Yıllar yılı ülkemizi kapısında bekletme işinde derece yapan Avrupa Birliği (AB) çökme aşamasına nihayet geldi.
İngiltere'nin AB den ayrılmak için yapmış olduğu referandumdan ayrılma kararının ardından bu durum diğer AB ülkelerine de sirayet etti ve diğer AB ülkelerinden de artık referandum tartışması açıldı.
AB denen köhne birliğin bitmek üzere olduğunu uzun zaman önce zaten yazmış olduğum yazılarımda defalarca dile getirmiştim.
Türkiye'nin artık bu AB işinden vazgeçmesinin zamanı geldi de çattı.
Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı'nın "AB ile yola devam mı? Yoksa tamam mı?" şeklinde yapmış olduğu açıklamanın yanındayım...
Türkiye AB ile ilgili kararını çok acil referanduma götürmeli ve bu süreç artık bitmeli...
AB, içerisine aldığı her ülkeyi esaret altına alma alışkanlığını hep sürdürdü...
AB'ye, üye olan ülkelerin dilediği gibi hareket edememesi ve AB'nin kararları doğrultusunda geleceğini şekillendirmek durumunda olması zaten çok normal bir durum değildi.
Hollanda'da Özgürlük Partisi’nden Geert Wilders'in Twitter hesabında, “Kendi ülkemizi, kendi paramızı, sınırlarımızı ve göç politikamızı kontrol etmek istiyoruz” şeklinde ki açıklaması AB ülkelerinin kendi kararlarını alabilme noktasında ne kadar baskı altında olduğunun net bir göstergesi...
Hollanda'da Özgürlük Partisi’nden Geert Wilders'in açıklamalarının ardından Fransız Ulusal Cephe’den Marine Le Pen'nin de Twitter’da “Özgürlüğün zaferi" şeklinde yapmış olduğu açıklamasına Ulusal Cephe Başkan Yardımcısı Florian Philippot'un “Artık halk dinlenmeli. Onlara karşı gelemezsiniz” şeklinde ki açıklamalarının eklenmesi ise AB denen o köhne topluluğun nasıl bir topluluk olduğunun net bir göstergesidir.
Yani anlayacağınız AB denen o köhne topluluk içerisine aldığı hemen her ülkenin canına ot tıkayan bir topluluk...
Tüm bunlar yaşanırken, yani AB içerisinde olan ülkelerin dahi biran evvel bu köhne topluluktan kopmak için mücadele verdiğini göz önüne alırsak, AB'ye girmek için heves içerisinde olan Türkiye'yi bekleyenleri görmemek için kör olmak lazım...
AB denen o köhne topluluğun artık miadını doldurduğu kesin ve açıktır...
Türkiye olarak bu köhne topluluğun içerisinde yer almak bu noktadan sonra siyasilerin değil, doğrudan Türk halkının kararı olmalıdır...
Bu nedenledir ki AB ile yola devam edilmesi ya da devam edilmemesi noktası Cumhurbaşkanı'nın da açıklamış olduğu gibi acilen halk oylamasına sunulmalı ve halkın vereceği karara göre hareket edilmelidir...
Türk Milleti tarih boyunca kimsenin esiri olmamış onurlu bir millettir.
Böylesine onurlu bir milletin, AB denen o köhne topluluğun esareti altına girmesi tartışılmamalıdır bile...
O AB denen köhne topluluğu yönetenler, tarih boyunca Türk Milletini geldiği yer olan Ortaasya'ya geri yollama hevesiyle yoğrulanlar değiller mi?
Şimdi Türk Milleti kendisine resmen ve de alenen tarih boyunca zulm etmeye çalışan milletlerin talimatları doğrultusunda mı hareket edecektir?
Türk Milletini her alanda kötü duruma düşürme hevesinde olan bu köhne topluluğun üyeleri, savaşarak esir edemedikleri Türk Milletini Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra olduğu gibi anlaşmalarla mı esaret alına alacaklardır?
Türk Milleti'nin önünde olan bu esaret süreci derhal sonlandırılmalı ve AB denen o köhne topluluğa girme gafletinden derhal vazgeçilmelidir...
"Zira AB denen  o köhne topluluğun içerisinde Türk Milleti'nin dostları değil, tarih boyunca hep olmuş olan düşmanları vardır" kanaat ve düşüncesindeyim...
Türkiye, AB denen o köhne topluluktan çok acil kendisini soyutlamalı ve hata yapmamalıdır...
Yok olmaya ve bitmeye yüz tutmuş olan o köhne topluluğa girebilmek için "Bugüne kadar alınmış ve çıkartılmış tüm kanun ve yasalar yeniden gözden geçirilmeli ve Türkiye'yi bataklığın içerisine taşıması muhtemel yasa ve kanunlar varsa derhal ortadan kaldırılmalıdır" şeklinde düşünüyorum...
 
KALIN SAĞLICAKLA...