banner55

ABD'ye bakış değişir mi?

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Kurucusu ve Genel Başkanı Haydar Baş, Trabzon'da korona virüs nedeniyle hayatını kaybetti. Kendisine Allah'tan rahmet yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Vefatından sonra hemen herkesin kendisi ile ilgili son derece olumlu ifadeler kullanması da Haydar Baş'ın bu dünyada iyi işler yaptığına en büyük işaret.

Yavuz ERCAN
Yavuz ERCAN
14 Nisan 2020 Salı 21:12
ABD'ye bakış değişir mi?

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Kurucusu ve Genel Başkanı Haydar Baş, Trabzon'da korona virüs nedeniyle hayatını kaybetti. Kendisine Allah'tan rahmet yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Vefatından sonra hemen herkesin kendisi ile ilgili son derece olumlu ifadeler kullanması da Haydar Baş'ın bu dünyada iyi işler yaptığına en büyük işaret.

Haydar Baş'ın vefatından saatler sonra Sosyal medyada çok sayıda paylaşım yapıldı, Herkesin kendisinden bir şeyler bulduğu bu paylaşımlarda bize göre daha fazla dikkat çeken konu rahmetlinin bir konferans sırasında ABD ile ABD'nin 6. Filosu ile ve Deniz Gezmiş ile ilgili olarak söyledikleriydi.

Sağlığında katıldığı bir toplantıda Türkiye'de bir dönem bölücü faaliyetlerin çoğaldığını kaydeden BTP lideri Haydar Baş,"O zaman Nişantaşı’ndan solcular yürüyerek Tophane'ye gidecekler. Amerikan 6'ncı Filosu oraya geldi. Biz de sağcı olarak onların karşısına çıkıyoruz. Sarayburnu'nun oraya sağcılar geldi, toplandılar. 6'ncı Filoya dönüp namaz kıldılar. O hareketi yapanlar Müslüman, onları korumak için giden solcular kâfir. Bunların içinde olan delikanlılardan birisi de Deniz Gezmiş. Ben zannediyordum ki, Deniz Gezmiş’in bu derece sakıncalı birisi olması birkaç tane adamı ya öldürür ya da öldürülmesine vesile olur. Sonra öğrendik ki, onun böyle bir eylemi olmamış. Deniz Gezmiş, Amerika’ya karşı çıktığı o adamları tebliğ ettiği için idam sehpasında sallandırıldı. Sağcılar Amerikan donanmasına dönüp, namaz kıldılar. Onlar Müslüman, bunlar kâfir. Ben reddediyorum bunu, kabul etmiyorum." diyerek herkesi şaşırtan ifadeler kullanmıştı.

Sağlığında Haydar Baş tarafından yapılan bu açıklama belki o toz duman arasında pek yankı bulamadı, Ancak böyle bir süreçte Haydar Baş'ın ABD'nin 6. Filosu ile ilgili  söyledikleri öyle görünüyor ki bundan sonra siyaseten daha çok tartışılacak "Emperyalizm" ile yıllar yılı var olan mücadelede kimin nerede durduğu sorusu daha geniş kitleler tarafından olabildiğince tartışmaya açılacaktır.

Bildik fıkradır, oldum olası ABD düşmanı olan Temel ile İdris 6.Filonun İstanbul’a geleceğini duyunca ABD askerlerine iyi bir ders vermek isterler ve 6.filonun yanaşacağı limanda beklemeye başlarlar.

ABD’nin 6.filosu İstanbul’da ilgili limana yanaşır ve askerler yavaş yavaş gemilerden inmeye başlarlar, İrikıyım-Zenci bir Denizci ABD askerini  gözlerine kestiren Temel ile İdris “Haydi ya Allah” diyerek ABD askerine saldırılar ancak daha saldırının ilk anında Denizci asker bizimkileri yere yatırıp yumruklama başlar.

Durumun hiçte iyi gitmediğini gören Temel perişan bir halde “Ula İdris bıçağını çek” diye bağırmaya başlayınca İdris “ Sırtımı yerden kaldırabilsem bıçağı çekeceğim ama Zenci üzerime abanmış sırtımı yerden kaldıramıyorum” cevabını verir.

Latife bir tarafa ABD biz kendimizi bildik bileli sadece bizim değil dünyada ne kadar ülke varsa tamamının üzerine abanmış o gün bu gündür kendi ülkesinde yaşayan vatandaşlarına daha iyi bir istikbal sağlamak adına dünyada kim var kim yok herkesi perişan ediyor.

Hatırlayan okuyucularımız vardır Körfez savaşı sırasında Irak’ta oğlunu kaybeden bir anne savaşın ne kadar acımasız olduğunu bütün dünyaya anlatmak adına aylarca Beyaz Saray bahçesinde tek başına direniş yaparken “Allah belanı versin Bush senin yüzünden oğlum hiç bilmediği topraklarda hayatını kaybetti” şeklinde bağırmaya başlayınca ABD başkanı Bush “ Senin evladın bilmediği bir ülkede hayatını şu an ülkemizde yaşayan 320 milyon ABD vatandaşı için kaybetti, sizin bu ülkede daha rahat yaşayabilmeniz için biz ülke savunmasını burada değil daha uzaklarda yapmak zorundayız” şeklinde bir cevap vermişti.

Türkiye’de genç nüfus, siyaset ile ilgilenmeyen kesim, Yabancı ortaklı kurum ve kuruluşlar ile işi olmayan kişi yada kişiler ABD’yi asla sevmez daha da önemlisi ABD’yi dünyadaki bütün milletlerin kanını emen, iliğini kurutan bir Şeytan olarak değerlendirir.

