Birinci, ikinci ve üçüncü makalede mevcut durum, Emekli Derneğinin talepleri ve Türkiye’de emeklilerin sorunları ortaya konulmuş, 3. Makalede emeklilerin emeklileri refaha kavuşturacak çözümler üretilmişti.

Bu kapsamda yaşanan devlet ve yönetim krizi, sığınmacı ve kaçaklar krizi ve milli birlik krizi ve bunlardan da olumsuz etkilenen ekonomik kriz (yani hiçbir kriz yıllarca sürmez, bizimkisi 8 yılı aştı, bu bir buhrana dönüştü) yani buhran ve tabi emeklilerin sorunlarının çözümleri üzerinde durulmuştu.

Bu kapsamda Emeklilik reformu, kurumların tekrar ayrılarak özerk yapıya kavuşturulması, yaş koşulları, asgari ücret düzeyinde maaşlar ve maaşlar arasındaki uçurum (10 kat civarı) üzerinde durulmuştu. Bu çalışmada emeklilerin sorunlarına ilişkin çözüm önerilerine devam edilecektir.

İSTİSNAİ – AYRICALIKLI EMEKLİLİK SORUNU

Milletvekilliği bir meslek değildir. Milletvekilliği, Bakanlık ve Cumhurbaşkanlığı ve hatta Belediye Başkanlığı gibi görevler kişiye bahşettiği ONUR için yapılır. Bunun için de ülkeye en çok yararı dokunacak kişilerin seçilmesi önemlidir.

Seçilen kişilerin görevde oldukları sürece bütün kamu adına harcamaları, hatta kişisel harcamaları belirli ölçütlere göre devletçe karşılanmalıdır. Buna kimse hayır demez. Ancak kişi vekilliğin sağladığı sosyal olanaklardan, istisnai emeklilik hakkından yararlanmak için meclise girme çabası içinde ise ki Türkiye’de sonuç buraya dönüşüyor; bu amaçla meclise giren veya seçimli görevlere gelen bir kişinin ülkeye ne yararı olabilir?

Bu nedenle milletvekili emekliliği derhal kaldırılmalıdır. Çağdaş ülkelerde olduğu gibi, milletvekili veya bakanlık hatta cumhurbaşkanlığı görevi sona erenler, eğer topluma gerçekten yararlı olabilmiş ise zaten o toplumda sıradan insanlar olarak yaşamaktan mutlu olacaklardır.

Aksi halde kendilerini toplumdan soyutlayanlar milletin temsilcisi olamaz. Seçilen kişiler de her çalışan gibi, ait olduğu SGK’ya ödediği prim ve gün sayısına göre emekli olmalıdır. Burada eşitlik sağlayamazsanız, hiçbir konuda eşitlik sağlayamazsınız zira “balık baştan kokar” deyimi tam da bu olumsuz durumları ifade etmek için kullanılmaktadır. Balık baştan kokmamalı, hatta hiç kokmamalı, seçimle göreve gelenler, çağdaş ülkelerde olduğu gibi, topluma öncü ve örnek olmalıdır.

EMEKLİLİK SİSTEMİNE İLİŞKİN DİĞER ÖNERİLER:

Uygulamalar yıllar içinde benzer koşullarda emekli olanlar arasında fark oluşturmuştur.

Eski-yeni emekli farkını ortadan kaldıracak, tek bir emekli sistemi ihdas edilmelidir ki bu da reformu zorunlu kılmaktadır.

Yeni yasal düzenleme (yaş, prim vs. koşulları değiştiğinde) yapıldığında mevcut çalışanların kazanılmış hakları korunmalıdır. Yani kişi işe başladığında ne zaman emekli olacağını bilmeli, süre dolmadan kural değiştirilmemelidir.

SGK Sisteminde yüksek prim ödeme ve uzun süreli çalışma teşvik edilmeli ve yüksek emekli maaşı ile ödüllendirilmelidir.

SGK sisteminde en düşük emekli aylığı açlık sınırın üzerinde belirlenmelidir.

