Ülkemiz her geçen gün terör sarmalının içine doğru itilmek isteniyor. 
Bu kanlı eylemleri planlayanlar, arkasındaki büyük devletler, terörü ülkemizi kendi belirledikleri rotaya sokmak için bir terbiye etme aracı olarak kullanıyorlar. 
Her seferinde başarılı olduklarını görmek insanın içini acıtıyor. 
Bari bu sefer bu oyuna gelmeyelim.
Toplumun her katmanı bu terör belasından çok acılar çekti. 
Devletimiz kırk yıldır büyük fedakârlıklarla mücadele ediyor. 
Terörle mücadele eden kurumlarımız bu konuda büyük tecrübelere sahipler. 
Ancak gelin görün ki bu konuda oluşan kurumsal tecrübeyi, kurumsal akıl ışığında değerlendirip strateji belirleme konusunda büyük sıkıntılar yaşıyoruz. 
Özellikle kamuoyunu bilgilendirme yönetme ve yönlendirme misyonuna sahip olan kurum ve kuruluşlar, medya organları tabiri caizse sınıfta kalıyor. 
Tam da terör ve terörizmin istediği ortamı kendi elleri ile bilerek veya bilmeyerek hazırlıyorlar. 
Terör eylemleri adeta bağıra bağıra gelirken, horlaya horlaya uyuduğumuzu duyurmak görevi sanki bir zorunluluk gibi yakamıza yapışmış durumda.
Her gün her fırsatta birlik ve beraberliğin önemine vurgu yapıp, bulunan ilk fırsatta farklılıklarımızı zenginliğimiz değil kavga nedeni olarak kullanmak nasıl bir aklın ürünü olduğunu anlamakta zorluk çekiyorum. 
Hem yedi düvel bir olmuş bizi ayırmaya, bölmeye çalışıyorlar diyoruz. 
Hem de kılık kıyafet özgürlüğü, yılbaşı kutlaması, Atatürk, Abdülhamit, milli ve manevi bayramlarımız gibi toplumun değişik kesimlerinde farklı anlamları olan değerlerimiz üzerinden ayrılık tohumları ekiyoruz. 
Bu şekilde kendi ellerimizle oluşturduğumuz bu puslu havayı kendi emelleri için kullanmak isteyen karanlık odaklara davetiye çıkarıyoruz. 
Bu kısır döngü yıllardır aynı şekilde devam ediyor.
Biz içinde bulunduğumuz bu terör sarmalından ancak farklılıklarımızı zenginlik olarak kabul edip bir bütün halinde aynı nefesi soluklamamızla çıkabiliriz. 
Bunun bilincinde olmak her vatanseverin boynunun borcudur. 
Türkiye bugün bölgesinde bir aktör olarak mı yoluna devam edecek, yoksa küresel şer çetelerinin mücadele alanı mı olacak bunun savaşını veriyor. 
Bize düşen, ülkemiz varlık yokluk mücadelesi verirken bir bütün olarak devletinin yanında yer almaktır. 
Ortak değerlerimiz, din, ahlak gibi toplumun uzlaşma araçlarını müflis tüccar gibi ulu orta harcamamalıyız.
İşte bakın yine böyle bir puslu yılbaşı gecesi karanlık bir plan devreye sokuldu. 
Onlarca masum insan katledildi, onlarcası yaralı. 
Muhtemelen bu terör eylemini DEAŞ üstlenecek veya ona ihale edecekler. 
Çünkü seçilen yer, gün ve katledilen insanların kimliği vermek istedikleri mesaj açısından özenle belirlenmiş gibi gözüküyor. Bu kanlı terör eyleminin uluslararası topluma ve iç kamuoyuna vermek istediği birçok mesaj olmasına rağmen ikisi ön plana çıkıyor.
Birincisi toplumsal fay hatlarını yaşam biçimi üzerinden tetikleyerek kırılmalara neden olmak. 
Bir diğeri ise ülkemize büyük bir teveccühle yatırım yapan, para harcayan, sermaye transferi gerçekleştiren Araplara yönelik verilen mesajdır. 
Yani biri sosyal, diğeri ise ekonomik anlamda ülkemizi sıkıntıya sokmak üzere kurgulandığı görülüyor.
Ancak toplumdan ayrı olarak devletimizin, terör eylemi gerçekleştirildikten sonra ortaya koyduğu tavrı doğru buluyorum. 
Bir panik havası yaratmadan, katledilen masum insanların kimlikleri üzerinden terörü planlayanların istedikleri siyasi mesajı vermelerinin önüne geçmiştir. 
Toplumu bilgilendiren, yöneten ve yönlendirenlerin bugünlerde daha dikkatli ve stratejik davranması gerekir. 
Devletimizi zora sokacak açıklamalardan, toplumsal fay hatlarını harekete geçirecek davranışlardan özenle kaçınmalıdırlar. Önümüzde bugünlerde terör eylemlerine muhatap olan Rusya var. 
Rusya’nın terör eylemleri karşısındaki duruşunu iyi incelemek lazım. 
Büyük devlet olmak, ancak aklı ve fikri rehber edinmekle mümkündür. 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner51

banner34

banner38

banner57

banner33

banner37