekran televizyonun karşısındaki koltuğa ulaşabilmek, Geçen yılların bize verdiği olağanüstü yorgunluk ve yılgınlık ister istemez Gitmek ile olan düşünceleri de değişirmiş oldu.
***
İnsanoğlunun doğduğu günden ölümüne kadar geçen süre içerisinde gitmek ya da gidebilmek ile ilgili yerlere nasıl ulaşacağını bilmeden “Alıp başımı gideceğim” demesi ve hayaller kurması bugüne ait bir eylem biçimi değil, bundan sonra da son bulacak gibi görünmüyor, gidenlerde var gitmek isteyipte bulunduğu yerden yüz metre ayrılamayanda.

***
Mesele giderken var olan bagajları geride bırakmak,

aksi takdirde nereye giderseniz gidin, kendinizi kandırmaktan başka hiçbir şey yapmayacaksınız.

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner51

banner34

banner38

banner57

banner33

banner37