Uzun yıllardır tanıdığımız bizden 8-10 yaş daha küçük, bugünlerde EYT’den emekli olmaya çalışan ancak bir kısım eksiklikler yüzünden çok umutlandığı halde emekliliği birkaç yıl sonrasına kalan bir dostumuz var.

Kurulduğu günden beri oyunu AK Parti için kullanan, çalıştığı kurum evine yaklaşık 70 kilometre uzakta olduğu için, biz kendisini tanıdık tanıyalı kurumun servis aracı ile 3 vardiya işe gidip gelen dostumuz, belirttiğimiz gibi EYT üzerinden emekli olmaya çalışıyordu.

İşin garip tarafı oyunu sürekli AK Parti'ye veren ancak bu sadık seçmen yapısına rağmen, dün giyecek ayakkabısı olmamasına rağmen AK Parti sayesinde paraya para demeyen pek çok AK Partili'nin aksine, bizimkinin hayatının ileriye değil geriye gittiğini biliyoruz.

Dört çocuğu olan, eşi çalışmayan dostumuza "Uzun yıllardır AK Parti'ye oy veriyorsun bir faydasını görmedin. Bu sefer bizim tarafa oy ver, belki hem senin adına hem de memleket adına faydalı hizmet etme imkanımız olur" şeklindeki teklifimize, seçim öncesi bakarız dediğini hatırlıyoruz.

Seçim bitti o günlerin telaşı ile biz dostumuzu göremedik. Seçimin üzerinden yaklaşık 25 gün geçmişti ki aradı, "Yerinde isen sana geleceğim bir işim var, yardımın gerekli" dediğinde buyur gel dedik.

Bir saat sonra geldi. Hoş beş fazlından sonra "Seçimde ne yaptın, umarım oyu bizim tarafa vermişsindir" dediğimde "-Vallahi ne yalan söyleyeyim oyumu Cumhur İttifakı tarafına verdim. Memlekette PKK ve terör tehlikesi var, başta ABD olmak üzere tüm dış güçler ülkemize saldırıyor. Sizin taraf terörü öven partiler ile beraber. O yüzden sizin tarafa oy vermedim" cevabını verdi.

Tabi kendisine "Madem oyu o tarafa verdin bana neden geliyorsun o zaman. Git işini de o tarafa çözdür" demek gibi bir çapsızlık yapmadık. Derdini dinledik ve ilgili bürokrat arkadaşlara yönlendirdik. Zaten ertesi gün de sağ olsun ilgili bürokrat arkadaş arayarak dostumuzun işini çözdüğünü söyledi.

Çayları içerken dostumuz kendi penceresinden bu iktidarın terörü çözeceğini, Türkiye’yi bölmeye çalışan dış güçlerin işini bitireceğini, ekonomik durumun da iyi olduğunu anlatmaya başladı.

O esnada aramızda daha çok soru cevap şeklinde geçen şöyle bir diyalog gelişti.

Soru: En son yenge hanım ile ne zaman dışarıda bir yemek yediniz ?

Cevap: Lokantalardaki yemek fiyatlarından haberin yok galiba, bir akşam ailece dışarıda yemek yesek gelecek 3-4 ay bütçe şaşıyor.

Soru: Çocuklarını en son ne zaman sinemaya ya da tiyatroya götürdün?

Cevap: Bizim zaten öyle bir alışkanlığımız yok. Olsa bile o tür etkinlikler şimdi dünya kadar paradır. Bütün işimiz bitti de iş sinemaya, tiyatroya mı kaldı ?

Soru: Bildiğim kadarı ile senin 1987 model bir aracın vardı, model değiştirebildin mi ?

Cevap: Nereye değiştiriyorsun, bırak değiştirmeyi akaryakıt fiyatları dolayısı ile arabayı aylarca kullanmadığımız oluyor. Araç aynı yerde durmaktan lastikler eskime noktasına geldi.

Soru: Tatil zamanı geliyor, tatilde nereye gideceksiniz ?

Cevap: Bizde tatil alışkanlığı yok. Zaten böyle bir pahalılıkta tatil yapma imkanımız da yok. Çalıştığım kurumun Akdeniz bölgesinde bir oteli varmış, bizim yöneticiye sordum ama fiyatları sorup öğrenince anında vazgeçtim.

Soru: Peki çoluk çocuk evde sıkılmıyormusunuz, yok mu hiçbir etkinlik ?

Cevap: Yıllar önce çoluk çocuk araba ile sahil kenarına gidiyor, çimenlerin üzerinde birkaç saatliğine mangal yapıyorduk. Sonra yöneticiler sahilde mangal yapmayı yasakladılar, hoş yasaklamasalar da et alacak para nerede ?

Soru: Ev kirası ve diğer temel giderler ile nasıl baş ediyorsun ?

Cevap: Rahmetli babamdan iyi kötü bir ev kalmıştı orada idare ediyoruz. Zaten kira veriyor olsak halimiz berbat olurdu.

Soru: Peki sen bu anlattıklarına yaşamak mı diyorsun ?

Cevap : Buna da şükür..

Soru: Peki bundan sonra nasıl bir hayat düşünüyorsun ?

Cevap: EYT’den emekli olabilseydim iyi olurdu. Gider bir yerde daha çalışırdım ama biraz gecikti. Beklentim vatanımız bölünmesin, ezanlar susmasın biz böyle yaşamaya devam edelim. Zaten dünyanın pek çok ülkesinde ekonomik kriz var. Bak Fransa’da enflasyon yükseldi diye halk sokaklara döküldü.

Biz cevap verdik: Fransa’da enflasyon 50 yıl sonra yüzde 7.20 çıkmış, biz de TÜİK’e göre yüzde 70, ENAG’a göre yüzde 160.

Dedi ki; Sana mı inanayım nerede ise bütün gün seyrettiğim televizyonlara mı inananayım?

Allahtan o ara dostumuzun telefonu çaldı evden ekmek istiyorlarmış. Biraz fırıncılara kızdı, çıkarken "Benden bir şey istiyormusun?" dediğinde kendisine, "Kısa zamanda bir psikoloğa görün" dedik.

Dostumuz gittikten sonra kendi kendimize "Bir tarafta bir arıza var ancak o tarafta mıdır, yoksa bu tarafta mıdır?" diye sorsak da bir cevap bulamadık.

Herkesin haklı olduğu bir yerde ister istemez doğruda bir tane değil birden fazla oluyor.