Bu sınırın altına düşen aylıklar Sosyal Devlet İlkesi gereği hazineden tamamlanmalıdır.

Devlet sahtekarlık yapmaz. Devlet halkını kandırmaz. Devletin bilgileri doğru, şeffaf ve güvenilir olmalıdır. Maalesef bütün kalemleri etkileyen enflasyonun yanlış hesaplanması nedeniyle bütün emeklilerin maaşları erimiş durumdadır.

Maaş artışları bilimsel kuruluşlarca onaylanan gerçek enflasyon + refah payı ile yapılmalı; bu da yeterli olmaz ise seyyanen zam değerlendirilmelidir. Ayrıca gerçekleşene göre değil, beklentiye göre zam yapmak da emekli maaşlarının erimesinde etken olmuştur. Bundan vazgeçilmelidir.

Yüksek enflasyon dönemlerinde 2002 öncesinde olduğu gibi eşel mobil sistemi uygulanmalıdır. Bu sistem, ücretli ve maaşlıları, hayat pahalılığı karşısında korumak amacıyla fiyat artışlarıyla doğru orantılı olarak gelirlerinin artmasının sağlamaktadır. Böylece hem çalışanların hem de emeklilerin fiyat artışlarından zarar görmesi engellenebilmektedir.

Bayram ikramiyeleri (yıllardır ödendiği için kazanılmış hak haline gelmiştir) her emekli için yılda iki kez ve en az yarımşar maaşı kadar ödenmelidir.

SGK Sisteminin en büyük kara deliği sağlık yardımları oluşturmaktadır. Bu da hastaneleri, ilaç firmaları elinden alınan SGK’nın suçu değildir. Ayrıca özel hastane harcamaları çok sıkı denetime tabi tutulmalıdır.

EMEKLİLERE YÖNELİK KAMUSAL DESTEKLER

Özellikle en alt düzeyde maaş alan dul ve yetimler (öğrenime devam eden yetim çocukları için) YURT-KUR bursu yanında, karşılıksız eğitim bursu değerlendirilmelidir.

65 yaş üstüne özel sağlıkta “hızlı randevu hattı” uygulamasına geçilmelidir.

Muayene, ilaç ve tetkik katkı payları azaltılmalı, esasen sağlık yardımları ücretsiz olmalıdır.

Konutu olmayanlar için Belediyeler ve TOKİ işbirliğiyle, düşük taksitlerle alınabilecek ya da emeklilere kiralanabilecek, sosyal konutlar üretilmelidir.

Emeklilere elektrik, su, doğalgaz, ulaşım ve kültürel faaliyetlerde indirimler yapılmalıdır.

Belediyeler emekli bakımevleri, sosyal tesisler, kültür ve hobi merkezleri kurmalıdır. Emekli, dul ve yetimlerin kamu sosyal tesislerinden yararlanması sağlanmalıdır.

Evde bakım ve psikolojik destek hizmetleri yaygınlaştırılmalı; yaşlıya bakan aileler desteklenmelidir.

Üniversitelerle iş birliği yapılarak emekliler için yaşam boyu eğitim programları açılmalıdır. Emekliler gönüllü faaliyetlere, sosyal etkinliklere, bahçecilik gibi hobilere teşvik edilmeli, belediyelerin hobi bahçeleri tahsis etmesi sağlanmalıdır.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki, iyi yönetilen SGK fonları ile yeterli emekli maaşına ulaşan emekli için diğer destekleyici (elektrik, su, doğalgaz indirimi; bakımevi, sosyal tesis, ulaşım, kültürel hizmetler vs.) gibi indirimlere de gerek kalmayacaktır.

Esasen politik bir araç haline getirilen bu indirimlerin bedeli de topluma mal edilmektedir. Dolayısıyla olmazsa olmaz olan emeklinin aylığı ile geçimini sağlayabilecek düzeyde maaşa kavuşturulmasıdır.

Devam edecek