Ancak iş ne zaman siyaset yapmaya  gelir, ne zaman yabancı sermayeli bir grup ile ortaklık yapmaya gelinir, yada ABD menşeili bir markanın Türkiye’ye getirilmesi söz konusu olur işte o zaman bırakın Türkiye’yi dünyadaki hiç ülkenin ilgilileri ABD’siz asla demek zorunda kalırlar.

Biz 1960’lı yıllarda ABD’nin Türkiye’ye gönderdiği Süt tozu ve Kuru üzümün okul sıralarında dağıtıldığı dönemleri yaşamış birisiyiz, İşte o zamanlar Türkiye’yi, küçük Amerika yapan ancak bu yapılaşma sonrası işin içinden çıkamayan Başbakan Adnan Menderes ve arkadaşlarını idam sehpasına götüren 27 Mayıs 1960 ihtilalini de uygulamaya sokan ülkenin ABD olduğunu aşağı yukarı bütün Türk milleti biliyor.

1960 ihtilalinden 20 yıl sonra yani 12 Eylül 1980 yılında Kenan Evren başkanlığındaki Beşli Cunta tarafından gerçekleştirilen ihtilalde Mehmet Ali Birand'ın 12 Eylül Saat:04.00 isimli kitabında ortaya atılan, 12 Eylül Darbesi sırasında dönemin ABD Merkezi Haberalma Ajansı CIA Türkiye Masası İstasyon Şefi Paul Henze askerî müdahaleyi haber alırken, haberi ulaştıran diplomatın "[y]our boys have done it" (seninkiler yaptı/bizim çocuklar işi bitirdi)" şeklindeki konuşması, 12 Eylül Darbesi içinde ABD'nin rolü konusunda tartışmalara neden olmuştur.

Henze'den sonra Ankara'daki çocuklar başardı şeklindeki mesaj Başkan Jimmy Carter'a iletilmiştir. Paul Henze 2003 yılında bir Türk gazetesine verdiği demeçte "bizim çocuklar işi başardı" sözlerinin Mehmet Ali Birand'ın uydurması olduğunu belirtmiş, ancak kısa bir süre sonra Birand 1997'de Henze ile yaptığı görüşmenin sesli ve görüntülü kayıtlarını yayınlayarak Henze'i yalanlamıştır.

12 Eylül 1980 ile 15 Temmuz 2016 tarihleri arasında Türkiye’de siyaseten olup bitenleri burada tekrarlamak istemiyoruz ancak 15 Temmuz tarihinde FETÖ tarafından uygulamaya konuşan Darbe girişimi ile ilgili olarak Sabah gazetesi yazarı Mahmut Övür 19 Temmuz 2016 tarihinde kaleme aldığı köşe yazısında şunları yazıyordu “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu , darbenin ertesi günü Habertürk televizyonundan Türkiye'ye şöyle sesleniyordu: "Bunları toprağa girdikten sonra söyleyecek değiliz. Darbe başarılmış olsa idi bugün ölmüş olacaktık. Ölmüş olduğumuzu varsayarak söylüyorum ve bas bas bağırıyorum. Bu darbenin arkasında ABD vardır. Bu darbenin arkasında ABD vardır. Bu darbenin arkasında ABD vardır, Bu çapulcu çetesi, uçakları kaldırma cesaretini kimden almıştır? Son 1 ayda bir buçuk ayda kim darbe söylentilerini ortaya koymuş? Bunların tesadüf olduğunu kimse bize söylemesin. Bu darbenin arkasında neyin ne olduğunu biliyoruz."

Dolayısı ile başta Türkiye olmak üzere dünyanın herhangi bir ülkesinde meydana gelen ve o ülkenin hayrına olmayan bir olumsuzluğun altında ABD’nin olmaması artık eşyanın tabiatına aykırı bir durum olarak kabul ediliyor.

Söylenip söylenmediği yada kimin söylediğinin belli olmadığı ama cuk diye oturan ve Bolivya Devlet Başkanına ithaf edilen "Darbe olmayacak tek ülke ABD, çünkü orada ABD Büyükelçiliği yok.." şeklindeki yakıştırma bile ABD’nin böylesi durumlarda nerede durduğuna en iyi örnektir.

Herkesin düşman olduğu ama yine herkesin de müttefik olmak istediği ABD’nin artık Dünya'nın Jandarması olarak kabul edilmemesi gibi bir durum söz konusu olmayacağı bir dünyada ABD, "Bizim dostumuz yoktur menfaatimiz vardır" diyerek zaten durumunu netleştiriyor sonrasında da "Kiminle dost kiminle düşman olacağıma, kiminle hangi politikayı yapacağıma sadece ben karar veririm, müttefiklerim değil" mesajını da vermekten geri durmuyor.

Hal böyle olunca bizim yazımıza başlık olan ABD’siz bir dünya mümkün müdür ? Sorusunun cevabı da zaten ABD’siz asla olacaktır. Bu ifadenin karşısında olan kim varsa gelsin bize de anlatsın.

Yirmili yaşlarda bizim hedeflerimiz arasında Beyaz Saray'ın bahçesinde atımıza ot yedirme ideali vardı, ancak ne zaman kafamızdaki kavak yellerinin esmesi sona erdi. Ne zamanki ABD’nin gözünü diktiği ülkeyi anında toz-duman ettiğini-ABD’nin izni olmadan hiçbir ülkede iktidar olmadığının farkına vardık. İşte o zaman hiç değilse atımız hayatta kalsın diyerek bu idealimizden mecburen vazgeçmek zorunda kaldık.

Zira ABD'deki kovboylar atları da vuruyor.

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner51

banner34

banner38

banner57

banner33

banner37